1 dakikada 1 suç işleyelim

Necdet Yüksel

Necdet Yüksel



RÖPORTAJ: Nihal Altıngövde 10 Ekim 2015, 07:36

«Her 38 saniyede bir suç işleniyor ülkemizde. Her 38 saniyede bir suç işleniyor ise lütfen ey insanlar 1 dakikada 1 suç işleyelim» diyor; Kader Mahkumları Derneği Başkanı Necdet Yüksel. Beylikdüzü'nde 12 yıldır faaliyet gösteren derneklerinin, Türkiye'nin dört bir yanından gelen mektuplarla mahkumların kendileri ve aileleri için istedikleri kıyafet, kitap, oyuncak gibi ürünleri kolileyerek gönderdiklerini anlatan Yüksel, kar topu gibi yuvarlanarak büyüyen derneklerinin çalışmalarını paylaştı.

Özgürlüğün kıymetini özgür olmayanlar bilir. Başınız sıkışınca bir çok insanın kapısını çalabilirsiniz. Oysa onların ihtiyaçlarını isteyebilecekleri tek yer var, o da; Kader Mahkumları Derneği. Hapishanede olan insanlar gecenin sessizliğinde yazıyorlar mektuplarını. Kimi giymek için bir kazak, kimi ayakkabı, kimi kitap istiyor. Kendi hatasından dolayı dışarda kalan çoluk çocuğuna bir oyuncak isteyen babanın feryadı o mektuplarda dile geliyor.

Beylikdüzü'nde 12 yıldır faaliyet gösteren Kader Mahkumları Derneği  Türkiye'nin dört bir yanından gelen mektuplarla mahkumların kendileri ve aileleri için istedikleri kıyafet, kitap, oyuncak gibi ürünleri kolileyerek gönderiyor. Dernek Başkanı Necdet Yüksel yıllar içinde kar topu gibi yuvarlanarak büyüyen derneklerinin gönüllüler tarafından ayakta kaldığının altını çiziyor. Vatandaşların evlerindeki fazla kıyafet, kitap gibi ürünleri derneğe getirdiklerini söyleyen Yüksel bir kaç gönüllü vasıtasıyla bu ürünlerin hazırlanıp isteklere göre kolilendiğini fakat bu kolilerin gönderilmesi konusunda sıkıntı yaşadıklarını belirtiyor. Bu kolileri dört duvar arasında bir umut içinde bekleyen insanlar olduğunu dile getiren başkan "Tarih geç kalanları affetmiyor" diyerek kolinin geç gönderilmesinin bazen telafisi mümkün olmayan üzüntülere sebep olduğunun altını çiziyor.

Bu iş gönül işi
Burada gece gündüz demeden çalışıtığınızı anlıyorum. Bu konudaki duygularınızı öğrenebilir miyim?
Bu iş tamamıyla bir gönül işi. Bir insana aylık 5000 TL deseniz durmaz burada.Gelen mektuplar okunuyor, taranıyor, hepsi tek tek bilgisayara kaydediliyor. Burada olay tamamen manevi bir olay. 
Başta İl Müftüsü, İlçe Müftüsü ve mütedeyyin insanlar diye tarif ettiğimiz insanların bu işe öncelikle sahip çıkmaları lazım. Çünkü dinimiz islam bir insan kazanmanın tüm insanlığı kazanmaya eşdeğer olduğunu söylüyor. Netice itibariyle mütedeyyin insanların sahip çıkması lazım.

Mektuplardan söz edelim birazda, neler istiyor mahkumlar?
Mektuplara bakıyorsunuz herkes okumak için Kuran-ı Kerim istiyor. Herkes namaz kılmak için seccade istiyor, dini kitaplar istiyor. Dinini öğrenmek istiyor insanlar. Dışarda öğrenememiş bu insanlar, öğretememişiz yani. Kimde bu sorumluluk tabi ki bizlerde. Çocuklarımızı kırsal bölgede de olsak şehirlerde de olsak yaz tatillerinde dini bilgi alması için kurslara gönderiyoruz.Daha sonrasında okullarda dini bilgiler veriliyor. Oralarda doğru öğretemediği için öğreticiler ve toplum bir şekilde ötelediği için oluyor tüm bunlar. Toplum olarak manevi yönden her geçen gün daha geriye gidiyoruz. Müslümanız diyoruz ama her geçen gün maneviyattan kopuyoruz. Son yıllarda boşanmaların arttığını görüyoruz. Ben 67 yaşındayım bizim gençlik zamanımızda biri boşanmış denildiği zaman kıyamaet kopardı. Çünkü evlilikler tamamıyla manevi boyutla ilişkilidir. Bütün bu olayları içiçe yanyana sıraladığınız zaman bugünlere geliyoruz.

10 bin çocuk mahkum var!
Türkiye'de mahkum sayısı ne kadar?
Bugün cezaevlerimizde 172 bin insan var. 13-18 yaş arası 10 bin civarında çocuk mahkum var. Bu çocukların anaları babaları yok mu? Bu çocuklar uzaydan gelmedi ki. Her 38 saniyede bir suç işleniyor ülkemizde. Her 38 saniyede bir suç işleniyor ise lütfen ey insanlar 1 dakikada 1 suç işleyelim.

"1 dakikada 1 suç işleyelim" diyorsunuz bunun açılımınıda sizden alalım. Kulaklara oldukça ilginç gelen bir cümle.
Bu cümleyi benden duyan insan bu insan şaşırmış der. Tekrar diyorum suç işleme potansiyeli olan tüm insanlar lütfen 1 dakikada bir suç işleyin. 38 saniye ile 1 dakikanın arasındaki fark  tam 550 bin tane insanın mağduriyetten kurtulması demek. Ülkemizde suç işleme oranı 38 saniyeden 1 dakikaya çıkması demek 550 bin insanın mağduriyetten kurtulması demektir. Keşke bu oran 2 dakikaya çıksa hatta hiç suç işlenmese. Ama dünya kurulduğundan bu güne insanın olduğu her yerde suç işleniyor.
Necdet Yüksel

Amacımız insan kazanmak
Aslında derneğininzin kuruluş amacınında insan kazanmak olduğunu belirtmiştiniz. Bu dernek vasıtası ile orada ki insanlar topluma kazandırılabilir mi?
Bizim amacımız suç işleyen suça bulaşmış insanların arasından bir kişiyi dahi olsa nasıl kazanabiliriz noktasında, bu niyetle 12 yıl önce kurduk bu derneği. Halen aynı duyguyla, aynı heyecanla devam ediyorum. Bizleri insanlar az anlıyormuş, anlayamıyormuş.  Bizi anlayan bizim çalışmamızı öteleyen bir çok yer var. Basında bunlardan birtanesi. Zannediyorum bizim dernekten daha önemli haberler yer alıyor gazetelerde ve televizyonlarda. Maddiyat buradada devreye giriyor. Ama gönül insanlarının bu işe sahip çıkmaları lazım.  Basın ve medya sektöründe olan arkadaşlarında konuya sahip çıkmaları lazım. Bu sadece benimle ilgili bir olay değil ki. Sosyal, toplumsal bir proje. Sadece üzüldüğümüz yanı bu. Yoksa bu cümlelerim yılmışlığımdan değil. Ben keyif alıyorum yaptığım işten. Bu dünyada işlerimi bir şekilde bitirmişim, 4 tane çocuk, 8 torunum var. Hepsini yetiştirdim, okudular hepsi meslek sahibi oldular.  Bende bir işe yarayayım istedim. Yoksa emekliyim. Gidip boş boş kahvelerde vakit geçirmektense böyle bir işe besmeleyi çekip başladım. Sizin gibi gönül insanlarıda olaya sahip çıktığı an bu iş daha büyür ve daha kapsamlı hale gelir. Büyürse keyfini birlikte yaşarız.

Koliler gönderilmeyi bekliyor
İnsanlar buraya bir çok malzeme getiriyorlar gördüğüm kadarıyla. Bu anlamda bir sıkıntınız yok. En zor olan hazırlanan kolilerin gönderilmesi mi?
Burada üç tane demirbaş elemana ihtiyacımız var. Bunlardan biri bilgisayar işlerini yapacak. Gönüllü insanlarla olmuyor bu iş çünkü. Mektuplar taranıyor, bilgisayarda dosyalanıyor. İki görevlide buraya getirilen eşyaları ayırıp, paketleme işleri ile uğraşmalı. Çünkü buraya getirilen eşyalar bay, bayan, çocuk diye ayrılıyor. Sonrasında mektuplara göre kolilenmesi gerekiyor.
Bunun için 200 metre kare bir yer düşünüyorum. Yani bir depo şeklinde olacak. Tüm poşetler oraya gelecek ve orada bunlar yıkanıp ütülenecek, jelatine girecek bedenlerine ve cinsiyetlerine göre ayrılacak. Tüm bunlar yapıldıktan sonra buraya gelecek ve kolilere yerleşecek.

Yüzlerce koli var burada. Bu kolileri kimler hazırlıyor?
Böcekler bastı burayı iki aydan beri temizleyemiyorum. Ben burada yaşıyorum, yalnız yaşadığım için. Burada bir oda yaptım kendime. Gecenin geç saatlerine kadar kolilemekle uğraşabiliyorum bu nedenle.Bilgisayar işlerinde bize destek olan arkadaşımız gündüz çalışıyor, işten çıktığında buraya geliyor gecenin geç saatlerine kadar burada çalışıyor. Tamamen sevdiği için yapıyor bunu. 
Ben bu derneği kurdum ve şimdi çok ileri bir noktaya geldik. Fakat tek başıma da işi çözemiyorum şimdi. Bunun altında da ezilme ihtimalimiz çok yüksek şimdi.

Belediye destek oluyor
Beylikdüzü Belediyesi bu anlamda size destek olyor mu?
Ben şimdi tüm bunları belediye başkanımızada anlatıyorum, gelen eşe dostada anlatıyorum. Bu şi beraber yapalim diyorum. Biz buraya kira ödemiyoruz, elektrik parasıda ödemiyoruz. Allah razı olsun önceki belediye başkanımız Yusuf Uzun 7 yıl önce burayı bize verdi. Şimdiki Beylikdüzü Belediye Başkanımız Ekrem İmamoğlu'da destek oluyor. Bunlar güzel şeyler ama yetmiyor bize. Yoksa diğer derneklerle oranına baktığımız zaman Beylikdüzü'ndeki bütün derneklere belediyenin yaptığı katkı bir tarafa bize yaptığı katkı daha fazla. Yer verdi belediye bize, kolileri göndermemize zaman zaman destek oluyorlar, hatta ihtiyacımız olan kırtasiye malzemelerini dahi belediyeden temin ettiğimiz günler oluyor.

Başka destek alabildiğiniz yerler var mı?
Biz ufak tefek denilebilecek şeyler için bile bunalıyoruz bazen. Geçen gün kolilerin üstüne yazdığımız bir ispirtolu kalem için  kumbaramızdaki bozuk paraları saydık. Biz burada 4 kişiyiz, insanlık hali para olmayınca olmuyor işte. Kolileride yazmamız lazımdı. Açtım kumbarayı, 10 lira para çıktı içinden, 10'luk 25 'lik, aldık kalemi.

Onların isteyebilecekleri başka yer yok
Mektuplardaki duygular nasıl size göre? İsteklerini dile getiren insanların ruh halleri yansıyor mu mektuplara?
Dünyada en zor şey birisinden bir şey istemektir. İstemek çok zor. Bayanlar için çok daha zor. Bir erkek mahkum tanıdıklarından istiyor, bir bayan mahkum isteyemiyor. Zaten suç işlemişler, toplumun bakış açısı belli. Ama biz suçunun ne olduğu ile ilgilenmiyoruz. İnsan olarak bakıyoruz. Biz bu insanlara nasıl sahip çıkılabilir onun derdindeyiz. Bu insanları kazanmlıyız gözüyle bakıyoruz.  Zaten ortak görevimiz bu. Bunu yapamadığımız an her zaman karşımızda dağ gibi büyük bir tehlike var. Bu gidişle 38 saniyeyi bile arar hale geleceğiz. 
Ülkemizi yönetenlerin suç ve suçlu politikası yok.

10 liraya mutluluk
Bu kolileri nasıl gönderiyorsunuz?
Bir koli 10 liraya gidiyor. 10 liraya bir insanı, bir çocuğu veya bir aileyi sevindiriyorsunuz. Bu kolileri hazırlayıp gönderememek bizleri çok üzüyor. Bu mektupları yazan çaresiz insanlar bizlerin çöpe attığı şeyleri istiyor düşüne biliyor musunuz. Kullanmadığımız, fazla olan malzemelerimizi istiyor. Buraya gelen mektuplara göre o koliler nasıl bir emekle hazırlanıyor bilseniz.  Paldır küldür doldur gönder şeklinde değilki. Ne istiyorsa kişi ona göre hazırlıyoruz. Bu zor olan bölümü bitirmişiz, kolileri hazırlamışız ama gönderemiyoruz. Birileride devreye girmeli ve bu kolilerin gitmesine ön ayak olmalı. Biz para istemiyoruzki PTT Genel Müdürlüğü'nün hesap numarasını veriyoruz. Oraya yatırılan para karşılığı PTT'de gelip buradan kolileri alıyor.

Duvarda yine o yazı dikkatimi çekti "Her özgür insan bir mahkum adayıdır" Bu konuda ne söylemek istersiniz?
Az sonra, yarın, öbür gün başımıza ne geleceğini hangimiz biliyoruz. Bu nedenle ne olduk ne olacağız bilemeyiz. Bu nedenle önyargılarımızdan arınmalı, en başta başkalarınıda insan olarak değerlendirmeliyiz. Suçlu diye etiketlemek, ötelemek ne kadar doğru.

Tarih geç kalanları affetmiyor
Yüzlerce koli burada hazır, gönderilmeyi mi bekliyor? Kolileri göndermemenizin acısını görüyorum sizde.
Adana'da yatan bayan bir mahkumdan bir mektup geldi. Mektubunda büyük boy Kuran-ı Kerim, baş örtüsü, ferace dediğimiz namaz kıyafeti, seccade istiyordu. Bu kardeşimizin kolisini yaptık ama 20 gün gecikmeli gönderdik. Koli 18 gün sonra geriye geldi.  Bende hemen Adana'yı aradım ceza evi müdürü ile görüştüm. Mahkum sevk mi oldu, tahliye mi oldu diye sordum. Müdür bana sizlere ömür, canına kıydı dedi. Tarih geç kalanları affetmiyor. Biz belki o koliyi zamanında istediği zaman gönderebilseydik. İnsanlar bekliyor yani. Ama koliler burada duruyor. Ne söyleyeyim ki.

Biraz önce bir bayan elinde poşetlerle geldi ve getiremediği eşyalarıda sizin evden almanızı istedi. Bu şekilde size başvuran insanların evlerinden gidip alabiliyor musunuz?
Gördüğünüz gibi günde 3-5 tane arkadaşımız geliyor.  Genellikle bayanlar geliyor. Hatta telefon ediyor bayanlar. Ben size çocuklarımın küçülenlerini vermek istiyorum ama benim küçük çocuğum var ben getiremiyorum, siz gelip alır mısınız diye soruyor. Yaşlı insanlar var yine aynı şekilde bizi arayan. İnsanlar çöpe atmak istemiyor hayra geçsin istiyor. Bizde alamayız diyoruz, çünkü böyle bir uygulamayı gerçekleştirecek imkanımız yok. Yalnızız elemanımız yok, aracımız yok. Aslında zor değil bunları  temin etmek. Yardımsever insanlarımız var bu konuda da bize yardımcı olabilirler ama biz halen topluma sesimizi yeterince duyuramadık. 
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.