1980'den 28 Şubat'a giden yol


Tuncer Dağ

Tuncer Dağ

22 Kasım 2016, 09:23

Askeri hükümet 1982 yılında Anayasada yapmış olduğu köklü değişiklikten sonra 1983 yılında seçim kararı verdi. Turgut Özal her ne kadar askeri hükümetle çalıştıysa da askeri hükümet Turgut Özal’a karşı bir duruş sergiledi.

6 Kasım 1983 de yapılan Genel seçimlere yeni kurulan ANAP, HP ve MDP ile Bağımsızlar katıldı. Turgut Özal diğer partilere karşı daha şanslı bir konumdaydı. Özal özelleştirme konusunu ilk o dönem gündeme getirdi. Hatta Boğaz Köprüsünü satacağı yönündeki açıklama aylarca tartışma konusu olmuştu. Özal kamuoyunda tanınmasının avantajını da kullanarak %45.14 gibi yüksek bir oranla 211 milletvekili çıkararak tek başına iktidar oldu. ANAP’ı %30.46 ile HP 117 milletvekili ile ve %23 oranında oy alarak 71 milletvekili çıkarak MDP meclise girdi. Seçimde %10 çifte baraj sistemi uygulandı.

Turgut Özal’ın radikal ekonomik tedbirleri ve tek başına hükümeti kurmanın avantajını kullandığı bir dönemde partisine karşı oluşan muhalefet beş yılın bitmesini beklemeden erken seçim kararı aldı.

29 Kasım 1987 de genel seçim yapıldı. ANAP %45.14 olan oy oranını her ne kadar %36.31 e düşürdü ise de uygulanan %10 baraj ve kontenjan nedeniyle 211 olan milletvekili sayısını 292 ye çıkararak yine tek başına hükümet oldu. HP SHP olarak ve aynı zamanda CHP nin devamı olarak hareket etti. CHP nin son lideri Bülent Ecevit DSP yi kurdurarak başına Rahşan Ecevit’i ve Demirel’in başında bulunduğu AP DYP ismi ile kurularak başına Demirel’in yakın adamı olan Hüsamettin Cindoruk getirildi. Seçimlerde SHP %24.74 ile 99 ve DYP %19.14 ile 59 milletvekili çıkardı.

28 Subat 1997

Refah Partisi ile halkin özellikle Islami taleplerle siyaset sahnesine çikmasi, Islam'in insanlarina bireysel ve toplumsal hayatlarinda belirleyiciliginin artmasi, ABD'nin Yeni Dünya Düzeni'nde Islam'i tehtid olarak görmesi, halkin iktidar seçkinlerinden yüz çevirmesi, halkin destegini yitiren partilerin sirtlarini devlete dayayarak ayakta durabilmeleri, ekonomide Anadolu sermayesinin yükselerek devlet destekli büyük sermaye ile rekabete girmesi, Susurluk kazasiyla iktidar seçkinlerinin kirli iliskilerinin gözler önüne serilmesi egemenlerin yeniden "irtica nöbetlerine" yakalanmasina yol açti. Irtica söylemi her seyin üstünü örtebilirdi. MGK toplantilan tarihi (!) olmaya basladi. PKK'dan daha tehlikeli ilan edilen irticaya karsi kamuoyu olusturulmaya çalisildi. Üniversite rektörlerine, medyaya, yargiya, patronlara brifingler verildi. Halkta tutmadi ama söz konusu çevrelerde ragbet büyüktü. Irtica söyleminin temel nedenine baktigimizda bunun rantini yiyenlerin tekelci sermaye, sivil-asker karmasi ve medya oldugu ortadadir. Bu nedenle söz konusu çevreler irtica ile mücadelede birbirleriyle yaristilar. Bati Çalisma Grubu (BCG), Sicil Çalisma Grubu (SCG), valiler, garnizon komutanliklari, hükumet, yargi mensuplari, kartel medyasi, TÜSIAD, YÖK, DGM hepsi de irtica ile mücadele de öne çikmaya çalistilar.

28 Subat sürecinin zeminini, alt yapisini olusturan Basbakanlik Kriz Yönetmeligi ve Milli Güvenlik Siyaset Belgesi'nin Refah-Yol tarafindan imzalanmasidir. Bu yönetmelikle dogal afetler de dahil olmak üzere MGK'nin kriz dedigi durumlarda MGK yaptirim uygulayabilecek bir üst yapi haline geliyordu. Bunun ilk pratigi de 28 Subattir. Parlamento devre disi birakiliyor, yasama organi MGK oluyor. Yürütme organi hükümettir ve tavsiye niteligindeki kararlari yürütebilmek de hükümetin ömrünü tayin ediyor.

28 Subatin bilançosu

  • Refah-Yol hükümeti düsürüldü.

  • 8 yillik kesintisiz egitimle IHL'lerin orta kesimleri kapatildi, üniversiteye yönelik sinirlamalarla lise kisimlari islevsiz hale getirildi.

  • Kamu kurum ve kuruluslarinda, üniversitelerde, imam-hatiplerde basörtüsü yasaklandi.

  • Kur'an kurslari kapatildi.

  • Devlet kadrolarinda dindar memurlar tasviye edildi.

  • Refah Partisi kapatildi.

  • Parti yöneticileri, Refahli belediye baskanlari yargilandi, tutuklandi, siyaset yapmalari yasaklandi.

  • Vakif ve dernekler üzerinde baski kuruldu, yöneticileri kovusturuldu.

  • Anadolu sermayesine ambargo ilan edildi.

  • YAS kararlariyla ailesi, esi dindar, basörtülü olan, içkili toplantilara katilmayan subaylar ihrac edildi.

  • Çok sayida insan, yazarlar gazeteciler de dahil gözaltina alindi, iskence ve tutuklamalar oldu.

Seçime gidilen bir süreçte küstürdükleri, copladiklari halki tekrar kazanmak icin PKK-Apo kozunu kullaniyorlar. Suriye ve Yunanistan'a yönelik sert mesajlar verilerek dört bir yanimiz ates çemberi, milli birlik-beraberlik vurgulariyla halk manipüle edilerek hükümet olmalari halka degil 28 Subat sürecine borçlu partilerin tarafina çekilmeye çalisiliyor.

olacagindan var güçleriyle baskici, ceberrut ve "halka ragmen halk için"ci geleneklerini sürdürmektedirler.

HAFTAYA CUMHURİYET TARİHİNDEN ORDU SİYASET İLİŞKİLERİ

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.