AK Parti iktidarı ile bir milim yol alamayız

Murat Özçelik

Murat Özçelik



RÖPORTAJ: Ali Tarakçı 05 Haziran 2015, 14:33

  Dışişleri'nde birçok önemli görev alan ve 2007'de Irak Özel Temsilciliği yapan CHP Genel Başkan Yardımcısı Murat Özçelik Türkiye'nin dış politikasını ve genel seçimleri değerlendirdi. 2009 yılında Irak Cumhuriyeti nezdinde Büyükelçilik de yapan Özçelik, AK Parti iktidarı'nın başarısız bir dış politika izlediğini ve mevcut iktidar devam ederse Türkiye'nin yurt dışındaki bütün ilişkilerinin sıfırla çarpılacağını söyledi. Daha birçok önemli konuyad değinen Murat Özçelik ile bu güzel söyleşiyi yapmamıza vesile olan CHP İl Yönetim Kurulu Üyesi ve Sanayici Ali Fatinoğlu’na da ayrıca teşekkürlerimi sunuyorum.


Dışişlerinde görev verselerdi emekli olmayacaktınız ve CHP'de siyaset yapmayacaktınız. Bundan dolayı memnun musunuz?
Bir defa çok memnunum diyeyim. İktidara gelmek için uğraş verirken içeride elinizi taşın altına koyup ilkelerimiz çerçevesinde hareket ediyoruz. CHP'ye başka atıflarda bulunanlar da vardı. Ve belli kanatların çok daha radikal kesimlerde olduğu söyleniyordu. Halbuki sayın Genel Başkanın önderliğinde biz bu partiyi gerçek anlamda sosyal demokrat bir parti haline getirmek için çok ciddi bir uğraş veriyoruz. İlk defa olarak bu seçimler vesilesi ile çok farklı bir seçim kampanyası ve çok farklı bir program yürüttük. Bu çerçevede de özellikle MYK'da bu işle uğraşan arkadaşlarımız tam bir ekip ruhuyla çalıştı. O ekip ruhunu kurmak sosyal demokratlarda biraz zordur çünkü entellektüeller sürekli tartışmak ister. Ama bu defa o ekip ruhunu kurabildiğimizi düşünüyorum. 

Sosyal devlet anlayışını vurgulayan biziz

CHP'nin eski çatışmacı siyaset anlayışından ya da cumhuriyet, ulusalcılık, altı ok üzerinden genel bir seçim kampanyası yürütmemesi diğer iddialarından vazgeçmesi anlamına mı geliyor? 
Ben Cumhuriyet Halk Partisi'nin ilkelerinden ayrıldığına hiç inanmıyorum. Şu anda sosyal devlet anlayışını tek vurgulayan parti belki de biziz. Burada da söylemek istediğimiz şu; Türkiye çok zengin bir ülke. Türkiye'de mutlaka üretimin arttırılması gerekiyor diyoruz. Fakat baktığınız zaman Türkiye'nin en üstün gelir seviyesine sahip yüzde 1'lik kesiminin 2002'de AKP iktidara gelirken gayri safi yurtiçi hasılanın yüzde 38'ini alırken şu anda yüzde 54'üne sahip olduğunu görüyoruz. 'Nereden bulacaksınız kaynağı' diye soruyorlar. Devlette korkunç bir israf var. Devlette bir takım insanlar saltanat hayatı sürdürüyor ve kendi çevrelerine, yandaşlarını beslemiş vaziyetteler. Oysa biz bu devletin bu büyüklükte mutlaka emeklilere de, asgari ücret sahibi olanlara da, çalışmayan ailelere de aile sigortasıyla, emeklilere yılda 2 kere ek maaş vererek bayramlarda ve asgari ücreti de bin 500'e çıkartarak  sosyal devlet görevini Türkiye'de çok rahat yapabileceği ve sayın genel başkanın da söylediği gibi bu memlekette yoksul bırakmamayı becerebileceğimize inanıyoruz.

Bu seçim kampanyasında başka kitlelere de ulaşabildiniz mi?
Gerçekten ulaşabildik. Emekçiler ve bunların içerisinde tabi muhafazakar kesime dönük kardeşlerimiz de çok ama hepsi şunu yakından gördüler. Birçoğu dindar ama 'iktidar despotizme götürüyor bizi, artı hakikaten bizim sorunlarımıza yönelmiyor' dediler. Genel başkanımızın ve hepimizin konuşmalarında özellikle altını çizdiğimiz husus şu oldu; bakınız biz geldiğimiz zaman halkın sorunlarını çözmek üzere geliyoruz. Onlar da şu kalemlerdir. Bu kalemler de bizlerin programı da budur. Ve biraz önceki konuşmamızda değindiğimiz üzere ekonomik sahada çalışan çok değerli arkadaşlarımız var. Mesela Selin Sayık Büke hanımefendi çok tecrübeli bir akademisyen ve konularına sonuna kadar vakıf birisi. Faik Öztrak deseniz daha önce çok uzun zamanlar hazine müsteşarlığı yapmış. Bir de şu anlayışı zaman içerisinde iktidara geldiğimizde göreceksiniz. Bendeniz de daha önce Bağdat ve Ortadoğu boyutunda çok çalıştığım için ve 8 sene kadar da Amerika'da görev yaptığımdan dolayı hem süper güç politikası hem Avrupa Birliği'nde görev yaptığımdan dolayı Avrupa Birliği'nin politikalarından haberdarım. Onun dışında Şangay Başkonsolosluğu yaptığım için de Çin. Yani hangi piyasaların ne tarafa gittiğini hasbelkader birazcık görmüş bir insan olarak insanlarımızın refahını arttırmak için ekonomiye destek olacak şekilde kullanılması gerektiğine de vakıf olan bir insanım.

CHP''nin bugünkü politikalarını yoksulluk üzerine ve rakamlar üzerine dayandırırken Dünya Bankası rapoları diyor ki dünyada özellikle Çin, Hindistan ve Afrika'da yoksulluk geriye çekiliyor ve Türkiye ile ilgili yayınladıkları raporda da son 10 yılda yoksulluk oranının ciddi bir şekilde düştüğünü, Avrupa'da ise arttığını belirtiyor. Siz bunu nasıl yorumluyorsunuz?
Türkiye'yi Afrika'nın ülkeleriyle karşılaştırıp da onun yoksulluk sınırına baktığımızda şu düzelmiştir dediniz mi bir defa Türkiye'nin kategorisini yanlış koymuşsunuz demektir. 

Hiçbir suretle mezhep ayrımı yapmıyoruz

Dünya Bankası Türkiye'nin yoksulluk sınırının azaldığını Avrupa'nın ise arttığını söylüyor...
Avrupa'da gelir yıllık 40 bin dolardan 23 bin dolara düşmüşse yoksulluk artmıştır şeklinde nitelendirilir. O göreceli bir hadisedir. Veyahut Doğu Avrupa'ya daha farklı bakabilirsiniz ama Doğu Avrupa'da ne zaman demokrasiye geçti, ne zamandan beri atılım yapıyor. Yani bizimle onun ekonomik büyüklüğü karşılaştırılabilir mi? Şimdi yoksulluk meselesine TÜİK üzerinden bakınız. Bizim bütün söylediğimiz şu; maalesef son 4 yıl içerisinde Türkiye'de her alanda çok bariz bir düşüş vardır. Ve biz gelişmiş Türkiye'nin sadece gelir seviyesindeki insani gelişmişlik endeksi gibi çok önemli diğer alanlarda da Türkiye'nin üst plana çıkmasıyla ilgili okuyoruz. O çerçevede yapmamız gerektiğine inanıyoruz. Ben de şunları söylemek istiyorum. Bütün sanayi kesimi bakın buradaki çok önemli bir kesim Avrupa Birliği ile ticareti veya dünyanın her tarafı ile ticareti yapar ama benim son geldiğim yerler itibariyle baktığımızda Irak'a 10 milyarlık ticaretimiz var. O hemen hemen sıfıra inmiş vaziyette. Mısır kapandı. Körfez'e doğru dürüst inemiyoruz. İsrail üzerinden birşeyler yapılmaya çalışılıyor. Biz şunu iddia ediyoruz ve ben de inşallah hasbelkader bu konularda ileride çalışacak bir insan olarak diyorum ki; Laik, o da hakikaten inanca ve etnik kimliğe saygı temelinde insanların yaşam değerlerine hiçbir suretle karışmayacak, müdahale etmeyecek bir laiklik anlayışıyla Cumhuriyet Halk Partisi bütün insanlara eşit mesafede durmayı başarabilecek bir partidir. Biz hiçbir suretle mezhep ayrımı yapmıyoruz. 
Hepimiz bu partinin içerisinde yer almayı bilen ve birbirimize saygıyla, sevgiyle bu işleri götürmeye çabalayan insanlarız. Bahsettiğim coğrafyalarda kesinlikle Türkiye'nin önünü açacak tek partinin CHP olduğunu iddia ediyoruz. Evet Avrupa Birliği'nde bir kriz var. Ben kültürel farklılığı olan ama modernitenin peşinde koşan çağdaş medeniyete yüzünü dönmüş bir milletin evladıyım. Bana Atatürk bunu böyle gösterdi. Ve dolayısıyla o yönde çabamızı bugüne kadar götürdük. Aynı yolda çok daha ileriye gitmeyi sürdüreceğiz. Burada bizim Avrupa Birliği ile üyeliğimiz ne şekilde olur bakacağız ama burada özellikle şunu yapmaya çok büyük önem veriyoruz; Türkiye'nin bölgede en yüksek demokrasi, en yüksek özgürlüklere sahip büyük bir bölge ülkesi olabileceğine dair hiçbir tereddütümüz yok. Ve bunu gerçekleştirebileceğiz. Eğer AKP iktidarda kalırsa bir milim ileriye gidemeyeceğimize emin olabilirsiniz. Yurtdışındaki bütün ilişkileri bakımından sıfırla çarpılacak. 

Sizin partinizde sizin dışınızda dış ilişkiler uzmanı var mı? Potansiyel CHP iktidarında Dışişleri bakanı mısınız?
Şu anda gençlerden var. İnşallah. 

PKK sorununu HDP ile mecliste çözeceğiz
Biraz önce siz de söylediniz, genel olarak söyleniyor, son 10 yıldır komşularımızla tüm ilişkiler olumsuzluğa döndü. Ben de tam tersi 10 yıl önce tüm komşularımızla ilişkilerimiz çok mu iyiydi diye soruyorum...
Sizin dediğiniz gibi değildi. Yine bizim İsmail Cem sayesinde İsrail'le çok iyi bir ilişki zemini kurmuştuk. Yunanistan'la Kardak gibi tüm krizleri ve sorunları aşmıştık. Başka bir boyutta dostluk yolunda gidiyorduk. Suriye ile Adana mutabakatı olmuştu. İran ile ilişkilerimiz iyi gidiyordu. Irak'ta PKK sorunu çok uzun senelerden beri vardı. Hiçbirşey de çözülmüş olarak yok ortada. Dolayısıyla en azından bir ateşkes ortamı içerisinde HDP ile beraber TBMM içerisinde terör sorununu çözecek tek parti de biziz. Hiçbir şeye evet ya da hayır demiyoruz ve iktidara gitmek istiyoruz.

Tek başına, koalisyonsuz bir iktidar istiyorsunuz...
Evet. Ama daha sonra demokrasilerde çareler tükenmez denir ya kiminle ne yapmamız gerekiyorsa mutlaka yapacağız. Kürt sorununun çözümü için TBMM içerisinde HDP ile hangi şekilde olursa olsun işbirliği yapacağımızdan da emin olabilirsiniz.

Çözüm süreci çok daha şeffaf ve açık olarak mı devam edecek?
Biz bunu demokratik bir Türkiye'nin gerçekleştirilebilmesi için anayasal, yasal sorunları ne şekilde düzenlemeler alınacaksa bunun yeri olan parlamento da tartışarak ve insanları ikna ederek koalisyonlar oluşturarak gerçekten ortak zemini yaratıp toplumsal mutabakat üzerine oturmuş bir süreci yönetmek istiyoruz.

Çıtayı yüksek tuttuk

8 Haziran sabahı Cumhuriyet Halk Partisi, partinin üst kadrosu ve sayın Kılıçdaroğlu için başarı oranı nedir? Başarısızlığı hangi oranla kabul edeceksiniz? 
Sayın başkanımız bu konuyu söyledi. Biz gerçekten iktidar olmak istiyoruz. Dolayısıyla kendi çıtamızı kendimiz için yükseğe koyduk. Hatta yüzde 35'i sayın başkanımız dillendirdi. Fakat biz Türkiye'nin rahatlaması için yani bu işlerin geçiş dönemiyle birlikte ilerleyebileceğini de gayet iyi görüyoruz. Bir taraftan kendi çıtamızı yüksek koyuyoruz ama diğer taraftan gelişmelere, anket sonuçlarına, meydanlardaki gelişmelere, her şeye bakarak en kötü ihtimallerin olabileceğini de açıkçası dikate alıyoruz. Önümüzdeki seçimlerde AKP'nin 276'nın altına düşeceği bir sonucun gerçekleşebileceğini biliyoruz. Bizim en aşağı yüzde 30'la bu işi bitirebileceğimizi biliyoruz.

Yüzde 30'un altında olduğunuz zaman bu işi başarısız olarak kabul edip istifaların olabileceği konuşuluyor mu? Yüzde 25 alındığında Kılıçdaroğlu istifa edecek gibi söylentiler var mı?
Hayır. Niçin bunu konuşmadığımızı da anlatayım. Çünkü düşünmedik bile. CHP'nin son dönemlerde başarabildiğinin çok ötesinde yeni bir hamle ile ileriye doğru gidiyoruz. Bu hamleyi hiçbir suratle yarım bırakmayacağız emin olun.
Dış işlerinde müthiş diyaloglar yürütüyorsunuz. Sorun çözmeye dayalı bir anlamda da aktarıcısınız. Siyasette hem aktarıcı hem de sorun çözmek ama ayni zamanda burada da sorumluluğunuz ve yetkiniz var. Orada iktidarlara bağlısınız. 
O bakımdan burası çok iyi. Burada kendi genel başkanınızla kendi MYK'nız içerisinde, partiniz içerisinde vardığınız sonuçları gönül rahatlığıyla istediğiniz açıklamayı yapıp, tartışıp yeni argümanlar ekleyebiliyorsunuz. Bunun mutluluğu bambaşka birşey. Strateji geliştirmek bambaşka birşey. 

Eşim siyasetçi olacağıma inanmadı

Bürokratken eşiniz yanınızdaydı ama siyasetteyken eşiniz yanınızda pek fazla olamıyor. Eşinizin bu konuda ne düşünüyor?
Eşim benim iyi bir siyasetçi olacağıma pek inanmadı. Eşim, "Muratçığım, sen fazla sinirli bir adamsın" dedi. Halbuki o kadar sinirli biri değilimdir. 

Evde sinirli bir adamsınız o zaman ben öyle anlıyorum...
Belki. Aslında eşimin istediklerini ben yapmıyorum ona sinirleniyor olabilir. Her insanın bir karakteri var. Bazıları dışarıda görüntüde olmayı çok severler. Ben açıkçası siyasette strateji kurmayı hakikaten çözüme dönük daha arkadan çalışmayı ama yeri geldiğinde insanlara ne yaptığımızı anlatmayı seviyorum. İnsanları seviyorum. Ben pozitif bir adamımdır. Bir şeyleri becerebilmiş olmanın mutluluğu var bende. Kürt bölgesiyle Türkiye'nin ilişkisini düzelttiysem ki düzelttim. Yani Türkiye'nin Irak Kürdistan'ı ile ilişkilerini düzelten adam bendim.

Herkes Öcalan ile konuştu

AK Parti niçin size milletvekilliği teklif etmedi?
Ben Öcalan olayını kabul etmedim. Siz Öcalan'ın sadece Hakan Fidan ile görüştüğünü mü zannediyorsunuz? Daha önce ben Emre Taner ile beraber çalıştım Hakan'ın öncesinde. Herkes konuştu Öcalan ile. Sorun o değil ki.

Süreci Öcalan ile yürütmek daha mı kolay geldi onlara?
Onlar ne zannetti biliyor musunuz; biz onun içeride kulağını bükeriz. Yok öyle bir şey. Öcalan da kendisini kullandırıp istediğini yaptırtacağını ve kendi yol haritasını izlettireceğini zannediyor. Biz onu yaptırtmayacağız. Samimi söylüyorum  Beni Amerika'da en fazla etkileyen şey ne oldu biliyor musunuz? Anayasasında 'Mutluluğu arama serbestisi' vardır. Yani her insanın mutluluk peşinde koşma özgürlüğü vardır. Ve bir Kürdün eğer benim bir kimlik sorunum var diyorsa bu memleket içerisinde o kimlik sorununu da halletmek lazım. Ve ondan sonra hepimizin mutlu olması lazım. Gurur duymamız lazım bu memleketle. 

Yol haritasında anlaşamadık
2007'den 2009'a kadarki dönemde Irak Özel Temsilcisiydim. 2009-2011 yılında Bağdat Büyükelçiliğini yaptım. Sonra da geldim Kürt Sorunuyla ilgili 6 ay kadar kamu düzeni ve güvenliği müşteşarlığı yaptım. Yürüteceğimiz yol haritasında anlaşamadığımız için orayı bıraktım. Daha sonra da Dışişlerinde doğru dürüst bir görev vermediklerinden dolayı da emekliye ayrıldım. Fakat ardından da aktif politikaya CHP'de geçtim. Şu anda CHP'nin dış ilişkilerinden sorumluyum. Evliyim. Eşim Nihal, mimardır. Iki tane de çoçcuğum var. Oğlum avukat. Ankara'da yaşıyoruz. 

KELİME OYUNU
Türkiye: Müthiş bir ülke, güzellik 
beraberlik, huzur
Ankara: Sıkıcı
Aşk: Çocuklarım ve karım, bir de köpeğim
Siyaset: CHP'nin iktidarı
Muhalefet: Artık yok
Dün: Dün Caferi kardeşler bugün Sunni kardeşler yarın Kürtler öbür gün Ezidiler. Her gün bir başka
Bugün: 7 Haziran'ı düşünme günü
Gelecek: Güzel bir gelecek
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.