Depremde eski binalardan eser kalmaz

İstanbul'da Marmara Depremi'nin en çok vurduğu ilçe Avcılar olmuştu.

Depremde eski binalardan eser kalmaz

 İstanbul'da Marmara Depremi'nin en çok vurduğu ilçe Avcılar olmuştu. 30 binanın yıkıldığı, 274 vatandaşın hayatını kaybettiği ve çok sayıda binada hasarın oluştuğu Avcılar'da aradan geçen 16 senede hayat normale döndü. Bugüne kadar depremi en az hasarla atlatmak için kalıcı adımların atılmadığı Avcılar'da vatandaşa depremi sorduk. Oturduğu evin güvenli olmadığının farkında olan vatandaşlar, özellikle 1999 öncesi yapılan binaların 

sağlam olmadığını ifade ediyor

1999 Depremi'nin yıl dönümü vatandaşların depremi ve deprem hakkında yapılan çalışmaları bir kez daha sorgulamasına yol açtı. Avcılar halkı da unutamadıkları deprem anılarını her Ağustos ayında bir kez daha aynı duygularla hatırladıklarını belirtirken çalışmaların yeterlli olmadığını dile getiriyor. Özellikle deprem öncesi yapılmış ve kimi az kimi çok hasarlı binaların çoğunun aynı şekilde kaldığını söyleyen vatandaşlar, dışı boyanıp mantolama yapılan evlerin aslında hasarlı olduğunu vurguluyor.

Ayşe Özer :1999 yılında burada yoktum. Şimdi Parseller'de oturuyorum. Bina eski ve depreme dayanıklı değil. Her an yıkılabilir diye korkuyoruz. Kaç gündür televizyonlarda deprem konusunu görüyoruz. Çocuklar çok huzursuz oluyorlar, evde bile yatmak istemiyorlar. Ne yapacağız onu da bilmiyoruz. Memlekete gidelim diyoruz ama çocukların işleri okulları burada. Ev kendi evimiz, değiştirme şansımız da yok. Depreme karşı güçlendirelim istiyorum ama apartmandaki diğer ortaklar katılmıyor. Yıkalım yeniden yaptıralım dedim ona da katılmıyorlar. İnananın çok huzursuzuz. Belediyeye kolonlarımızın hep çatlak olduğunu bildirdim. Belediye bizim yapacağımız bir şey yok dedi, beni üniversiteye yönlendirdi. Binanın sağlam olup olmadığını test yaptırmak için üniversiteye gittim onlarda 6 milyar para istediler. Binadaki diğer kat sahiplerine söyledim kimse bu parayı ödemek istemedi. Zaten hepsi Almancı, kendileri oturmuyor, kiracılar oturuyor. Kendileri yurt dışında oturuyorlar deprem olup ölürse de kiracı ölsün düşüncesindeler demek ki, umurlarında değil. Bizler de korka korka yaşıyoruz işte. Hep dua ediyorum bir deprem olacaksa da binada kimse yokken olsun diye...  Deprem için yapılan hiçbir şey yok. Binalar yapılıyor ama sabah harcı döküyorlar öğlen de söküyorlar, bu nasıl bina yapımıdır? Bizim binanın hemen yanında yıkılmak üzere bir bina var iki üç gündür dışını mantolama yapıyorlar. Yani bina öldüm ölüyorum diyor yıkılıyor dışını mantolama yapıyorlar. Her tarafı dökülüyordu gece kimse görmeden onardılar. Altı yedi katlı bir binanın dışına sadece makyaj yapıyorlar bir deprem olsa dümdüz olacak. Boyaladılar cilaladılar sadece. İçi seni yakar dışı beni yani...

Güçlendirme çözüm değil

Kadir Kılıçarslan: İstanbul'daki evlerin yüzde 90'ına güvenmiyorum. Depremden sonra bugüne kadar sağlam evlerin yapılması gerekiyordu fakat her şey aynen devam ediyor. Türkiye'de olsun, Avcılar'da olsun insana değer verilmiyor ki. Avcılar Amerika'nın başkenti mi? Değil. Türkiye'de ne söylersek söyleyelim hiçbir şey değişmez. 

Sabiha Şenol: Allah bir daha öyle günler yaşatmasın. 1999 depreminde çok büyük korkular, çok zor günler yaşadık. Ayağımdaki iz o günlerden kalma. Göçük altındakileri kurtarırken oluştu. Yanıbaşımızda ki ev yıkıldı, komşularımız öldü. Kendi imkanlarımla evime tadilat yaptırdım.
Ama Cenab-ı Hak bilir... Biz 9 şiddetine dayanıklı yaptırırız. O verir 15 şiddetinde. Ama tabii ki tedbirini alacaksın hala tedbirini alamayan vatandaşlar var. Hasarlı binalarınıda yaptıramayan insanlar var, buna devletin yardım etmesi gerekiyor.

Mustafa Epaydın : Günümüzde yeni yapılan binalar depreme dayanıklı bir şekilde yapılıyor ama eski binaların hepsi deprem olsa yıkılır. Avcılar'daki binaların çoğu eski bina, hepsi yıkılır. Bazılarına güçlendirme çalışması yapılmış olsa bile bana göre güçlendirme pek işe yaramaz. Çünkü temelinde güçlendirilmesi gerekir. Ben yeni bir binada oturuyorum ve depreme dayanıklı. Yapı denetim tüm testleri yeni binalar için yapıyor. 

Binalara makyaj yapılıyor

Lütfü Aslan: 1999 depreminden bugüne depremle ilgili bence hiçbir şey yapılmadı. Bazen medyada çıkıp bir şeyler söyleniyorsa da bana göre yapılan hiçbir şey yok. Kentsel dönüşüm diyorlar, inşaat diyorlar, depreme dayanıklı diyorlar ama sadece lüks semtlerde biraz gelişme var. İstanbul'un bir çok yerinde halen eski binalar olduğu gibi duruyor. Avcılar'da da deprem için büyük hummalı bir çalışma yok ama insanlar bireysel olarak bir şeyler yapmaya çalışıyorlar binalarına. Bir çok evlerimiz eski yapılar. Sadece yüzüne şöyle bir makyaj yapılıyor ama sonuçta dayanıklılığı pek de iç açıcı değil. Bu konuda en büyük uygulamayı devletler yaparsa yapar yoksa insanlar bireysel olarak ne yapabilir ki? Devlet genel anlamda deprem için hazırlık yapmalıdır. 

Sebahat Fikirli:  Deprem olduğunda Taksim'de yaşıyordum ama akrabalarım Avcılar'daydı. Ambarlı'da dayımın evi vardı, çok hasar görmüştü. Şimdi onu yıktılar. O günden bugüne depremle ilgili çalışmalar bazı yerlerde yapıldı bazı yerlerde yapılmadı. Evlerin daha sağlıklı daha sağlam yapılması gerekir. 

İbrahim Aslan: Parseller'de yaşıyorum. 17 Ağustos depremini hiç unutamam. Gece uykumuzdan ne olduğunu bile anlamadan korkuyla uyanmıştık. Çatımız bile uçmuştu. Bizim evimiz iki katlı olduğu için pek fazla hasar görmemişti. Yan tarafımızda bulunan komşularımızın evlerinde bayağı bir hasar meydana gelmişti. O zamanlar o evlere oturulamaz raporları verilmişti fakat ondan sonra kapattılar o evlerin hasarlarını. Mantolama yaptılar kapattılar. Deprem sonrası yıllarda Anadolu'dan köylerden yeni gelen vatandaşlarımıza bu evleri sattılar. O vatandaşlar o binaları yeni daire biliyorlar. O zaman daireleri 18-20 milyara boyayıp süsleyip sattılar yani. Halende gelip o evleri alanlar var çünkü neyin ne olduğunu bilmiyorlar. Depremde hasar gördüğünü binanın bilmeden alıyorlar. İstanbul'da yaşayan birisi olarak deprem konusunda bilinçli değiliz, uzmanlar bir gün deprem olacak diyorlar tabi Allah bilir ne zaman olacağını ama hiç bir tatbikat, hiç bir eğitim verilmiyor biz insanlara. Ben şimdiki evimi alırken temelini bile görerek aldım. 

Yüzde 10'u yenilense n'olacak?

Mert Kurt: Ben deprem olduğunda çok küçüktüm. Deprem çok korkutucu bir şey. Fakat depremle ilgili hiçbir çalışma yapılmıyor. Bizim evimizde depreme dayanıklı değil. Bu yüzden korku içinde yaşıyoruz. Depremden önce yapıldığı için evimiz hasarlı, fakat aynı şekilde kalmış.

İsmail Çalışkan: Ben 1999 depreminde Marmara Ereğlisi'ndeydim. Depremle ilgili çalışmalar yapılıyor ama bana göre yeterli değil. Ben inşaatçıyım. Binaların yüzde 10'unun yenilenmesinin hiçbir yararı yok bana göre. Şimdiye kadar bu depreme dayanıklılık sorunu tamamen bitmiş olmalıydı. Kaç sene oldu halen her şey aynı. 

Hanifi Yıldızhan: Ben 17 Ağustos depremini Esenler'de yaşadım daha sonra Avcılar'a taşındım. Burada aldığım evde depremden önce yapılmış bir ev. Çünkü Esenler'de sattığım evle burada ancak  eski bir ev alabildim. Geldiğimden beri de Avcılar'da depremle ilgili herhangi bir yapılanma yok. Depreme dayanıklı deyip güçlendirilmiş binada oturuyoruz ama deprem demek büyük bir sallantıda betonun demirden ayrılması ve yıkılması  anlamına gelir. Ama o günden beri binaların yenilenmesi, tazelenmesi gerekirdi ama herhangi bir alt yapı oluşmadı. Avcılar'da hiç oluşmadı. Bunda belki belediyenin ihmalkarlığı var, belki Büyükşehir'in belki de İmar İskan Bakanlığı'nın. Allah göstermesin bir daha deprem olursa burada ki eski binaların büyük bir kısmının yıkılacağını düşünüyorum. İstanbul'da deprem öncesinde yapılmış tarihi binaların bırakılıp diğer binaların yeniden yapılması lazım. Tüm eski binaların yıkılıp yeniden yapılması gerekir. 16 yıl geçti depremden bu güne, batan bir Türkiye'den zenginleşen bir Türkiye'ye geldik ama henüz depremle ilgili bir çalışma yok. Çalışılan yerlerde hep siyasi literatürde bana oy veren insanlar şeklinde değerlendiriliyor. Bu vatandaşın bölünmesi anlamına gelir. Senden benden kavgası başladığı zaman bu ülkede hizmet olmaz. Bu ülkenin sen ben kavgası değilde biz kavgası vermesi lazım. Bizim kavgamız yapılacaksada hak edenlere öncelik verilmeli. Vatandaşa kendi binanızı dönüştürün diyorlar. Bize kredide verin dönüştürelim. Ama siz yarın mahalleyi dönüştüreceksiniz. Neden bize ikinci bir masraf açıyorsunuz. Bizlere yazık günah değil mi? Çoğumuz emekli insanlarız. Karar verilmeli mahalle dönüşecekse biz neden evlerimizi dönüştürelim. Bir karar verin ki bizlerde uyalım. Bu mahalle dönüşmeyecek dersiniz herkes kendi binasını yaptırsın dersiniz. Devlet bize on yıl yirmi yıl kredi açar düşük faizli, yenileriz binalarımızı. Ama bir belirsizlik var belirsizliği vatandaşlar çözemez ki yönetenlerin karar vermesi gerekir. Kim çözer İmar İskan Bakanlığı, Büyükşehir, İlçe Belediyesi çözer. Bunlarda birbirleriyle konuşarak anlaşarak çözer. Ben şu partiyim sen şu partisin olmaz. 

Güçlendirmeye önem verilmeli 

Hüseyin Demir: 1979'dan beri Avcılar'da yaşıyorum. Deprem olduğunda tabi ki çok korkular yaşandı. Deprem Avcılar'ın değerini de düşürdü. Büyük zenginlerimiz kaçıp gitti buradan, orta halli aileler kaldı. Ben artık büyük bir deprem olacağını düşünmüyorum çünkü büyük fay yarıldı. Depremden bugüne hasar gören binaların yüzde 90'ı yapıldı, çoğu güçlendirildi. Vatandaş kendi hasar gören evini kendisi yaptırdı. 

Metin Tanyıldız: Deprem için güçlendirme çalışmaları oldu ama yeterli değil. Kredi almak isteyen vatandaşlar bankanın istediği sağlam raporunu alamıyorlar. Sözlü olarak verilen depreme dayanıklılık raporu yeterli olur mu? Çünkü yazılı olarak herhangi bir evrak verilmiyor. Vatandaş artık hiçbir şeye inanmıyor. Bir binanın depreme dayanıklı olup olmadığını anlamak kolay değil. 

Münip Türkmen: Birçok çalışma yapılıyor depremle ilgili. Depreme dayanıklı yeni binalar yapılıyor. Daha fazla çalışma yapılması gerekir. Eski binalar güçlendirilmeli. 

Abdullah Aksoy: Depremle ilgili Avcılar'da yapılan çalışmalar yeterli değil. Avcılar'daki bir çok bina eski ve deprem öncesinde yapılmıştır. Bu nedenle olası bir depremden korunmak için bu binaların muhahkak güçlendirilmesi veya yeniden yapılması gerekir. Aynı şekilde depremde insanların toplanacakları açık alan yetersiz. Mutlaka açık alanlar ve parklar olmalı.

Nezaket Türay: 17 Ağustos depremini yaşayan biri olarak şimdi depreme dayanıklı bir binada oturuyoruz. Deprem gelmeden önce tedbirler alınmalı ve can ve mal kaybını en aza indirmelidir. Yoksa yaşanacak acılar büyük olur.



Bu haber tarihinde eklenmiştir.

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.