Bakırköylü değil profesyoneller eleştiriyor

Bülent Kerimoğlu

Bülent Kerimoğlu



RÖPORTAJ: Ali Tarakçı 26 Şubat 2016, 07:20

Esenyurtluların Türkiye siyasetine armağan ettiği, Bakırköy’den belediye başkan adayı olarak gösterilen ve yüzde 69 ile seçimleri kazanan Kerimoğlu, Bakırköy’de de kendisini kabullendiremediği iddialarına yönelik olarak seçmen nezdinde sorun olmadığını, eleştirenlerin parti içindeki profesyonel siyasetçiler olduğunu, beklentilerinin gerçekleşmediği ölçüde ortaya çıktıklarını söyledi.

Esenyurtlu bir siyasetçi... Kendi tabiri ile "gövdelerini benim için siper ettiler" dediği Esenyurtlular'ın var ettiği, İstanbul ve Türkiye siyasetine armağan ettiği Bakırköy Belediye Başkanı Dr. Bülent Kerimoğlu...

Belediye Başkanı seçildikten sonra seçim öncesinde ve sonrasında yaşanan süreci ilk kez gazetemize değerlendiren Kerimoğlu; iki gün sürecek röportajında birçok soruya yanıt verdi. 
İlçe halkının kendisini kabullenmediğine yönelik eleştiriler ile ilgili Kerimoğlu, "Bakırköy'ün seçmeninde bu eleştiri yok. Ancak siyaset yapan profesyonel kadrolarında var. Her ilçede 50 tane profesyonel siyaset yapan vardır. Kendilerinin beklentileri karşılanmadığında bu eleştiriler ortaya çıkıyor. Haklı olduklarını da düşünmüyorum" diye konuştu.

Bülent Kerimoğlu denilince tabi şimdi Bakırköy Belediye Başkanı akla geliyor. Ancak siz siyasetteki isminizi bir anlamda Esenyurt'a borçlusunuz. Belediye başkanlığı nereden çıktı?
Neden Bakırköy? Benim aklımda Bakırköy Belediye Başkanlığı ile ilgili bir talep ve ısrar yoktu. Ancak siyaset yapmakla ilgili bir ısrarım vardı. Sayın Genel Başkanımla 2012 yılının sonlarında bir tesadüf karşılaşmamızda Esenyurt üzerine bir sohbet ettik. Bana "Esenyurt'la ilgili ne düşünüyorsun, Esenyurt'ta durumlar nasıl?" diye sordu? Kendisine bir Esenyurt yerel tahlili yaptım. "Esenyurt ile ilgili bundan sonra çok faydalı olmam gözükmüyor. Beni orada sevenler çok sever. Ancak aynı zamanda bir karşıtlığım oluştu. Maalesef benim adaylığım mümkün gözükmüyor. Daha farklı toplumsal kesimleri kucaklayacak bir adayla partimiz başarılı olabilir" dedim. Ardında da "sen ne yapacaksın?" dedi. Şunun altını çizmek istiyorum. Çok samimi bir sohbet yapıyorduk. Sorusuna, "Görev verirseniz, Sultanbeyli'de, Bağcılar'da da aday olurum. Uzun süredir bekliyorum, bekle derseniz de beklerim" dedim.

Kılıçdaroğlu "bekle" dedi bekledi
Sayın Kılıçdaroğlu'na "Bekle derseniz de beklerim" derken sanki bir sitem var. Sanki daha önce size yine "bekle" mi demişti?
Evet. 2010 yılında İl başkanlığı kongresi döneminde ve 2011 yılında milletvekili adaylığı için görüştüğümde de bana "seninle çalışmaktan çok mutlu olurum ama bekle" dedi. Sonra 2012 yılında il başkanlığı için çok iddialı bir çıkış yaptım. Tüm ilçeleri dolaştım. Belediyelere gittim. Örgüt toplantılarına katıldım. O güne kadar yapılmayan bir şey yaptım. Çok ısrarlı bir il başkanlığı adaylığı konusunu ortaya koydum. O zaman da çok sevdiğim bir abimiz üzerinden mesaj gönderdi. Mesajı getiren abimiz, "Genel başkanımız, o'nunla ilgili uzun vadeli bir düşüncem var. İl başkanlığında ısrar etmesin. Hatta Parti Meclisi'nde değerlendirelim. İstanbul siyasetinde müdahil olmasın" dedi. 

"Abi iki aydır ben Oğuz'un yetersiz olduğunu söylüyorum. Bu saatten sonra geriye dönmek benim için doğru olmaz. Bu ısrarımı sürdüreceğim. Hatta kongrede de konuşacam" dedim. Kongrede ya ben aday olacaktım ya Ali Özcan aday olacaktı. Ali abi geri vites yapmayınca, Ali abiyi destekledim. Çünkü söz vermiştim.

Böylelikle hem Kılıçdaroğlu'nun talebini yerine getirmiş oldunuz bir taraftan da iddianızı sürdürdünüz.
Evet. Benim Oğuz beyin kişilği ile değil yönetme anlayışı ile sorunum olduğunu da her zaman söyledim. Bu süreç kapandıktan sonra yerel seçimler öncesinde Sayın Genel Başkanımız Kılıçdaroğlu ile bir görüşme yaptım. Benim yerel seçimlerde Kadıköy'den aday olmamı istedi. Partinin iç dengelerinde bir takım sorunlar oldu.

Galatasaraylı olmam aleyhime oldu
Galatasaraylı olmanızın etkisi oldu mu?
Evet Galatasaraylı olmam çok baskın oldu. Hatta Fenerbahçe amigolarından biri beni aradı. "Hangi takımı tutuyorsun?" dediğinde futbolla ilgilenmediğimi söyledim. Konuşurken bana dedi ki, "sosyal paylaşımda sağa sola yazmışsın. 40 yıllık Galatasaraylı olduğunu. Bizim bilmediğimizi mi zannediyorsun. Delikanlıysan gel aday ol. Biz seni Bağdat Caddesi'nde bekliyoruz." O gün umutlarım kırıldı. Galiba dedim bu işte yatacak. Kadıköy'den sonra Beşiktaş'ta konuşuldu benim için... Son Bakırköy'de karar kılındı. Sonuçta bir parti görevi. En azından genel merkeze, genel başkana ve seçmene karşı sorumluluğumu yerine getiririm.

Bakırköy Belediye Başkanlığı adaylığınız kesinleştiğinde ürktünüz mü ya da "nasıl olsa çantada keklik dediğiniz" diyerek kendinizi rahat mı hissettiniz?
Endişem olmaz mı? Oldu... Çünkü 20'ye yakın aday adayı vardı. Hepsi de yerel ve güçlü adaylardı. Ve onların benim adaylığım ile ilgili reaksiyonlu çıkışları oldu. İki dönem belediye başkanlığı yapmış mevcut belediye başkanımızın da aday adaylığı olmuştu. Bir gönül kırgınlığı oldu. Kısa da olsa sıkıntılı bir endişe yaşadım.  Bir kamuoyu anketi yaptırdım. Yüzde 56 oy var. Ve rahatladım. Seçim performansı ile birlikte bu destek yüzde 69'a çıktı.

Meclis listesinde 4-5 arkadaşım yer aldı
Belediye meclis listesini siz mi yaptınız?
Hayır. Ben geldiğimde eğilim yoklaması yapılmıştı. Eğilim yoklamasında çıkan isimlerin tamamı meclise girdi. İlçe yönetimi ve başkanının tasarrufunda olan 4-5 arkadaşımız girdi. Genel merkezin tasarrufu oldu. Sarıgül'ün bir talebi oldu. Benim de uzun süredir beraber siyaset yaptığım 4-5 arkadaşım listede yer aldı.

Sizinle ilgili kamuoyunda şöyle bir algı var. "Bakırköy'ü Esenyurtlularla yönetiyor. Kadroları Esenyurtlularla doldurdu." Esenyurt'tan dostlarınız da "bizimle yeterince ilgilenmiyor" diye şikayeti var. 
Esenyurtlular, çok şikayetçi ve bu durumdan da haklılar. İnanarak söylüyorum. Benim siyasi hayatımda Esenyurtlular'ın çok desteği oldu. Benim için gövdelerini siper ettiler. Beklentileri çok ve bu beklentileri de karşılamam mümkün değil. Ayrıca Bakırköylüler'e karşı sorumluluklarım var. Bir partili olarak da İstanbul'un her ilçesinde bulunan partililere, örgüte karşı da sorumluluklarım var.

Esenyurtlular'ın bir gönül kırgınlığı haklı olarak var.
Bakırköylüler eleştirilerinde haklılar mı?
Bakırköy'ün seçmeninde bu eleştiri yok. Ancak siyaset yapan profesyonel kadrolarında var. Her ilçede 50 tane profesyonel siyaset yapan insanların eleştirileri var. Kendilerinin beklentileri karşılanmadığında bu eleştiriler ortaya çıkıyor. Haklı olduklarını da düşünmüyorum.

Başkanlar belediyecilik yapsın
Çok alışık olmadığımız bir şey yaptınız. İlçe ve il kongresinde delege olmadınız. İl Kongresinde her iki listede yer almanıza rağmen listeden çekildiniz? Neden?
İstanbul'da yaklaşık 20 yıldır aktif siyaset yapıyorum. Mücadele ederek alan açmış bir siyasetçiyim. Belediye başkanlığı yaparken genel başkanımızda bizden şöyle bir şey bekledi. Belediye başkanları belediyecilik yapsın, örgütün işlerine çok müdahaleci olmasınlar. Örgütte belediyeye müdahaleci olmasın.

Bu doğru bir şey...
Doğru ancak pratikte uygulan bir şey değil. Ben bunu uygulayayım istedim. İki nedenli bunu uygulayayım istedim. Bir genel başkanımız bizden olan talebine saygı göstermek için.

Ancak Kılıçdaroğlu'nun bir adayın desteklenmesini istediğini ve bunun için belediye başkanlarının toplantılar yapıldığını ve karar alındığını biliyorum.
Genel başkanımız belediye başkanlarının örgütünün işlerine karışmamasını istemesinden dolayı bir meclis üyesinin il başkanı olmasını da doğru bulmadım açıkcası...

Siyaseti tekelleştirmek doğru değil
Siz genel merkezin adayının desteklenmemesi için mazeretinizi de hazırlamışsınız. "Sayın genel başkanın söylediğinin, bizden istediğinin arkasında durdum" gibi.
Genel başkanımızın bizden yapılmasını istediği; "Belediyeciler belediyecilik yapsın. Örgütün işlerine müdahale etmesin" talimatını da emir kabul ettim. Ayrıca da "her görevi de aynı insanlar istemesin" diye düşünüyorum.

Belediye başkanlarının kurultaylarda söz söyleme haklarının ve üst yönetimleri belirleme hakları olduğunu düşünüyorum. Bu sizi rahatsız etmedi mi?
Bizim adımıza giden arkadaşlarımız da aynı şeyi yapacaklardı. Diğer siyasi partiler açısından da böyle. Siyaseti tekelleştirmek doğru değil. Her yerde aynı isimler. Belediye meclis üyesi, ilçe başkanı, ilçe yöneticisi, belediye başkanı, milletvekili, parti meclis üyesi olacak aynı isim...

Örnek olsun diye delege olmadım
Bu sizin için de geçerli değil mi? Belediye başkan adayısınız, il başkanlığına adaysınız gibi...
Benim içinde geçerli. Haklısınız. Bu konuda yapılan eleştirileri de haklı buluyorum. Ancak siyasetin de bir iddia olduğunu hatırlatmak isterim. Neticede kenarda duran insana "gel sen çok kıymetlisin" de denmiyor. Siyasette bir ısrar olacak. Bir ısrar olacak... Bir enerji olacak. En azından bir makama ulaştıktan sonra o makamın hakkını verebilmek lazım. Neden ben kurultay delegesi oluyorum. Başka bir partili olsun. O'nun onure etmek lazım... Bu görevleri tabanda yaygınlaştırabilmek lazım. Örnek olsun diye böyle bir çıkış yaptım.

Canpolat farkını gösteriyor!
Cemal Canpolat'ın il başkanı olmasından sonra İstanbul'da fark var mı?
Evet. Fark çok açık görülüyor. CHP'nin daha önce gitmediği çeperlerde siyaseti daha etkin yapma arzusunu görüyorum. Diyarbakır ziyareti çok önemli... Sayın Cemal Canpolat'ın siyasetin içinden gelen çok uzun bir tecrübesi ve birikimi var. İl başkanımdan çok umutluyum. Partinin İstanbul'daki dinamizmine katkıda bulunacağını görüyorum.

Canpolatla siyaset tarzınız birbirine benziyor. Örnek Canpolat "daha sol" dedi kongrede... Siz de parti içerisinde daha sol bir söylem kullanıyorsunuz. 
Bunu sadece biz demiyoruz ki. TÜSİAD Başkanı da söylüyor. Gelir dağılımın bozulduğunu, yargının siyasi iktidar tarafından baskı altına alındığını, cari açığın endişelendirecek boyutta olduğunu, genç istihdam sorununun, sosyal patlamaları hazırlayacak ölçüde ciddi boyutlarda olduğu... Sıcak para ekonomisinin çıkması...
Biz daha sol derken ne demek istiyoruz. "Adaletsiz gelir dağılımı yoksullar lehine düzeltilsin" diyoruz. "Bireysel hak ve özgürlükleri geliştirelim" diyoruz.

Tamam adaletsiz gelir dağılımını düzeltelim de, sonuçta bu bir kaynak sorunu değil mi?
Doğru. Solcular olarak yıllarca yoksulluğu paylaşmaktan söz ettik. Biz paradigmayı değiştirdik. Önce üreteceğiz. Sonra zenginleşeceğiz ve zenginliği – refahı paylaşacağız.

Şeffaf olacaksa satışa karşı değilim
Kaynak demişken... Yaklaşık iki yıldır belediye başkanısınız. Geçmiş yönetimlere göre kaynak yaratabildiniz mi? 
Kaynak yaratmakta zorlanıyoruz. Bir önceki yıla göre yüzde 20'lik bir kaynak artışı sağladık. Kayıp kaçaklarla mücadele ederek bu artışı sağladık. İskansız ve ruhsatsız yerlerle ilgili sahada ciddi bir çalışma yaptık. Ayrıca emlak vergilerinde beyan esasta olsa, biz yerinde gidip tespitler yaparak ciddi çalışmalar yaptık. Seçmen nezdinde bu olumsuz bir algı yaratıyor.

Belediye başkanlarının, belediyeye, kamuya ait yerlerin satmasından yana mısınız? 
Hizmete dönüştürecekse satmasında herhangi bir sakınca görmüyorum. İki, piyasa değerini bulacaksa, satış hukuka uygun, şeffaf olacaksa satmasına karşı değilim. Ancak belediyenin ekonomik sorunları yokken yada birilerine peşkeş çekmek adına yapılıyorsa tabii karşıyım.

Meclisin de İradesi var
Gazetemizde yer aldı. Mecliste bir önerge sunmuşsunuz ve CHP Parti Grubu'nun oylarıyla ret edilmiş. Sizi AK Partililer savunmuşlar... Bunu bir siyaset acemiliği ya da Bakırköylü olmamanızın etkisi olarak okuyabilir miyiz? Önergenizi parti grubunda konuşmadınız mı? Yoksa önergeniz mecliste spontone mi gelişti?
Her belediye başkanının meclis grubuyla ufak tefek sorunları olur. Bu sorunlar AKP'de de olur... Ayrıca meclis grupları başkanların önergelerini de reddedebilmelidir. Belediye meclis üyelerinde bir iradesi var. Grupta meclis başkanvekili ilçe başkanını temsil ediyor. Siyasi irade açısında da, ilçe başkanı belediye başkanının hiyeraşik olarak üstünde. Meclis grup başkanvekilimiz ve meclis üyelerinin haklı olarak kaygıları oldu. "Alacağınız karar siyaseten partimizi zora sokabilir" dediler. Bende ikna oldum ve hak verdim. Böyle söylüyorsunuz ama dışarıda ki algı, meclis grubuyla ciddi bir iktidar mücadeliniz olduğunu gösteriyor. Var ancak sosyal demokrat partilerde bir üst akıl değil ortak akıl olur... Sonuçta ilçe başkanımız, meclis gurubumuzla değerlendirdik, en doğrunun bizim teklifimizle değil arkadaşlarımızın önerisinin daha haklı olabileceği kararı çıktı.

Albatros tasarrufu
İstanbul'da 14 CHP'li belediye başkanı olarak biraraya geliyorsunuz. Sorunları konuşmuyor musunuz? Örnek Büyükçekmece Belediyesi yaklaşık 30 dönümlük bir araziyi satmak istiyor. Ancak önce CHP milletvekili ve parti üyelerinizden oluşan bir grup karşı çıkıyor. Bu konuyla ilgili ne düşünüyorsunuz? Bu kamuoyunda partiniz için bir olumsuzluk yaratmıyor mu?
Açıkcası bu toplantılarda belediyeler iç sorunlarını ayrıntılı olarak masaya getirip paylaşmıyorlar. İstanbul'da siyasete nasıl yön verebiliriz ve CHP'nin geleceği ile ilgili değerlendirmelerde bulunuyoruz. Belediyelerin sorunlarını ayrıntılı olarak konuşmuyoruz. Sizin sorduğunuz konuyu biliyorum. Büyükçekmece Belediye Başkanımız  Hasan Akgün de benim için çok önemli bir belediye başkanı. Seçimlerin çok dengeli olduğu bir ilçe 5 dönemdir seçim kazanması önemli. Bu kendisine ait kişisel bir oy potansiyelinin olduğunu gösteriyor. Takdir edildiğini de gösteriyor. Seçimlerde de o alanla ilgili tasarrufunu ifade ettiğini biliyorum. Seçmende de teveccüh görmüşse bunu daha fazla sahada farklı bir alana taşımamak lazım. Seçmen nezdinde parti içi tartışmaların genel kabul görmüyor. İnsanların gündeminde değil. Parti için tartışmalar 50 tane profesyonel siyaset yapan arkadaşımızın gündeminde. Ben bunu Bakırköy'den de biliyorum. Seçmenin kendisine ait bir iradesi, kendisine ait bir dünya görüşü var... Ve o iradesini de sandığa yansıtıyor. Bunu 2014 yerel seçimlerinde yaşadım. 20 tane başkan aday adayı, 250 tane meclis üyesi aday aday var... Hepsi dışarıdan geldiğini söylediği bir adaya karşı muhalif duruşları var. Buna rağmen, partimiz İstanbul'da en çok oyunu yükselten ilçesi Bakırköy oldu. Şimdiye kadar ki en yüksek oy oranına ulaştı. 
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.