Belediyelerin kapısında dilenci oldum

Dr. Özdemir Turan

Dr. Özdemir Turan



RÖPORTAJ: Nihal Altıngövde 29 Ağustos 2015, 09:16

Türkiye'nin son ip cambazı Dr. Özdemir Turan, doğru söylemin canbaz olduğunu belirterek, «Can-baz'ın birleşimi can oyuncusu demektir» dedi. Gösterilerini yapabilmek için belediyelerle ciddi sıkıntılar yaşadığını söyleyen Turan, «Belediyelerin kapılarında dilenci oldum dilenci. 1000 metrekare yere teşkilatımızı kurabilmek için kültür müdürlerinin oyuncağı olduk» diye konuştu.

Beylikdüzü Kültür Merkezi karşısında, Eski Kapalı Pazar yeri bitişiğinde ünlü canbaz Dr. Özdemir Turan, ip üstündeki muhteşem gösterileri, konuk sanatçıları ve yazlık sineması ile bizlerle birlikte. 50 yıldır sanat yaşamından taviz vermeden ip üzerinde kendi hayatıyla oynayan usta, ömrünü adadığı sanatının aynı zamanda en ağır misyonunu üstlenmiş. "Ben ip üzerinde öleceğim" diyen sanatçı ile geçmişten günümüze tüm yaşantısını, acılarını, sevinçlerini konuştuk.
En büyük sorunun belediyelerle yaşadığını söyleyen Turan, "Belediyelerin kapılarında dilenci oldum dilenci. 1000 metrekare yere teşkilatımızı kurabilmek için kültür müdürlerinin oyuncağı olduk. Onları ben yanımda kültür danışmanı olarak bile çalıştırmam" diye konuştu

Herkesin öğrenmesi gereken bir yaşam öykünüz var. Bir yaşam tercihi. Bu anlamda sizin başlangıç hikayenizi merak ediyorum.
Ben Şehzadebaşı'nda bu işe başladım. Laleli'de Türk Hava Kurumu Binaları'nda oturuyorduk. Şehzadebaşı bize çok yakındı, hemen bir sokak arkası gibi. Rahmetli babam bir gün eve geldi ve Şehzadebaşı'na gittiğini görürsem çok kötü yaparım seni dedi.

Kaç yaşındaydınız?
12 yaşlarındaydım. Şimdi hiç aslında oraya gitmiyordum normalde. Yakın olmasına rağmen Şehzadebaşı'na hiç gitmiyorduk. Fakat ne zaman babam eve gelip durup dururken gitttiğini görmüyüm dediği zaman ertesi gün merak başladı bende. Orada ne varda acaba yasakladı bana diye. Ertesi gün bir artkadaşımla Şehzadebaşı'na gittim. Şehzadebaşı'nda sihirbaz Farabi'yi gördüm. Sene 1966. Sihirbaz Farabi'nin yaptığı gösteriler çok hoşuma gitti. İlk olarak ben sihirbaz yanında çırak olarak başladım. Ama sihirbaz yanında çırak olarak başlayabilmek içinde çok mücadele verdim.

Çırak olabilmek için mücadele ettim
Nasıldı bu mücadeleniz, babanıza karşı mı?
Evet, düşünün Şehzadebaşı'na gitmeme izin vermiyor ve ben bir sihirbazın yanında çırak olmak istiyorum. Dişe diş mücadele ettim rahmetli babamla ve sonunda babam benim o ustamın yanında kalmama izin verdi. Ben 2-3 sene 15 yaşıma kadar yalnız sihirbazlık çıraklığı yaptım. Her yaz babam izin verdi ve tüm Anadolu'yu gezdik. Panayırlarda ve o zamanki sinema salonlarında gösterilerimizi yaptık. Sonuçta Muğla Dalaman'da hatta Ortaca'da bir canbaz gördüm. Canbaz Yakubi. Muğlalı canbaz Yakup Usta. Lakabı Yakubi. Onun da mekanı cennet olsun. Onu izlediğimde çok hoşuma gitti. Ustamında iyi arkadaşıydı. Ustamdan izin aldım ve Yakubi'nin yanında da çalışmaya başladım. Ben zaten sihirbaz ustama 14 yıl hizmet ettim. Onun yanında profesyonel oldum. Onun adına onun gitmediği yerlere gidip gösteriler yaptım. Hatta bazı yerlerde de sihirbaz Farabi olarak çalıştım. Onun kostümleri bana bol geliyordu ama giyip çalışıyordum. İşte o dönemlerde bu işe başladım ve 50 sene oldu. Benim hikayem böyle başladı. O başlayış devam ediyorum halen.

Yarım asır olmuş.
Aynen öyle. Yarım asırdır bu sevda bende devam ediyor, edecekte. Türkiye'yi karış karış gezdim. Benim Türkiye'de ayağımı basmadığım bir toprak parçası kalmadı bu 50 senede. Turnelerimize bir başlardık bir bölgeden girer öbüründen çıkardık, şehir şehir, kasaba kasaba.

Şimdi neler yapıyorsunuz?
Halen devam ediyorum gösterilerime. Festivallere gidiyorum belediyelerin.

Bana göre doğrusu canbaz
Cambaz değil, canbaz diyorsunuz.
Bana göre cambaz kelimesi bizim yaptığımız iş için kullanılamaz. Bunun doğrusu canbazdır. Can Farsçadan gelmiş ve anlamıda yine candır. Fakat baz oyuncu anlamına gelmektedir Farsçada. Can-baz birleşimi can oyuncusu demektir. Hatta ben bu konuyla ilgili Türk Dil Kurumuna'da başvurdum fakat dikkate bile almadılar. Ben bugüne kadar televizyon ve gazeteci arkadaşlara ısrarla söylerim canbaz diye yazmayın derim ama giderler yine TDK cambaz olarak kabul ettiği için haklı olarak öyle yazar söylerler. Cambaz ise cam sanatıyla ilgilenen kişilere denilebilir ancak. Biz can oyuncusuyuz.

Siyasetçiler canbaza kurban olsun
Bu konu sizi oldukça sinirlendiriyor gördüğüm kadarıyla.
Ben siyasetçiler televizyonda cambaz diye birbirlerine hakaret ettikleri zaman oturduğum yerde cinnet geçiriyorum. Onlar canbaza kurban olsunlar kurban. Onlar eğer canbazı kötü anlamda kullanıyorsa onlardan daha kötü yaratık var mı yer yüzünde. Canbaz olarak benim 50 yıllık bir geçmişim var. 4000 yıllık dünya tarihine Türklerden yayılan bir meslek.

Evet, biraz da tarihinden söz eder misiniz?
Dünyada henüz sirk diye bir şey yokken dünyada, Türklerde canbazlık vardı. Sirk kelimesi bile yabancı bir kelime değil. Halis muhlis Türkçe bir kelimedir. Dünyada hiçbir akrobasi yokken Türklerde canbazlar vardı. Orta Asya'dan gelip bu topraklardan bütün dünyaya yayılan gerçek Türk canbazlarıdır. Daha sonra Avrupalılar almış sirk akademilerini kurmuş. Kültürüne sahip çıkmazsan alırlar.

Canbazhaneyi yaşatacağım
Sonra da bizler gelir Türkiye'nin son tel canbazı ile röportaj yaparız. Çok acı bir durum.
4000 yıllık sanatın niçin ben son temsilcisi olayım. Ben tek başıma olmaktan ticari anlamda çok memnunum, festival festival geziyorum ama çok büyük sıkıntılar yaşıyorum. Kendi kültürümüze, sanatımıza sahip çıkmıyoruz.  Ben bu Canbazhane'yi yaşatmak adına bir lira para kazanmadığım gibi gerçekten büyük mücadeleler veriyorum.

Bu konuda çok sitemleriniz olduğunu biliyorum.
Belediyelerin kapılarında dilenci oldum dilenci. 1000 metrekare yere teşkilatımızı kurabilmek için kültür müdürlerinin oyuncağı olduk. Onları ben yanımda kültür danışmanı olarak bile çalıştırmam. Ben hangi belediye olursa olsun isim vermiyorum, ben bu 50 yıllık kültür çalışma hayatımda 20 yıl tiyatro çalıştırdım, tiyatro yönettim, ADT'nin (Ankara Dostluk Tiyatrosu) sahibiyim. Yıllarca bu Canbazhane'yi kurdum, çalıştırdım, kültüre hizmet ettim. Ben bir gönül adamıyım, parayı en son hesapladım ben. Onun için diyorum ki ben o kültür müdürlerinin yüzde 70'ini ben yanımda kültürden sorumlu eleman olarak bile çalıştırmam. Çok göğsümü gere gere söylüyorum.

Belediye kültür müdürlerinin kültürel çalışmalara yaklaşımı yok mu diyorsunuz?
Çok zayıf. Dört tane çapulcuyu buluyorlar sokaktan, kirli, leş gibi palyaço elbiselerini giydiriyorlar. Ki palyaço demek dünyada sanatın her branşının uzmanı olduktan sonra sirk akademisinde bir belge alabilirsin palyaço olarak. Palyaço olabilmek için benim yaptıklarımı adam yalar yutar, ip canbazlığımı, sihirbazlığımı, becerilerimi.  Benim gibi nice sanatçıların virtüezlerin başarılarını becerip, ondan sonra palyaço ünvanını alabilirler. Sende kıytırık bir tane elbiseyi giydir sırtına, yıllardır yıkanmamış belediyenin depolarında duran elbiseleri giydiriyorlar, yaz şenlikleri, yok Ramazan etkinlikleri deyip rezil ediyorlar.

Sabancı beni aradı
Kültür Bakanlığı'ndan da mı destek görmediniz?
Gençliğimden bugüne kadar 20'nin üzerinde Kültür Bakanlığı'na yazı yazdım. Dünya Kültür Mirası kapsamık içerisinde ip canbazlığı. Öz be öz Türk kültürü. Gravürler var at arabasıyla geçmişler Haliç'in üzerinden, çift tel üzerinde. Ben bu işin misyonunu yüklendim, savaşını veriyorum. Bedel ödüyorum bedel. Fakat gerçekten hiç kimse sahip çıkmıyor, ilgilenmiyor. Dediğim gibi ben bu işi öldüğüm zaman bırakırım ve o zaman belki anlarlar ip canbazlığının değerini. Hekimlik bile benim sadece hobim oldu mesleğim değil. O kadar bu işime sahip çıktım, çıkacağım. Bu işin parayla ilgisi yok. Koliler dolusu şiltlerim ve ödüllerim var. Bunlar benim gururlarım.

Siz Ramazan eğlencelerinin de geçmişini biliyorsunuz.
Şehzadebaşı Ramazan eğlencelerinden sonra Türkiye'de Ramazan eğlencelerini başlatan adam benim. Benim çok sevdiğim Anadolu Folk Topluluğu'nun sahibi Göksenin İleri bile Ramazan eğlencelerini benden 23 yıl sonra yaptı. Ben çok saygı duyarım Göksenin'e. Bunu onu yermek için söylemiyorum derdimi anlatmak için söylüyorum. Eskişehir Posuk çayının eskiden etrafında çay bahçeleri vardı. Hatta adını hiç unutmuyorum Yalmanadası Çay Bahçesi. Ben orada renkli kartonlara yazılar yazarak ilk Ramazan eğlencesini yapmıştım. Şehzadebaşı'nda gördüklerim gibi çocukluğumda. Rahmetli Cenk Koray bizim eğlencemizi görüp aynısını televizyondaki programındada yapmamızı istedi. Bizde çıktık televizyonda yaptık. Programı rahmetli Sakıp Sabancı izlemiş ve çok beğenmiş. Beni aradı ve Bossa Fabrikası'nın bahçesinde işçileri için yapmamızı istedi. O sene Ramazan eğlencelerini Bossa Kumaş Fabrikasının bahçesinde 4-5 bin kişiye yaptık. Daha sonrasında ben Ramazan eğlencelerine ara verdim ta ki, Bedrettin Dalan zamanında düzenlenen Gülhane Şenliklerine kadar. Tam 11 yıl Mandrake ile birlikte en uzun çalışan adamıyım. Daha sonra çok sevdiğim arkadaşım  Göksenin İleri Sultanahmet'te yapmaya başladı ve beni davet etti. Feshane'de 5 yıl onunla birlikte çalıştım ve hayatımın en güzel dönemleri Gülhane ve Feshane Şenlikleridir.Şimdiki o paçoz, panayır demek istemiyorum çünkü panayır onurlu gösterilerin olduğu yerlerdir. Şimdi öyle bir Ramazan eğlenceleri yapıyorlarki Feshane'de Göksenin'in yaptığının tırnağı olamaz. Emekçilere saygı duyuyorum onlar ekmek için çalışıyor, ama bu kadar kötü konsept olabilir mi? Bu işin şu anda Türkiye'de bir numarası Göksenin İleri'dir. Başka tanımıyorum. Göksenin Feshane'yi duyurduktan sonra belediyeler ramazan eğlenceleri yapmaya başladı.

İki eşim de beni terketti
Biraz da sizden söz edelim, nasıl bir yapınız var ve aşk dediğimde...
Ben çok deli dolu bir adamım. Az öncede dediğim gibi para benim hayatımda hep çok önemsiz oldu. Para benim neyime, ben karnımı doyurayım yeter. Şimdi içinde bulunduğumuz bu şark kahveside burada çalışanların ekmeği çıksın ve konsepte uygun olsun diye. Ne kazanırsak onunla burası ayakta duracak.Yoksa gösterilerimiz ücretsiz. Ben gönül adamıyım. Sizde gelip gördünüz. Habersiz geldiniz ve benim en doğal halimi gördünüz. Ben sabah tulumunu giyip, gece 10'da tulumunu çıkaran bir adamım. Bu konsept 20 ton demir, 8 ton tahta, 1 buçuk tonda kablo ve elektrik kablosundan oluşuyor. Bunların hepsini bir aydır tek başıma, bir iki arkadaşımın el atmasıyla yapıyorum. Bunların hepsi benim sırtımdan geçti bu ay, hepsi. Bir de yalnız hakkını yemeyeyim benim 40 yıldır emektarım Yaşar Ürkmez onunla beraber kuruyoruz. Başkan Ekrem İmamoğlu sağolsun bana her türlü desteği verdi. Araziyi tahsis etti, arazinin alt yapısını yaptı. Daha ne istiyeyim belediyeden. İsteseydim Ekrem İmamoğlu bana iki tane adam mı göndermezdi. Gönderirdi ama ben bunu onur meselesi yaptım. Ben başkan ve ekibinden çok memnunum. Hepsi bana destek oluyor, kendilerine teşekkür ediyorum. Bu sanatın yaşaması için ben 50 yıldır mücadele ediyorum. İki tane eşim beni terketti, bu sanat yüzünden.

Ya işin ya ben mi dediler?
Aynen öyle dediler. Beni resmen terk ettiler. Allaha şükür çocuklarım beni bırakmadı. Ben bu sanatla birlikte ölürüm. Bu telde ölürüm ben. Eşlerime de hiç kırgın değilim, dargın değilim. Benim gibi bir adamı çektiler teşekkür ediyorum. Ben açta kalsam susuz da kalsam bu parmaklıkların içinde öleceğim. Bu sanata verdiğim emek ve değer ben öldükten sonra anlaşılacaksa  bundan dolayı mutlu olurum. Geriden gelen gençler benim verdiğim emek uğruna belki sanata sahip çıkarlar. Yoksa vay be Özdemir Turan'da neler yapmış diyecekler diye değil.

Aşk demiştik.
Benim 4-5 tane uğrunda ölebilecek kadar çok sevdiğim aşklarım oldu. Hiçbirini de alamadım. Vermediler bana panayırcıyım diye. Sonra evlendiğim eşlerimi de çok sevdim ama yalan yok. Aşırı derecede verici bir insan oldum ama hiç bir işe de yaramadı. Benimle beni hiç kimse paylaşamadı.

Sinema benim aşkım
Çocuklarınız veye gençler ilgi gösteriyor mu sanatınıza?
 
Kızlarımdan birisi çok heves etmişti ve provalara başlamıştık. Çalışırken telden düştü ve ayağı taşın üzerine geldi. O nedenle bir daha yaklaşmadı. Şimdi bana yardım eden küçük oğlum Deniz telde bayağı yürüyor. Hatta küçükken ona göre telde kurdum, hatta telde oturup canbaz selamı vermeye başlamıştı ama rahatsızlandı önemli bir hastalık geçirdi ve onunda yarım kaldı.

Sinema dersem...
Yazlık sinema benim aşkım. Gerçek profesyonel makinem var. Öyle DVD ile VCD ile kandırmam insanları. Adam boyu devasa makineler kurarım. 150-200 arşivlik filmim var. Yazlık sinemada benimle beraber devam edecek öldüğüm güne kadar.

Hiç pişman olmadım
Hiç pişman oldunuz mu, bir daha dünyaya gelseniz yine aynı hayatı yaşamak ister misiniz?
Asla pişmanlığım yok. Bir daha dünyaya gelsem yine aynı işi yaparımda bu sefer diş hekimi olmam sanıyorum.

Son olarak eklemek istediğiniz bir şey var mı?
Benim ustalarım canbaz ustam Yakubi (Yakup Özdemir) ve sihirbaz ustam Farabi (Selanikli Selim Öktülmüş) ben hayatımda yüz yıl daha çalışsam onların mendil cebini dolduracak kadar bile adam olamam. Onlar insanlık abidesiydi. Onlar bu dünyadan parayı göremeden, sefillikle, sefaletle gittiler. Ama hiç sanatlarından ve namuslarından taviz vermediler.

Can'la oynamak
Ben ipte oynamasam yaşayamam. Avrupalı ip sanatçıları günde 2 kez prova yaparlar. Ben festivalden festivale çıkarım ipe. 4-5 ay hatta 8 ay aralıklarla tel takımımı depodan çıkarır kurarım ve dün bırakmış gibi oynarım. Ben belediyelerin kapısında Canbazhane'mi kurabilmek için dilencilik yapıyorum diyorum size kültür müdürlerinin kapısında git gel, git gel. Prova için yeri nerede bulacağım.
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Teoman yavux - 4 ay önce
Allah uzun ve sağlıklı ömür verdin