Musluğu hemen kapatacaksınız!

Yeni Yaşam Biçimi Kentler ve Dönüşüm toplantısı Beylikdüzü Kültür Merkezi’nde gerçekleşti. Toplantıda İstanbul’un tanınmış sanayici ve inşaatçıları kentsel dönüşümü masaya yatırdı. Konuşmacılar İstanbul’un yenilenmesi için rant musluğunun ivedilikle kapatılmasını istedi.

Musluğu hemen kapatacaksınız!

Çok sayıda sivil toplum kuruluşu tarafından oluşturulan İnşaat Platformu’nun Beylikdüzü Kültür Merkezi’nde düzenlediği toplantı, Beylikdüzü Belediyesi'nin katkılarıyla gerçekleşti. Yeni Yaşam Biçimi Kentler ve Dönüşüm toplantısı Celal Toprak moderatörlüğünde yapıldı. Demir İnşaat Yönetim Kurulu Başkanı Hamit Demir, KALDER Genel Başkanı Hamdi Doğan, SAMPAŞ AŞ. Yönetim Kurulu Başkanı Şekip Karakaya, İstanbul Mermerciler Derneği Başkanı Zuhal Mensfield, Beylikdüzü OSB Kurucu Başkanı Abdullah Teber ve İSİFED Genel Başkanı Mehmet Sandal'ın katıldığı toplantının açılış konuşmasını Beylikdüzü Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu yaptı.

Konut satışında 2. sıradayız
Beylikdüzü Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu yeni kentler ve yeni kentlerden beklentiler noktasında Türkiye'de sürecin hızlı işlediğini belirterek, "İstanbul kentleşme ve nüfus artışı bakımından dünyada eşi benzeri olmayan bir istatistiğe sahip. Bunu tabi gurur duyacağımız bir konu anlamında söylemiyoruz. Zorluklarını hatırlatmak isterim. Esenyurt Türkiye'de konut satışında birinci, Beylikdüzü ikinci sırada. Senede 15 bin civarında nufüs artışına sahip bir ilçeyiz. Burada aslında esas sorun nufüs artışından ziyade nufüsun tamamının kentlerde yoğunlaşması" dedi.

Yüzlerce plan değişikliği var

Kırsal kesimin boşalmasının ilerisi için sıkıntılı olduğunu sözlerine ekleyen İmamoğlu, "Kentlilik, belediye yönetimi, belediyecilik, kentleşme gibi unsurlara mutlak bir standart getirmek lazım. İBB'nin gündeminde her ay yüzlerce plan değişikliği var. Bu tabi çok sıkıntı verici. Bu şekilde şehrin anlık değişimini sağlamak ileride çözüm imkanı olmayan sorunlar doğurabilir. Aynı zamanda bu kadar kentleşmenin yoğun olduğu yerlerde insan yaşamı da etkileniyor. Sosyal açıdan gelişimlerini, eğitim kalitesini, yaratıcılıklarını etkiliyebiliyor. Bu bakımdan bizde önceliklerimizi sıraladığımızda yeşili korumak doğayı daha zengin kılabilmek bitki örtüsünü, denizimizi hayayı, suları muhafaza edebilmek, temiz ortamlar yaratabilmek, kültürü sanatı hayatın her seviyesinde ortaya koyabilmek ve buna göre şehri dizayn edebilmek şeklinde düşünüyoruz" ifadelerini kullandı.

Farklılığı başkanlar yaratır
İmamoğlu'nun açılış konuşmasının ardından söz alan İstanbul Mermerciler Derneği Başkanı Zuhal Mensfield metropol denince akla hava, ses, trafik ve insan kirliliği geldiğini belirterek, “Bunlarda farklılık yaratanlarda aslında belediye başkanları oluyor. Gerçekten farklılığı onlar yaratıyorlar” iddiasında bulundu. Bir bölgenin kalkınması için bütün planlamaların belediye başkanlarının elinden geçtiğini dile getiren Mensfield, “2000 yıldır yerinde duran yapılar var. Dünyanın her tarafında bu yapıları görebilirsiniz ve hepsi halen mükemmel durumdalar. Türkiye'de Mimar Sinan'ın eserleri gibi. Belediye başkanları eserlerini bugünü kurtarmak için yaparlarsa zaten yanlış yaparlar. Geleceğe dair bir şey yapılacaksa gerçekten geleceği temsil etmelidir. Günümüzde ayakkabı kutusu, kibrit kutusunu andıran binaların görüntü olarak çok çirkin olduğunu hepimiz biliyoruz” diye konuştu.

Dünyanın her yerinde sorun
Kentselleşmenin dünyanın her yerinde büyük bir sorun olduğunu hatırlatan Mensfield, çevreyi korumanın en doğru yolunun çevreye dost olan ürünlerin kullanılmasından geçtiğini kaydetti. Mermeri de çevre dostu olarak tanımlayan Mensfield, “Kral yolu, ipek yolu, baharat yolu gibi yapıların hepsi mermerdendir. Bugün dünyada kalan bütün eserler mermerdendir. Bizim ülkemizi de mermerle barıştırmamız gerektiğine inanıyorum. Aynı şekilde hijyen açısındanda çok önemlidir mermer kullanmak” şeklinde konuştu.

Yerinde dönüşüm şart
Bir diğer konuşmacı SAMPAŞ AŞ. Yönetim Kurulu Başkanı Şekip Karakaya ise Beylikdüzü Belediyesi'nin böyle bir toplantıya ev sahipliği yapmasının takdir edilecek bir durum olduğunu söyledi. Sözlerini, “Kentsel dönüşümün insan odaklaı olması gerekir” şeklinde sürdüren Karakaya, “Bu konuda ortaya çıkan yasa afet riski olan yerlerin yenilenmesini istiyor. Yıkılması gereken 7 milyon civarındaki binanın yıkılarak mezar taşına dönüşmesini engellemeye çalışıyorlar. Bu mesele Cumhuriyet tarihinde en kapsamlı meselesidir. Toplumun bütün katmanları işin içine girmelidir. Türkiye'de 35 milyon insanı direk ilgilendiren 600 milyar dolarlık bir mekanizmadan söz ediyoruz” dedi.

Dönüşümde iki yaklaşım var
Ticaretin birilerinin rant elde etme çabası olarak algılanabileceğini ifade eden Karakaya, “İstanbul ile alakalı bir gerçekten yola çıkarsak bütün bilim adamlarının hepsinin hemfikir olduğu gibi bu şehirde muhtemelen 7 veya üzerinde bir şiddette deprem olacak. Yeni yasada 2 tane kentsel dönüşüm yaklaşımı var. Bir tanesi riskli binadan yola çıkılarak yapılan kentsel dönüşüm, diğeri riskli alan yaklaşımı. Türkiye'de riskli bina yaklaşımı daha kolay,  pratik ve ticari olduğu için hemen tercih sebebi oldu. Bana göre bu derhal gözden geçirilmesi gereken müthiş bir yanlıştır. Sadece binaları yıkıp yerine yeni bina yapıyorsunuz. Ne yolu, ne sosyal alanları değiştiriyorsunuz. Ne de 2 saatte okula giden çocuğunuzun okula gidiş vaktini kısaltıyorsunuz. Hiç birşey değiştirmiyorsunuz, binayı değiştirmekten başka. Riskli alan yaklaşımıyla elde edilen kentsel dönüşüm yani en az bir 10-12 bin metre kareden başlayan daha çok büyüyen projeler. Ben bu işi yapan bir şirketin yönetim kurulu başkanıyım. Benim şirketimde en düşük proje 50 hektar olur. Daha az bir yaklaşımla yaptığınız kentsel dönüşüm olmaz bana göre” görüşlerini ileri sürdü.

Sanayiciler inşaatçı oldu
İSİFED Genel Başkanı Mehmet Sandal ise kentsel dönüşümü Avrupa'dan örnekler vererek anlatmaya çalıştı. “Avrupa'da sanayinin ve yerleşimin içiçe olduğu kentler görürsünüz. Küçük yerleşimlerde fabrikalar neredeyse evlerin arasındadır” bilgisini veren Sandal, “İnsanlar bisikletleriyle veya yürüyerek işlerinden evlerine gidip gelirler. Türkiye'de servis, mesafelerin çok uzak olmasından dolayı vardır. Sanayicilerin çoğu sıfırdan gelen insanlarız. Sıfırdan derken çoğumuz bir atölye ile başlayıp zaman içerisinde büyüyerek fabrika sahibi oluyoruz. İlk kurduğumuz fabrikaları da şehirin biraz dışında yerlerde kuruyoruz. Bunu yaparken de elektriğinizi, suyunuzu yolunuzu kendiniz yapıyorsunuz. Bir süre sonra oraya başka fabrikalar kuruluyor. Bir süre sonra da bu fabrikalarda çalışan insanlar o bölgeye binalar yapmaya başlıyor. Binalar olunca rantta beraberinde geliyor” dedi.

Fabrika gidiyor AVM geliyor
Türkiye'de yaşanan kentleşmenin evrelerinden söz eden Sandal, “Bu dönüşüm bir süre sonra müteahhitleri cezbetmeye başlıyor ve orada  binalar başlıyor büyümeye. Sonrasında burası artık yerleşim yeri oldu diye sanayinin çıkmasını istiyorlar. Avcılar, Gazioamanpaşa, Topkapı, Bakırköy gibi ilçeler bu sözlerime örnektir. Bakırköy'ün merkezinde Vita Fabrikası vardı. Şimdi AVM var yerinde. Dolayısıyla fabrikalar gidiyor AVM'ler geliyor. İstanbul'da  planlama diye bir şey yok. Şu anda Beylikdüzü'nde benim bulunduğum yer de dahil olmak üzere OSB'yi nasıl kaldırırız diye planlar başladı. OSB'ye geçerken bakınca göreceksiniz yandaki fabrikalar artık alışveriş merkezi oldu. Rant başka türlü gelişiyor şimdi. Sanayici daha çok para kazanmak için çıkıyor orayı kiraya veriyor. Niye üretim yapsın noktasına geliyor. İstanbul'da OSB'ler dışında ki sanayi yok kabul ediliyor. Benim işyerime de gidin diyorlar. Peki gidin dediğiniz yerlerin metre karesi 200- 300-500 dolarlara çıkmış yerler. 10 dönüm yer alacaksanız 5 milyon dolar ödeyeceksiniz. Bu kadar parası olan sanayici diyor ki bankaya parayı yatırırım geçinir giderim. Birçok sanayici de şu anda inşaatçı oldu” şeklinde konuştu.

Uygulama planları yok
Toplantının son konuşmacısı KALDER Genel Başkanı Hamdi Doğan ise büyük fotoğrafa bakmak gerektiğini savundu. Bütün meselenin yönetim kalitesinden geçtiğini sözlerine ekleyen Doğan, “Her belediye başkanı değiştiğinde farklı bir yoğurt yiyiş biçimi olursa bir yerlere gitmenin imkanı yok. Hükümet stratejik planlama getirdi. Bakıyorsunuz her ilçenin her yönetimin bir stratejik planı var. Ama uygulama planları yok. Kentsel dönüşüm temelde depreme karşı riski azaltmak üzere çıkarılmış bir kanundur. İstanbul'un yenilenmesi alt yapıdan başlamalı. Sanayiyi oraya bunu buraya atmakla olmaz” açıklamasını yaptı.

Herkes müteahhit oldu
Demir İnşaat Yönetim Kurulu Başkanı Hamit Demir de Türkiye'nin şehirleşmeyi 60'lı 70'li yıllarda kaybettiğini savundu. Geçmiş dönemde her seçim arefesinde seçim gecekonduları oluşturulduğunu hatırlatan Demir, “Yolları yok, alt yapıları yok. Bu gecekondulardan dolayı 90'lı senelerin ortalarına kadar İstanbul mahvoldu. Biz bu kentsel dönüşümü yürütebilmemiz için geçmişe dönük seçim gecekondularını yok etmemiz gerekiyor. Yerel yönetimler bu konuda bize destek oluyor. Tabi ki bizler de istemeyiz sanayilerin yok olmasını. Ama bu sanayicilerin sanayiden çıkmasına onlardan çok biz şikayetçiyiz. Herkes müteahhit oldu. Sanayici inşaat sektörüne girdikten sonra maliyetleri görünce keşke ben sanayide kalsaydım diyecek duruma geliyor. İnşaat sektöründe artık bu rantlar yok. Çünkü artık arazi maliyet bedelleri çok fazla. Yerel yönetimler bireysel kentsel dönüşüme izin vermemeli. Bireysel her yapılan yapı 20-30 yıl sonra bu ülkenin başına bela olacaktır. Bireysel yapıda otopark, sosyal alanlar, yeşil alanlar yapamıyorsunuz” ifadelerini kullandı.

Başkanlar hata yapıyor
Beylikdüzü OSB Kurucu Başkanı Abdullah Teber ise devletin planlama yapmadığını iddia etti. İlçe belediye başkanlarının hata yaptığını da dile getiren Teber, “Kaymakamlar hata yapıyor mu yapmıyor. Kaymakamlar 10 numara belediye başkanları 5 numara. Türkiye'nin bütün belediye başkanlarına bakın istisnalar kaideyi bozmaz. Keşke Ekrem İmamoğlu da burada olsaydı. Kalktı gitti herhalde. Bir arsa ofisinden OSB kurmak için arsa aldık. İstanbul'un 8 Organize Sanayi Sitesi'nden birini kurduk. Ne lazımsa her şeyini yaptık. Bantlar kurun dediler bunları oluşturduk. Sanayinin yollarını ayırdık. Yaptık da kim takdir etti?” diye sordu.

Bana kim ne anlatıyor!
Kurdukları sanayi sitesinde Beylikdüzü sınırları içindeki yeşil alandan daha fazla yeşil alan ayırdıklarını belirten Abdullah Teber, “Belediye ne yaptı biliyor musunuz, yolları geri çek dedi bize. Nereye çekeceğiz? Çünkü öbür tarafta kendisi yol ayırmadı. Yolları yuvarlak yaptılar arkadaşlar. Belediyecilik anlayışı maalesef bu. Kim ne anlatıyor bana? Türkiyede'ki belediyecilik mantığı budur, hangi parti olursa olsun. 3 belediye yollar yüzünden bizi mahkemeye verdi. Olur başka derdiniz var mı? Davayı kazandık. Beylikdüzü halkı bizim yollarımızı kullanıyor şu anda. Beylikdüzü belediyeleri sanayiye yakın yol ayırmadı. Vehbi Orakçı döneminde Bakanlığın onayladığı imar planlarımıza Beylikdüzü Belediyesi itiraz etti. Davayı yine kazandık” dedi.

Yaptırana da yazıklar olsun
Teber konuşmasının devamında 30 bin kişi çalıştırdıklarını ve 1.5 milyon dolar ihraacat yaptıklarını velirterek, “Türkiye'de inşaatçılar çok para kazanmıyor denildi katılmıyorum çok para kazanıyorlar. Bu gün inşaatçı olsaydım Türkiye'nin en zengin adamı olurdum. Ben %10 kazanıyorum arkadaşlar, hangi inşaat firması %10'la çalışıyor. Devlet planlama yapacak ve sanayicilere yer gösterecek. Böyle gidin demekle olmaz. Yunanistan'a mı gidecek sanayiciler. Bu mantıkla olmaz. Rant kapıları kapatılmadığı sürece hiçbir şey değişmez. Eğitim seviyesini Türkiye'de üst seviyelere çıkarmazsak bu belediye gider öbürü gelir rant devam eder. Ne demek geri dönüşüm ya. Yap yık böyle bir şey olur mu? Düzenli yap düzgün yap 25 senede yap. İstanbul'u yenileyeceklermiş, nasıl yenileyeceksin İstanbul'u. Bugünden itibaren keseceksiniz musluğu, yanlış yapmayacaksınız. Bizim burası Esenyurt'un yanında cennet. O inşaatları yapanlara yazıklar olsun, yaptıranlara da. 63 yaşındayım gece gündüz çalışıyorum, ömrümün sonuna kadarda çalışacağım, vergimi vereceğim ama birileri rant peşinde Türkiye'yi bu hale getirecek” tepkisini gösterdi. NİHAL ALTINGÖVDE
Bu haber tarihinde eklenmiştir.

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.