banner250
banner252

Bir tutam hasret

Cengizhan Sönmez

Cengizhan Sönmez



RÖPORTAJ: Ekrem Hacıhasanoğlu 12 Nisan 2017, 08:13

Ünlü bestekar Cengizhan Sönmez, 30 yıla yaklaşan sanat hayatını ve Türk Musikisi’nin bugünkü durumunu anlattı. ‘Bir Tutam Hasret’ isimli ilk albümünü 2010’da yapan ve çok sayıda bestesi ödül kazanan Sönmez, popüler kültürün musikiye verdiği zararlara dikkat çekerek “Yeni eserlerin üretilmesine hasretiz” dedi.

Yaşayan en büyük seslerden biri olan ve söze çok etkili bir şekilde tesir ederek 'şaheser' sayılabilecek besteleri yapan Cengizhan Sönmez'le uzun bir müzik yolculuğuna çıktık. Müzik üstadını ilk olarak 'Bir Tutam Hasret' isimli o muhteşem eseriyle tanımıştım. Zannediyorum O'nu tanıyan milyonlarca kişi de, ilk albümünün ismi olan bu eser sayesinde Cengizhan Bey'e hayran olmuşlardır. Öyleki, '...öyle değiştim /öyle değiştim ki / utanır sabrım benden / bunca hırçınlığım / bir tutam hasretten...' dizleriyle hasret giderdik, 'Ödül diye sunsa mevlam cenneti / Gönül sensiz girmez belki kim bilir...' dizeleriyle de sevginin namütenahisine vardık. Konumuz musiki ve fazla söze gerek yok... Sözü şimdi musikinin üstadı Cengizhan Sönmez'e bırakalım...

Müzikle ilk olarak nasıl tanıştınız?
Müzikle tanışmam çok küçük yaşlara dayanıyor. Ailede müzik sevgisi vardı. Ama en önemlisi annemin sevgisi, müziğe düşkünlüğü, şarkı söylemesi ve teşviki çok küçük yaşlarda başladım şarkı söylemeye. Daha sonra okul yıllarında gördüğümüz enstürman dersleri ile bir fark ortaya çıktı. Yani yetenek ordan hissediliyor. Eğitimciler bunu bilirler. Çocuğa bir şey gösterirsiniz, daha göstermeden çalmaya başlar. Ben de öyle bir çocuktum.

1993 yılında TRT'nin açmış olduğu ses yarışmasında birinci oldunuz? Müzikle profesyonel olarak bu tarihten sonra mı ilgilenmeye başladınız?
Tabi daha öncesi de var. Bu tarihe kadar da enstürman çalıp, şarkı söylüyordum. İstanbul'a gelmeden evvel de müzkle ilgiliydim. Ama TRT'ye girişimi milat kabul edersek1993 yılının şubat ayında düzenlenen ses yarışmasında Türkiye birincisi oldum. 1994 yılının mart ayında yapılan imtihanla da İstanbul Radyosu'nda yetişmiş ses sanatçısı olarak görevime başladım.

Nice uzun yıllara diliyorum. Albümleriniz hakkında bilgi verir misiniz?
2010 yılında 'Bir Tutam Hasret', 2014'te 'Ödül' ve 2016'nın aralık ayında 'Siyah Beyaz Sevdalar' isimli üç albüm yaptım. Bu üç albümde de Türk Sanat Müziği'nin romantik dönem ve Cumhuriyet döneminin ilk yıllarına ait eserlerini seslendirdim. Bana ait bestelere de yer verdim tabi. Üçüncü albümde üç tane şarkım var. Diğer eserlerin hepsi şiir. Seslendirme ve dublaj da yaptım uzun yıllar. Programlarımda şiir okuyorum. Çok arzu edildiği için böyle bir albüm yaptım.

TRT İstanbul'daki olarak göreviniz devam ediyor değil mi?
Evet TRT'de kadrolu Türk Sanat Müziği ses sanatçısıyım.

Kısa bir zaman önce Antalya Büyükşehir Belediyesi'nin düzenlediği beste yarışmasında 'Bembeyaz Gel' isimli eserinizle birinci oldunuz. Öncelikle hayırlı olsun diyorum.     Bu eserin bir hikayesi var mı?
Özel bir hikayesi yok aslında. Ben o hikayeyi kendi içimde yaşıyorum. Yani güftenin içinde eğer bir hikaye sezersem ondan etkilenirsem onu besteliyorum. Besteciler hayalcidir bilirsiniz... Yani besteciler veya sanatla uğraşan insanlar biraz hayalci tiplerdir. 'Bembeyaz gel damla siyah istemem / Hayır dersen sana asla gel demem / Başka bağda açan güle gül demem / Gözlerinden o izleri silde gel.' Bu sözlerden çok etkilendim. Bence hikayesi kendi içinde. Özel bana ait bir hikayesi yok. Ama ben bunu kendimce hikayelendiriyorum.

Söze çok iyi tesir etmişsiniz. Yalnız son zamanlada Türk Sanat Müziği'nin zor bir süreçten geçtiğini düşünüyoruım. Musikinin Türkiye'deki durumu ve geleceği hakkında ne düşünüyorsunuz?
Bu aslında çok uzun bir mevzu. Neden böyle oldu? Ne olursa bu düzelir? gibi sorulara cevap aramak lazım. Kısaca şöyle anlatabilirim; Özel kanalların açılmasıyla popüler kültür çok ağırlık kazandı ve çok baskın bir hal aldı. Şu an müzik piyasasında ki onların da internetin yaygınlaşması sonucu sıkıntısı var, yayıncılıkla ilgili Türk Sanat Müziği açısından büyük sorunlar var. Yayın yeri bulmakta güçlük çekiyoruz. Eser üretilmiyor değil. Eser var ama yayınlayacak cesur insanlar da lazım. Bir albüm yapmak maddi manevi bir külfet.

Ticari bakıyorlar anladığım kadarıyla...
TSM albümleri raf albümleridir. Arşivlik işlerdir. Pop gibi, kötülemek babında söylemiyorum ama saman alevi gibi parlayıp sönmezler. Gündelik arzuları konu eden sözlerden bestelenmezler. Onun için kalıcı eserlerdir. Bu işe heves eden veya halihazırda profesyonelce yapan dostlarıma da her zaman söylüyorum. 'Kimseye Etmem Şikayet', 'Olmaz ilaç sine-i sad pâreme', gibi marka şarkılarla albüm yapmak bu işe katkı sağlamıyor. O şarkılardan çok albüm yapıldı. Çok söylendi. Onları tekrar etmek bu kültüre bir hizmettir. Eyvallah ama yeni eserler lazım. Hani şimdi günümüzde bazı popüler müzik sanatçıları veya çok popüler olmuş insanlar sanat müziği albümleri yapıyorlar. Vefa gösterdiklerinin falan söylüyorlar. Bence o vefa değil... Yapılacak iş bulamayıp, yeni bir proje, eser üretmeyip vefa adı altında tekrar yapıyorlar. Madem böyle düşünüyorsunuz vefa göstereceksiniz. Yeni eserlerle çıkın. Sanat müziğine o zaman katkı olur.

Ya da en azından yeni bestelerin önünü açın...
Evet. Çünkü sizin yayın gücünüz var. İsminiz var. O yayın gücünü yeni eserlerde kullanın Türk sanat müziğine yeni şarkılar kazandırın.

Bu tıkanıklık anladığım kadarıyla hem güftenin hem bestenin önünü kesti...
Evet eser tanıtmayla ilgili yayın problemimiz var. Yoksa TSM'nin kabahati yok. Ulaştırmakta güçlük çekiyoruz. Biz işin muhatabını bulmakta güçlük çekiyoruz. Yani seçenek olarak şu an tüm müzik yayın yapanlar, majör, radyolar, teevizyonlar vs. hepsine bakın; Türk Sanat Müziğinin yeri belki yüzde 5'tir.

Tam bu sıkıntıları konuşurken gençlere musiki ile alakalı bir tavsiyeniz var mı?
Yaşamla ilgili tavsiyem olabilir. Yani musiki bir tercih, bir bakış açısı, bir yaşam tarzı... Türk musikisinin büyüsüne haiz olmak, o seslerle bezenmek, insanın hem ruhuna hem de yaşam biçimine çok şey katar diye düşünüyorum. Ki bu ispatlanmış bir şeydir; Bilimsel olarak Türk Sanat Müziği ile iştigal etmek insanın stresini dengeliyor, ayrıca bedensel olarak da rahatlamasına neden oluyor. Bunlar ispatlandı.

Eskiden bestekarlara söze tesir eden anlamında 'müessir' deniliyormuş. Siz bestekarsınız peki güfteniz var mı?
Evet var.

İleride yapmak istediğiniz, hayalini kurduğunuz bir eser var mı peki? 
Valla 'en güzel şarkım budur' diyemem. İşte şunu ayrı tutarım filan diyemem. Bazı bestekarlar bunu söylemişler. Ben diyemiyorum. Hani bir laf vardır; En güzelini daha yapmadım. En güzelini daha yazmadım. Bu anlamda bir doymuşluk olsa üreticilere de bu yansır. Belki heves de bu anlamda azalır. Benim hevesim azalmadı. Hala araştırıyorum. Hala güfteleri inceliyorum. Kendim bir şeyler karalıyorum, yazıyorum. Demek ki daha yazmadım. Yani hayalimde bir şeyler sanıyorum var.

Öğrencilerinizle tanışma fırsatı buldum. Ekseri olarak Türk Sanat Müziği ile ilgilenenlerin yaş ortalaması biraz yüksek olur. Ama sizin her yaştan öğrenciniz olduğunu gördüm...
Doğrudur. Gençlerin bunu tercih etmesinin sebeplerini aslında onlara sormak lazım ama belki eğitimle de alakalı olabilir. Hani onların tercihi belki kaliteli bir eğitimdir. Belki daha güncel ve anlaşabildikleri insanlarla bu işi yapmak...

Gençlerin sanat müziğine itibar etmediği sizce doğru mu? 
Onların kabahati değil ki. Demin dedim ya şimdi açın majör radyoları, televizyonları Türk Sanat Müziğinin oranı yüzde 5'tir. 
TRT'nin de Türk Sanat Müziği'ni arka plana ittiğini düşünüyorum...
Ben sanmıyorum. TRT kanallarına haksızlık etmemek lazım. TRT bu anlamda okul gibi yegane bir kuruluş.

Yeni bir albüm çalışmanız var mı?
Şu anda yeni bir projemiz yok. Ama yeni eserlerimizi biriktiriyoruz. Eserler birikince bir albüm olması taraftarıyım. Olur inşaallah...

Son olarak söylemek istediğiniz bir şey var mı?
İlginize çok teşekkür ediyorum. Umuyorum ki Türk Sanat Müziği severlere hizmet etneye devam edeceğim. Ben hem besteci hem de icracıyım. Her alanda bu musikiye hizmet etmeye devam edeceğim. Musiki severlerin biraz ayrımcı olmalarını, zevklerini belli etmelerini diliyorum.  Özellikle annelerin çocuklarına bu musikiyi dinletmelerini tavsiye ediyorum. Musuki hakikaten ruha bir gıda. Ve insanın sadece ruhuna bedenine sıhhat olarak yansıması kadar yaşam tartzı olarak da seviyesini yükselten bir özelliği var. 

Müzik stres hormonlarını yüzde 33 oranında azaltıyor
Osmanlı döneminde musikinin özellikle psikolojik rahatsızlıklarda tedavi maksatlı kullanıldığını biliyoruz.... 
Müzik terapi için de kullanılıyor ama yeni ispatlanmış bir şeyden bahsediyorum. Prof. Dr. Nedim Dimça isimli bir öğrencim Çapada öğretim üyesi. Tükürük bezleri üzerinde araştırma yaptı; Ve araştırması Amerika'da yapılan Endekrinoloji Kongresi'nde kabul edildi. Geçtiğimiz günlerde bilmsel ispat 
sunumunu yaptı. Bilimsel olarakta ispatlanmış; Türk Sanat Müziği ile iştigal etmek stres hormonlarını düşürüyor.

Türk sanat müziği üzerine mi yapıldı bu araştırma yoksa bütün klasik müzikler için geçerli mi?
Türk Sanat Müziği ile ilgili koral, münferit bir çalışma yapıldı. Amatörler üzerinden yapılmış bir deney bu. Koro çalışmasına başlamadan önce tükürük salgısı alındı, tüpe konuldu. Çalışma bittikten sonra da tükürük alındı tüpe konuldu. Onlar labaratuvar ortamında değerlendirildi. Labaratuvar ortamında yapılan çalışma sonucu ispatladılar ki Türk Sanat Müziği amatörce bile olsa insanda stres hormonlarını yüzde 33 oranında düşürüyor. 

Çok ciddi bir rakam. Bunu herkesin bilmesi lazım...
Yani bu bir yaşam biçimi. Sadece müzikal manada değil; insanın diline tesir eder. İnsanın ahlakına hareketine yansır. 

Kendimi çok sanslı hissediyorum
Büyükçekmece Belediyesi Musiki Derneği Koro Şefi'siniz. Ben sizin burada olmanızı bir şans olarak görüyorum. Çalışmalarınız hakkında bilgi verir misiniz?

Büyükçekmece'de olmam Büyükçekmece için ne kadar şanssa Büyükçekmece Belediyesi Müsiki Derneği çatısında olmam da benim açımdan bir şans diye düşünüyorum. Ben Büyükçekmece'de Büyükçekmece Belediyesi Musiki Derneği'nin hocalığını yapıyorum. Burada hakikaten senelerin getirdiği bir dostluk, düzgün ve disiplinli bir yönetim var. Düzgün müzik çıkması için kaliteli bir iş ortaya koyabilmek için displin şart. Derneğimizin Başkanı Hayrettin Şener'in büyük emek ve gayretleri sayesinde bugünlere gelinmiş. Burada olmaktan kendim şahsen şanslı hissediyorum. Çünkü disiplinli, idealist ve sağlam yöneticilerle güzel müzik yapmak mümkün. Çünkü birçok birleşen var. İyi müzik, iyi sahne ortaya koymak için onun mutfağı var. Hazırlığı var. Hatta biz Büyükçekmece Musiki Derneği'nde yarı zamanlı bir konservatuar  programı da başlattık. Şu an 30 civarı öğrencimiz yarı zamanlı dahi olsa konservatuar eğitimi alıyor. Haftanın iki günü 6 saat zorunlu dersler ve diğer günlerde 4 saat olmak üzere ek seçmeli dersler görüyorlar. Bir konservatuar  öğrencisi gibi burada Türk Sanat Müziği eğitimi alıyorlar. Bu eğitimi, bu yapılan hizmeti ben çok başarılı buluyorum. Bunu Büyükçekmece Musiki Derneği için söylüyorum diğerleri ne kadar disiplinli ve çalışkanlar orasını bilmiyorum. 

Cengizhan Sönmez kimdir?
1974 yılında Samsun'da doğdu. İTÜ Türk Musikisi Devlet Konservatuvarı Ses Eğitimi Bölümü'nde eğitim aldı. 1993 yılında TRT'nin açmış olduğu ses yarışmasında Türkiye birincisi seçildi. TRT İstanbul Radyosu'nda 1994 yılında ses sanatçılığı görevine başladı. İTÜ Devlet Konservatuvarı, Boğaziçi Musiki Derneği, Hannover Türk Evi Korosu, Beşiktaş Musiki Derneği, Bakırköy Musiki Konservatuvarı Vakfı gibi birçok kuruluşlukta hocalık ve şeflik yaptı. TRT Nağme'de, 'Bir Tutam Hasret' isimli programı sunuyor. 

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.