Biz bu vatanın fedaileriyiz

Barbaros Bahçelioğlu

Barbaros Bahçelioğlu



RÖPORTAJ: Emek Karakaş 03 Nisan 2015, 10:48

Vatan Partisi Beylikdüzü İlçe Başkanı Dt. Barbaros Bahçelioğlu, partilerinin halkın yoğun ilgisini gördüğünü belirterek, “Bizim makam, mevki, rant derdimiz yok. Biz fedaiyiz, tek derdimiz vatan. Bir fedai gibi öne fırlamaya ve sorun çözücü tarzda davranmaya hazırız” dedi. Bahçelioğlu, yüzde 10 barajını aşarak Meclis'e gireceklerine inandıklarını da sözlerine ekledi

  15 ŞUBAT’TAKİ KURULTAYIMIZDAN HEMEN SONRA ZATEN ÖRGÜTLÜ OLDUĞUMUZ İLLERDE BLOK KATILIMLAR MEYDANA GELDİ. ÖRGÜTLÜ OLMAĞIMIZ İLLERDEN DE HEYETLER GELİYOR VE 
ÖRGÜTLENMEYİ OLUŞTURALIM DİYOR

BUGÜN KARŞI ÇIKTIĞIMIZ AÇILIM POLİTİKALARI BİRLİĞE DEĞİL BÖLÜNMEYE HİZMET EDEN POLİTİKALARDIR. BİZ HER ZAMAN SÖYLÜYORUZ: TÜRK'Ü KÜRT'Ü AYRI SAYMIYORUZ; 
HEPİMİZ TÜRK MİLLETİYİZ, BU BİZİ BİRLEŞTİREN BİR TANIMDIR

Doğu Perinçek'in Genel Başkanlığı'nı yaptığı İşçi Partisi, 15 Şubat ayında yapılan kurultayda ismini Vatan Partisi olarak değiştirmişti. Tüm kesimlere ve ülkenin her yerine ulaşmak amacıyla yapılan bu değişiklikten sonra Vatan Partisi, örgütlenme çalışmalarına ağırlık verdi. 7 Haziran Seçimleri'ne de parti olarak katılacak olan parti 5 Nisan'da da ön seçim yapacak.
Vatan Partisi Beylikdüzü İlçe Başkanı Dt. Barbaros Bahçelioğlu, seçimde barajı aşacaklarına inandıklarını söyledi. İttifak tekliflerinin geldiğini de söyleyen Bahçelioğlu, “Türkiye'nin bağımsızlığından, bütünlüğünden, tekrar üreten bir Türkiye haline getirilmesinden yana biz çok rahatlıkla birliğe açık bir partiyiz ve bunun çağrılarını Genel Başkanımız her yerde yaptı. Ama bahsettiğimiz partilerin kendi kararlarıyla yürümüyorlar. Maalesef uluslararası merkezde onlara dayatılan kararlarla yürüyorlar. Dolayısıyla Vatan Partisi'yle ittifaka veya siyasi bir gelecek izlemekten korkuyorlar. Çünkü bizim makam, mevki, rant derdimiz yok. Biz fedaiyiz, tek derdimiz vatan. Bir fedai gibi öne fırlamaya ve sorun çözücü tarzda davranmaya hazırız” ifadesini kullandı.

İşçi Partisi neden Vatan Partisi oldu?
Geçmiş dönemde siyasette oluşan yeni dengeleri karşılayabilmek için partimiz bir atakla bu krize cevap verdi. Daha önce İşçi Partisi içinde yer alan kadrolarımız, devrimciler, milliyetçiler, halkçılar, hareketçiler hepimiz yeni oluşum meydana getirceğiz diye düşündük. Bununla ilgili çalışmamızı yaptık, Şubat ayında partimizin adında da, yönetim kurulunda da değişiklikler yaptık. Türkiye'nin gündemine yeni bir soluk olarak oturduğuna inanıyoruz.

Bu değişimden sonra halkın ilgisi nasıl?
Bizim zaten diğer seçimlerde düşük oy yüzdeleri almamıza rağmen Türkiye çapında politika anlamında ciddi bir odak noktası oluşturduğumuzu düşünüyorum. Geçmişin İşçi Partisi şimdinin Vatan Partisi olarak adlandırdığımız parti her zaman vatandaşın kafasında kutuptur. Yani vatandaş her politik olayda bize dönüp bakar ve 'ne diyorsunuz' diye sorar. Bizim yayın organlarımız izlenen, okunan mecralardır. Fikirlerimizi bu yoldan vadandaşa duyurmakta çok zorluk çekmeyiz. Ancak artık Türkiye'nin geldiği herkesin de kabul ettiği ekonomik kriz, siyasi kriz, başbakanlık sistemi tartışmaları, başkan mı başbakan mı cumhurbaşkanı mı olduğu belli olmayan insanlar ortalıkta dolaşırkan biz insanların 'Türkiye nereye gidiyor' sorusuna cevap verebilecek bir siyasi program koyduk. Biz vatandaşın önüne özetle üreten bir Türkiye'ye yeniden geri dönüş ve bölünen değil de birleşen bir Türkiye projesi olarak koyduk. Vatandaş buna müthiş bir reaksiyonla cevap verdi. 15 Şubut'taki kurultayımızdan hemen sonra zaten örgütlü olduğumuz illerde blok katılımlar meydana geldi. Malatya'dan tutun Mersin'e, Muğla'dan Tekirdağa'a kadar birçok yerde katılımlar oluyor. Örgütlü olmağımız illerden de heyetler geliyor ve parti örgütlenmesini oluşturalım diyor. Örneğin Karadeniz kıyıları bu gelişmeye büyük bir canlılıkla cevap verdi. Bu katılımdan memnunuz, bu reaksiyondan çok umutluyuz. Birçok ilde yapılan kamuoyu yoklamalarında Vatan Partisi yüzde 8'lerde. İzmir, Aydın gibi illerde yüzde 9'lara ulaşmış durumda. Bence CHP'nin moralini bozmamak için biraz kırpılarak 3 – 3 buçuk gösteriliyoruz ama seçime doğru hızla yükselerek yüzde 10 barajını aşacağımıza inanarak çalışmalarımızı sürdürüyoruz 

Vatan Partisi'nin alternatifi yok

CHP'nin alternatifi Vatan Partisi mi?
Aslına bakarsanız Vatan Partisi'nin alternatifi yok. Çünkü kendini sosyal demokrat olarak tanımlayan CHP'nin de, sol bir parti olarak görünen HDP'nin de ekonomik krize bir cevabı yok. Türkiye'nin bölünmesine karşı tavır almıyorlar tam tersi bölünmesinden yana bir tavır alıyorlar. PKK'nın dayattığı açılım politikalarına bir bakıyorsunuz bütün muhalefet partileri destekler hale gelmiş hatta bunun asıl sahibi olduklarını söylüyorlar. Biz buna karşı bir tavır koyduğumuz için o partilerin tamamından farklıyız, açılım politikalarına net cevap verebilen bir partiyiz. ABD'nin Ortadoğu politikalarına karşı cepheden tavır koyabilen bir partiyiz. Örneğin bütün dünyanın saldırdığı Beşar Esad ile heyetlerle görüşüp el sıkışabiliyoruz. Aslında Vatan Partisi dünya siyasetine örnek olabilicek bir parti, bir kutup, politik duruş oluşturuyor. Bunu yaparken de sadece kendi geleneğinden gelen insanlarla değil bütün Türkiye'nin her katmanında yer alan aydın, işçi, köylü, sanayiciyi bir araya getiriyor. Örneğin biz şu anda sanayicilerle görüşüyoruz, ekonomik krize onların koydukları teşhisleri değerlendiriyoruz. Türkiye'de büyük çözümler gerektiren bir döneme girdiğimizi düşünüyoruz. Bunun da liberal politikaların devamı gibi değil kökten dönüşümlerle, yeniden tarlaları canlardırdığımız, ürünleri arttırdığımız, çarşıları şenlerdirdiğimiz bir şekle girmesi gerektiğini düşünüyoruz. Onun için aslında

Vatan Partisi diğer partilerden çok farklı.

Çözüm süreci ile ilgili birçok kesimin itirazı var. Ama bir gerçek var ki 40 yıldır yaşanan bir sorun ve toprağa verilen on binlerce can var. Bu süreçle birlikte de bölgede ciddi anlamda kan akmıyor. Bu açıdan baktığımızda bu sürecin devam etmesi, Türkiye'deki tırnak içinde iç savaşın bir şekilde sona erdirilmesi gerekmiyor mu?
Birincisi Türkiye'de bir etnik mesele olduğunu, bir etnik baskı olduğunu ve bu etnik baskı yüzünden insanların acı çektiğini Türkiye aslında bizim geçmişteki çalışmalarımızdan öğrendi. Gerek 70 - 80 arası dönemde o bölgede çalışmalarımız, gerekse 80'den sonra Kürt meselesi adını koyarken bile yayın organlarımızda 2000'e Doğru Dergisi'nde, Aydınlık Gazetesi'nde ve politik çizgimizde Kürt meselesini merkeze koyan tavırlar aldık. Bunun da bedelini kendi partimizin kapanmasıyla ödedik. Sosyalist Parti'nin kapanma sebebi Kürt meselesinde aldığı tavırdır. Burada Türk'ten ya da Kürt'ten değil; birlikten yana tavır aldığımız için hedef alındık. Bugün de karşı çıktığımız açılım politikaları birliğe değil bölünmeye hizmet eden politikalardır. Biz her zaman söylüyoruz; Türk'ü Kürt'ü ayrı saymıyoruz; Türk de biziz Kürt de... Hepimiz Türk milletiyiz, bu bizi birleştiren bir tanımdır diyoruz. Ama açılım politikalarına baktığımız zaman ana dilde gibi bir takım hakların verilmesi ile sorunlar öyle kaşınarak veriliyor ki bölünmeye hizmet etmiş hale getiriliyor. Birliğe ve kardeşliğe hizmet eden bir politika değil. Türkiye'den üretilmiş, devletin bu soruna karşı ürettiği bir cevap değil. Tam tersi emperyalist merkezlerin Türkiye'deki her iki tarafta bulunan işbirlikçi politikacılarına kabul ettirilmiş bir söylem. Bugün bize 'açılıma karşı mısınız, milliyetçi tavır mı alıyosunuz' diye eleştiren arkadaşlarımız kanın durmasından değil kanın devamından yana tavır alıyorlar. Bizim de isyanımız bunadır. 

Nasıl bir yol izlenmeli?
Türk'ü ve Kürt'ü birleştirecek politikalar kapsamlı bir toprak reformunun yapılması,  Türkiye Kürt'ünün Türkiye'de Suriye Kürt'ünün Suriye'de hayatına devam ettirebilecek koşulların sağlanmasıyla olur. Onun dışında sürekli bir silah, sürekli bir kurşun politikası izlerseniz bu yarayı kaşımak olucaktır. Bugün Türkiye bu meselede atabileceği kültürel adımların bir çoğunu atmıştır zaten. Geçmişte yaşadığımız şeylere baktığımız zaman Genel Başkanımız Doğu Perinçek, 91 seçimlerde liderler oturumunda kurulacak olan Demirel - İnönü hükümetine şöyle diyordu; Fırat'ın doğusuna gidemiyorsunuz. Her seçimden sonra Kürt'e kurşun politikası izliyorsunuz. İki kurşununuz varsa birini bize atıcaksınız çünkü biz onların önüne siper oluruz. Biz bu politikaları yürüterek geldik. Bugüne kadar hiçbir zaman farklı bir tavır almadık, yine tavrımız farklı değil. Fakat açılım birliğe değil bölünmeye hizmet eden bir politikadır o yüzden bu açılıma karşıyız.

HDP barajı geçemeyecek

Önümüzdeki seçimleri değerlendirdiğimizde HDP'nin parti olarak seçime girme kararını eğer barajı aşamazlarsa oylarının çoğunluğu AK Parti'ye kayacağı için 'risk' olarak değerlendiren bir kesim var. Siz bunu nasıl değerlendiriyorsunuz? 
Demokratik bir seçimin yapıldığı ortamda buna halk karar verir. Ancak ne AKP, ne HDP, ne CHP, ne de MHP kendi başlarına politik tavır belirleyen partiler değil. Bunların tamamı düzenin dinamikleriyle yönlendirilen partiler. Bakın partilerin liderlerine ayda bir Amerika'ya giderler; çünkü onlar için oralardan alacakları destekler halktan alacağı destekten çok daha önemlidir. O yüzden HDP yanlış bir karar verdi demek aslında doğru değil çünkü o kararı zaten birileri vermiştir. Tek tek sorsanız HDP'lilerin bir çoğunluğu parti olarak seçime girmeyi desteklemiyor ama karşı durabilecek bir güçleri yok. Ben HDP'nin barajı aşamayacağını düşünmüyorum. Bunu söylerken belirmeliyim ki HDP, Kürtleri savunma özelliğini kaybetmiştir. Niçin, IŞİD denilen bir örgüt geldi Suriye'deki bir Kürt kasabası olarak adlandırılan Kobani'yi darmadağın etti. Burada onun karşısına vatan savunması yapıyoruz diye çıkan kuvvetlere baktık ki silahlarını toplayıp dağılıp kaçtılar. Savunmayı kim yapmak zoruda kaldı; Türk Silahlı Kuvvetleri'nin de verdiği izinle, ki bu bence yanlıştı, Irak'tan getirilen peşmergeler savundu. Hani PKK veya bu politikaları sürdürenler, hani devlet kurmaktan, bağımsız olmaktan, özerklikten bahsedenlerin hiçbir altyapılarının olmadıgı ortaya çıktı. Politikada da böyle, HDP kendi kararlarını verebilen bir parti değil. Bir yerlenden dikte edilenleri edilenleri parti politikası olarak vatandaşın önüne koyuyor.

Ama HDP'nin cumhurbaşkanlığı seçimlerinde ortaya çıkan ciddi bir oy oranı var. 'Küçük' olarak isimlendirilen diğer partilere Meclis'e girebilme gücü daha fazla... 
Dediğim gibi bunun kararını esasen vatandaş verecek. Bizim görüşümüz HDP'nin barajı aşamayacağı yönünde. HDP konusu bütün televizyonlarda. CNN Türk HDP'li olmuş, Kanal D HDP'li olmuş, NTV HDP'nin denetimine girmiş. Hepsinde bir HDP sevgisi oluşmuş durumda, acaba bu sevgi bir anda nerden çıktı diye de düşünüyor insan. Bu tavırlar aslında bizim söylediklerimizi doğruluyor. HDP Meclis'e parti olarak girsin tavrı, seçim sonrasında bir AKP ve HDP koalisyonunu da gündeme getirebilir. Erdoğan'ın istediği 400 milletvekili hedefine yaklaşmayı sağlayabilir. CHP'nin bile buna aday olduğuna dair son dönemler giderek artıyor. Yani AKP'nin bu günkü hedefi artık tek paşına iktidar olmaktan çıkmış kendisine sorunsuz bir ortak arayışına dönüşmüş durumda. HDP olursa açılım politikalarına sahip çıkmak bakımından iki parti için de uygun olacağını düşünülüyor. Kampanyanın bir ayağının da bu olduğunu düşünüyorum açıkçası. 

İttifak eşitlik olmalı

7 Haziran seçimlerinde kendinizi nerde görüyorsunuz? HDP barajı aşamayacak diyorsunuz ama Vatan Partisi bu barajı aşabilecek mi?
Vatan Partisi yükselen bir çizgide gidiyor. Şu anda bizim yüzde 1'lerde başladığımız koşuda 4'leri 5'leri; bazı şehirlerde 8 – 9'ları bulduğumuzu gösteren anketler var. adaylarımızı belirlemek için 5 Nisan'da ön seçim yapacağız. Aday adaylığı için çok sayıda başvuru oldu. Çok tanınmış insanlar da var, ev hanımı var, işçi de var, köylü de var. Yani her meslekten, her gruptan özellikle emekçilerden büyük ilgi var. Milletvekili adaylarımızın açıklanması ile toplumda yeni bir sempati yaratacağımızı düşünüyorum, politikalarımıza karşı yeni bir ilgi oluşacaktır. Biz şu an 24 saatte teyakkuz halinde çalışan bir örgütüz. Mahalle komiteleri oluştu. Bundan sonra Vatan Partisi'nin adı her yerde ve yüksek sesle duyulacak.

İttifak teklifleri alıyor musunuz ya da bu teklifle gidiyor musunuz?
Çeşitli ittifak teklifleri geldi ama onlar o bencilliği bir türlü aşamıyor. İttifak, gelin bize destek verin demek değildir. Oturulur iki eşit kurum karşılıklı konuşabilir. Biri güçlü diğeri güçsüz olabilir ama siyasi ahlak gereği bu belli bir eşitlik içinde yapılır. Siz 40 yıldır dalgalanan kızıl yıldızlı renk bayrağı veya Vatan Partisi'nin bir seçim için kapattıramazsınız. Bu hayaldir. Ama şu yapılabilir; Türkiye'nin bağımsızlığından, bütünlüğünden, tekrar üreten bir Türkiye haline getirilmesinden yana biz çok rahatlıkla birliğe açık bir partiyiz ve bunun çağrılarını Genel Başkanımız her yerde yaptı. Ama bahsettiğimiz partilerin kendi kararlarıyla yürümüyorlar. Maalesef uluslararası merkezde onlara dayatılan kararlarla yürüyorlar. Dolayısıyla Vatan Partisi'yle ittifaka veya siyasi bir gelecek izlemekten korkuyorlar. Çünkü bizim makam, mevki, rant derdimiz yok. Biz fedaiyiz, tek derdimiz vatan. Bir fedai gibi öne fırlamaya ve sorun çözücü tarzda davranmaya hazırız. 

Beylikdüzü’nün 
hedefi yüzde 10

Diğer siyasiler gibi bir fetiş haline getirmemek için bunun vurgusunu yapmıyorum. Ama bir Gezi direnişini yaşadık, biz buna Haziran ayaklanması diyoruz. Çünkü bu aslında bir ağaç meselesi olmaktan çok toplumun sisteme özellikle hükümete karşı bir ayaklanmasıdır. Vatan Partisi her dönem var olmasına rağmen; zaman zaman politik ortamın müsaade etmemesi, zaman zaman da kendi çalışma sistemindeki aksaklıklar yüzünden adını ve politikalarını duyuramamış olabilir. Beylikdüzü özelinde baktığımız zaman daha önce ittifak politikalarına ağırlık veren bir çizgi izledik. Milli birlik politikaları, CHP tabanında ortak yaptığımız çalışmalar, kitle örgütlerinde genellikle yanyana görev almamız ve bizim bu konularda açak gönüllü tavrımız belki geri planda kalmamıza yol açtı. Ama geniş bir sempatizan kitlemiz var. Çünkü esasen bu partilerin tabanlarında yer alan vatansever, Kemalist, Atatürkçü insanların yaşadığı yer alan bir bölge Beylikdüzü. Yerel seçimlerde CHP'nin AKP'den belediyeyi alması da bunu gösteren bir işarettir. Parti politikaları açısından ayrıştığımız noktalar vardır ama biz bu tabanla birebir beraberiz. Ben 7 Haziran Seçimleri'nde Beylikdüzü'nde bir süpriz yaratacağımızı düşünüyorum. Hedefimiz yüzde 10 ve bunu alacağımıza inanıyorum.


28 yıldır aynı çizgide
1971 İzmir doğumluyum. Marmara Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi mezunuyum. Öğrenimimi tamamladıktan sonra serbest diş hekimi olarak görev yaptım. Birçok hastanede diş bölümlerini kurdum ve yönettim. Politik kariyerim lise çağlarımdan başlıyor. 1987 – 1988 yıllarında Sosyalist Parti'ye yasak olmasına rağmen üye olarak başladığım bir çizgi yaklaşık 28 yıldır aydınlıkçı denilen kadrolar arasında devam ediyor. Aydınlık, 2000'e Doğru, Papirüs, Öncü Gençlik gibi dergilerde çalıştım. Partinin gençlik örgütü olan Öncü Gençlik'in kurucularından biriyim. İlçe yöneticilikleri yaptım. Şubat kurultayından sonra partimiz bana Beylikdüzü İlçe Başkanlığı görevini verdi bunu yapmak için gece gündüz çalışıyorum.

KELİME OYUNU
Aile: Çocuklar 
Çocuk: Sevgi
İstanbul: Güzellik 
Türkiye: Vatan
Dostluk: En sıcak şey 
Geçmiş: Övgü kaynağı 
Bugün: Umut 
Gelecek: Yarın da umut
Muhalefet: Sevmiyorum
İktidar: Geleceğimiz yer
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.