Boyum kadar iş yaparım

Nurten Yazgan

Nurten Yazgan



RÖPORTAJ: Nihal Altıngövde 19 Ocak 2016, 09:06

Eşsiz deniz manzarası ile misafirlerini bekleyen NY WORLD HOTEL'in Yönetim Kurulu Başkanı Nurten Yazgan, hayatı boyunca doğrudan hiç sapmadığını söyledi. «Ben boyuma kadar konuşur, boyuma kadar iş yaparım» diye konuşan Yazgan, «Belli kriterlerim vardır; Benim için para her zaman sonradan gelir» diye konuştu.

NY World Hotel İstanbul’un en büyük Fuar alanı TÜYAP Fuar Merkezine iki ve Büyükçekmece sahiline bir km mesafede. Atatürk Havalimanı'na yakınlığı ve mükemmel deniz manzaralı şık odalarıyla size ev rahatlığı sunuyor.

250 kişi kapasiteli restoran İş, turizm ve eğlence amaçlı konaklamalar için son derece uygun olan NY WORLD HOTEL konumu gereği alışveriş, toplantı, kongre, kültür ve sanat merkezlerine rahat ulaşım imkanı sağlıyor. Toplam 120 odalı hotel en üstün hizmet kalitesini sunmayı amaç edinerek, uzman personeliyle hizmet veriyor. Otelin en üst katında ise 250 kişi kapasiteli, panoramik manzaralı Teras Restoran bulunuyor. Restoranda açık büfe kahvaltı, öğle-akşam yemeği, düğün, nişan, sünnet ve özel gün organizasyonları yapılabiliyor. Yıllardır inşaat işleri gerçekleştiren ve başarılı çalışmalarıyla adından söz ettiren NY WORLD HOTEL Yönetim Kurulu Başkanı Nurten Yazgan ile iş hayatını geçmişten günümüze gelen nostaljik bir öykü tadında konuştuk.

Sizi biraz tanıya bilir miyiz?
Ben çocukluğumdan beri çalışan bir insanım. İlkokul'dan beri çalışıp para kazanırım. En başta bunu söylemek isterim. Jeoloji Mühendisiyim. Dönem dönem inşaat yaparım. Aşağı yukarı 10 yıl 1982-1992 yılları arasında  uluslararası nakliyecilik yaptım. Türkiye'de fuarların daha yeni kurulma aşamasında olduğu zamanlarda ben Başbakanlık Hazine ve Dış Ticaret Müşteşarlığı'nın ihalelerini almıştım ve Türkiye'deki ne kadar büyük firma, fabrika varsa onların mallarını fuarlara götürüp, getirme işlerini yapmıştım. Hayli zor organizasyonlardı. Gerçekten çok yoruldum ama alnım açık yüzüm pak üstesinden geldim. Çok büyük paralar kazanmadım ama ülkemize gerçekten faydalı oldum.

Zor olmadı mı sizin için?
Şunu ifade etmek isterim ki o zamanlarda çok daha büyük firmaların arasında uğraş verdim. Tabiri caizse devede kulak bile değildim o zamanlar. Ama Allah'ın bir lütfu oldu girdim, tek başınaydım, kendi araçlarımla ve kiraladığım araçlarla o işi başardım. Birkaç sene yaptım o işleri. Gerçekten zordu, çok zor.
nÇok küçük yaşlardan beri çalıştığınızı ifade ettiniz, nerelisiniz, nerede doğup büyüdünüz?
Babam Afyonkarahisar'lı, annem Diyarbakırlı. Fakat ben İstanbul'da doğup büyüdüm. Erenköy'de bir köşkümüz vardı orada otururduk. Çocukluğum orada ve Florya'da geçti.

Erkek çocuk gibi yetiştim
Sizin çalışma hayatınızda içinde bulunduğunuz sektörler bir bayan için oldukça ilginç ve zor meslekler. Özellikle de eski dönemlerde daha da yapılası zor işler. Nasıl hayat sizi o yönlere sürükledi, o gücü nereden aldınız?
Annem çok akıllı, çok terbiyeli, Fransızca konuşan ve o zamana göre çok iyi okuldan mezun bir hanımdı. Annemin yanına memleketimizin tanınmış aileleri kızlarını dikiş öğrensin diye gönderirlerdi. Babam ise Devlet Demiryolları 'nda memurdu. Böyle bir ailenin çocuğuyum. Ailem beni hep erkek çocuk gibi yetiştirdi.

Başka kardeşiniz var mı?
Hayır tek çocuktum, daha sonra annem babam ayrıldı ve babamın ikinci eşinden kardeşlerim oldu.

Erkek gibi yetiştirdiler dediniz...
Aynen öyle, erkek çocuğu gibiydim. Herhangi bir şey olurdu beni gönderirlerdi. Dışardan bir şey alınacak olsa ben giderdim. Hatta o dönemde kız çocukları pantolon çok giymezdi, ben pantolon giyerdim ve sokakata diğer çocuklar bana "Kız- oğlan, kız oğlan" diye bağırırlardı el çırparak. Ama ben hiç onlara aldırmazdım. Daima uslu, terbiyeli, iyi bir çocuk olarak  büyüdüm. Mesela ben öğretmenimi uzaktan dahi görsem haddim değildir oturmak, mutlaka ayağa kalkarım. Halen ayağa kalkarım. 22 yaşında bir torunum var onu gördüğümde ayağa kalkarım. Yani benim büyük olmam bazı şeyleri beraberinde getirmiyor. Saygıyı sevgiyi esas tutarım. Mesela bir devlet dairesine gitsem oradaki müdürlere ben hiçbir zaman oturupta lakayt bir şekilde konuşmam. Birincisi devletin makamına saygımdan ikincisi insanlara olan saygımdan. Her gittiğim yerde sıraya girer ve işlerimi o şekilde hallederim.

Gençlere çok güveniyorum
Çok güzel ve örnek alınması gereken davranışlardan bahsediyorsunuz...
Ben şimdiki gençlere çok güveniyorum. Ülkemi, vatanımı gerçekten çok seviyorum. Ülkem için bana bir görev düşse aslanlar gibi delikanlıların arkasından tereddüt etmeden giderim. Benim dileğim bizden sonraki gençlerin bu vatana sahip çıkmaları. Benim için tek önemli olan budur. Yoksa ben bir şeyler yapmışım, 3 kuruş para kazanmışım ne önemi var. Götüren kim evladım bu dünyadan, kim ne götürüyor. 3 Metre 4 metre kefen o da nasip olursa, denize düştün balıkların midesindesin. Ne olmuş yani?

Yaşam felsefenizi çalışmak, sevgi, saygı ve doğruluk üzerine kurmuşsunuz zannediyorum...
Ben hayatım boyunca doğru yoldan ayrılmamaya çalıştım. Benim için para her zaman sonradan gelir, hiç önemli değildir. Cebimdeki son kuruşuma kadar her zaman öncelikle çeklerimi, vergilerimi, elektrik, su gibi giderlerimi, işçilerimin paralarını ödemişimdir. Benim kitabımda alacağı olana para ödememek gibi bir durum asla olmamıştır, olamaz da.

Çocuk yaşta kemer yapmayı öğrendim
Geriye baktığınızda yaşadığınız birçok zorluk da olmuştur. Birazda bunlardan söz eder misiniz?
Olmaz mı, hem de çok zor günler yaşadım. Biraz önce anllattığım gibi çocukluğumda annemler kumaş kemer yaptırırlardı, diktikleri elbiseler için. Kumaşı ayakkabıcı Rafi amcaya benimle gönderirlerdi. Henüz okula bile başlamamıştım o zamanlar.  Gide gele ben orada Rafi amcanın nasıl kemer yaptığını öğrendim. Kumaşı seriyor, kartonu arasına koyuyor... Uzun bir zaman öylece izledim. Bir gün anneme bugün kemerleri ben yapsam parasını bana verir misiniz dedim. Önce inanamadılar bana. Aldım kumaşları önüme yapmaya başladım. Kemeri yaptım bitirdim iyi güzel de, köseleden kemerin tokasını yapma işi zor. Ne yapıyorsam o köseleyi kesemiyorum, çok zor bir olay çünkü falçata kullanıyordu. Jileti aldım bir tarafını kırdım ben onu bıçak gibi yaptım kendime düşünün; şimdinin maket bıçaklarının bir benzeri, başladım onunla yavaş yavaş oymaya... Bir hayli zorluklarla yapmaya başladım ama sonuçta kemer yapmaya başlamıştım.

Müthiş bir azim...
Bir de o dönemlerde annemler pileli etek dikerlerdi. O eteklerin pilelerinide mahallemizde yaşayan Ermeniler Paris'ten getirdikleri makinede yaparlardı. Ben oraya kumaş götürüyorum onlar da beni adam yerine koymadılar küçüğüm diye. Bir gün benim yanımda yaptılar pileleri. Kartondan yapılmış bir pileyi kumaşın arasına koyuyorlar; iki başına kaymasın diye demir koyuyor ıslak bezle üzerinden ütülüyorlardı. İşte makine bu. Ben o kadar dikkatli baktım ki gidip eve kartonu aldım onları santin santim ölçtüm evdeki pilelere göre ayarladım, küçük pileler yapabildim. Yani böyle dikkatli bir çocuktum. Herşeye dikkat ederdim, bakardım. Halen aynı şekilde gözlemlerim etrafımı.

Başarmayı sevdiğinizi anlıyorum bu sözlerinizden...
Bu bir şekilde benim hayatım oldu. Yapmak istediklerimi hep gerçekleştirdim.Biraz da dikkatli olmak gerekiyor iş hayatında. Size bir örnek daha anlatayım. Bir gün biz beton çit yaptırmak istedik, ortaları oyuklu desenli dantel gibi olanlardan. Eşimle beraber gittik, yapan fabrikaya. Eşime işaret ettim hemen siparişi verme diye, dışarı çağırdım dedimki biz sipariş verene kadar kalıp yaptıralım, kalıbı alıp gidelim dedim. Kalıbı aldık geldik, senelerce kendimize ait olan yerlerin çitlerini o kalıba harç dökerek kendimiz yaptık. Yeşilköy'de Hava Kuvvetleri'nde bir paşa haber göndermiş o çitleri nerede yaptırıyorlarsa biz de yaptıralım diye, o zaman bende kalıbı onlara hediye etmiştim. Sonrasında paşa gelip bize teşekkür etmişti.

Gurur duyulacak bir hayatınız olmuş. Kendi çocuğunuzu yetiştirirken ailenizin sizi yetiştirdiği gibi güçlü olmayı öğrettiniz mi ona?
Bir kızım bir de torunum var. En başta terbiyeli çocuklar yetiştirmekti isteğim. Allahıma şükür öyle de oldu, tanıyanların bu sözleri beni hep mutlu eder. Öyle hoppa, züppe değillerdir. Birçok şeyi yapmadılar Allahıma şükür. İkiside okudular, bir kaç lisan bilirler. Kendi halinde bir aileyiz. Elinde bardakla dolaşan bir hanım olmadım ben hiç.

Önemli olan müşteri memnuniyeti
NY World Hotel hakkında bilgi verir misiniz?
Ben burayı aslında çok güzel ofis katları olarak yapmıştım. Fakat burada iş merkezi olarak umduğumu bulamadım. Bu nedenle bir tadilat yaparak otel şekline dönüştürmeyi yeğledim. Ailelerin rahatlıkla gelip kalabileceği bir otel konsepti oluşturduk. Zaten benim için en önemli şey müşterilerin memnuniyetidir. Eksiklerimiz olmasına karşın teşekkürle ayrılıyorsa , kartımı alıyorsa ve bir dahaki sefere yine geleceğim diyerek gidiyorsa  bir müşteri; bu benim için bir kazanç diye düşünüyorum. Aslında otelcilik bana göre güzel bir meslek. Ben doğru ne ise onu yapmaya çalışırım her zaman. Doğrudan sapmadan gidiyorum bununda zorluklarını fazlasıyla yaşıyorum ne yazıkki. Ben boyuma kadar konuşur, boyuma kadar iş yaparım. Ondan sonrası Allah kerim.

Türkiye’de kadın olmak zor!
Halen çalışma hayatının içinde yer alıyorsunuz, size göre kadınlar adına bir takım zorluklar aşıldı mı?
Elbette ki. Mesela bir kaç tane mağazanın işini almıştım, onların kemerlerini yapıyordum, ilk iş hayatıma başladığımda. Aynı zamanda okuyordum. İyi de para kazanıyordum. Gerçekten evimizin tüm ihtiyaçlarını karşılamaya yetecek ve hatta kenarada üç beş lira koyabiliyordum. Ama bu nasıl oluyordu biliyor musunuz? Gece geç saatlere kadar oturup kemer yapıyordum. Öyle gün olurdu ki gecenin 04.30'u olurdu işim yeni biterdi, paketlerimi hazırlardım. Yatardım, o saatten okul saatine kadar. Sonra anneannem beni kaldırır kahvaltımı ettirirdi ve okula giderdim. Bütün okul arkadaşlarım beni giyimimden kuşamımdan zengin bir aile kızı zannederlerdi. Aslı öyle değildi yani. Gerçi ben hiç bir zaman kimseden bir şeyimi saklamadım. İnsanın karakteriyle değerlendirilmesi gerektiğine inanırım, eğer adam değilse cebinde kamyonla parası olsa neye yarar. Eğer kadınsanız Türkiye'de bazı şeyler çok zor oluyor. Düşünün ki hiç tahsil yapmamış, birçok konuda bilgisi olmayan insanlar bakıyorsunuz ki sizi kandırmaya çalışıyor. Aslında onlar sadece kendilerini kandırıyorlar, bizleri değil. Biz birçok şeyi zorluklarla yaptık ama ben her şeyin çok daha güzel olacağına inanıyorum. İnşallah gençlerimiz çok daha güzel işler başaracaklar. 
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.