Bu mesleğin içine çıraklıktan dikildik

Hüseyin İçer

Hüseyin İçer



RÖPORTAJ: Nihal Altıngövde 25 Haziran 2015, 16:50

 1973 yılında  çıraklıkla başlayan ve 45 yıldan beri aralıksız terzilik yapan Hüseyin İçer mesleğinin inceliklerini ve usta-çırak ilişkisini gazetemize anlattı. “Bu mesleği çıraklıktan başlamak zaruridir” diye konuşan İçer, “Bu mesleğin temeline inmiş bir insanım. Daha doğrusu tohumda var olduk. Bizi çıraklıktan bu mesleğin içine diktiler. Tekstilin akla gelebilecek her alanında çalıştım” ifadelerini kullandı

TEK DERDİMİZ USTAMIZIN BİZİ SEVMESİ, YAPTIĞIMIZ İŞİ BEĞENMESİYDİ. USTAMIZIN GÖZÜNE GİRMEK BİZİM İÇİN ÇOK ÖNEMLİYDİ

ÜRETTİĞİMİZ ÜRÜNDEN MÜŞTERİMİZ MUTLAK SURETTE MEMNUN KALMALI. MEMNUNİYET EKSENLİ BİR ÇALIŞMAMIZ VAR

BU MESLEKTE YETERLİ BİLGİYİ KURSLARDAN ALMAK İMKANSIZ. BU NEDENLE TERZİ ÇIRAKLIKTAN YETİŞEREK OLUNUR, ANCAK BU ŞEKİLDE BAŞARI GELİR


Yıllardır her mahallede kapısının önünden geçtiğimiz, renk renk kumaşların cansız mankenlerde can bulduğu vitrinleriyle terziler son yıllarda daha çok ziyaret edilir oldu. Son moda kıyafetlerin bir terzi elinden size özel çıkmasının haklı gururunu yaşıyor pek çoğumuz. Beylikdüzü'nde açtığı dükkanı ile müşterilerine hizmet veren yılların terzisi Hüseyin İçer çıraklıktan başlayıp kırk yıldır sürsürdüğü mesleğini Gazete İstanbul'a anlattı. 

Ne zaman başladınız terzilik mesleğine, nasıl başladınız?
1973 yılında çırak olarak başladım. İstanbul Cağaloğlu'nda on bir yaşlarındayken bir terzinin yanına çırak olarak girdim. Benim mesleğimin doğuşu orada oldu.
Aileniz mi yönlendirdi sizi terzinin yanında çırak olmaya?
Ağabeyim Selahattin beni yönlendirdi, normalde ben inşaatlarda çalışmak istiyordum. Anadolu çocuğu İstanbul'da nereden ekmek bulur, inşaatlarda çalışır tabi. 
Çıraklık nasıldı o zamanlar?
Bizim dönemimizde ki çıraklık şu anda yok. Bizim zamanımızda çıraklar mümkün değil ustasının sözünden çıkmazdı. Ustamız bir şey söylediği zaman ters cevap vermeyi bırakın kaşımızı oynatamazdık. Ustamız sevgisini senden azalttığı zaman bizim için en büyük işkenceydi. Tek derdimiz ustamızın bizi sevmesi, yaptığımız işi beğenmesiydi. Ustanın gözüne girmek onun sevgisine nail olmak bizim için çok önemli bir şeydi. Usta olmuş dediğinde en büyük mutluluk bizim için oydu.Şimdi öyle değil. Bu mesleğe başlayan insanlar tamamen geçim için başlıyor. İş olsun olmasın onu düşünmüyor. 
Nerelisiniz?
Yozgatlıyım. 
Terzi çıraklığı sonra nasıl devam etti?
İki üç sene benimseyemedim bu mesleği. Çünkü bizim Yozgat civarından gelen bir erkek daha çok kadınların yaptığı bir işi yapmakta pek mahir değildir. Bayan terzisinde çalışıyordum, utangaçlık vardı bende. Sonra sonra işe alıştım ve ısındım. Kadıköy'de Gülfem Butik diye bir yer vardı oraya başladım. Van'lı bir ustam vardı Hasan Coşkun kulakları çınlasın. Sağolsun o bana çok yardımcı oldu, terzilikte oldukça ilerledim. Sonrasında yurtdışına gittim. Avusturya Viyana'da yine bu işi devam ettirdim. On iki yıl orada işyeri çalıştırdım kendi iş yerimi. Sonra memleketin hasreti, özlemi bizi çekti geri getirdi buraya. 
Türkiye'ye döndüğünüzde ne yaptınız mesleğe devam mı?
Evet, buraya gelince tekstilin artık zirvesine kadar çıktık. İthalat, ihracat yaptım yurtdışına. Yozgat'a tekstil fabrikası kurdum. Fakat önümüz açılmadı yürütemedim.
Fabrika kurmuşsunuz, neden yürümedi?
Anadolu'da teşvik falan deniyor ya işte bu teşviklerde zengin adam için.  Bir iş yeri açıyorsunuz, teşvik almak üzere yola çıkıyorsunuz, 200-300 işçi çalıştırıyorsunuz, onların sigortalarını altı ay süre ile ödüyorsunuz, elektiriğinizi tüm giderlerinizi altı ay boyu karşılıyorsunuz. Zaten altı ay Anadolu'ya gidipte bu masrafları karşılayacak gücünüz olsa teşvik almazsınız, İstanbul'u hiç terketmezsiniz. Devletin teşviği var diye gidiliyor oraya biz de öyle yaptık ve orada tıkandık. Yozgat Saraykent'te Saraykent Tekstil diye bir yer kurmuştum ama olmadı. Bir takım kendi hatalarımızda oldu tabi. Bu nedenle orayı kapatmak zorunda kaldım. Kapattıktan sonra da tekrar İstanbul'a geldim.
Yeniden mi başladınız her şeye?
Bir arayış içine girdim o sıralarda. Kendi mesleğim, altın bileziğim vardı elimde. Bayan terzisiyim ben. Bu mesleğin temeline inmiş bir insanım. Daha doğrusu tohumdan var olduk biz. Çıraklıktan bizi bu mesleğin içine diktiler. Kesim, dikim, kalıp akla gelecek tekstilin her alanında çalıştım yani. Şimdi Beyikdüzü'ne açtık bayan terzimizi. Burada ısmarlama dikim işleri yanında tüm dikiş işlerini yapıyoruz, bayanlara hizmet ediyoruz. 
Ne kadar süre oldu?
Daha yeniyiz, bir buçuk ay oldu. İnşallah burada muvaffak olacağız. Müşterilerimiz geliyor, diledikleri elbiseyi hazırlıyoruz. Her türlü dikim, tadilat işlerini yapıyoruz. Günlük kıyafetten abiyeye kadar.  Yani bir bayanın dikim üzerine akla gelebilecek ne varsa burada onu yapabiliyoruz. Bunun içine ev dekorasyonu da dahil. Perdesinden tutun koltuk döşemelerine kadar giyim dışında bu işleride yapabiliyoruz. Sadece bana bir fotoğrafını getirmesi yeterli. 
Siz çıraklıktan yetişmişsiniz, sizde yetiştiriyormusunuz, öğrencileriniz var mı?
Burada daha çok yeniyiz, ama Küçükçekmece Tepeüstü'nde benim İçer Tekstil diye bir yerim daha vardı. Orada binin üzerinde insan yetiştirmişimdir yani. Bu mesleğe binin üzerinde insan yetiştirmişimdir, şu anda her biri bir yerlerde. Kimi imalat müdürü, kimi yönetici. Zaten benim en büyük kârım odur. O insanların böyle bir yerlere gelmesi beni onurlandıran, gururlandıran sevindiren bir olaydır. Şimdi onları gördüğüm zaman tabi seviniyorum, gururlanıyorum.Para pul kaybettiğimi gözüm görmüyor. O insanların bu meslekte ekmek yiyip kendini bir yerlere getirmesi bana büyük onur veriyor.
Zor mudur terzilik mesleği?
Aslında zor değil. Bu mesleğin en önemli özelliği çıraklıktan başlama gerekliliğidir. Dikiş nakış kursları, şu eğitimi bu eğitimi bunların hepsi hikaye. Bu kurslara gidenler yaptıklarını da bize getiriyorlar düzelttiriyorlar. Hocamız böyle gösterdi diyorlar. Kalıpla hiç alakası yok. 





Kurslar yararsız mı yani?
Bu meslekte yeterli bilgiyi kurslarla almak zor. Az önce dediğim gibi terzi çıraklıktan yetişerek olunur. İş nedir, makine nedir, dikiş nedir hepsi çıraklıktan başlayarak öğrenilir. Çırak olduğunuzda işin bir kere temelini öğreniyorsunuz. Dükkan süpürmeden tutun da makine temizliğine kadar her şeyi öğrenmeniz gerekir. İğne nasıl takılır, iplik nasıl takılır, makine nerede pasa yapar hepsi çok önemli. Tüm bunlar çıraklıkta öğrenilir akabinde tabi ki o kurslar da çok önemli bu aşamadan sonra. Ama mutlaka altını çizerek bir daha söylüyorum bu mesleğin ayakta durabilmesi için insanların bir temel eğitim görmesi gerekir. En azından bir konfeksiyon atölyesinde veya bir terzi yanında. İyi bir ustanın elinde ama. 

Usta da çok önemli o zaman.
Kesinlikle çok önemli. İyi bir ustanın elinde pişerse o çırak onun mesleği farklı olur, başka olur.
Bir kıyafeti dikip bitirdiğinizde ki duygularınız nasıl oluyor?
Bu anlatılmaz bir duygu. Sonuçta bir eser meydana getiriyorsunuz. Bitirdiğim bir elbiseyi müşterinin üzerinde görmek ayrı bir mutluluk veriyor bana. Sanatkar bir insan, işini severek yapar ve adeta ortaya bir eser çıkarır. Bir şey üretmek farklı bir duygudur. Gururlanıyorum, duygulanıyorum. Kırk küsür senedir bu mesleğin içindeyim, çok da zorluklarını gördüm ama işimi her zaman çok sevdim.
Sizin çocuklarınızın mesleğinize ilgisi nasıl?
İki tane evladım var. Kızım daha küçük. Oğlum üniversiteyi bitirdi, askerliğini yaptı geldi şimdi Rusya'da parfüm işi yapıyor. Tam bir ticaret adamı. Makinelerin önüne konulan şeye biz tekne deriz, oğlum teknelerin içinde büyüdü. Tekstilin havasını suyunu kokladı. 
Son olarak söylemek istediğiniz bir şey var mı?
Benim belirtmek istediğim en önemli şey bu röportajı okuyup benim bir önerimi almak isteyen kişiler için şunu söylemeliyim. Allah rızası için büyük büyük iş verenler ki şu an da aklımda bayağı bir isim var, isim vermeyeceğim, yanlarında adam gibi adam çalıştırsınlar. İşlerinin başına koydukları kişiler mutlaka bu işin temelinden gelmeli. Aksi taktirde bir gün kolonlarına dinamit konulmuş bir bina gibi çökerler, farkına bile varmazlar. Ben bunu yaşadım, onların yaşamasını istemem.

İnsan memnuniyeti en başta gelir

İnsanlarla birebir karşılaştığınız bir meslek. Bunun zorlukları var mı?
Evet, bir çok olay başımıza geliyor. İnsan memnuniyeti üzerine kurulu çalışıyoruz. Meydana getirdiğimiz üründen müşterimiz mutlak suretle memnun kalmalı. İnsan mesleğini sevdiği zaman müşterilerle bu tür problemler yaşamıyor. Mutlaka ortak bir noktada buluşuyoruz. Bazen müşteri ısrarla bir model istiyor, yakası şöyle olsun diyor. Hayalde kolay olan bir uygulamanın gerçekte uygulanması mümkün değil.Tabi bunu izah ediyoruz, anlatıyoruz, bu şekilde daha güzel olur yönlendirmeleriyle anlaşıyoruz. Doğru söylüyorsun usta bunu böyle yapalım diyor. Sonuçta iş bittikten sonra müşteri de fikrimizin doğruluğunu görüyor mutlu oluyor. 

Ekonomik sorun işimizi olumsuz etkiliyor

Son yıllarda terzilere, siparişlere insanların ilgisi nasıl?
İnsanlar fakirleştikçe, ekonomi iyi gitmeyince eskiyi yaptırıp giymeyi tercih ediyorlar. Çünkü yeni alım gücü olmuyor. Gardolabında ki kıyafeti bize getirip modelinde değişiklik yaptırmak insan sayısı oldukça arttı. Darsa genişlettiriyor, uzun kolsa kısa kol yaptırıyor ve olan kıyafetini değerlendiriyor. Herkes ünlü bir markanın kıyafetini giymek ister ama fiyatlar o kadar yüksek ki. Öncelik kıyafete değil beslenmesine gidiyor. Öncelikle ekmek parasını düşünüyor tabi ki. Beğendiği kıyafetin resmini getirip bize diktiren bir çok insan var. Dediğim gibi yoksulluk arttıkça, ekonomik sıkıntılar çoğaldıkça terzilere iş daha çok düşüyor. Tadilat, tamirat işleri daha çok oluyor. 
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.