Bülent Kuzulugil: Çorbada herkesin tuzu olsun

Bülent Kuzulugil

Bülent Kuzulugil



RÖPORTAJ: Emek Karakaş 28 Mayıs 2015, 09:34

 Beylikdüzü Erzurumlular Dernek Başkanı Bülent Kuzulugil dernek olarak kapılarının tüm hemşehrilerine açık olduğunu belirterek, «Yapılacak güzel işlere herkesin katkısını bekliyoruz. Çorbada birinin tuzu, ötekinin mercimeği, öbürünün biberi, bir diğerinin suyu olursa çok daha güzel olur. Bu bize daha çok keyif verir» diye konuştu 

Beylikdüzü Erzurumlular Dernek Başkanlığı'na seçilen Bülent Kuzulugil, hedeflerini gazetemize anlattı. Geçtiğimiz Şubat ayında yapılan olağanüstü kongrede başkan olan Kuzulugil, dernek merkezinin bulunduğu alanda bir çay bahçesi açmak için kolları sıvadıklarını söyledi. Dernek çalışmaları ile ilgili tüm üyelerin görüş, öneri ve projelerine açık olduklarını dile getiren Kuzulugil, 
“Hiç kimse yönetimde değil diye benim konuşma ya da fikir verme hakkım yok diye düşünmesin. Dernekçiliğin ana felsefesi bu; herkesin bir şeyler yapması. Çorbada birinin tuzu, ötekinin mercimeği, öbürünün biberi, bir diğerinin suyu olursa çok daha güzel olur. Bu bize daha çok keyif verir” diye konuştu. Derneklerin kendi giderlerini karşılayacak ekonomik güce kavuşmalarıyla daha bağımsız hareket edebileceklerini ifade eden Kuzulugil, “Bugün derneklerin ayakta durması için kesinlikle bir finans sağlamak gerekiyor” dedi.

Ne zaman dernek başkanı oldunuz?
Geçtiğimiz Şubat ayında yapılan kongrede dernek başkanı olarak seçildim. Zaten derneğin kurucularından biriyim. Sürekli aktif görevler aldım. Başkan yardımcılığı yaparak bu noktalara geldik. Artık anladık ki görev kaçınılmaz. Rabbim bu senede kısmet etti başkan olduk. Başkan olmak yetmiyor tabi. Hedef koymadan bir şey sevmiyorum. Bir kere vizyoner, samimi, dürüst olmanız lazım. Bunu açıkça baştan belirtirseniz yolunuz açılır. Yanınızdaki, sağınızdaki, solunuzdaki Erzurumlularda size her konuda desteğini verir. Ki şuan öyle bir konu söz konusu. 

Hedefleriniz neler?
Ne yapacaklarımızı, değerli üyelerimizinde neler yapması gerektiğini insanlara anlatmak lazım. Dernek ne işe yarıyor? Yılda bir toplanıyorsun veya erkeklerimiz gidiyor orada oturuyor 1-2 çay içiyor bunlar değil. Dernekçilik demek bana göre, benim düşüncem Erzurum'da nasıl yaşıyorsan burada da aynısını yaşamalı değil yaşatmalıyım. Çünkü artık günümüzde kültürümüz tamamen yok oluyor ve bu durum beni çok üzüyor. Ben geçmişi olan bir ecdadın çocuğuyum. Dadaş kelimesi kolay elde edilir bir şey değil. Nene hatun olmak bunlar basit şeyler değil. Bizler belki biliyoruz ama çocuklarımıza da bunu aşılamamız gerekiyor. Dernek yerimiz var fakat burayı tam olarak kullanamıyoruz. Buranın kullanımı için çalışmalarımız sürüyor. Bunun yanında sosyal etkinliklere devam ediyoruz. Erzurumlu hemşerilerimizle ailecek Çanakkale turu yaptık. 2 otobüsle beraber gittik Çanakkale'yi gezdik, dolaştık. 

Derneğin ana felsefesi 'biz'

Metropol şehrin koşturması içinde insanlar memleketlerine veya dernekerine ne kadar ilgi gösteriyor. Bu derneklerin onlara ne gibi faydası oluyor?
Metropol şehirlerde çok büyük olumsuzluklar yaşanıyor. İstanbul artık şehirlikten çıktı. Burası artık Türkiye. İstanbul'da işte toplumsal sıkıntıların büyümesi, boşanmaların artması, intiharların yaygınlaşması hep bu bireysel yaşam ve hayatın zorluklarından kaynaklanıyor. İşte burada derneklerin olumlu katkıları var. Dernekler çok önemli. Niye? Herkes kendi kültürünü burada yaşatırsa yine eskiye döneriz. Şu an bir kültür çatışması yaşıyoruz. Herkes kültürünü kaybetmiş bilmiyor. İstanbul'un şartlarında bireysellik ön planda. Halbuki dernekçiliğin zaten ana felsefesi şu; biz. Eğer benlik olursa kesinlikle ortaya hiçbir şey çıkmaz. Birlik beraberlik dışında bir şeyler yapıldığı zaman çok güzel şeyler çıkacağına düşünüyorum. 

İstanbul'da binlerce yöre derneği var. bunların birçoğu da kahvehane olarak kullanılıyor. Ne o kültürü yaşatan bir, ne de insanları bir araya getiren bir yapı var. Bu da derneklere bakış açısını değiştiriyor. Bu algıyı değiştirmek için ne yapılması gerekiyor?
Katılıyorum. Bizim ülkemizin en büyük kaybı bu. Her konuda böyleyiz. Her sektörde böyleyiz. Bir şey yapıldığı zaman onun denetimi veya gözlemcisi olmuyor. Bu dernek ne iş yapıyor, bilen yok. Bizim derneğimiz tabela ya da çanta derneği değil. Bu dernekler zaten biliniyor. Bence kahvehane olayı tamamen bitmeli. İnsanlar okey ya da tavla oynamamalı demiyorum. O da bir ihtiyaç, o da güzel bir şey, oynayabilirsin ama derneğin amacı nedir? Sosyal faaliyetleri yerine getirmek.  Kültürünü, geleneğini, göreneğini burada yaşatmak. Dernekçilikğin bana göre en büyük ana felsefesi bir kere bölgede yaşayan Erzurumludan bilgin olacak, haberin olacak. Sen burada yemek yerken senin Erzurumlu hemşerin orada bir bardak su içemiyor, çay içemiyor, ekmek alamıyorsa bu dernekçiliği yapmanın bir anlamı yok. Birileri gelsin okey oynasın, burada çay içsinle dernek açılacaksa ben karşıyım. Okey oynanacak onlarca yer var, oralara gitsinler. 

Sizin bu kültürel konularla ilgili çalışmalarınız olacak mı?
Tabi. Biz şimdi çocuklarımıza folklor eğitimi vermek istiyoruz. Bizim dünyaca ünlü, dünyada birincilikler almış bir 'bar'ımız var. Tey tey, sesini duyduğumuz zamar tüylerimiz ürperir. Bugün barkıyorum bar oynuyorlar ama birinin ayağı sağa gidiyor birinin ayağı sola; böyle bir şey olmaz. Dadaş adam dimdik duracak. O halayda kaç kişi varsa hepsinin eli de, kolu da, mimiği de, ayakları da bir hareket edecek. Kültüre sahip çıkmak böyle bir şey. Yani bir şeyi yapmak için yapmayacaksın, yapıyorsan hak ettiği gibi yapacaksın. 

Çay bahçesinden gelir gelecek

Beylikdüzü'ndeki tüm hemşehrilerinizle irtibat halinde misiniz?
Çoğunluğuyla evet. Ama şimdi bölgemizde tarama yapıyoruz. Hedefimiz tüm hemşehrilerimize ulaşmak. Beylikdüzü merkezinde çok fazla ihtiyaç sahibi ihtiyaçlarımız yok. Yakuplu, Gürpınar, Kavaklı Mahalleleri'nde tarama yapıyoruz. Ailelerle görüşmek de istiyoruz, ihtiyacı var mı yok mu görmek istiyoruz. Çünkü burada da bazen suistimaller olabiliyor. Bizim amacımız hayır işini layıkıyla yapmak. Doğru taşları doğru yerine koyduğunuz zaman zaten her şey kendiliğinden yoluna giriyor. Gücümüzün yettiği kadar hemşehrilerimizin yanındayız. Ama yeterli mi derseniz, yetersiz. Dernek yerimizde bazı şeyler yapmamıza imkan tanımıyor. 
Derneklerin ekonomik sıkıntıları var. İş adamlarına, belediye başkanlarına ya da siyasilere bilet satılan geceler, piknik düzenleyerek ekonomik gelir elde etmeye çalışılıyor.

Derneklerin birilerine sırtını dayama ihtiyacı hissetmeden, bağımsız olarak çalışması için neler yapılması gerekiyor?
Bugün derneklerin ayakta durması için kesinlikle bir finans sağlamak gerekiyor. Örneğin, Çamlıktepe Parkı içindeki dernek yerimiz bazı organizasyonlar yapmaya müsait. Şu an çalışmalarımızın bir kısmı da buna yönelik zaten. Yerimizi bir an önce yapacaklarımıza cevap verecek hale getirmek için çalışıyoruz. Derneğimizi sadece biz Erzurumlulara değil bölgemizde yaşayan bütün hemşehrilerimize açacağız. 

Ne yapacaksınız?
Aile çay bahçesi yapacağız. Zaten buna da müsait. 2 dönüm bir arazi içinde çocuk parkımız var, havuzumuz var, 80 metrekare kapalı alanımız var. Burayı öyle bir konsepte sokacağız ki dediğiniz gibi sürekli hemşehrilerimize gidip maddi taleplerde bulunmak zorunda kalmayacağız. Aileler çoluğu çocuğuyla gelecek; çayını içicek, tostunu yiyecek. Buradaki kazanç derneğimize getiri olacak. Biz de bu geliri doğru kullanarak, derneği daha güçlü kılacağız. Erzurumlu hemşehrilerimiz bunları gördüğü zaman teşekkür ediyor, biz de senin yanındayız diyolar. Çünkü bakıyorlar ki dernek gerçekten dernekçilik yapıyor. Böyle şeyler yaptığınız zaman herkesi yanınıza alırsınız. Ama ben bir şey daha söylüyorum; dernek size proje üretecek ancak sizden gelecek projeleri de bekliyor. Yani yönetimde değil diye benim konuşma hakkım ya da fikir verme hakkım yok diye kimse düşünmesin. Dernekçiliğin ana felsefesi bu; herkesin bir şeyler yapması. Çorbada birinin tuzu olacağına, birinin mercimeği, öbürünün biberi olursa çok daha güzel olur. Bu bize daha çok keyif verir. 

Derneğe siyaset girmemeli

Avrupa'da sivil toplum örgütleri yeri geldiğinde ulusal meselelerde dahi ortak tavır alıyor. Türkiye'de ise dernekler, federasyon ya da konfederasyonlar daha çok siyasileştiği için hangi partiden yanaysa onun ağzıyla konuşuyor. Bu noktada sivil toplum kuruluşlarıyla siyasiler arasındaki ilişkilerin nasıl olması gerekiyor?
Kurumlar çok önemli, kurumların başındaki kişiler çok daha önemli. Biz bir işe girdiğimiz zaman ne iş yapacağımız konusunda çok net bilgi sahibi olmuyoruz. Kollarımızı sıvayıp, ben bu işi yaparım diye dalıyoruz. Aslında, böyle olmaması gerekiyor. Bakın bana Erzurumlular Dernek Başkanı ol, dediklerinde çok düşündüm. Olayım mı, olmayayım mı diye... Yapamam anlamında değil. Bu görevin ağırlığını biliyorum ve kurumu zor durumda bırakmak istemediğim için düşündüm. Ben o federasyon ve konfederasyonlarda da böyle düşünen kişilerin olmasını istiyorum. Geçen yönetimimizde federasyona katılıp, katılmama konusunda tartışmıştık. Benim ve bazı arkadaşların fikri şuydu; binayı yaparken önce temeli sağlam atmak gerekir. Biz önce Beylikdüzü Erzurumlular Derneği olarak çok çalışmalı, güçlenmeliyiz. Sonra gidip federasyona 'biz bunları bunları yaptık. Eğer bunlar sizde varsa biz varız; yoksa biz yokuz' demeliyiz. Bizim bir üstümüz olan federasyonun başkanı bir yanlışın içindeyse, bir siyasinin yanındaysa kusura bakmasınlar kendi adıma söylüyorum; Bülent Kuzulugil asla böyle bir şeyin içinde olmaz. Herkesin siyasi görüşüne saygı duyarım ama bunun derneğe girmesine izin vermem. Siyaset polikikacıların işi, biz dernekçilerin değil. Ama bir hemşehrimiz siyasete girdiyse, bir yerlere aday olduysa tabi ki onun yanında oluruz; olmayız değil. 

Burada kriteriniz sadece Erzurumlu olması mıdır? Erzurumlu olsun, çamurdan olsun diyerek mi destek verirsiniz?
Hayır hayır... Erzurumlu olsun, çamurdan olsun, bizim üyemiz olsun; başımızın üzerinde yeri var. Ama böyle ülke bazındaki önemli noktalar için bu fikre asla katılmıyorum. Erzurumlu da olmasın, başka ilden de olmasın. Ehliyetli, bu ülkeyi yönetecek vizyonda, misyonda olsun. Misyonu yok, bilgisi yok, birikimi yok ama Erzurumlu; destek verelim diye bir şey yok. Örneğin Beylikdüzü Belediye Başkanımız Erzurumlu değil. Ama biz doğru yaptıklarına destek veririz. Yanlış yaptıklarını da eleştiririz. Çünkü biz Beylikdüzü'nde sadece Erzurumluların hakkını savunmuyorum. Tüm halkın hakkını savunuyoruz. Beylikdüzü için yapılacaklardan hepimiz faydalanacağız. Olmazsa hiçbirimiz yararlanamayacağız. 

Adayın vizyonu önemli

Her seçim döneminde derneklerle partiler arasında 'şu kadar oyumuz var denilerek' bir de aday pazarlığı yapılır. Ki partiler de memleketine göre aday belirler. Bu iç içe geçmişliği yok etmek adına neler yapılabilinir?
Bu Türkiye'nin bir gerçeği. Bu noktada bizim dernek olarak yapacak çok şeyimiz yok aslında. Bu durum benim de çok hoşuma gitmiyor. Benim adamım, benden, bizden tabirleri aslında çok yanlış. Ama gerçekten inandığın, güvendiğin bir insansa nereli olursa olsun çalışmak isterim. Ama kendi hemşehrime inanıyor, güveniyorsam sonuna kadar da arkasında dururum.

Seçimlerle ilgili bir öngörünüz var mı? Bir değerlendirme yaptınız mı?
Ben öncelikle seçimlerin ülkemiz için hayırlar getirmesini temenni ediyorum. Ancak siyasi konular beni hiç ilgilendirmiyor, benim tamamen dışımda. Ben Beylikdüzü Erzurumlular Dernek Başkanı olarak tüm siyasi partilere eşit mesafedeyim. Tüm ilçe başkanlarını ziyaret ettim. Bu dönemde milletvekili adayları da ziyarete geldi. Hepsine kapılarımızı açtık. Ama biz dernek olarak siyasetin içinde olmak istemiyoruz. Ülke bizim ülkemiz. Tabi ki iyi yönetilmesini, güzel gelişmelerin olmasını isteriz. Ancak bizim burada ağırlığımız Beylikdüzü'nde neler yapıldığı...

Artık bina yapılmasın
Bülent Kuzulugil, “Beylikdüzü Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun bir yıllık dönemini nasıl değerlendiriyosunuz?” sorumuzu ise şöyle yanıtladı, “Yaklaşık 25 yıldır buradayım. 1993 yılında helikopterden çekilen bir fotoğraf var; bir tane bina yok. Her yer düzlük. Sadece Plaza İş Merkezi var, onun haricinde burası dümdüz. Şimdi bakıyoruz, küçücük bir düzlük göremiyoruz. Her yer bina oldu. Bu da bizim hoşumuza gitmiyor. Buradan da belediye başkanlarımıza sesleneyim; lütfen artık yeşil alanlarımıza bina yapmasınlar. Sosyal alanlara, yeşil alanlara ihtiyacımız var. Bunları yapalım ki Beylikdüzümüz yaşanır halden çıkmasın. Şu anda ana arterlerle ilgili sorun var. İstanbul'dan geliyoruz, ilçeye giremiyoruz. Belediye Başkanı İmamoğlu projelerini anlatıyor. Ama bunları hayata geçirmek önemli. Çünkü hayata geçirdiğiniz zaman insanlar daha özgüvenli bakıyor.”

Erzurum’da gibi hissediyorum
1968 Erzurum doğumluyum. 10 yaşından beri İstanbul'da yaşıyorum. Elektronikçiyim. Beylikdüzü'ndeki BEKO fabrikasında 15 yıl çalıştım. 2006'da ayrıldım ama 2008'de fabrikanın kafetaryasını, restorantını aldım. O tarihten beri burayı işletiyorum. Beylikdüzü Adakent'te oturuyorum. Beylikdüzü'nü seviyorum. Kendimi gerçekten Erzurum'da gibi hissediyorum. Çünkü burada da kasabıyla, manavıyla, berberiyle, bütün derneklerle, medyayla olsun artık aile olduk. Memlekette herkes birbirini tanır. Burada da öyle bir samimiyet var. Daha sıcak kanlı buluyorum. Kültürümüze yakın yaşıyoruz. İşin açıkçası bu durum çok hoşuma gidiyor. Biraz da dernekçiliği o yüzden yapıyorum.

KELİME OYUNU
Aile: Mutluluk
Çocuk: Dünya
İstanbul: Güzel
Türkiye: Daha güzel
Dostluk: Muazzam bir şey
Geçmiş: Güzel
Bugün: Yarını aratmasın
Gelecek: Umut
Siyaset: İçinde hiç bulunmadım
Muhalefet: Olması gerekir
İktidar: Eşit ve güzel yönetmeli
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.