Ölürüm Türkiyem!

Ünlü sanatçı Mustafa Yıldızdoğan, günlerdir ülke meydanlarını inleten parçası 'Türkiyem'i binlerce kişiyle birlikte okudu. Büyükçekmece Kültürpark Kemal Sunal Amfi Tiyatrosu sanatçının sahneye çıkmasıyla “Ölürüm Türkiyem” sesleriyle inledi.

Ölürüm Türkiyem!

Haber: Nihal Altıngövde

17. Uluslararası Büyükçekmece Kültür ve Sanat Festivalinde darbe girişiminin olduğu günden beri Türkiye'nin 81 ilinde alanlarda çalınan, güftesi Gümüşhaneli şair Dilaver Cebeci'ye ait Türkiyem şiirine bestesiyle can veren Mustafa Yıldızdoğan sahne aldı. Sahne almadan gazetemizin soruılarını yanıtlayan ünlü sanatçı Yıldızdoğan öncelikle Büyükçekmece'de bu yıl 17.si düzenlenen Uluslararası Kültür ve Sanat festivali hakkındaki düşüncelerini "Esasında memleketin gündemine baktığınız vakit kültüre dair, kimliğe dair güzel şeylerinde olduğunu görmek gerçekten güzel bir şey. Kültürünüz sağlam ise ve güzel milli temellere oturuyor ise bu yaşanılan olayların hiçbiri yaşanmaz esasında. Dolayısıyla ben burada saygıdeğer Hasan Başkanımı tebrik ediyorum. Yıllardır yapılıyormuş bu festival, biz daha yeni geliyoruz ama kültürümüze dair, Türk kültürünün belkide en özü ve bütün kültürleri anlatanda türkülerdir esasında. Bizde türkülerimizden numuneler sunacağız, inşallah güzel olacak, izleyicilerimizde inşallah beğenecekler" sözleriyle açıkladı.

Paşaların siparişiyle yazılmadı
Yıllardır sevilerek dinlenilen Türkiyem isimli şarkısının şimdi Türkiye'nin tüm meydanlarında çalınması ile ilgili duygularını daha önce TRT'de yer almayan sanatçılar arasında olduğunu hatırlatarak sorduğumuzda ünlü sanatçı konuya dair şu ifadeleri kullandı: "1993 yılındada yine böyle bir furya oldu. Bu bir zamanla konjonktürle alakalı bir şey. Nasıl ki ister istemez yaşımız kaç olursa olsun düştüğümüz vakit ya ah deriz, ya anam deriz. Dolayısıyla buda milli bir refleks. Yani toplumun en sevinçli halleri vardır, bir de en kötü anları vardır. Bu enlerde insanların başvurabileceği nadir, bu duyguları okşayabilecek 'Türkiyem' parçası var. Bu parçanın samimiyeti ise bir ihtilalden sonra paşaların siparişi ile yapılmış bir şarkı değil. Bu şiiri Dilaver Cebeci 1967 yılında yazmış ben 1 yaşındayken. Allah mekanını cennet etsin, bize nasip olmuş bende aynı samimi duygularla bestelemişim. Dolayısıyla ben bu kültürün içerisinde doğmuşum, ben bu topraklarda doğmuşum."
Şairleri ve ozanları anlamak
Yıldızdoğan, "Dediğiniz gibi doğrudur, fazla kendi kültürünüzle haşır neşir olduğunuz vakitte kültürden dolayı dejenere olmuş batı toplumuna entegrasyonunu sağlamış beyinli, düşünceli insanlar sizi belkide köylü olarak görebilirler, veya devletin kanalına layık da görmeye bilirler. Ama türküler bir hazinedir. Eğer bu millet veya bu milleti yöneten insanlar Aşık Veysel'i anlayabilmiş olsalardı bu toplum Aşık Mahzuni Şerif'i anlayabilmiş olsalardı bu toplum Aşık Reyhani'yi anlayabilmiş olsalardı anlayışa dair, inanca dair, dile dair, paylaşıma dair inanın biz bu hallere düşmezdik. Çünkü yüzyıllardan bugüne kadar Ahmet Yesevi'den Dede Korkut'tan bugüne kadar silsile olarak Türk kültürünün merkezini teşkil eden Yunus Emre'ler, Hacı Bektaş'lar, Mevlana'lar ve son yüzyıldada Aşık Veysel'i eğer biz anlayabilmiş olsaydık kimsenin kalbini kırmazdık. Herkesin fikirlerine, düşüncelerine saygı duyar kızmazdık, ötekileştirmezdik. Dolayısıyla biz de onun devamı olarak görüyorum, Türkiyem keşke dili, fikri, inancı, ideali ne olursa olsun bu memleket bizim, bu Türkiyemiz bizim. Gayret bizden çalışmak bizden çaba bizden umut bizden olsun ve bizim çocuklarımız bizim gördüğümüz şu dar günleri kara günleri görmesin" ifadelerini kullandı.

Türküler hazinedir
Türkülerin gün gelip birleştirici bir unsur olarak ortaya çıkma bu şuuru hakkındaki görüşlerini ise  çağdaş ozan Mustafa Yıldızdoğan şu sözlerle ifade etti; "Samimiyet olduktan sonra türküler bir hazinedir. Türküler yüzyıllar önce yazılmış yeri geldiği vakit bize zamk gibi yapışan dilinize, ruhunuza yapışan, yaranıza yapışan, acınıza yapışan bir merhem gibidir. Biz onun farkına varmayız, ama o anı yakaladığımız vakit biz onu mırıldanırız. Kültürün özünü teşkil edende budur işte. İnşallah o birliği Türkiyem yakaladı ama bir Türkiyem parçası yetmez, herkes bir Türkiyem yapsın. Bu memleket bizim, bu cumhuriyet bizim, bu devlet bizim herkes sahiplendikten sonra hiçbir problem yok. Biz bu mensubiyet şuurunu yakalayabilirsek, inşallah biz yakalayamadık çocuklarımıza o eğitimi veremedik, bunun feryadı ile döndüm dolaştım ama başaramadım. Bunu başarabilirsek bu meleket daha güzel yerlere gelecek. Dünyada bu memleket kadar güzel bir memleket yok, ve bu millet gibi güzel bir millette yok. Evet cahiliz, yobazız, bilmem neyiz ama merhametliyiz. Bu merhamet duygusu hele hele 21.ci asırda kapitalizmin her eve girdiği bir alan içerisinde bu merhamet duygusunu ben çok önemsiyorum."

Demokrasi nöbetindeyiz
Yoğun alkışlar arasında sahne alan sanatçıya Büyükçekmece Belediye Başkanı Dr. Hasan Akgün plaket verdi ve şarkıları arasında topluma verdiği mesajlar için teşekkürlerini sundu. Akgün, "Gençlerimiz Mustafa Yıldızdoğan'ı ısrarala istemelerinde haklıymış. Sanatçımızı şarkılarından ve demokrasi adına yaptığı konuşmalardan dolayı tebrik ediyorum. İşte bizlerde bugün burada demokrasi nöbetindeyiz" şeklinde konuştu.  Bu haber tarihinde eklenmiştir.

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.