Çağdaş yaşamdan vazgeçmediler

Füsun Göncü

Füsun Göncü



RÖPORTAJ: Emek Karakaş 08 Mart 2015, 13:18

Büyük tartışmalara neden olan Ergenekon Davası'nda Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği kurucusu Türkan Saylan ve yöneticiler de suçlanmıştı. 18 Mayıs 2009 tarihde vefat eden Türkan Saylan ve yöneticilerin bir yıl sonra suçsuz olduğu ortaya çıkmıştı. O dönem tartışmaların göbeğinde olan ÇYDD belki biraz sendelese de faaliyetlerine hiç ara vermeden devam etti. Özellikle kız çocuklarının okutulması ile ilgili kampanyalar düzenleyen dernek geçtiğimiz Mayıs ayında Avcılar'da bir eğitimevi açtı. Bir bağışçının 5 yıllık kirasını karşıladığı eğitimevinde kadınlara ve çocuklara yönelik çalışmalar yürütülüyor. Eğitimevi'nde kırk yama dersi veren bir öğretmen vasıtasıyla tesadüfen bilgi sahibi olduğum Ferhat Şenatalar Eğitimevi ve dernekle ilgili Yürütme Kurulu Başkanı Füsun Göncü ile konuştuk. Çeşitli kursların yanı sıra seminerler ve projelerle kadınla çocuklara destek olmaya çalıştıklarını söyleyen Göncü, yaşanan tüm olumsuzlukların Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği'ni etkilemediğini ifade etti. Bağışçı sayısının her yıl arttığının altını çizen Göncü, “İnsanlar bize yapılan haksızlıkları görüyor çünkü her yıl bağışımız artıyor. Bu çok güzel bir şey. Kurumsal anlamda korkanlar çok var ama bireysel olarak bağış yapanlar eksilmedi aksine arttı. Biz her geçen yıl daha fazla çoğalıyoruz. Çünkü insanlar o söylenenlerin iftira olduğunu biliyor” diye konuştu.

Burası ne zaman, hangi amaçla kuruldu?
Burası geçtiğimiz Mayıs ayında açıldı. Ferhan Şenatalar, Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği kurucusu Türkan Saylan'ın yakın dostu. O da Çağdaş Yaşam dostu ve gönüllüsüydü. O vefat edince, onun adını yaşatmak için kardeşi Burhan Şenatalar burada iki daireyi 5 yıllığına kiraladı ve eğitim evi kuruldu. Burası Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği'ne bağlı ama iktisadi işlemleri Avcılar Şubesi üzerinden yürütülüyor. Yetişkinlere ve gençlere eğitim veriliyor.

Bu bina özellikle mi seçildi? Yoksa kira ve lokasyon uygunluğu seçimde etken oldu mu?
Seçim esnasında ben yoktum çünkü ben Gayrettepe'den geliyorum. Uygun yer bulmak elbette çok önemli. Bazı binalarda iskan sorunu olduğu için tutulmamış. Biz de biliyorsunuz dikkat çeken bir dernek olduğumuz için herşey yasalara uygun olmak zorunda. Aslında lokasyon olarak bizi zorlayan bir konumda burası. Bahçeli, villa türü bir ev olsaydı bazı çalışmaları daha rahat yapabilirdik. Mesela burada halk oyunları çalışması yapıyorduk ama fazla gürültü olduğu için ancak iki hafta yürütebildik. Dolayısıyla hareket etme alanımız dar. Ama yine de böyle bir eğitim merkezimiz olduğu için şanslıyız.

Diğer şubelerin katkısı var mı?
Bahçeşehir, Beylikdüzü, Avcılar ve Küçükçekmece Şubeleri'nin katkıları oluyor. Bu şubelerden gelen arkadaşlarımızla yürütme kurulunu kurduk. Ben de Genel Merkez Yönetim Kurulu'ndan geliyorum.

Kadınlar ve çocuklara eğitim

Burada ne tür çalışmalar yapılıyor?
Yetişkinlere yönelik 40 yama, evdeki atık maddeleri değerlendirme, örgü derslerimiz var. Sonra bol miktarda seminer düzenliyoruz. Ebeveyn çocuk ilişkileri ile ilgili seminer düzenliyoruz mesela. Bununla ilgili uzman psikolog çağırıyoruz. 6 haftalık bir program oluyor. Özellikle ergenlik yaşındaki çocuklara nasıl davranmak gerektiğine yönelik bilgiler veriyoruz. Bunun dışında 'dört dörtlük kadın' projemiz var. Bu bildiğimiz klasik, geleneksel anlamdaki dört dörtlük kadına biraz atıfta bulunuyoruz. Bu proje 4 hafta süren ama hep yenilenen bir proje. Bir avukat kadınların hukuksal haklarını anlatıyor. Bir doktor rahim ve meme kanseri ile ilgili bilgiler veriyor, ilk belirtilerin neler olduğunu anlatıyor. Bunun yanı sıra kişisel gelişim ve kişisel bakım konularında da eğitimlerimiz var. Yani kadınların daha bilinçli hale gelmesi için çaba gösteriyoruz.

Çocuklara yönelik projeler neler?
Öğrencilere de Türkçe, Matematik, İngilizce, drama, okuma ve yeteneğine göre gitar gibi, keman gibi müzik enstrümanı dersleri veriyoruz. Minik Eller isimli çocukların kukla yapımını öğrendiği bir projemiz var. Burada ayrıca origami yapıyorlar, çoraptan bebekler yapmayı öğreniyorlar. Yine havacılıktan gelen bir yürütme kurulu üyemiz model uçak kursu veriyor. Bunları yaparken hem el becerilerini geliştiriyorlar hem de diğer çocuklarla beraber aynı ortamı paylaşıyorlar. Yani birçok kişiyle kardeşçe, birbirlerini ayrıştırmadan, ötekileştirmeden ortaya çok güzel eserler çıkarıyorlar. Biz bu derslerine destek olurken unutulan, unutturulan, unutturulmaya çalışılan bazı değerlerimizi onlara öğretiyoruz ya da hatırlatıyoruz. Bunlar ne derseniz; vatan sevgisi, hoşgörü, kardeşçe bir arada yaşama, ayrıştırmama, kavga etmeden ortak mekanları nasıl kullanabileceklerini görme gibi değerler.

Yaz ayları yoğun oluyor

Gelen kadın ve çocuklar hangi bölge ağırlıklı? Nerelerden geliyorlar?
Ağırlıklı olarak yine etrafımızdan gelenler oluyor. Genelde yürüyerek gelinebilecek yakınlıktaki yerlerden geliyorlar.

Çocuklar ya da kadınlar buraya nasıl başvurabiliyor?
Biz geçen seneki açılışımızda el ilanları dağıttık. Açılış yerel basında da yer aldı ve halkımız bu kanalla da haberdar oldu. O vesileyle buraya gelen kadınlar ya da çocuklar bir dahaki sefere arkadaşlarını da getirdi. En son Erenler Vakfı'nda yaptığımız etkinlikte bir duyuru yaptık.

Şu an kaç kişi eğitim alıyor?
300'ün üzerinde kayıt aldık. Ancak üçte biriyle çalışabiliyoruz. Çünkü genelde Cumartesi günü gelmek istiyorlar. Cumartesi günleri hiç boş sınıfımız yok. Bir sınıfta ders bitiyor, biter bitmez öbür hocanın dersi başlıyor. Hafta içleri çocuklar da yetişkinler de çok fazla müsait olmuyor. Örneğin Pazartesi günleri en boş günümüz, o nedenle biz yürütme kurulu toplantılarımızı Pazartesi'leri yapıyoruz. Yaz mevsiminde daha yoğun oluyor. Mesela geçen yaz çocuklar çalışmaların tamamına eksiksiz bir biçimde katıldı.

Kadın da ataerkil yapının etkisinde

Son yıllarda kadının ne giyeceğinden nasıl kahkaha atacağına kadar her konuda tartışmalar yaşanıyor. Bitmek bilmeyen kadına yönelik şiddet ve kadın cinayetleri var. Siz bu gelişmeleri ya da tartışmaları nasıl değerlendiriyorsunuz? Kadınların Türkiye'deki durumu nasıl?
Tek kelimeyle cevap vermek gerekirse; çok kötü. Bir kere kadınlar da ikiye ayrılmış durumda. Çünkü bu 4+4+4 olayıyla beraber bilgisi olmayan annelerin fikirleri de olmadığı için kendilerini yönlendiren o ataerkil düzene severek, isteyerek başeğiyorlar. Doğru olduğunu düşünerek yanlışa koşa koşa gidiyorlar. Bizler seminerlerle, duyurularla, çeşitli projelerle farkındalık yaratarak aslında ne kadar yanlış yaptıklarını da göstermeye çalışıyoruz. Şubelerimizde de özellikle hukukçularla kadınlara haklarını hatırlatmaya çalışıyoruz.

Siz hatırlatmaya çalıştığınızı söylüyorsunuz ama gelişim var mı? Kadınlar bu durumun farkına varabiliyor mu?
Maalesef hayır. Çünkü farkına varamaması için bir kısım basın sürekli bu yönde çalışıyor, yayın yapıyor. Tecavüze uğrayan kadının giydiği kıyafeti spotta büyük harflerle yazıyorlar. Haberin sonunda açık giyersen, mini etek giyersen, tek başına dolmuşa binersen tecavüze uğrarsın mesajı ortaya çıkıyor. Dolayısıyla bunu okuyan kadının da kafası karışıyor; acaba doğru hangisi? Bir taraftan 'bu haberlerin mesajı yanlış, kadın bir bireydir ve özgür hareket etmelidir' diyenler mi yoksa 'okuduğun haber aslında doğru, böyle olmalısın. Tecavüze uğramamak için açık giyinmemelisin' diyenler mi doğruyu söylüyor? Kadınlar da bence büyük çelişkide ama cesaretleri yok. Bulundukları ortamdan seslerini duyurmaya da cesaretleri yok. Kendine empoze edilini alıyor.

Her yıl çoğalıyoruz

Kadın milletvekilleri hep tartışılan bir konudur. Önümüzdeki seçim olduğu için yine gündeme geldi. Ama Meclis'teki kadın milletvekillerine baktığımızda çok da aktif olmadıklarını görüyoruz. Yani kadın olmak milletvekili olmak için yeterli mi?
Her bakımdan ataerkil bir toplumuz. Erkeğin kaburgasından yaratılan Havva soyundan olmamız vasıtasıyla kadın adaylar, seçenler, seçilenler hep erkek egemen söylemin altında kalıyor. Maalesef kendi söylemleri olmuyor. Nasıl yapacağız, her meslekten kadınlar ya da mesleği olmayan kadınlar bir araya geleceğiz, ayrışmayacağız. Yani kadınların önderliğinde bir yönetim bence çok barışçıl olur, sevecen olacaktır. Bu düşüncem ütopik olabilir, belki ileride gerçekleşebilir.

Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği kurucusu Türkan Saylan ve 13 yöneticisi Ergenekon Davası'nda suçlanmış; sonra da aklanmıştı. Çağdaş Yaşam, tırnak içinde mimli bir dernek. Bu derneği, bağışları, çalışmaları nasıl etkiledi. İnsanlar uzaklaştı mı?
Aslında mimlendi ama artık aklı başında insanın bildiği bir gerçek var. O hard disklere o bilgilerin sonradan konulduğu ispatlandı. Türkan Saylan'a atılan o haksız iddiaların yalan olduğu ortaya çıktı. Ama yargılanan üç arkadaşımızın davası hala devam ediyor. Hukuktan anlamıyorum ama herhalde bu 'haddinizi bilin, fazla uzun adım atmayın' anlamına da gelebilir. Fakat bize yapılan haksızlıkları insanlar görüyor çünkü her yıl bağışımız artıyor. Bu çok güzel bir şey. Kurumsal anlamda korkanlar çok var ama bireysel olarak bağış yapanlar eksilmedi aksine arttı. Biz her geçen yıl daha fazla çoğalıyoruz. Çünkü insanlar o söylenenlerin iftira olduğunu biliyor.

Bir gelişme Cumhuriyet'in değerlerinin yok edildiğine inanan ve sizin derneği de bir kale olarak gören insanların sahip çıkma isteği olabilir mi?
Evet, kesinlikle... Atatürkçü, çağdaş, demokrasiden yana bir dernek olduğumuz için; bir kale daha düşmesin diye düşünen insanlar bağışlarıyla destek oluyor. Biz gerçekten aydınlıktan yana olan, demokratik olan, çağdaşlıktan yana olan, milli birlik ve bütünlükten yana olan her türlü oluşumun içinde yer alıyoruz. Örneğin önümüzdeki seçimlerle ilgili demokratik şeffaf oylarla ilgili gerek Oy ve Ötesi gerekse yeni bir Demokratik ve Güvenli Seçim Platformu isimli oluşum var. Bunların içinde de yer alacağız.

Oylara sahip çıkılmalı

Hükümetin bakış açısı nasıl?
Müfettişler çok sık geliyor. Dediğiniz gibi mimli bir dernek olduğumuz için yanlış yapmıyoruz. Gizli olan hiçbir şey yok, her şeyimiz şeffaf. Her şey web sitemizde bulunuyor. Her şey o kadar açık ki bizi suçlayacak hiçbir şeyleri olamaz. İftira atarlarsa da atsınlar. Bilen bilir öyle bir şey olmadığını. 
7 Haziran seçimleri ile ilgili öngörünüz ne? AK Parti yeniden tek başına iktidar olabilir mi ya da koalisyon hükümeti kurulur mu?
İnsanlar bilinçlenirse ve bu  Demokratik ve Güvenli Seçim Platformu gibi şeffaf seçim isteyen oluşumlar daha aktif biçimde yer alırsa AKP kaybedebilir. Ama insanların gerçekten çalışması ve 1 günlerini bu seçimlere vermesi lazım. Bu çok çok önemli.

Sandık güvenliğinden mi bahsediyorsunuz?
Sandık güvenliği, elektronik göndermelerde güvenlik, ıslak imzalı tutanaklarla Yüksek Seçim Kurulu'na teslim edilen tutanak arasında fark olmaması gibi birçok durum var aslında. Aslında çok siyasetten anlamam ama tek parti dönemi herhalde bitiyor. Bence koalisyon hükümeti kurulabilir. Bayağı bir ayrıştık, artık birleşelim. Yani ne mezhepsel, ne kimliksel ayrışmalar olmasın çünkü ülke zaten zor kazanılmış. Kolay kolay da gitmesin.

Çapan’ın danışmanlığını yaptı
Akademi İstanbul gazetecilik bölümü mezunuyum. Okulu bitirdikten sonra Hürriyet Gazetesi'nde Gülçin Telci'nin asistanlığını yaptım. Daha sonra The Best isimli aylık bir dergide çalıştım. Çok kısa bir süre Esenyurt Belediyesi eski Başkanı Gürbüz Çapan'ın basın danışmanlığını yaptım. Sonra kaptan olan eşimin işi nedeniyle çalışmadım. Çünkü o çok uzun süre evden uzakta kalıyordu ve benim de kızımla ilgilenmem gerekiyordu. Yazmayı çok sevdiğim için evde yazmaya başladım. Bir romanım yayınlandı. Şimdi ikinci romanım bitti, kısa süre sonra o da yayınlanacak. Bu arada bir sivil toplum kuruluşunda çalışmak istedim. Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği bana çok uygun geldi. Beşiktaş Şubesi'nde çalışmaya başladım. İki yıl sonra şube başkanı oldum. Sonra Genel Merkez Yönetim Kurulu'nda yedek üye oldum. Sonrasında ise Ferhat Şenatalar Eğitimevi Yürütme Kurulu Başkanlığı'na seçildim.

Gerçekleri görenler mutsuz
“Son dönemde toplum olarak mutsuz insanlar topluluğu olduğumuz görüşü hakim. Siz burada hep kadın ve çocuklarla bir aradasınız. Onları göz önünde bulundurduğunuzda bu görüşü nasıl değerlendiriyorsunuz?” sorusunu şöyle yanıtladı, “Biz kalabalık grupların içine girdiğimizde arkadaşlarımızla çok konuşuruz; baksana ne kadar mutsuzlar diye. Sokağa çıktığımızda gerçekten genelde orta yaşın üstü mutsuz biçimde dolaşıyor. Bir kesim ise hayatın her anında, hiçbir şeyden etkilenmeden mutlu olabiliyor. Yani ülke satılsa dahi umurlarında olmuyor. Burası olmazsa başka yere giderim diye düşünen bu insanlarda aidiyet duygusu olmadığı için mutsuz da olmazlar. Ama öte taraftan olan bitenden haberdar olan, gerçekleri gören insanlar son derece mutsuz. Ama bence bu seçimlerden umutlular.”

KELİME OYUNU
Aile: Sıcaklık
Çocuk: Güven
Kadın: Şahane
Siyaset: Hiç sevmediğim
İstanbul: Çok güzel
Türkiye: Bağımlılık
Dostluk: Sevgi
Geçmiş: Buruk
Gelecek: Umutlu
Bugün: Gerçek
Muhalefet: Olması gereken
İktidar: Midemde kramplar
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.