Dedikodu yüzünden siyasetten vazgeçtim

Mehmet Ersoy

Mehmet Ersoy



26 Mart 2015, 08:42

AK Parti Sinop Milletvekili ve TBMM İçişleri Komisyonu Başkanı Mehmet Ersoy gazetemize verdiği söyleşide siyasete girişi sırasında yaşadığı sıkıntıları anlattı. “Duyduğum dedikodulardan dolayı hayal kırıklığına uğradım. Aileme siyasetten vaçgeçtiğimi söyledim” şeklinde konuşan Ersoy, “Ailem itiraz etti. 'Bazıları böyle yapsalar da, bu milletin fakir fukarası da, dua etmek için bekliyor.' telkininde bulundular. Ben de kararımdan vazgeçtim” açıklamasında bulundu.
 
TBMM İçişleri Komisyonu Başkanı Mehmet Ersoy'un Ali Tarakçı'ya verdiği söyleşinin ikinci ve son kısmını bugün yayınlıyoruz. Dün yayınlanan ve ses getiren bölümde çok tartışılan iç güvenlik paketi hakkında bugüne kadar söylenmeyenleri gazetemize açıklayan Ersoy, bugün kü açıklamalarında siyasete nasıl girdiğini ve komisyon başkanlığına kadar gelinen süreç hakkında bilgiler verdi. 

Sayın Ersoy komisyon başkanlığında ne yapıyorsunuz?
İçişleri Komisyon Başkanı,sanki İçişleri Bakanlığı'nın içindeki bir makammış gibi algılanıyor. Sanki makamdan sonraki insan gibi algılanıyor. Yürütmeden bağımsız olarak TBMM çatısı altında meclisin görev ve sorumlulukların içinde iç tüzüğümüzde, belirtilmiş görevleri ifa ediyoruz. TBMM'nin asıl görevi yasama faaliyetleri ve denetim faaliyetleridir. Yasama faaliyetlerini de, çıkardığı kanunlarla gerçekleştirir. Kanunlar iki türlü gündeme gelir. Bir kısmını hükümet tasarı olarak getirir. 'Ben böyle bir düzenleme yapmak istiyorum' der. Ya da milletvekilleri meclis başkanlığına teklifte bulunurlar. Meclis başkanları da gelen teklifleri ilgisine göre önce komisyonlara havale eder. 

Genellikle iktidar partisinin teklifleri komisyonlarda geçer, muhalefetin önerileri ciddiye alınmaz denilir. Muhalefetten olumlu teklifler geldiğinde kanuna dönüştürülür mü? Bu tekliflere sıcak bakar mısınız?
Tabi ki.. Gelen teklifler için alt komisyonlar kurarız. Alt komisyonlar daha çekirdektir. 7 milletvekilinden oluşur. Dördü iktidar, üçü muhalefet partilerinden olur. 

Komisyonlar uzmanlık alanına göre mi oluşur?
Evet. Komisyonlar uzmanlık alanına göre oluşturulur. Başkanı olduğum İçişleri Komisyonu'nda daha çok geçmişte valilik, kaymakamlık, belediye başkanlığı, il genel ve belediye meclis üyeliği yapmış arkadaşlarımız vardır. 

Pratikten ve yerelden gelenler var yani...
Evet. Deneyimi olan arkadaşlarımızdan oluşur. Onlardan çekirdek bir kadro oluştururuz. Bakanlığın bürokratlarıyla, günlerce çalışırlar. Madde madde tartışırlar. Orada olgunlaştırırlar. Bize iletirler. Ben gelen önerileri gurubumla konuşurum. Muhalefetten böyle öneriler geliyor. Ne yapacağız diye tartışırız. Gelen önerilere açık olan iktidar, tasarının özüne karşıysa yapacak bir şey de yoktur. Şu anda tartıştıgımız iç güvenlik paketi gibi... “Paketin tümüne karşıyım” diyorsa yapabileceğiniz bişey yok... İç güvenlik paketinde, muhalefetten gelen uyarılarla düzenlemeler yaptık. En az sekiz on madde de değişiklikler yaptık. Sekiz maddeyi müzakareye aldık. Yeniden düzenledik. Ne kadar yeniden düzenleme yaparsak yapalım, muhalefeten beklentisini karşılamıyor. 

Sinop milletvekilisiniz. Seçildiğiniz yerde vatandaşlar sizi yanınızda görmek ister. Komisyon başkanı olunca, yoğunluktan dolayı seçmenlerinizle buluşma zor olmuyor mu? Şikayet almıyor musunuz? Ya da olumlu etkisi oluyor mu?
Siyasete girerken, İl Başkanlğı'nda şöyle bir konuşma yapmıştım. Kişisel anlamda kariyer tatminlerini büyük ölçüde tamamlamış bir kamu görevlisiyim. En yüksek makamlara ulaşmış bir bürokratım. Çok önemli bir kurumun bütçesinden sorumluyum. AFAD olarak gündemde olan uluslarası operasyonlar ve faaliyetler yaptık. Bu kurumun kurucusu ve başkanıyım. 

AFAD Başkanlığı ve orada yaptıklarınız milletvekili olmanızı sağladı. Öyle mi?
Etkisi oldu. Zamanın Başbakanı, Sayın Cumhurbaşkanımız Erdoğan'ın, Sayın Cemil Çicek'in o anlamda çok ciddi takdirlerini kazandım. Kendilerine müteşekkirim. Bana abilik yaptılar, büyüklük yaptılar. Ben de onları mahçup etmedim. 

Tekrar sorumuza dönersek...
Konuşmamda şöyle dedim: İki nedenle siyaset yapmak istiyorum. Birincisi, Sinop'un AK Parti iktidarlarının ülke genelinde yaptığı hizmetlerden çok daha iyi faydalanmasını istiyorum. 'Mehmet Ersoy döneminde; en fazla yatırım yapıldı, en fazla ödenek geldi' denilsin ve bürokraside ki birikimimi bu anlamda, kendi doğduğum topraklarıma katkısını olmasını istiyorum. İkincisi AK Parti iktidarlarının verdiği demokrasi ve özgürlük mücadelesinde darbelere karşı, vesayetçi anlayışa karşı halkın iktidarının mücadelesinde rol alan, aktif bir aktör olmak istiyorum. Benim için ikiside vazgeçilmez.

Halkla kaynaşmak fazla hizmet anlamına gelmez
Sade milletvekilliğiyle halkınızla çok daha fazla kaynaşacak zamanınız olabilir. Ancak çok fazla kaynaşmak, çok fazla hizmet anlamına gelmiyor. Seçmenlerimizden, teşkilatlarımızdan anlayış bekleyerek, çok çok büyük kısmınıda kendimden fedakarlık isteyerek birşeyler yapmaya çalıştım. O açığı kapatmaya çalıştım. Komisyon başkanlığına öyle kolay gelmedim. Çok aktif bir milletvekilliği performansım vardı. İçişleri Komisyonu'na üye olarak girdim. Sonra başkanvekili oldum. Genel merkezde yerel yönetimler başkan yardımcısıydım. Doğu Anadolu illerinden sorumluydum. BM Parlamentolar Arası Türk Kurumu Üyesi, ikincisi Karadeniz Ekonomik İşbirliği Parlamenterler Asambleside Türk Kurumu üyesiydim. Ülkemi temsil ediyordum. Zaman zaman buralardaki performansımızla, mecliste gösterdiğimiz performansla varlığınızı hissettiriyosunuz. Komisyon başkanı olduktan sonra, diğer bütün görevlerimi bırakmak durumunda kaldım. Bulunduğum makamlar bir nüfus sağlıyor. Bu şekilde kurabildiğiniz ilişkiler, ikili ilişkilerinize daha yoğun katkısı oluyor. Ve doğal olarak Sinop'a katkım daha fazla oluyor.   

Yoğunluğunuz Sinoplu seçmenlerinizle olumsuzluk katıyor gibi gözükse de sonuçta yaptıklarınızla Sinop'a katkı yaparak bunu pozitif bir algıya dönüştürüyorsunuz... 
Evet. Bunu gönül huzuru içinde söyleyebilirim. Sinop'ta yapılan anketler, halkın bana gösterdiği teveccüh, teşkilatların teveccühü bun gösteriyor. Partimin aktif bir milletvekili olmaya, hem de Sinop'u çok yakından takip etmeyi başarmış bir milletvekili olmaya çalıştım. Bugün ilçe ilçe devletim hangi hizmeti yapıyorsa, hepsiyle alakalıyım ve akibetini bilirim. Ödeneğini bilirim. Ne zaman ihale edildiğini, ne zaman biteceğini bilirim. Hepsini takip ederim. Aylık olarak ilgili yatırımcı kuruluşlardan rapor alırım. Geçen yıl şöyle bir geriye baktığımda 5 ay boyunca hafta sonları evimde yatmamışım. Hafta içi burdayım, hafta sonu ise seyahatteyim.   

Eşim yoğunluğumun cezasını çekiyor!

Yoğunluğunuzdan aileniz, eşiniz memnun mu?
En büyük yardımcım, eşim. Eşim bir anlamda yoğunluğumun cezasını çekiyor. Siyasete atılmaya karar verdiğimde, istifa ettiğimde ailem beni destekledi. İlk olarak Boyabat'a gittim. Amacımız ulvi hizmetler, memleketimize-insanımıza faydalı olmak. Aday adayıyım. Temayüller için, ilçeleri ziyaret ediyorum. Gördüğüm manzara, duyduğum dedikodulardan dolayı hayal kırıklığına uğradım. Bir sabah kalktım. Aileme; Ben bu işten vazgeçiyorum. Biz böyle bir ortamda siyaset yapmak için gelmedik ki. Hizmet yapmak isterken, yapılan dedikodularla, iftirayla, ayak oyunlarıyla bu kadar mücadale etmek zorunda kalacaksam ve saygı duyulmayacak, her an ayağıma çelme takılmak için kenarda beklenecekse, emeklerime, çabalarıma ne gerek var? Ben bürokratlığıma geri döneyim. Kendi yolumda hizmet etmeye çalışırım. Türkeli'ne gidecektim. Vazgeçtim. Gitmiyorum dedim. Ailem itiraz etti. “Bazıları böyle yapsalar da, bu milletin fakir fukarası da, dua etmek için bekliyor. Biz onların duasına talip olmak için yola çıktık. Devam edeceksin” dediler. Biri çorabımı getirdi. Biri gömleğimi. Hadi dediler. Yürü... Sabah arabaya onlar bindirdi. İlk defa paylaşıyorum bu olayı. 

Şanslı olduğum için buralara gelmedim
Hayatım boyunca işimi çok iyi yaparak var oldum. Devletim, milletim bana hangi görevi verdiyse, görevimi en iyi şekilde yerine getirmek için gayret gösterdim. Sinop-Boyabat ilçesinin bir köyünde doğmuş, ailesinde amcasından başka okul okumuş olmayan bir ailede, bir sülalede büyüdüm, buralara geldim. Doğuştan şanslı olup buralara kadar gelmedik. Özellikle işimi iyi yapmam ve milletimizin, devletimizin, hükümetimizin, AK Parti döneminin kadir kıymet bilmesi, beni buralara getirdi. Siyasetçi olacaksam da eşim, ailem çok iyi biliyordu ki, bu iş neyi gerektiriyosa ben onu yapacam. Arabamı yeni değiştirdim. Dört yılda 200 bin km yapmışım. 3 yıl içinde 2011 den 2014 sonuna kadar; çoğu kere teşkilatlarımın düzenlediği organizasyonlara katılabilmek adına, mecliste çalıştığım için burada sabah namazdan sonra çıkıp, öğlen Sinop'ta olup, programa katılıp, akşam meclise gelip, burda sabahladığım olmuştur. Sıkıntılar ve fedakarlıklar anlamında çok sıkıntı çektiğim oldu. Ancak başardıklarımıza, teşkilatlarımızın heyacanla ve samimiyetle bizi karşılamalarına, yolumuzu beklemelerine eşim ve çocuklarım şahit oluyorlarsa, bu gurur hepimizin.   

Haziran seçimlerinde, 2011 seçimlerinden daha düşük oy alırsanız kendinizi başarısız mı sayacaksınız? Yoksa başka nedenlere mi bağlayacaksınız?
Ortaya çıkacak sonuçları, rakiplerimizle ve Türkiye de ortaya çıkacak sonuçla beraber okumak gerekir. Partim il genel meclisi seçimlerinde yüzde 42 idi. Milletvekili oldldığımız oy ise yüzde 55'di. Son il genel meclis üyeliğinde ise yüzde 54. Üç yıl içersinde il genel meclis oylarımızı yüzde 12 civarında yukarı çektik. Bu seçimlerde yüzde 58-60 arası oy Kutu2alacağımızı tahmin ediyorum. Sahil kesimine hitap edebileceğimiz doğru, ikinci bir 
Çok talihsiz bir açıklamaydıay tespit etmemiz lazım. İkinci milletvekilini de bizim kazanma ihtimalimiz var. 

Eski İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin, Küçükçekmece'de otobüse molotof atan kişinin MİT mensubu olduğunu iddia etmişti. Bu konuyla ilgili ne diyeceksiniz?
Eski İçişleri Bakanı Şahin'in böyle bir açıklama yapması, iddianın doğru olup olmamasından daha vahim bir açıklama. Şahin'in elinde bir bilgi varsa, gereğini yapmalıydı. Toplumu gerecek, yanlış algıya neden olacak, milletin devletine güvenini sarsacak bir konuda böyle bir açıklama yapamaz. O kişinin bir MİT mensubu olması doğruysa, en ağır şekilde cezalandırılması gerekir demesi gerekmiyor mu? Ayrıca adama sormazlar mı: İçişleri Bakanı olduğunuz dönemde bu konuyla ilgili ne yaptınız? Hadi diyelim bilgiye sonradan sahip oldu. O zaman da, gidip adli mercileri elindeki bilgilerle beraber suç duyurusunda bulunması gerekmez mi? Cumhuriyet savcıları açıklama üzerine araştırma yaptılar, sonuç: Açıklamanın elinde bir belge ve bilgi olmadan yapılmış bir açıklama olduğuna karar verdiler. 

Şayet o kişi MİT mensubu değilse, aynı zamanda güvenlik sorunu ortaya çıkmıyor mu?
Tabi ki... Çok tehlikeli şeyler bunlar... Devlet adamları böyle konuşmazlar. Gereğini yaparlar. Provakatörler konuşur. spekülatörler konuşur. Bundan nemalanmak isteyenler böyle konuşur. Kaostan, kargaşadan nemalanmak isteyenler, çatışma siyasetinin kendilerine yarayacağına inananlar böyle konuşabilir. Devlet adamları da gereğini yaparlar. Talihsiz bir açıklamaydı. 

KELİME OYUNU
Aile: Huzur
Çocuk: Sevgi
Siyaset: Zor iş
İstanbul: Osmanlı
Sinop: İnci
Türkiye: Vatan
Dostluk: Liman
Geçmiş: Tecrübe
Gelecek: Hayal
Bugün: Gerçek
Muhalefet: Olmazsa 
olmaz
İktidar: Hizmet
AK Parti: Yeniden diriliş
 
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.