Devlet tecavüzcüyü korumaktan nasıl vazgeçer?


Nusret Yılmazer

Nusret Yılmazer

20 Kasım 2016, 21:59

Geçen hafta TBMM’sinde kanun tasarı ve teklifleri görüşülürken gecenin ilerleyen saatlerinde AK Partili altı milletvekili tarafından geçici 1. Maddeye eklenmek üzere bir ek fıkra önerildi. Bu fıkra teklifinden itibaren ülke ayağa kalktı desek yeridir. Özellikle kadın dernekleri çok duyarlı davrandılar. Teklifin kapsamında olmayan iddialar ortaya saçıldı. Toplumda ‘hükümet tecavüzcüleri koruyor’ diye infial oluştu.

Gerçekten hükümet tecavüzcüleri korumak için mi bu teklifi vermişti?

Doğru tespitler yapmak için önce teklifi buraya yazmak gerekir. Teklif tam olarak şöyleydi;

“Cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka bir neden olmaksızın 16-11-2016 tarihine kadar işlenen cinsel istismar suçunda, mağdurla failin evlenmesi durumunda, ceza mahkemesi kanununun 231. Maddesinin koşullarına bakılmaksızın hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, hüküm verilmiş ise cezanın infazının ertelenmesine karar verilir.”

Ve “eğer ileride evlilik, failin kusuru nedeniyle sona erer ise cezanın ertelenmesi sona erer ve ceza infaz edilir. Cezanın ertelenmesi durumunda da suça azmettiren ve suçun işlenmesine yardım edenler hakkında açılmış olan dava düşer ve ceza ortadan kalkar” deniliyor.

Kabul etmek gerekir ki; böylesine duyarlı bir konuda, herhangi bir araştırma, çalışma yapılmadan ve başta milletvekilleri olmak üzere, kadın dernekleri ve toplum doğru dürüst bilgilendirilmeden torba yasaya, gece yarısı böyle bir madde eklemeye kalkarsan toplum haklı olarak ayağa kalkar. Gösterilen tepkiler az bile.

Neden az bile?

Çünkü bu toplumda cinsel istismar oldukça yaygındır TUİK’in verilerine göre 2015 yılında 17 yaşın altındaki kız çocuklarının 17.800’ü doğum yapmış. Bu cinsel istismarda resmi rakam. Bir de resmi olmayanları dikkate alsak en az 20.000 cinsel istismar sorunu var demektir. Ve bu sadece bir yılda yaşanan olay sayısıdır. Bırakın komşunun kızına cinsel istismarı, aile içinde cinsel istismar (ensest ilişki) ve yurtlar başta olmak üzere erkek çocuklara cinsel istismar toplumun gündeminden, gazete TV haberlerinden düşmüyor.

Yani cinsel istismar suçlarının bolca işlendiği bir toplumda, cinsel istismar nedeniyle “mağdur olmuş!” 3400 kişinin faydalanacağı teklifi torba yasaya koymak hiçbir doğru aklın işi olamaz.

Hükümet ve Ak Parti yetkililerin savunması şu: Bu 3400 kişi evlenmiş, çocuk çoluğa karışmış, aile mağdur oluyor. O halde biz bu mağduriyeti ortadan kaldıralım. Bu toplumun kanayan yarasıdır, bu yaraya merhem olmak için bu teklif getirildi.

Bir defa bu 3400 kişi cinsel istismar suçu işlemiş. Her suçta olduğu gibi bunlar da işledikleri suçun cezasını çekiyorlar. Sonradan aile olmuş olsalar bile. 

Bu cinsel istismar suçunu işleyen erkeğin yaşının büyük olması bu suçun cezasının büyümesine etki etmelidir. Çocuk kız ile genç erkeğin birlikte karar vermiş olmaları da bir şeyi değiştirmemesi gerekir. Zira o kız daha küçük ve kendi geleceği için karar verecek durumda olamaz ve kanuna göre de sayılmamaktadır.

Devletin görevi 3400 kişinin mağduriyetini gidermekten çok, bu tür yeni mağduriyetlerin olmasının önüne geçmek olmalıdır. Bunu da üniversitelerden yardım alarak, Aile ve sosyal politikalar bakanlığı çözmelidir. Elbette bu bir günde çözülecek konu değildir. Ama bu yönde çalışmalar yapılırsa bu sayı her yıl düşer. Siz devlet olarak bunu yapmazsanız, sadece bu konuda bir mağdurun haberi çıkınca Aile bakanlığı olarak gidip o mağdurun yanında yer almakla bu sorunu çözemezsiniz.

Kaldı ki siz bu yasa teklifi ile 3400 “mağdurun” sorununu çözdüğünüzü düşünürken, toplumda bu tür istismarları teşvik edeceğinizi, ettiğinizi de görmeniz gerekir. 

Nedir bu teşvik?

Bu tür cinsel istismarların yaşandığı ortamlarda, bu insanlar, ‘nasıl olsa birkaç yılda bir kanun çıkarılıyor ve affediliyor’ diye bu suçların işlenmesine de, bu suçların artmasında da sebep oluyorsunuz.

Bütün bunlardan dolayı devlet bin – iki bin kişiye göre bir kanuni düzenleme yapmamalıdır. Kanunlar bütün topluma göre yapılır ve genel kuralları içerir. Bu tür özel çözümler ilgili mahkemeler tarafından üretilmelidir. Ama elbette ki bütün bunlar evrensel hukuk kuralları çerçevesinde çalışan, etkili ve yetkili kişilerden etkilemeyen bir hukuk sistemi içerisinde olur.

Onun için devlete düşen ilk görev, böyle bir hukuk sistemini sağlamaktır. Toplum buna güvenebilmelidir. Sonra da toplumun çok büyük bir kesimi ile uzlaşı içerisinde yapılan bir anayasa ve kanunlar hazırlamaktır.

Yoksa siz istediğiniz kadar iyi niyet çerçevesinde kanun teklifi, tasarısı sunun, bunun arkasında art niyet aranır. Ve çoğu kez de yaşanan olaylar bu art niyet dediklerinizi haklı çıkarır.

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.