Devletin sağlığa bakış açısı değişti

Bülent Çatıkkaş

Bülent Çatıkkaş



RÖPORTAJ: Emek Karakaş 27 Mayıs 2015, 08:18

 Türkiye’de sağlık alanında bir dönüşüm yaşandığını söyleyen  Avcılar Murat Kölük Devlet Hastanesi Başhekimi Dr. Bülent Çatıkkaş, «Devletin bakış açısı değişti. Artık sağlığa ciddi para harcanıyor. Bu da gerek bizim vatandaşlarımızın gerekse yurt dışından hastaların tercih etmesine sebep oluyor» dedi. 

Yıllardır devlet hastanesi talep edilen Avcılar'da, Murat Kölük Devlet Hastanesi'nin açılmasıyla sağlık noktasında büyük bir eksik giderilmiş oldu. Önce Bakırköy Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nin ek hizmet binası olarak çalışan; geçen yıl da bağımsız hastane statüsüne kavuşan kurumu ve devlet hastanelerinin geldiği noktayı hastanenin Başhekimi Dr. Bülent Çatıkkaş ile konuştuk.
Ayda 60 bine yakın hastaya bakan ve 500'e yakın ameliyat gerçekleştiren Avcılar Murat Kölük Devlet Hastanesi'nin özellikle ortopedi alanında adını duyurduğunu belirten Çatıkkaş, “Ortopedi ile ilgili bu bölgede omurga ameliyatı yapan sayılı hastanelerden birisiyiz. Bize eğitim araştırma hastanelerinden bile hasta geliyor. Özellikle yaşlı hastaların kalça kırıkları gibi ameliyatlarını kimse yapmak istemiyor. 5 tane hekim arkadaşımız var, onlar bu işi can ve başla yapıyor” dedi.
Devlet hastanelerinin artık tercih edilen bir yer haline geldiğini de söyleyen Dr. Çatıkkaş, “Hükümetin yaptığı uygulamalarla sağlığın önü açıldı. Artık devlet sağlığa ciddi para ayırıyor. İstanbul'da ve Türkiye'nin her yerinde hastane projeleri var. Aslında devletin sağlığa bakış açısı değişti. Böyle olunca da tüm ülkede talep edilen bir yer oldu” ifadesini kullandı.

Devlet hastanesi Avcılar'ın en önemli ihtiyaçlarından biriydi. Burası ne zaman açıldı?
Burayı 7 yıl önce biz 4 hekim, 4 hemşireyle Bakırköy Devlet Hastanesi'ne bağlı olarak açtık. Ben de onlardan biriyim. İlk olarak acilde nöbet usulü başladım. O zaman Bakırköy'ün ek binası olarak görüldüğümüz için oradan başhekim yardımcıları geliyordu. Avcılar'dan insanlar şaşırıyor, hastaneyi gezmeye geliyordu. O dönem günde 30 – 40 hastaya bakıyorduk. Başhekimler izne çıktığında göreve ben bakmaya bayladık. Sonrasında 'sen idare et, Bakırköy'den kimse gelmesin' dediler. Geçtiğimiz Nisan ayında da bağımsız bir hastane olarak hizmet veriyoruz.

Hastanenin özellikle uzmanlaştığı, adını duyurduğu bir alan var mı?
Bağımsız hale gelmeden önce aylık 30 – 40 bin hastaya bakıyorduk. Şu an 60 bin hasta bakıyoruz, 400 – 500 ameliyat yapıyoruz. 100 yataklı bir hastaneyiz. Ortopedi ile ilgili bu bölgede omurga ameliyatı yapan sayılı hastanelerden birisiyiz. Bize eğitim araştırma hastanelerinden bile hasta geliyor. Özellikle yaşlı hastaların kalça kırıkları gibi ameliyatlarını kimse yapmak istemiyor. 5 tane hekim arkadaşımız var, onlar bu işi can ve başla yapıyor. 

Müezzinoğlu çok önem veriyor

Devlet hastanesinde başhekim olmak zor mu?
Devlet hastanesinde başhekimlik zor, özellikle kurucu başhekim, kurucu yönetici olmak çok zor. Çünkü bir çok şeyle uğraşmak zorundasın. Bizim hastanemiz Bakırköy'ün ek binasıyken onkoloji, gastroloji bölümü buradaydı. Acilinde acil tıp uzmanları çalıştı. Ama bağımsız hastane olunca hastanenin içi boşaldı. Ama işleyiş aynen devam etmek zorundaydı. Yani bir araç yolda devam ederken içerisinde yolcuları değiştirdik. İşleyişi çok şükür bozmadık. Ki Sağlık Bakanımız biliyorsunuz Avcılarlı, Avcılar'ı çok iyi bilen ve önem veren birisi. Dolayısıyla her daim bizi şikayet edebilecek insan sayısı çoktu. Ama anlımızın akıyla çıktığımızı düşünüyorum.

Devlet hastaneleri artık kendi döner sermayesi ile yol alıyor. Bu kazanç sağlanabiliyor mu ve nerelerden kazanç elde ediyorsunuz? 
Sağlıkta dönüşüm politikalarıyla birlikte bir takım değişiklikler oldu. Hastaneler artık kendi dinamikleriyle dönmeye çalışıyor. Tabi amaç burada kar elde etmek değil. Tabi sonuçta ne kadar geliriniz varsa o kadar da harcamanız oluyor; tüm personel maaşı, faturalar, malzeme alımı gibi aklınıza gelecek bütün harcamaları biz kendimiz yapıyoruz. Dolayısıyla biz faturanın büyük kısmını SGK'ya kesiyoruz, buradan bir gelir elde ediyoruz. Bunun dışında özel ücretli hastalarımız oluyor. Son yıllarda sağlık turizmi çok gelişti. Yurt dışından gelen hastalar üzerinden elde ettiğimiz gelir var. Bu şekilde dönüyoruz. Ama ihtiyaç olması durumunda ya da yüksek bütçeli harcamalarımız olacaksa genel bütçeden zaman zaman destek alıyoruz. Genellikle hastaneler kendi kazançlarıyla, kendi emekleriyle dönüyor. 

Hemşire sayısında sıkıntı var

Hasta sayısı çok fazladır. Doktor, hemşire, görevli sayısı yeterli mi?
Sağlık ciddi anlamda gelişmeler olunca personel sıkıntısı arttı. Bizim hastanemiz bölgede sevilen, tercih edilen bir hastane olduğu için pek hekim sıkıntımız yok. Ama hemşire sıkıntımız var. Onun dışında malzeme konusunda çok sıkıntımız yok. Zaten bütün kamu hastanelerinin hemşire sıkıntısı var. 

Devlet hastanelerinin bir dönem kapısından girilmezdi. Demin burada hem ücret karşılığı hem de yurt dışından gelip tedavi olan hastalardan bahsettiniz. Ne oldu da özel hastanelerden devlet hastanelerine kayma yaşandı?
Bu tabi devlet politikalarıyla ilgili bir şey. Yani hükümetin yaptığı uygulamalarla sağlığın önü açıldı. Artık devlet sağlığa ciddi para ayırıyor. Alet edevat cihaz konusunda sıkıntımız eksiğimiz yok. Hastanelerin görünen kısmı güzelleşti. Bunun yanında hükümet ciddi sayıda hastane yaptı. İstanbul'da ve Türkiye'nin her yerinde hastane projeleri var. Aslında devletin sağlığa bakış açısı değişti. Böyle olunca da tüm ülkede talep edilen bir yer oldu. Önceden lavobolarına girilmezdi. Hekimlerle görüşme şansı yoktu. Odalara 8 – 10 kişi birlikte alınır, reçete SSK eczanesinden yazdırılırdı. Eskiden devlet ön plandaydı, şimdi vadandaş bazlı bir projeler öne çıkmaya başladı. Sağlığa kalite ve standartlar getirildi. Hastanelerin bu standartlar içerisinde olması isteniyor ve bakanlık bunu sıkı biçimde takip ediyor. Hasta memnunuyetini ölçüyor, verilen hizmetin niteliği ölçüyor, aksayan yerler varsa giderilme yoluna gidiliyor, yöneticiler daha dinamik çalışıyor. Vatandaşın beklentisi artık daha yukarıda. 

Hasta memnuniyeti ön planda

Ama bir taraftan da ekran kuyrukları, acil servislerde bekleyen hastalar ya da kabul edilmeyen hasta sayısı da azımsanmayacak kadar çok.
Ben kendi hastanemizle ilgili konuşursam; günde 2500 – 3000 civarında hasta sağlık hizmeti alıyor. Tabi bu kadar yoğun olmak bazı sıkıntıları da beraberinde getiriyor. Ama az önce de söyledim, artık hasta memnuniyeti çok daha ön planda. Bir sıkıntı olduğunda insanlar BİMER'inden tutun Sağlık Bakanlığı'na, hastanenin kendi yönetiminden İl Sağlık Müdürlüğü'ne kadar istediği yere şikayet edebiliyor. Artık iletişim çağındayız, bu daha da kolaylaştı. 

Sizin hastanede böyle büyük bir olay yaşandı mı?
Bu bölgede özel hastaneleri de içine katarak söylüyorum, en iyi hizmet veren hastanelerden biriyiz. Kendi klasmanımıza göre iyi çalışan bir hastaneyiz. Hem polikilinik yapıyoruz, hem amaliyathanemiz aktif çalışıyor. Bu kadar insanın sağlık sorununa çözüm aranan, insanın olduğu, sağlığın olduğu, hizmet alımının olduğu yerde bir takım şikayetler de alıyoruz. Şikayet sayımız aylık 50 yada 60 civarında. Ciddi anlamda şikayet sayısı 10 yada 15'tir. İşte bunlardan 40'ı doktoru bekledim, ameliyatım gecikti gibi subjektif sorunlar olabiliyor. Tabi ki bu sorunları da iyileştirmeye yönelik çalışmalar yapıyoruz. Ama çok büyük ya da hasta ihlali yaratacak şikayet yaşamadık.

Size gelen, kutulara bırakılan şikayetlerle ilgili nasıl bir işlem yapılıyor?
Onlar açılıyor ve bir komisyon tarafından değerlendiriliyor. İçinde ciddi şikayet söz konusu ise kişi ile iletişim kuruluyor. O işin nedenyapılamadığını, hangi sorundan kaynaklandığını araştırıyoruz. Sonucu bildirmek için geri dönüşümler yapıyoruz. 

Bazen hastalar da haksız olabiliyor

Personelin davranışlarıyla ilgili şikayet olduğu zaman nasıl yöntem izliyorsunuz? Bir cezalandırma durumu söz konusu mu?
Bir disiplin işleyişi var, prosedür var. Bu uygulanıyor. Eğer hakikaten personel kaynaklıysa gereken prosedür uygulanıyor. Bizim taşeron firma çalışanları veya hastane çalışanlarımız ilgili iletişim konusunda dersler alıyor. Bu işe özel önem veriyoruz. Öte yandan kimi zaman hastaların bazı şikayetleri de gerçekten onlar için gerekli olan konularla ilgili de olabiliyor. Örneğin omuz kırığı bir hastamız vardı. Ameliyathanede bir sorun yaşandığı için denilen gün ameliyat olamadı. Yakınları önce hekimle münakaşaya girmiş. Sonrasında bana geldiler, 'biz doktordan şikayetçiyiz, hastamızı aç bıraktılar. Ama ameliyata almadılar' dediler. Onlara 'haklısınız ama bir de bizim tarafımızdan bakın' dedim ve anlattım. O arkadaş gece acilde nöbetçiydi. O gün çalışmaması gerektiği halde hastalarını mağdur etmemek için ameliyatları yapacağını söyledi. 5 ameliyatı yaptı, ama yaşanan teknik bir sorundan ötürü altıncısını yapamadı. Halbuki bu hekim arkadaş burada olduğu için biz bu ameliyatları yapıyoruz. Normalde bu ölçekte bir hastanede bu ameliyatlar yapılmıyor. Başka hastanelerde de ya acilde bekletiliyor ya da 10 gün sonrasına gün veriliyor. Beni dinleyince hak verdiler ve özür dilediler. Sonrasında gidip doktor arkadaştan da özür dilemişler. O hasta ertesi gün ameliyat oldu ve birkaç gün sonra taburcu oldu. Sağlık Bakanlığı'nın uyguladığı bir proje var. Her 4 ayda bir ameliyat olan veya hizmet alan hastaların ev ziyaretlerine gidiyoruz. Bir nevi hizmetin denetimini yapıyoruz. Tesadüfen bu hastanın evine gittik. Orda da özür dilediler ve bizi çok iyi ağırladılar.

Özellikle acil servislerde bu tür sorunlar daha çok yaşanır. Ama hastaların ya da hasta yakınlarının haklı olduğu çok da olay oluyor. 
Tabi ki... Hastayı da anlamak lazım. Canınız yanıyor, paniklemişsiniz, hastaneye geliyorsunuz ya da bir yakınınızı getiriyorsunuz. Zaten bir stres var. Sağlıkçı da gergin. Hiç bitmeyen bir hasta sirkülasyonu var. Bu ortamda ufak tefek sorunlar olabiliyor. Ama bizim hastanemizde çok büyük bir olaya şahit olmadık. 

Google'a sinir oluyoruz

İnternetin yaygınlaşmasıyla ufacık bir yeri ağrısa Google'a soran; doktora gittiğinde de burada öğrendiği bilgileri anlatan ya da doktorun söyledikleriyle kıyaslayan insan sayısı da arttı. Buradan baktığımızda teknolojinin gelişmesi ve hastaların Google'dan alması doktorları sinir ediyor mu?
Sinir ediyor tabii ki. (gülüyor) Çünkü biz hep 'hastalık yok, hasta var' deriz. Hastalıklar Google'da yazdığı gibi olmuyor. Bazen tanı koymakta zorlanıyorsunuz. Örneğin 10 tane apandisit hastasını yan yana getirin hepsi farklı rahatsızlıklardan dolayı gelmiştir. Ayırıcı tanı diye bir şey var. hastalıklar birbirlerine çok benzer; bunları ayırmak için hem klinik tecrübe, hem tıbbi bilgi, hem de zamanın olması gerekiyor. Bununla ilgili bir anımı anlatmak isterim. Acilde çalışırken 20 yaşlarında bir genç 'nefes alırken sırtımı batma oluyor' şikayetiyle geldi. Zaten kalabalık, hastalar üst üste geliyor. Onu da muayene ederken biraz da şaka yaparak; '20 yaşında bir gençsin, bu şikayetle gelinir mi, kas ağrısıdır' dedim. Sırtını dinleyip, emin olmak için akciğer filmini istedim. Film bir geldi ki, çocuğun akciğerinin bir kısmına hava kaçmış. Ambulansla başka hastaneye gönderdim ve göğüs tüpü takıldı. Eğer ben 'hadi canım senin bir şeyin yok' deyip gönderseydim büyük ihtimalle o hasta üç dört saat sonra daha kötü bir hale gelecekti. Bu sefer gazetelerde yazacaktı 'hastaneye gitti, bir şey yok' dendi ve hasta öldü. 

Doğru diyorsunuz, yazardık...
Yine acilde 55 yaşlarında bir hasta kulağım ağrıyor diye geldi, yerinde duramıyor. Kulağına baktım çok büyük bir sorun görmedim. Hastayı yatırdım EKG çektim. Hatta bana kızdı, ben kulağım ağrıyor diyorum sen EKG çekiyorsun' diye. Sonuçlarına baktım, hasta kalp krizi geçiriyor. Onu da yine ambulansla uygun bir hastaneye görderdik ve stend takıldı. Yani bazen her şey Google'da yazdığı gibi olmuyor. Çok farklı belirtilerden hiç beklenmeyen hastalıklar çıkabiliyor. Bu da doktorun bilgisi, tecrübesi ve refleksi ile bulunuyor.



Hastalar nereye başvuracağını bilmeli
“Acil servislerin yoğunluğunu azaltmak için ne yapılabilir?” sorumuzu yanıtlayan Dr. Bülent Çatıkkaş, “Aile hekimleri şuanda aktif çalışıyor. Hastalırın aile hekimlerini daha verimli kullanması lazım. Daha doğrusu hastanın hangi zaman hangi doktora ve nereye başvuracağına iyi ayırt etmesi gerekiyor. Bu acillerdeki yoğunluğu azaltacaktır. Biz günde 500 veya 600 hasta bakıyoruz. Normalde acile müracaat etmesi gereken hasta sayısı 200 ve 300'ü geçmemesi lazım. Ama çoğu hasta bir sürü gerekçelerle acile gelip muyane oluyor. İşten çıkıp akşam 5'ten gelen var; kimi rapor almak için gelen var, grip oldum diye gelen var. Bu iş yükünün artması hasta atlama ihtimalinizi arttırıyor. Çünkü özellikle acilde çalışıyorsanaz sürekli uyanık, sürekli dinamik ve şüpheci olmak zorundasınız” diye konuştu.

Açıldığı günden beri hastanede
1966 Sivas doğumluyum. 45 yıldır İstanbul'da yaşıyorum. Üniversite hariç bütün öğrenim hayatım İstanbul'da geçti. Sefaköy Lisesi mezunuyum. Cumhuriyet Üniversitesi Tıp Fakültesi'ni bitirdim. 22 - 23 yıllık hekimim. Hastane yöneticiliği ve sağlık yönetimi eğitimi yüksek lisansını yaptım. Ayrıca Açık Öğretim Fakültesi Yerel Yönetimler bölümü okuyorum. Buradan da bu yıl mezun olacağım. Pratisyen hekimim, 35 yıldır da Avcılarlıyım. Hastane açıldığı günden beri de Avcılar Murat Kölük Devlet Hastanesi'nde çalışıyorum.
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.