banner250
banner252



Dil ve hukuk - zaman


Kübra Sezer

Kübra Sezer

24 Mayıs 2016, 16:34

İnsanların birbirleriyle iletişim kurmak, birbirlerini anlatmak için kullandıkları en önemli araç dildir. Dil, kendi içerisinde zamanla anlaşılması güç mesleki dillere dönüşmüştür. Hukuk dili bunların arasında anlaşılması en güç olan dildir. İnsanların birbirleriyle anlaşabilmeleri ve toplumsal bir ortamda yaşayabilmeleri için hukuk kuralları ortaya çıkmıştır. Hukuk sadece yapılması ya da yapılmaması gereken eylem ile davranışları gösteren buyurucu kuralları değil; bu kuralların çiğnenmesi durumunda zorlayıcı yaptırımları da öngörür. Hukuk, adalete yönelik bir toplumsal yaşam düzenidir. Hukuku yaratan dildir. Toplumsal yaşamın gereği olan kanunlardan ve yaptırımlardan oluşan hukuk dilinin anlaşılır olması gerekir fakat Türkçemiz Osmanlı’da Arapça- Farsça sözcüklerin etkisiyle değişikliğe uğramıştır. Bunun sonucunda Osmanlıca denilen yazı dili ortaya çıkmıştır. Bu zamanla hukuk diline de yansımıştır ve günümüzde hukuk kitaplarında bunun etkisini görmekteyiz.

Cumhuriyet öncesi Türk hukukunda Tanzimat öncesi ve sonrası dönemi incelediğimizde kullanılan dil, kaynakların İslam hukuku kaynakları olmasından dolayı genel olarak Arapça’dır. Osmanlıca olan eserlere de rastlanmaktadır. Osmanlı’da hukuk eserleri özlü bir dille yazılmıştır. Az sözle çok şey anlatma bu yazılan dilin özelliğidir. Bu şekilde kısa metinlerle bütün hukuk alanları anlatılmaya çalışılmış bu da hukuk dilini anlaşılmaz hale getirmiştir. Bu kaynakların halk tarafından anlaşılır olmasına dair endişe duyulmamıştır çünkü o dönemde halkın bu kaynaklara ulaşması zor ve kitap basımı çok azdır.

Cumhuriyet öncesi dönemde kaynakların çoğunun Arapça olması ve hukuk eğitiminin bunlarla yapılıyor olması ile hukuk terimleri çoğunlukla Arapça kökenli kelimelerden oluşmaktadır, bu günümüze de yansımıştır.Cumhuriyet sonrası Türk hukukunda hukuk dilinin sadeleştirilmesi ile ilgili çalışmalara başlanmıştır. 1924 tarihli Teşkilat-ı Esasiye Kanununda ve 1945 tarihli Anayasa’da bunu görmekteyiz. Yabancı gramer kurallarıyla kurulan cümleler çıkartılmış, bunlar Türkçeleştirilmiştir. 27 Mayıs askeri müdahalesi sonrasında hazırlanan 1961 Anayasası’nda da bu değişim görülmektedir. 1982 Anayasası’na baktığımızda ise sadelik ve duruluktan bahsedebiliriz. Bu anayasa yerleşmiş hukuk diline uygun hazırlanmıştır.

Temel kanunlarda özellikle 2001 tarihli Türk Medeni Kanununda köklü değişikliğe gidilmiş ve yasa dili daha açık hale getirilmiştir. Aynı şekilde Türk Ceza Kanunu da 2004 yılında kaldırılmış, Osmanlıca kelimelerin çok fazla kullanıldığı dil daha anlaşılır hale getirilmiştir. Diğer kanunlarda da anlaşılmayan hususlarla ilgili olarak değişikliğe gidilmesi gerekmektedir.
Hukuk sadece uyuşmazlıkların çözümüne yönelmez. Bunun ötesinde, uyuşmazlıkların çözümü için yargıya başvuran vatandaşın, dilinden anlamadığı bir ortamda verilen hükme ve hakime mutlak anlamda güvenmesi beklenemez. Hukuka ve yargıya güvenin tesisi için, hukuk dilinin ve bu dilin oluşumunda temel belirleyici rol oynayan yasa dilinin anlaşılabilir olması gerekmektedir.

İnsanların toplum düzenini sağlayan bu hukuk kurallarını anlayıp ona göre davranması, toplumun kaosa sürüklenmemesi ve hukukun önleyici etkisinin geçerli olabilmesi için hukuk dilinin halkın anlayabileceği bir dilde olması gerekmektedir. Bu köşe yazısı 24 Mayıs 2016, 16:34 tarihinde ve saatinde eklenmiştir.
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.