Ötekileştiren ders kitaplarına geçit verilmeyecek

Göçmen ailelerden gelen çocukların çoğu Almanya’da doğmuş olsa da, bazı ders kitapları onlara hala ‘yabancı’ olduklarını öğretiyor. Çeşitliliği bir fırsat olarak görmek yerine problem olarak sunan bu kitaplar, toplumdaki çeşitliliğin...

Ötekileştiren ders kitaplarına geçit verilmeyecek

Göçmen ailelerden gelen çocukların çoğu Almanya’da doğmuş olsa da, bazı ders kitapları onlara hala ‘yabancı’ olduklarını öğretiyor. Çeşitliliği bir fırsat olarak görmek yerine problem olarak sunan bu kitaplar, toplumdaki çeşitliliğin normal görülmesini engellediği için mercek altında.

Avrupalı, beyaz tenli, erkek, Hıristiyan ve bilim adamı veya büyük bir edebiyatçı… Almanya’da her üç çocuktan biri göçmen aileden gelmesine rağmen Alman ders kitaplarında karşılaşılan profil hep aynı. İbn-i Sina’ya, Farabi’ye rağmen Ortaçağ karanlık, bir uçtan bir uca sömürülen Afrika’ya rağmen Rönesans, Reformasyon ve modernite aydınlık!

Başbakanlıkta gerçekleştirilen ‘Ders Kitabı Araştırması Göç ve Entegrasyon’ başlıklı sempozyumda 10’dan fazla Türk katılımcı var. Sayıları beşi geçmeyen Afrikalı katılımcılar ise herkesten aktif ve ders kitaplarında Afrikalı bilim adamlarının, edebiyatçıların yerine yüzleri boyalı Afrikalıların gösterilmesinden duydukları rahatsızlığı ısrarla dile getiriyor; sömürgecilik döneminin bir çırpıda anlatılmasından yakınıyor.

Fakat mesele sadece ders kitaplarının Avrupa merkezli olması değil. Türkler 55 yıldır Almanya’da yaşıyor ve Almanya’nın ‘göç ülkesi’ olma özelliği mülteci çocukların gelmesiyle daha da belirginleşmiş durumda. Bu durum yıllardır eleştirilen ders kitaplarının içeriğine ciddi bir şekilde eğilmeyi zorunlu kılıyor. Bu kitaplar, mart ayında yayınlanan araştırmaya göre göçmenleri olduğu gibi yansıtmadığı gibi onları toplumun ötekisi olarak sunuyor.

Georg Eckert Enstitüsü ve Hildesheim Üniversitesi, 65 ders kitabını incelemiş. Çıkan sonuç Entegrasyon Bakanı Özoğuz’u alarma geçirmişti. Araştırmaya göre ders kitapları ülkedeki çeşitliliği zenginlik bir yana, normal bir durum olarak bile göstermiyordu.

KMK BİLDİRGESİ NORMALLEŞMENİN İLK ADIMI OLDU

Alman hükümeti, başbakanlıkta düzenlediği toplantı ile bu zorunluluğun farkına vardığını gösterdi. Ekim ayında Eğitim Bakanları Konferansı’nın yayınladığı bir bildirge ile de yayınevlerine günümüz göç toplumunun çeşitliliği ve rol modellerini yansıtma sorumluluğu verilmişti. Bildirgeye göre eyaletlerin ders kitaplarında göç, entegrasyon ve çeşitlilik konularının dikkate alması, göçmen eğitimcilerin sayısını artırması, eğitim idarelerinin ve okulların kitapların içeriğini gözden geçirmesi, göçmen örgütlerinin ‘güvenilir muhatap’ olarak danışmanlık etmesi, yayınevlerinin de ders kitaplarını hayatın gerçeklerine uygun şekilde hazırlaması ve ders kitabı yazarlarını eğitmesi ve yazarların içinde göçmen uzmanların da bulunmasını sağlaması gerekiyor.

Sempozyuma katılan Entegrasyon Sorumlusu Aydan Özoğuz ile Kuzey Ren-Vestfalya Okul Bakanı ve KMK temsilcisi Sylvia Löhrmann araştırma sayesinde olumlu yönde bir gelişme yaşandığını düşünüyor. Ancak ikisi de sempozyuma katılan eğitimciler ve sivil toplum örgütlerinin temsilcilerinin açıklamaları sayesinde hala bazı sorunların devam ettiğini anlamış görünüyor. Özoğuz’a göre çok sayıda yayınevi toplumun gerçekliğini göz önünde bulundurarak yeni ders kitpları hazırladı, ancak çok sayıda eyalet bu yeni kitapları tedarik edemiyor veya etmek istemiyor.

SEMPOZYUMUN AYNISI KRV’DE DE GERÇEKLEŞECEK

KRV Okul Bakanı Sylvia Löhrmann ise sempozyumdan ümitli. Löhrmann’a göre sempozyumun başbakanlıkta gerçekleşmesi ve uzun yıllardır bu konuda çok dertli olan çok sayıda göçmen organizasyonu ile yayınevlerini bir araya getirmesi iyi bir rota çizileceğine işaret. Bakan, sempozyumun aynısını kendi eyaletinde de düzenlemek istiyor. Zaman’a konuşan Löhrmann’a göre ders kitaplarının değişen topluma ayak uydurması ve toplumsal gerçekliği yansıtması, önyargıları, klişeleri yaymaktan vazgeçmesi gerekiyor.

Bakan, KRV’deki ders kitaplarında da kötü örneklerin bulunduğuna dikkat çekiyor ve bu gibi örneklere rastlayanların derhal yayınevleriyle irtibata geçmesini istiyor. Löhrmann, Cumhurbaşkanı’nın ‘Almanya’da yeni bir biz’ duygusu oluşması gerektiği yönündeki sözünü hatırlatıyor ve ders kitaplarında hassaslaşma konusunda bu ‘yeni biz’in ölçü olabileceğini dile getiriyor. Ancak bunun için yeni kitapların gelmesini beklemek gerekiyor. Löhrmann’a göre en iyi yol dijital medya. Bu sayede eksikleri anında değiştirmek mümkün. Bu haber tarihinde eklenmiştir.

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.