Eğitim, eğitim, eğitim


Utku Kızıltan

Utku Kızıltan

04 Şubat 2017, 07:17

Sevgili Okurlarımız bir insan düşünün askerliğini Yedek Subay Öğretmen olarak Yozgat’ın bir köyünde yapmış, yıllar sonra Kocaeli Yarımca’da Seramik Fabrikası yapımında Kontrol Mühendisliği yaparken öğretmeni doğum yapan ortaokulda gönüllü fen dersleri öğretmenliği yapmış, İTÜ Yapı Ve Teknik Daire Başkanlığında çalışırken Mimarlık Fakültesinde son sınıf öğrencilerine “Binalarda Tesisat Uygulamaları” konusunda konferansçı hoca olarak derslere girmiş, emekli olup yerleştiği Büyükçekmece’de o zamanlar doğalgaz yokken Mimarsinan ve Beylikdüzü’nden akaryakıt ile çalışan kazanların çalıştığı apartmanların kapıcılarını toplayıp Halk Eğitim Müdürlüğü ile el ele en ekonomik kazan yakarak apartmanlar nasıl ısıtılır eğitimleri vererek kapıcılara askerlere valilik imzalı sertifikalar kazandırmış eğitime aşık biriyim. 
1996’dan beri ayrıca kurucusu olduğum Çevre Dernekleri ile anaokullarından üniversitelere Çevre Eğitimleri çalışmaları yapıyoruz. Şimdi hiçbir karşılık beklemeden yaptığımız bu çalışmalar kısıtlandı. Davutoğlu Başbakan iken Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğinde düzenlenen Ticaret ve Sanayi Şurası’nda yaptığı konuşmada “Türkiye’nin geleceğinin yüksek teknolojiyi içeren üretime bağlı olduğunu belirtmiş, Ekonomik restorasyon için bizim en güçlü iki kaynağımız İnsanımız ve coğrafyamızdır. Öyle bir eğitim reformu gerçekleştirmeliyiz ki, Türk ekonomisi kat kat artsın.” Demişti. Ben de ümitlenmiştim. 
Türkiye’nin ana sınıfından lise son sınıfına kadar 18 milyon öğrencisi ve 850 bine yakın öğretmeni var. Üniversiteleri de sayarsak 20 milyonu aşar. Pekiii, bu çocuklara gerekli eğitimi verebiliyor muyuz? Hayııııır. Çocukları eğitemiyoruz, ezbercilik sistemiyle onları yetiştiremiyoruz. Her 
gelen bakan bir sistem yumurtluyor, okullar karnelerin yanında da takdir belgeleri veriyor. Birisi de öğünüyor. “dindar nesiller yetiştireceğiz” İmam Hatip okullarını daha cazip hale getireceğiz diyor. Teknolojide başarının yolu bilimsel eğitime bağlıdır. Peki, öğretmenlerimiz bu bilgiye sahip mi? Ona da cevap hayıııır. Geçtiğimiz haftalarda tüm ülkeleri kapsayan sınavda Türk öğrencilerinin nasıl dibe vurduğunu anlatmıştım. 2 Şubat Hürriyet Gazetesinde de öğretmenlerimizin durumu açıklanmış. Milli Eğitim Bakanlığı verilerine göre geçen yıl öğretmen olmak için girilen sınavlarda adaylar kendi alanlarıyla ilgili soruların birçoğunu cevaplayamamış. En başarısız adaylar lise matematik öğretmenleri olmuş. Sınava giren 27 bin 863 matematik öğretmeni, sorulan 50 sorudan 9’unu, fizik öğretmenleri 15’ini, kimya öğretmenleri 17’sini bilebilmiş. Ve bunlar çeşitli üniversitelerin fen-edebiyet fakültelerinden mezunlar. 
Bu soruları da Üniversitelerin Eğitim Fakülteleri hocaları hazırlıyor. Evet, sevgili okuyucular eğitime hayatını vermiş bir kişi olarak üzüntümü anlatamam. Bir de bir kuruş talep etmeden okullarda görsel ve sözel gönüllü eğitim vermek isteyen, 2-3 yılda bir eğitici kitaplar hazırlayıp öğretmen ve öğrencilere ücretsiz dağıtan kişinin bu çalışmasına da karşı duranları anlayamıyorum. Tabi bu Türkiye Avrupa’da itibar kaybeder, gelişemez. Her şeyde olduğu gibi bu konuyu da Allaha havale edeceğiz. İnşallah akıllı bir bakan çıkar da ülke bu cehaletten kurtulur. Sağlıklı kalmanız dileklerimle. 

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.