Eğlence kumara dönüştü

Serdar Erşahin

Serdar Erşahin



RÖPORTAJ: Ufuk Çoban 26 Kasım 2015, 07:46

Entellektüel kesimin fikir alışverişi yaparak sosyalleştiği yerler olarak gün yüzüne çıkan ve tarihi 16. yüzyıla dayanan kahvehaneler şimdi kumar oynanan yerler olarak anılıyor. Eğlence olarak kullanılan oyunların  kumara dönüşmesinin kendileri üzerinde kötü bir algı bıraktığını belirten Serdar Erşahin, «Bu durum kahvahaneleri ikinci sınıf bir mekan olarak görülmesine neden oldu» dedi.

Röportaj dizimizin yeni durağında birçok insanın mahallesinde, sokağında bulunan kahvehaneler ve çay ocaklarının temsilciliğini yapan İstanbul Umum Kıraathaneci Kahveci ve İçkisiz Gazinocular Esnaf Odası'nın konuğu oluyoruz. Türk Dil Kurumu'nun sözlüğüne göre Kıraathane; Kahve ve kahvehane olarak geçiyor. Kıraathane hakkında bir diğer açıklamada şu şekilde: Müşterilerinin okumaları için gazete, dergi ve kitap bulunduran geniş, temiz ve iyi döşenmiş kahvehane. Aslında bu ikinci anlamı bize uzak gelen bir anlam olarak karşımıza çıkıyor. Çünkü günümüzde kahvehaneler tavla, kağıt oyunları ile çay kahve içilen kimi zaman dost sohbetleri yapılan kimi zamanda yorgun bir anınızda biraz nefes alabilmek için ziyaret edebileceğiniz bir mekân olarak anılıyor. Çoğunluğu işsiz olan halkımızı ve at yarışı oynayarak yarışları izlemek için kahvehaneye gelenleride eklersek kahvehaneye ne kadar rağbet olduğu bir kez daha ortaya çıkıyor. Kıraathaneci Kahveci ve İçkisiz Gazinocular Esnaf Odası Fındıkzade'de hizmet veriyor. İstanbul'da bulunan kahvelerin 10 bine yakını bu odaya kayıtlı. Oda'da bizi bekleyen başkan ve yönetim kurulu bize çay ikram ediyor. Aslında işin ilginç tarafı da çay satan 10 bin kişiye başkanlık eden bir odanın çayını içmek olsa gerek. Sohbete başladığımız oda başkanı Serdar Erşahin sorularımızı cevaplıyor.

Kıraathaneci Kahveci ve İçkisiz Gazinocular Esnaf Odası'nın tarihçesinden bahseder misiniz?
İlk ortaya çıktığı tarihten itibaren sosyal ilişkileri şekillendiren ve toplumun geçirdiği toplumsal dönüşümleri yansıtan kahvehaneler Istanbul’da 1965 yılında bir çatı altında toplanmaya başladılar. Ali Ağcan’ın Kurucu Başkanlığında kurulan esnaf odası, İstanbul ve genelinde hizmet veren kahvehaneleri bir çatı altında toplarken, esnafın biriken sorunlarının çözümü bağlamında gerekli adımları da atmaya başladı. Dünden bugüne kadar İstanbul Kıraathaneci Kahveci ve İçkisiz Gazinocular Esnaf Odası Başkanlığı’nı, Ali Ağcan, İsmail Şimşek, Ahmet Turan Doğan, Sadık Özpolat yürüttü. 2014 yılında yapılan Genel Kurul ile esnaf odası başkanlığına Serdar Erşahin yani ben getirildim. İstanbul ve genelinde 40 bine yakın kahvehane var ve yaklaşık 10 bini odamıza bağlı.

Peki siz kahvehanecilikle nasıl tanıştınız? Zaman içerisinde değişime uğrayan bir meslek olarak karşımıza çıkıyor. Siz neler söylemek istersiniz? 
Ben Malatyalıyım. İlk kahvehane ortamı ile çocukken köyümde tanıştım. Köyümüzde iki kahvehane vardı. Orada büyüklerimizin gazoz, kola ısmarladığı mekânlar olarak tanıdık. O zamanlar daha farklıydı ortam. Daha sonra kahveciliğe açtığım çay ocağı vasıtası ile devam ettim. Kahvehanecilik zaman içerisinde değişime uğruyor.

Kıraathane kültürü nereden geliyor?
Kıraathane İstanbul'da ilk Mahmutpaşa'da kuruldu. Kıraat okumaktan geliyor. Entellektüel kesim burada fikir alışverişi yaparak sosyalleşiyormuş. Kahvehane zaman içerisinde mevcut kültürel ve toplumsal hayatın içerisine dâhil olmayı başardı. Kültürün üretildiği ve tüketildiği bir mekân haline geldi. Birçok değişikliklere uğrayarak hayatiyetini devam ettirdi. Her ne kadar sadece erkek sosyalliğini barındırsada Osmanlı şehrindeki kamusal yaşamın önemli bir kısmını oluşturdu. İlk başlarda marjinal bir yenilik olarak görülen kahvehane, çok geçmeden normalleşti ve toplumun ekonomik, sosyal ve kültürel ihtiyaçlarını karşılayan merkezî bir konuma geldi.

Peki günümüzde kahvehane kültürü nasıl algılanıyor? Toplumdaki genel kanaat kahvehanelerin olumsuz algılanmasına neden oluyor. Bu bakış açısının mesleğe olan etkisi nedir?
Artık eğlence olarak kullanılan oyunları bazı kişilerin kumar aracı olarak kullanmaları ve kullandırmaları asıl üyelerimizin tamamını yanlış bir kimlik olarak yansıtmakta. Bizi olumsuz bir şekilde etkilemekte. Üyelerimize olumsuz yanları çok fazla yansımakta. Kültürümüze bu son yıllarda girmiş olan kafeteryalarla birlikte yeni nesil kahvehaneleri daha çok ikinci sınıf mekan olarak görmekte insanlar. Oraların yeniliklere açık, internet v.s. olması kadınların erkeklerin birlikte gidebildiği mekânlar olduğu için revaçta. Bundan dolayı işimiz sekteye uğruyor.

Bu olumsuz bakış açısının altında başka bir neden var mı? Ayrıca oyunlarla değil de kumarla anılan kahvehanelerle ilgili nasıl bir uygulama gerçekleştiriliyor? 
Maalesef belirli saatlerde kumar oynatan kahvehaneler oluyor. Bununla ilgili emniyetin bir Kumar Masası birimi var. Kumar Masası'nın takibi ile denetleniyor. Kapatmaya ve ruhsat iptaline varan cezaları oluyor. Bu olumsuz bakış açısının altında başka bir neden var mı? sorunuzun cevabına gelince ise şunları söylemek isterim. Burada önemli bir nokta daha var. Kafeteryaların ruhsatında oyun oynatma ibaresi yer almıyor. Nasıl ki kahvehanelerde yiyecek satma hakkı yoksa, kafelerinde oyun oynatma ruhsatları yok. Kafeler buna uymuyor. Tıpkı kahvehaneler gibi oyun oynatıyorlar maalesef. Türkiye'nin birçok yerinde buna şahit olabilirsiniz. 3-5 kafeye girseniz. Buna şahit olabilirsiniz. Maalesef belediyeler bu konuda denetimi eksik tutuyorlar, bu noktada görevlerini yapmada eksik kalıyorlar. Dolayısıyla kafeteryalar bizim sektöre zarar vermekteler. Kafeterya ruhsatı alarak kahvehane işletebiliyor. Bu da haksız rekabete neden oluyor.

Bunun bir çözümü var mı? Haksız rekabeti önlemek için neler yapılıyor? Oda olarak siz düşen görevler nedir?
Bunun çözümü denetimden geçiyor. Denetimle görevli olan kişiler bu şekilde başka insanların hakkının yendiğini hatırlatacaklar. Uyarılara uymazlarsa ceza kesecekler. Dernek lokali diye açılan yerlerin sayısı ciddi oranda arttı İstanbul'da. Asıl amaçları işletme olan kişilerin, mekanlarına ruhsat alamayanlar dernek olarak başvuruyorlar. Fakat kahvehane ve çay ocağı olarak işletiyorlar. Bu da haksız rekabete neden oluyor. Vergi, stopaj, oda kayıt işletmesi ödemeden birçok işini yürütüyor. Bizim odamızın tarifesine göre çay ücreti 1,10 TL iken 60 kuruşa satış yapabiliyor. Dolayısıyla vergisini, stopajını, oda ücretini ödeyen meslektaşımız o fiyata çayı satamıyor.

Torbacı denilen bir gerçekte var ve bu torbacıların bonzai bile sattığı iddia ediliyor. Bunun için en büyük görev kime düşüyor? Bir de sigara yasağı konusu var neler söylemek istersiniz?
Kahvehaneler umuma açık yerler. Mekân açık oldukça gelip oturuyor insanlar. İşletme sahibi insan ayıramıyor tabii. Belki ne iş yaptığını anlasa bile çekinebiliyor. Bunu şikayet ettiği zaman ise kendilerine ciddi zararlar verilebiliyor. Bu konuda emniyetimiz daha duyarlı olmalı elbette en büyük görev onlara düşüyor. Sigara yasağı konusunda fazla ümitli değiliz. Müracaatlarımız devam etse bile ümidimiz yok. Kahvehanelerde insanlar hep birlikte kapıya çıkıp sigara içiyor. Çevredeki insanlar rahatsız olabiliyor. Ailenizle balkonda zaman geçireceksiniz ama 20-30 kişilik bir erkek grubu karşınıza çıkıyor. Bunlar sorun yaratıyor.

Haksız rekabet var
Haksız rekabet fiyat tarifelerine de yansıyor mu? 
Haksız rekabet konusunda üyeler emniyete yazılı şikayet yaparlarsa daha etkili olur. Denetim Kurulu mutlaka olmalı. Çayın tarifesi 1,10 TL bizim tarifemizde ama 50 kuruşa çay satan ve vergi ödemeyenler var maalesef. Haksız rekabet önlenirse devlette bu işten kazançlı olur. Mesela köylerde herkes birbirini tanıyor ama şehirlerde öyle değil. Yani zaman içinde farklılık gösterdiği gibi kahvehanecilik farklı yerlerde de farklılık yaşatıyor. Biz ayrıca üyelerimizle iftarlarda buluşuyoruz. SMS'le ulaşıyoruz. Kendilerini mekanlarında ziyaret ediyoruz. Hediyeleri de veriyoruz. Ama dediğim gibi bir kanun gerekli.

Tarihi 16. yüzyıla dayanıyor
1550'lerde de İstanbul'da ilk kahvehane açıldı ve kısa sürede yakın ve uzak ülkelere yayıldı. 17. yüzyılda, kahvehane Osmanlı Devleti sınırlarının dışında, Avrupa'da görülmeye başlandı ve kısa zamanda popüler oldu. Kısa zaman içerisinde kahvehane sayısı hızla arttı, kahve içmek ve yarenlik etmek amacıyla buralarda toplanan muhtelif zümrelerden ve değişik kültür seviyelerinden insanlar, çok hızlı gelişen bir kültürel birikim ortamı, sosyalleşme mekânı, siyasî iktidar karşısında seslerini duyurabildikleri bir kamusal alan meydana getirdiler.

Sivil alanı oluşturdu
Osmanlı geleneksel toplum kültürünü şekillendiren saray, medrese ve cami dışında, “sivil” bir anlayışla ortaya çıkan kahvehane, XVI. ve XVII. yüzyılların İstanbul’unda, pek sık rastlanmayan bir tepkiyle karşılaştı. ‘Miskinlerin buluşma mekânı ve fitne yuvası’ olarak görülen kahvehane, başta iktidar olmak üzere toplumun çeşitli kesimlerinin tepkisini çekti. 1567 yılında başta Suriçi İstanbul olmak üzere İstanbul’daki bütün kahvehaneler kapatıldı. Hatta IV. Murat, bu gerekçelerle kahvehaneleri top yekûn kapatmaya yönelik şiddetli ve kapsamlı girişimlerde bulundu. SadeceEyüp ve çevresinde 120 kahvehane kapatıldı. XVI. yüzyılın ikinci yarısında ve XVII. yüzyılın ilk yarısında ‘tehlikeli yerler’ olarak görülen kahvehaneler ‘külliyen’ kapatılırken XVII. yüzyılın ortalarından itibaren otorite, ‘tehlikeyi’ önlemek için toptan kapatmak ve yıkmak yerine, yekdiğerlerine ‘ibret olsun’ babında tek tek bazı kahvehaneleri kapatarak bir tür yıldırma siyaseti takip etti.

Kültürel ihtiyaçlar karşılandı
Kahvehane zaman içerisinde mevcut kültürel ve toplumsal hayatın içerisine dâhil olmayı başardı. Kültürün üretildiği ve tüketildiği bir mekân haline geldi. Birçok değişikliklere uğrayarak hayatiyetini devam ettirdi. Her ne kadar sadece erkek sosyalliğini barındırsa da Osmanlı şehrindeki kamusal yaşamın önemli bir kısmını oluşturdu. İlk başlarda marjinal bir yenilik olarak görülen kahvehane, çok geçmeden normalleşti ve toplumun ekonomik, sosyal ve kültürel ihtiyaçlarını karşılayan merkezî bir konuma geldi.

Yeni bir dernek yasası çıkarılmalı
Sorunların çözümü için ne yapılmalı? 10 bine yakın üyemiz var diyorsunuz ve oda olarak görev yapıyorsunuz? Yeterince etkiniz var mı? Bir de gazino kelimesi dikkat çekiyor odanızın isminde.
Evet 10 bine yakın üyemiz var. Biz elimizden geleni yapmaya çalışıyoruz. Mesela dernek lokalleriyle ilgili şikâyetler de alıyoruz. Mesela Kartal'da böyle bir süreci yaşadık. Odamıza üye bir kıraathane bize şikayette bulundu. Biz de konuyu kaymakamımızla görüştük. Kartal Kaymakamımızdan söz aldık. Kaymakam bey bu konularda ayrı bir denetleme biriminin olmadığını söyledi. Eylül ayında valimizle görüştük. O da bize yardımcı olacağını söyledi. Ama bunun için Sanayi ve Gümrük Bakanlığı'ndan derneklerle ilgili bir yasa çıkarmalı. Bizim bir yasa taslağımız olmalı ve bunun yasallaşması gerekir. O zaman etkimiz daha da artar. Gazino kelimesi ise içkisiz mekanlar kafeler, çay bahçesi, çay ocakları, kıraathaneler anlamında.

Deri ticareti yaptım
1982 Malatya’nın Pütürge İlçesi doğumluyum. Eğitim hayatımı bitirdikten sonra geldiğim İstanbul Gedikpaşa’da deri ticaretiyle iştigal ettim. Daha sonra yöneticisi bulunduğum Azakkent Center İş Merkezi’nde bir çay ocağı işletmeye başladım. Odaya üye olduğum 2000 yılından bugüne kadar aktif olarak çalışmaya gayret gösterdim. Şu anki yönetimimizden önce de yönetim kurulunda bulundum. Üyelerimize yönelik hizmetlerin yetersizliğini gördüğüm bir grup arkadaşımın teşvikiyle yeni dönem için adaylık süreci başlatmış olduk. Daha sonra odaya başkan seçildim.
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.