El kol hareketleriyle rezil oluyoruz

Kadri Okan Şekerci

Kadri Okan Şekerci



RÖPORTAJ: Emek Karakaş 15 Nisan 2015, 10:21

Beylikdüzü Akademi Dil Kursu kurucusu Kadri Okan Şekerci, İngilizce eğitiminde belirli bir sistem getirilmesinin şart olduğunu belirterek, "Türkiye’de İngilizce eğitimi verilemiyor değil sadece sistem yok. Bu olmadığı sürece İngilizce öğrenmek çok zor. Ve biz el kol hareketleriyle rezil olmaya devam ederiz" diye konuştu.

İngilizce bilmek günümüzde dünyaya açılmanın en önemli şartlarından biridir. Tüm dünyada 'ortak dil' olarak görülen İngilizce eğitimi maalesef ülkemizde çok da başarılı sonuçlar doğurmuyor. Gerek okullarda gerekse özel kurslarda alınan eğitimlerin başarı oranının düşük olması; Türkiye'nin bu noktadaki en büyük eksiklerinden biri. Konuyla ilgili görüşlerini aldığımız Beylikdüzü Akademi Dil Kursu'nun kurucusu Kadri Okan Şekerci, İngilizce eğitimi ile ilgili bir sistemin oluşturulması gerektiğini söyledi. Her bir sınıfın birbirinin devamı olan sistemin kurulması gerektiğini ifade eden Şekerci, özel kursların artık ticaret olarak görüldüğünün altını çizerek, “İstanbul'da 400 – 500 kadar İngilizce kursu var. Bir kurs açmanın tek şartı içeride tuvaletin olması. İngilizceyle alakası olmayıp da bu işi açan insanlar iş adamı oluyor. İş adamı neye bakar; ticaretine. Ben daha çok bu işin bilmeyen kişiler tarafından yapıldığını ve eğitime değil ticarete odaklı sokak satışı haline geldiğini düşünüyorum” diye konuştu. Şekerci, “Türkler olarak yurtdışına gittiğimizde el kol hareketleriyle kendimizi anlatmaya çalışıyoruz. Bu halimizle Avrupa'ya da, dünyaya da rezil oluyoruz. Türkiye'de İngilizce eğitimi verilemiyor değil sadece sistem yok. Eğer o sistem, eğitimde süreklilik, eğitimde birlik sağlanırsa İngilizce eğitiminde de başarı gelir. Bürokrasi değil eğitimle uğraşırsak da başarı gelir” ifadesini kullandı.



İngilizce kursu açma fikri nasıl doğdu?
Ben Samsun 19 Mayıs Üniversitesi İngilizce Öğretmenliği mezunuyum. Eşim de İngilizce öğretmeni. 1980 sonrasındaki süreçte en uzun süre öğretmenlik için atama yapılmasını bekleyenlerendeniz. Çünkü o dönem güvenlik takıntısı vardı. 1986 yılında Kahramanmaraş'ın Göksun ilçesinde öğretmenliğe başladım. Sonrasında İstanbul'a tayin olduk. Bir süre daha öğretmenliğe devam ettikten sonra yabancı bir kitap firmasının Türkiye sorumlusu olma teklifi geldi. Ben de öğretmenlikten istifa edip o işe başladım. Tahminen 10 sene yabancı dil eğitiminin Türkiye’de nasıl yapılmasını gerektiğini İngiltere ve İspanya'da eğitimlerle öğrenip; bütün Türkiye’yi dolaşarak üniversiteler, özel okullarda, Anadolu liselerinde hem kitaplar hem de eğitimin nasıl olması gerektiği konusunda danışmanlık yaptım. 2001 yılında bir küçük rahatsızlık geçirdim o zaman tekrar devlete döndüm. Beylikdüzü'ndeki hiç kimsenin beğenmediği  75. Yıl Cumhuriyet Lisesi'nden Türkiye birincisi çıkardım. 2005 yılında eşim Harika Şekerci ile burayı açtım. Çok başarılı öğrenciler yetiştirdim, 3 sene evvel YDS'de  Türkiye’ye 85. çıkarttım.

Nasıl bir eğitim sistemi uygulanıyor?
Burada yapmış olduğumuz eğitim, uluslararası yabancı dil eğitimi denilen Cambridge ESOL sınavlarına paralel bir eğitim sistemi. Bu sistem Avrupa Birliği kurulduğunda İngilizce eğitimi aynı standartlarda olsun diye kurulan bir sistem ve sınavlarla devamlılık sağlanıyor. Yani bir öğrenci belli seviyede belli yaş grubunda bir eğitim alıyor. Bu eğitimin belli bir süreci, belli bir saati, belli bir kaynağı var. Sonra konsolosluk tarafından yapılan, ki biz de sınav merkeziyiz, sınavlara girerek öğrencilerin o anda öğrenmiş olduğu İngilizce seviyeleri sertifikalaştırılıyor. Bu hem velinin hem de öğrencilerin hem de bizim kendimizi daha güvende hissetmemizi sağlıyor, başarımızı gösteriyoruz. Bu bağlamda bizim 9’cu senemiz ve dokuz senedir gelen öğrencilerimiz var. Genelde biz ilkokul birden itibaren 12 senelik bir özel okul gibi eğitim yapmaya çalışıyoruz.

Tek tip, sürekli eğitim

Yaş aralığı var mı?

Genelde 18 yaş altı çalışıyoruz. Hem yaş grubunu hem de seviyelerine göre ayırıyoruz. Mesela şöyle bir örnek verelim 6. sınıfa giden bir çocuk 2. sınıflarla birlikte olmaz ama 4. sınıflarla beraber olabilir. Biz kayıt yaparken önce neye ihtiyacı olup olmadığını sonra da devamlılık yapıp yapmayacağını sorarız. Haftada 4 gün 12 saatlik eğitim yapabiliyoruz. Tek tip ve sürekli devam eden eğitim yapıyoruz. Ancak öyle olduğunda devem eden öğrenebiliyor. Tabi bazı kriterlerimiz var. Örneğin yabancı öğretmenlerimizin gerçekten öğretmen olmasına dikkat ederiz.

Türkiye'de yıllardır İngilizce eğitimi sıkıntısı yaşanır. Türkiye'deki okullarda İngilizce eğitim düzeyi ne durumda?
Bu işi ilk önce kitaplar acısından açabiliriz. Şu an ilkokul 2'den itibaren başlayan ve lise sona kadar İngilizce eğitimi veriliyor. Değişik okullarda değişik kaynaklar var ve devlet bunu veriyor. Bir bakın kitapların hiçbiri birbirini takip etmez. Eğitimde süreklilik şarttır denilir, peki bu şartsa kitapların da uyması gerekmez mi? Kitaplar birbirini takip etmediği için sıkıntı var. İkincisi öğretmen ve eğitim bazında bakmak. Şimdi öğretmenlerimiz devlet okullarında bizim zamanımızda ki gibi bir rehber öretmen eşliğinde işe başlamıyor veya öğretmenliğin nasıl yapılacağını çoğu bilmiyor. KPSS diye bir sınava giriyor, zaten sınav bir İngilizce öğretmenin yetiştiği alanın tamanen dışında sayısal ağırlıklı, başarılı olamayanlar dile geçiyor. Üniversitede İngilizce işletme okuyanlar ve farklı alanlarda eğitim almış olup parayla formasyon alanlar İngilizce öğretmeni oluyor.

Alakasız kişiler kurs açıyor
Aslında öğretmen olmayı istemeyen ama mecburen öğretmen olanlar yani... 
E tabi... Öğretmenin öğrencilere öğretmesi için dile sahip ve hakim olmasını gerekiyor. Ama öğretmenlerin yaşam şartları da önemli. Zamanında Atatürk'e sormuşlar milletvekillerine ne kadar maaş verelim diye, öğretmenler kadar olsun demiş. Peki şimdi milletvekilleri ne kadar alıyor, öğretmenler ne kadar alıyor... Eğitimdeki üçüncü sıkıntı ise üniversitelerde yerleşmiş bir kitlenin kendini yenilemeyip sadece gramer eğitim vermesinden kaynaklanıyor.

Kurslarla ilgili boyutu ne?
Türkiye'de sadece okullarda değil birçok kurumda da İngilizce eğitimi yapılamıyor. Şimdi İstanbul'da 400 – 500 kadar İngilizce kursu, zincir kurslar var. Bu zincir kursların hepsinden şikayet gelir. Vatandaş bir hevesle kısa bir süre devam eder, sonra derse gitmeden parasını öder. Kursların neden başarısız olduğuna yönelik bir fikrim var; nacizane bir ben, bir de Bakırköy'deki İstanbul Lisan Merkezi'nin sahibi Osman Bey İngilizce öğretmenidir. Şimdi İngilizceyle alakası olmayıp da bu işi açan insanlar İngilizce tabirle businessman yani iş adamı oluyor. İş adamı neye bakar; ticarete bakar. Ben daha çok bu işin bilmeyen kişiler tarafından yapıldığını ve eğitimi değil satışa odaklı sokak satışı yapıldığını düşünüyorum. Benim tek reklamım gelen öğrencilerin getirdikleri öğrencilerdir. Ağızdan ağıza reklam en iyisidir.

Fiziksel koşullar daha önemli

Özellikle de Bakırköy'e gittiğimizde elimize kurs broşürleri tutuşturulmaya çalışılıyor. İnternette sürekli kurs reklamları dönüyor. İstanbul'da 500 kurs olduğunu söylediniz. Vatandaş gitmek istediği kurs iyi mi kötü mü nerden anlayacak?
İnsanlar ngilizce eğitimi yapan bir firmanın İngilizce eğitimini gerçekten bilip bilmediğine bakmalı. Bir de İngilizce eğitimi konusunda insanların biliçlenmesi lazım. Şöyle ki bir sürü özel okul veya kurs açılıyor, bu okullarda 8 – 10 saat İngilizce dersi veriliyor, yabancı öğretmenlerimiz var diyorlar. Bu yabancı öğretmenler gerçekten İngilizce'ye hakim mi? İnsanlar nasıl bilinçlenecek derseniz, onları bilinçlendirecek bir merci yok. Devlete sesimizi duyuramıyoruz. Bir kursun açılması için tek bir olay var; fiziksel kurallar. Kimse, kurumun İngilizce eğitiminin yeterliliğine bakmıyor. Örneğin tuvaletler kurumun kontenjanını belirliyor. Öte yandan kaçak, merdiven altı kurslar da oldukça fazla. Bu yapıda bir eğitim sisteminden başka bir şey beklenemez. Halbuki eğitimin nasıl, kimler tarafından yapıldığı; hangi kaynaklar kullanarak yapıldığı çok daha önemli. Geçmişte İl Milli Eğitim Müdürlüğünden bana bir teklif gelmişti. 'Seni İl Milli Eğitim Müdürlüğü kadrosuna alalım, özel okullar ve devlet okullarındaki İngilizce eğitimini koordine edelim' dediler. Kabul etmemiştim. Ama şimdi pişmanım, eğer kabul etseydim belki toparlayabilirdik. Yurt dışına gittiğimizde el kol hareketleriyle kendimizi anlatmaya çalışıyoruz. Bu halimizle Avrupa'ya da, dünyaya da rezil oluyoruz. Türkiye'de İngilizce eğitimi verilemiyor değil sadece sistem yok. Eğer o sistem, eğitimde süreklilik, eğitimde birlik sağlanırsa İngilizce eğitiminde de başarı gelir. Bürokrasi değil eğitimle uğraşırsak da başarı gelir. 

Öte yandan dünyaya açılmak için artık sadece İngilizce de yeterli gelmiyor; birkaç dil bilmek gerekiyor. Ancak ortak dil olan İngilizce'de bile böyle sorunlar yaşarken nasıl dünyaya açılacağız?
Özel okulları çoğaltıp, küçük yaştan itibaren oralarda özel eğitim verildiği zaman yüzde 25 oranda bir artış olacaktır. Nedeni de şu özel okullar çoğalıp da İngilizce dersi olduğu zaman en kötü ihtimalle bile İngilizce dersine giren çocuklar İngilizce kelimelerin geçmesi, o ortamda bulunmaları gibi sebeplerle beyinlerine İngilizce yerleşecek. Ne kadar çok kullanırlarsa o kadar çok etkili olacak. Öte yandan yabancı öğretmen olduğu için zaten konuşmak zorunda kalacak. Ama ben başlangıç kurunda kesinlikle kendi kürtürümüzü bilen ve bazı şeyleri daha iyi anlatabilecek bir Türk öğretmenin ders vermesi taraftarıyım. Öğretmen, ders, kitaplar birbiriyle iyi koordine edildiğinde başarı sağlanacaktır.

İngilizce altyapı yok
Kadri Okan Şekerci, “Eğitimde getirilen 4+4+4 sisteminde bir çok seçmeli dersler var. Bu sistemin İngilizce dersine katkısı oldu mu?” sorusuna şöyle yanıt verdi, “Ben bu sistemi getirmelerinin nedenini yani 5'inci sınıfları ortaokula bağlamalarının nedenini matematik dersine bağlıyorum. Çünkü 5'inci sınıf matematiği çok zor. Bunun branş öğretmenleri tarafından verilmesi gerekiyor. Yine benim şahsi fikrim, ilkokul öğretmenlerinin çocuklar üzerindeki etkisini de birazda kırmak gerekiyor gibi düşündüklerini de  biliyorum. İngilizce dersi ikinci sınıftan başlıyor. Ama İngilizceyle ilgili bir çalışma yok. Henüz bir kaynak yok. Mesela bütün okullarda CD'ler var ama öğretmen CD çalar kullanmıyor. Hiçbir dinleme yok sadece öğretmeni dinliyosun. Biraz altyapısı olması gerekiyor; burada alt yapısı olmadan yapılmış gibi görünüyor.”

İngilizce düşünmeyi öğretmek gerekiyor

Hep 'anlıyorum ama konuşamıyorum' denir. Bunun nedeni ne, biz neden İngilizce konuşyamıyoruz?
Kelime dağarcığı yok çünkü. 9 yıl önce burayı ilk açtığımda veliler 'hocam bir şey yapmıyorsunuz' diye geliyordu. İstiyor ki deftere sürekli bir şeyler yazılsın. Ama çocuklara kelime verip, Türkçesini yazdırmak ya da gramer ağırlıklı eğitim yanlış. İngilizce kullanımı lazım, İngilizce düşünmeyi öğretmek gerekiyor. Bunun için de kelime bilgisi şart. Bunu deyince de bazı insanlar oturup ezberleyeceğiz mi diyor. Hayır, kullana kullana geliştiriyorsunuz. Yabancılar öyle güzel kitaplar yazmışlar ki her bir kitap başlangıçsa, ikinci kitap birinci kitabın tekrarını yaparak başlar, üçünçü kitap ikinci kitabın tekrarını... Yani insanlar bu işi çok güzel organize etmiş; biz daha bir tane bile kitap organize edemiyoruz. Kitap yazanların İngilizceyle uzaktan yakından alakası yok.

KELİME OYUNU
Aile: Önemli 
Çocuk: Gelecek
Siyaset: Gereklilik
İstanbul: Zor  
Türkiye: Karmaşa 
Dostluk: Önemli 
Geçmiş: Değerli 
Gelecek: Kararlılık 
Eğitim: Bence çok önemli 
Muhalefet: Seviyeyle olursa gerekli 
İktidar: Türkiye'de iktidar Osmanlıca yapılıyor, kötü
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.