En iyi diş kendi dişin

N. Başak Dökümcü

N. Başak Dökümcü



RÖPORTAJ: Emek Karakaş 10 Nisan 2015, 17:06

Peradent Ağız ve Diş Sağlığı Polikliniği'nde hastalarını estetik diş hekimliği normlarıyla tedavi eden Dt. N. Başak Dökümcü ile diş ve ağız sağlığı hakkında konuştuk. Dökümcü, Gazete İstanbul'a yaptığı açıklamada, “Diş çekme taraftarı değilim. Hastalarımın kendi dişlerini kullanabildikleri kadar killanmalarını sağlamaya çalışıyorum bu yüzden de 'en iyi diş kendi dişin' propagandasını benimsiyoruz” dedi.

Diş sağlığı ve ağız temizliği üzerine açıklamalarda bulunan Peradent Ağız ve Diş Sağlığı Polikliniği'nde diş eti rahatsızlıklarını tedavi eden Dt. N. Başak Dökümcü, 16 yıllık hekimlik hayatı boyunca karşılaştığı vakaları, etkin ağız temizliğini ve ağız kokusu hakkında merak edilenleri Gazete İstanbul okuyucuları için açıkladı.

Sizce diş sağlığı ve insan hayatındaki önemi nedir?
Diş sağlığını ağız içerisindeki tüm dil, yanak, dudak ve diş eti sağlığını korumak amacıyla yapılan temizlik işlemi diye özetleyebilirim. Klişe bir söz vardır; ‘Sindirim ağızda başlar’ diye. Çünkü her şeyin başı dişte başlıyor. Besinleri düzgün öğütmediğiniz zaman mide, bağırsak rahatsızlıklarıyla sonuçlanıyor. Yâda birçok ciddi rahatsızlıkların; kalp, şeker hastalıkları ve bazı kanser hastalıkları ağız içinde bulgular, belirtiler verir. Bu yüzden de ağız içi bizim için önemli bir organ diyebiliriz.

Ağız kokusu neden kaynaklanıyor, nelere yol açabiliyor?
Ağız kokusu insanların birbirinden kaçmasına yol açar. Kişisel bakımın eksik olmasından kaynaklı olabildiği gibi bazı rahatsızlıklar da ağız kokusuna neden olabiliyor. Ama Türk halkının biraz tembel olduğu göz önande bulundurulur ve temizlik anlayışının toplumda biraz zayıf olduğu düşünülürse yüzde 85 oranında ağız kokusunun temel nedeni bir diş eti rahatsızlıklarıdır. O da fırçalama ve ağız bakımının eksikliğinden kaynaklanır. İkincisi ise çürüklerdir.İlkokulda bir arkadaşımı öğretmenime “Ağzı kokuyor, onunla arkadaşlık etmiyorum” diye şikâyet ederdim. Belki o zamandan belliydi benim diş hekimi olacağım.

Endoskopiden kurtardık

Size sadece ağız kokusu şikâyetiyle gelen oluyor mu?
Evet oluyor. Hatta bir tane Fransa’da yaşayan hastamız vardı. O, Türkiye’ye sadece ağız kokusunu araştırmak ve tedavi olmak için gelmişti. Hastaneye gitmiş ve endoskopi randevusu verilmiş. Şans eseri buradan geçerken bizi görüyor ve uğruyor. İki gün sonrasında da endoskopi randevusu var. Diş temizliğini yaptık ve dişleri ile diş aralarını nasıl temizlemesi gerektiğini anlattım. Bu bilgileri verdikten sonra ağız kokusu kalmadı. Şimdi Fransa’da çok mutlu. Onu endoskopiden kurtardık.

Ağız kokusu bulaşıcıdır

Ağız kokusu yüzünden eşiyle sorunlar yaşadığını belirten hastalarınız oluyor mu?
Bu nedenden dolayı boşanma raddesine kadar gelen hastalarım var. Ağız kokusu çok hassas bir konu. Hepimizin yaşadığı bir şey aslında. Eşlerden birinde diş eti rahatsızlığı varsa diğerine de geçiyor zaten. Çünkü diş eti rahatsızlığına neden olan bir tane bakteri var ve bu bateri bulaşıcıdır. Birinin tedavi olup diğerinin tedavi olmaması söz konusu olan bir şey değil bana kalırsa. O tür hastalarda mutlaka eşinizin de gelmesi lazım ve eşinizi de muayene etmemiz lazım diyoruz.

Peki neler yapıyorsunuz?
Yaptığımız şey de iyi bir diş eti tedavisi, çürük varsa çürüklerin temizlenmesi. Eski dolguların yada kistli eski kanalların yenilenmesi gerekebiliyor. Ağız kokusuna neden olan birçok faktör var onları sırayla elimine edebiliyoruz. Tutup da 10 tane çürüğü olan bir hastada ağzın kokuyorsa kesin midende problem var deyip endoskopiye göndermek saçmalık. Öncelikle ağızdaki olayı çözersiniz bunun üzerine hala çözülmüyor ise o zaman ileri tetkiklere gidilir. Mesela kanser tedavisi gören hastalarda ağız kokusu görüyoruz çünkü ağız kuruluğundan kaynaklanıyor.

Sadece diş fırçalamak yeterli değil

Sadece dişleri fırçalamak etkin bir ağız temizliği sağlamakta yeterli mi?
Artık diş fırçası tek başına etkili bir temizleme sağlamıyor. Sadece diş fırçalamak ağız hijyenini sağlamak için kullandığımız tek malzeme değil. Dil temizleyicileri, diş arası temizleyicileri, diş ipi, ara yüz fırçası ve gargara gibi aparatlar var. İdeal bir temizliğe sahip olmak için kombin bir tedavi uygulamak lazım.

Gargara kolaylıkla alışkanlığa dönüştürülebiliyor ama diş ipi alışkanlığı zor ediniliyor. Bunun sebebi nedir sizce?
Ağız gargarasının kullanımı çok kolay ve basit olduğu için insanlar yapabiliyor. Ama diş ipi kullanımı daha zor olduğu için akıllarına geldiğinde üşenebiliyorlar. Üşendikleri için de bu alışkanlık haline dönüşemiyor. Diş ipi yerine ara yüz fırçaları da kullanılabilinir ve çok daha pratik. Günlük rutin hastalarıma hep ara yüz fırçalarını öneriyorum. Sadece akşamdan akşama her iki dişin arasına kürdan yerine onu kullanmak diş ipinden çok daha fazla etkiye sahip olabiliyoruz. Televizyon izlerken bile yapabileceğiniz bir şey olduğu için çok pratik, konforlu ve kolay. Kürdan zaten kullanılmaması gereken bir aparat.

Siz diş ipini öneriyor musunuz?
Klinikte diş eti hastalıklarını ben tedavi ediyorum ve hastalarıma diş ipini önermiyorum. Çünkü onu kullanmayacaklarını çok iyi biliyorum. Bir dönem diş ipi önerdiğim hastalarla ara yüz fırçası önerdiğim hastaları gruplandırdım. Diş eti tedavisi sık kontrol edilmesi gereken bir gruptur çünkü en ufak bir ihmalde tekrar o enfeksiyon baş gösterebiyor. Dolayısıyla da şunu gördüm; ip yapanlarda etkili bir bakım sağlayamıyorum. Çünkü biliyorum ki 2 gün ip kullanıyorsa 3. gün kullanmıyor. Ve bunu sonradan baskı yaptığınız zaman itiraf ediyorlar. Ama ara yüz fırçası yapanlar yanında bile taşıyor çünkü portatif bir aparat.

Diş hekimliği hayatınız boyunca karşılaştığınız ve bizimle paylaşabileceğiniz vakalar var mı?
16 yıllık hekimlik hayatım boyunca mesleki tatminimi yeteri kadar karşılayabilecek vakalar gördüm. Çok enteresan vakalarda estetik diş hekimliği açısından güzel sonuçlar aldım. Genç bir hastamın dişçi koltuğuna inanılmaz derecede korkusu vardı. Dişlerinin hepsi çürükten erimiş ama koltuğa oturamıyor. 28 tane kök seviyesindeki dişlerini çekip implat yapmak bir çare değil. Çünkü implatların 15 yıllık bir geleceği var, bunu görüyoruz ve yaşıyoruz. Ama 20 yıl sonrasında ne olacağını bilmiyoruz. Bir de ağız bakımı iyi olmayan insanlarda normal dişi kaybediyorsa implatları da diş temizliğini ihmal ettiği takdirde kaybetme ihtimalleri çok yüksek. Dolayısıyla bizler her zaman için 'en iyi diş kendi dişin' propagandasıyla gidiyoruz. Dişi kullanabildiği kadar kullansın. Mümkünse implatla geç tanışsın. Ben diş çekmeyi sevmem. Elimi kana bulamıyorum.Hastam koltuğa kesinlikle oturamıyordu

İlk gediğinde hasta oturamıyordu, odanın içinde dolaşıyordu. ‘İşimiz ne kadar sürecek?’ diye sordu. Oturup dişlerine baktıktan sonra söyleyebileceğimi ifade etmeme rağmen oturamayacağını belirtti. İçimden ‘Eğlence var Başak’ dedim ve ardından ne kadar sürmesini istediğini sordum. 7 dakika cevabını verdi. Hastamı onaylayarak kronometriyi açtım ancak koltuğa oturduktan ve ağzını açtıktan sonra süreyi başlatacağımı söyledim. “5 demedim 10 da demedim 7 dakika dedim” dedi. Tekrar onu onayladım ve 7. dakikada koltuktan kaldırdım. Anesteziyle tek bir köküne kanal tedavisi yapmıştım. Ama o, tedaviyi yapmak için değil hastamı koltuğa alıştırmak içindi. Sonrasında da geldi ve tedavisi 4 ay sürdü. 2006'da yaptığım dişlerini hala kullanıyor.

Az önce estetik diş hekimliğinden bahsettiniz. Normal diş hekimliğiyle estetik diş hekimliği arasında fark var mı?
Aslında hiçbir farkı yok. Genel anlamda hepimiz farında olmadan bunları yapıyoruz. Diş hekimliğinin estetik normları vardır. Sadece dişin anatomik formu değil yüzüne, cilt rengine  yâda diş etinin durumuna, dudağın yapısına göre biz diş eti ve diş sınırlarını belirleriz. Ona göre diş eti manikürü diye geçen bir tedavi olarak diş etlerini şekillendiririz. Güzel bir gülüşü sağlamak için belli estetik normlar vardır. Onlara dikkat edilerek lamınalar, porselen dişler yapılır. Çağdaş Kışlaoğlu'nun çıkardığı ama hepimizin yaptığı bonding sistemiyle hafif çapraşıklıkları, hafif boşlukları doldurarak düzgün ve sağlıklı gülüşü sağlayabiliyoruz.

Çok fazla çay kahve ve kola içenlerde diş erimeleri gerçekleşebiliyor. Bu tür vakalarda neler yapıyorsunuz?
Kafein dişlerin üzerinde renklenme yapar. Kola ve soda gibi asidik içecekler veya çok fazla asitli meyveler gibi asitli içeceklerde minerelozyonla karşılaşıyoruz. Böyle durumlarda öncelikle hastayı o alışkanlıklardan kurtarmaya çalışıyoruz. İleri evredeyse mutlaka bir restorasyona yani dişleri kaplama yoluna gitmek zorunda kalıyoruz. Basitse de erozyonun nerede olduğuna da bağlı olarak ufak dokularla, bonding sistemi veya laminalarla tedavi ediyoruz. Bozulan yüzey yapısını düzeltiyoruz. Ama o alışkanlık devam ettiği sürece tekrarı çok mümkün tabii ki.

İnsanlar berberini ve dişçisini değiştirmez

Bir yandan da hastaya psikolojik yardımda da bulunduğunuzu söyleyebilir miyiz?
Tabii. Hiç tedavi etmeden sadece ‘bugün tedavi olmasam olur mu?’ deyip kendi derdini anlatan hastalarım oluyor. Birebir ilişki kurduğunuz için hastalar arasında o ilişki ve iletişim, o bağlılığı yaratıyor. İnsanlar kolay kolay berberini ve diş hekimini değiştiremezmiş. Çünkü birebir çalışıyorsunuz.

Sizce dişçi koltuğu hasta için ne ifade ediyor?
Koltuk hasta için savunmasız bir alan. İstemediğiniz bir şeye tepki verebilirsiniz. Ama ağız içinde çalıştığınız zaman kafayla söz konusu olduğu için tamamen savunmasız kalıyorsunuz. Dolayısıyla orada güven ve farklı bir bağ oluşturuyorsunuz. Bu, biz diş hekimleri için de geçerli. Karşımızdaki hastanın bize güven duyup o rahatlıkla oturması tedavinin başarısını ve hızını etkiliyor.O bağ kurulduğu anda güven oluşmuş oluyor. Güven oluştuğu anda hasta huzurluysa tedaviyi yapan kişi de çok huzurlu olmuş oluyor. Pimpirikli, huzursuz, evhamlı hastalarda mutlaka bir aksilik çıkar. 16 yıllık hekimlik hayatım boyunca en belirgin gördüğüm şey budur.

Eğer hastanız gerginse neler yapıyorsunuz?
Eğer hastam tedirginse bugün bir şey yapmak istemiyorum derim. Siz karar verin, içiniz rahat olsun. Kafanızda sorunuz varsa buyurun oturup konuşalım saatlerce anlatabilirim hiç önemli değil. Ama o koltuğa oturduğunuz zaman ve ağzınızı açtığınız zaman şunu diyebilmelisiniz; burada ben en iyi şekilde ve en doğru şekilde tedavi göreceğim.

İyi polis kötü polis oynuyoruz

Çocuk hastalarda ne yapıyorsunuz?
Klinikte iyi polis, kötü polis oynuyoruz ve kötü polis ben oluyorum. İyi polis ise ortağım Betül Hanım. Zaten çocuk konusunda ihtisas sahibi birisidir. Çizgi film gösteren özel gözlüğümüz var. Biz burada hiçbir zaman iğne yapmayız. Acı sprey kullanıyoruz. Çocuklar ya ekranda ya da gözlükle çizgi filmini izleyerek görmeden güle oynaya, anlata anlata tedavilerini yapıyoruz. Ama çocuğa hiçbir zaman zorla tedavi yapmak bize doğru gelmiyor. O zaman devreye ben giriyorum işte. Her okulun müdürü olduğu gibi buranın da müdürü oluyor ve bu müdür çatık kaşlı oluyor. Tabi velilere öncesinde anlatıyoruz. Yaptığım şey de çok sesimi yükseltmeden tok ve net bir sesle ‘Kuralları burada ben koyarım. Ben istersem senin üzerine oturup ağzını açabilirim. Ama istemezsen Betül teyzen güzel güzel yapabilir’ diyorum. O zaman çocuklar beni kovalıyorlar. Amaç şu; koltuktaki korkuyu kendi üzerime çekiyorum. Çocuklar benden korkuyorlar. Ama kendi doktorlarına güveniyorlar. Böylece koltuk korkusundaki odağı değiştiriyorum. Kötü polis, iyi polisin tek faydası bu oluyor. Sessiz sakin çocuklarda buna hiç ihtiyacımız olmuyor.

Yaşlılığımızda dişlerimize ihtiyacımız olacak

Son olarak eklemek istediğiniz bir şey var mı?
Dişlerinizi sevin. Yaşlılıkta daha çok faydası oluyor. Geçenlerde 87 yaşında bir bayan hasta geldi. 2 kızına tutunarak yürüyebiliyor. Gözlerinde çok kalın camlı gözlükler var ve kulağında da ses işitme cihazı takılı. Ağzındaki protezleri attı ve “Ben impilat istiyorum” dedi. Ama birçok rahatsızlığı var ve bir ton ilaç kullanıyor. Bu yüzden de mümkün değil. Kızlarıyla konuşup tedavinin olamayacağını söyledim ve uğurladık. Ardından çok düşündüm ve şuna karar verdim. Yaşlılıkta dişler bize daha fazla lazım çünkü haraket edemediği için gezemiyor, göremediği için kitap okuyamıyor, duyamadığı için doğru düzgün sohbet edemiyor, hayattaki tek zevki yemek yemek. Çünkü onu hayata bağlayan tek şey bu. Dişte olmayınca yemek yemekten zevk almıyor.

Dişler belli bir sıraya göre fırçalanmalı

Diş tam olarak nasıl fırçalanmalıdır?
Üst çenede diş etinden aşağıya, alt çenede de diş etinden yukarıya doğru her bir diş yüzeyine 10 kez yuvarlak haraketler yapılarak dişler fırçalanmalıdır. Ondan sonra hemen yan tarafına geçilmelidir. Karışık fırçalarsak az fırçalanan ve çok fırçalanan bölgeler olabilir ve hangi dişi ne kadar fırçaladığınızı bilemezsiniz. Belli bir sırayı takip edersiniz. Ardından iç kısmı aynı şekilde fırçalarsınız ve son olarak çiğneyici kısmı temizlersiniz. Ardından dil temizliyicileri ile dilin üzerindeki bakterileri temizlemek gerekiyor. Ara yüz fırçası ile diş aralarının da temizlenmesinin ardından gargara yaparak ağız temizliği sağlanır. 
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.