Gökhan Yağmur: Arkanızda ‘dayı’nızın olması şart!

Gökhan Yağmur

Gökhan Yağmur



RÖPORTAJ: Bahar Pamir 28 Nisan 2015, 10:17

Büyükçekmece'nin yetiştirdiği ses sanatçılarından Gökhan Yağmur ile sanat hayatı, konservatuar eğitimi, çıkaracağı albümü ve özel hayatı üzerine konuştuk.

Sanatçı Gökhan Yağmur, babasından etkilenerek 6 yaşında kendi kendine bağlama çalarak başladığı müzik ve sanat hayatını, aldığı konservatuar eğitiminin ardından profesyonel olarak sürdürüyor. Sahne almayı haftanın her günü değil de haftada bir konser gibi düşünüldüğünde insanların daha fazla talep edebileceğini vurgulayan Yağmur, “Hatta bu tarz yerlerde değil de halka açık etkinliklerde, belediyelerin ücretsiz organizasyonlarında, halka daha kolay ulaşabileceğim konserlerde sahne almak isterim” diye konuştu.

Sanat hayatınıza nasıl başladınız?
Sanatla küçükken babamı izleyerek tanıştım. Babam Bünyamin Yağmur çok iyi bir bağlama üstadıydı. Kendisi polis memuruydu. Ondan etkilenerek ve babamdan aldığım genlerle 6 yaşımda hiçbir kursa gitmeden bağlama çalmaya başladım. Kendi kendime öğrendim bağlama çalmasını.

Daha sonra müzik eğitimi aldınız mı?
İstanbul Teknik Üniversitesi Türk Müziği Devlet Konservatuarına 5 bin kişi içerisinden 20 kişi alıyorlardı. Orada 20 kişi içerisinde 2’nci olarak kabul edildim. Konservatuar eğitimim ile profesyonel sahne hayatımda başlamış oldu.

Konservatuar eğitiminizi ne üzerine aldınız?
Ben konservatuarın en ağır bölümlerinden bir tanesi olan Temel Bilimleri kazanarak hem şan hem enstrüman hem solfej, nazari bilgiler gibi tüm alanları kapsayan bir bölümün içerisindeydim. Ve yüksek bir puanla bitirdim. Ama maalesef son zamanlarda ağzınızla kuş dahi tutsanız bir yerlere gelebilmeniz için ‘dayı’nızın olması gerekiyor. Bizimde öyle dayımız veya akrabamız olmadığı için şuan çok fazla yapmak istemediğim halde gece hayatı içerisinde çalışıyorum.

20 senedir bu işi yapıyorum

Ne kadar zamandır bu mesleği yapıyorsunuz?
Yaklaşık 20 yıldır bu mesleği yapıyorum. Bu meslek haricinde hiçbir meslek dalında çalışmadım. Aynı zamanda müzik öğretmenliği de yapıyorum.

Nerede müzik öğretmenliği yapıyorsunuz?
Bireysel olarak özel müzik dersleri veriyorum. Normal 5 senelik konservatuar eğitimi şuan İstanbul Teknik Üniversitesi'nin verdiği eğitimdir. Ama devlet bunu üniversite ve konservatuar olarak kabul etse dahi karşılığında kadrolu müzik öğretmenliğini vermiyor. Ve bu çok büyük bir akademik unvandır. Devlet kadrolu müzik öğretmenliği için KPSS denen sınavı zorunlu kılıyorlar. Ve ben hala bu sınavı aşamadım. Sebebi de şudur; benim tabanımda hiçbir şekilde matematik, edebiyat, tarih, coğrafya gibi belli derslerin temeli olmadığı için ben yüzde 90 müzik eğitimi aldığım için sınavı geçemiyorum. Devlet bizi müzik branşında yarıştıracağına kalkıp coğrafya, tarih bilgisi olan hatta müzik bilgisi olmayan insanlarla yarıştırıyor ve onları öğretmen yapıp bizi dışarıda bırakıyor. Yani bir nevi devlet kendi açmış olduğu, harcını yatırmış olduğu öğrencilerinin üniversitesini kabul etmiyor.

Yeni yetişenlere konservatuarını öneriyor musunuz? 
Yeni yetişecek neslin hiçbir şekilde konservatuara gidip müzik eğitimi almasını istemiyorum. Konservatuar eğitimini kendileri dışarıdan özel olarak alabilir ama başka bölümlere gidip hayatlarını garanti altına alsınlar. Bölümlerinde dirsek çürüten arkadaşlarımız emeklerinin sonucunu alamadığı için yaşamlarını devam ettirebilmek için başka başka işlerde çalışmak zorunda kalıyorlar. 'Niçin ülkemizden çok güzel şeyler çıkmıyor? Niçin gençlerimiz yaratıcı olamıyor?’ dendiğinde ben de karşılığında şu cevabı veriyorum; ‘Siz eğitimini aldığı kişiye branşı dâhilinde iş verirseniz onlar o konuda zaten çözümler üreteceklerdir.

Çok fazla yapmak istemediğiniz halde gece hayatı içerisinde çalıştığınızı söylediniz. Bunu söylemenizin sebebi neydi?
Sahne almak bence haftanın 7 günü değil de haftada bir konser gibi düşünülse insanların daha fazla talep edebileceği bir ortam olacağını düşünüyorum. Ama ticari yönden insanlara hemen bir şeyler sunmam gerekiyor çünkü evimi geçindirebilmek zorundayım. Ben de bu yüzden bu işi haftanın 7 günü yapmak durumunda kalıyorum. Hatta bu tarz yerlerde değil de halka açık etkinliklerde, belediyelerin ücretsiz organizasyonlarında, halka daha kolay ulaşabileceğim konserlerde sahne almak isterim. Çünkü sanat insanların paranın karşılığında alabilecekleri bir şey olmamalı. Her insanın hakkıdır sanat ile iç içe olmak.

Türkiye'de albüm yapmak külfettir

Albüm çalışmanız var mı?
Şimdi bir albüm çalışmam var. Bu albüm çalışması yaklaşık 1 buçuk senedir sürüyor. Çok fazla şikâyetçi gibi gözükeceğim ama dediğim gibi ülkemizde bir iş yaparken tanıdığınızın olması, maddi gücünüzün olması gereken bir sektör olduğu için albümün hazırlanması zaman aldı. Şuan yaklaşık 3 ay kaldı albümümün çıkmasına. Ve ülkemizde albüm yapmak bir külfettir. Çünkü bugün herhangi bir televizyon programında klibinin yayınlanması, klibinin çekilmesi çok büyük maliyetler gerektirir. Şuana kadar stüdyo aşaması bitti. Sadece bir şarkının okunması ve çalınması kaldı. Sonrasında klibi çekeceğiz ve klipten sonra televizyon programları başlayacak.

Bu ilk albüm çalışmanız mı?
Evet, ilk albüm çalışmam. Daha önce bir albüm çalışmasına başlamıştım ancak babamın rahmetli olması sebebiyle yarım bıraktım. Üst üste ölümler yapamıştık. Dedem ve babamın vefatı arasında dört ay gibi kısa bir süre vardı. Sonrasında askerlik yapıp, döndüğümde aileme bakmam gerekiyordu. Sonrasında fırsat bulup albüm yapmak için tekrar kolları sıvadım.

Bestesinin veya sözlerinin size ait olduğu şarkılar var mı?
Bu albümde yok. Ama daha önce arkadaşlarıma vermiş olduğum şarkılarım var. Şarkılarımı da kendim yaptığım için mi bilemiyorum kendi okumama güvenemedim o yüzden de kullanmadım. Başkaları benim şarkılarımı güzel okuyorlar. Terzi kendi söküğünü dikemez sözündeki gibi biraz da. Bu albümde kendi şarkılarımı kullanmadım ama bir sonraki albümümde muhakkak olacaktır. Çünkü güzel şarkılarım olduğunu dair yorumlar alıyorum. Hatta çok ünlü olan komik bir şarkım da vardır. Yıllar önce 46 Çağlar’a verdiğim çikolata isimli bir şarkı vardı. Daha sonra Ziynet Sali’de şarkıyı okudu. Hiç beğenmezdim o şarkıyı. Sözleri bana ait. Aslında Yunan bir eserdir, biz cover’ladık. Arkadaşımın orjinalini dinlettiği Yunanca şarkıya ricası üzerinde 5 dakikada Türkçe söz yazmıştım. Benim çok fazla beğenmediğim ama sonra piyasada nasıl olduysa bir anda patlamıştı.

Albümde kimlerin desteği var?
Belediye Başkanımız Hasan Akgün, sanata ve sanatçıya çok fazla destekte bulunuyor. Onun maddi ve manevi destekleri oldu. Değerli ağabeyim Ahmet Şahin’in de maddi ve manevi desteklerini gördüm. Büyük üstadımız İlyas Keçeci, İbrahim Tatlıses’e birçok bestesini vermiştir. Ondan bir şarkı aldım. 46 Çağlar diye tanınan eski radyocu arkadaşım onun 4 tane bestesini aldım. Albümde sekiz şarkı ve bir mix parça ile 9 şarkımız var.

Biraz da özel hayatınızdan bahsedelim. Eşinizle ne zaman tanıştınız? Çocuğunuz var mı?
Müzikal yerlerde bulunduğum için eşimle yine çalışmış olduğum bir yerde tanıştım. Hiç aklımda evlilik yoktu çünkü çok dağınık bir yaşamımız olduğundan dolayı bunu kaldıramayacağımı düşünüyordum. 18 Eylül 2013 tarihi onun beni ilk dinlediği ve tanıştığımız gün. Ve 24 Kasım’da da belediyenin düzenlemiş olduğu Öğretmenler Günü konseri vardı. O gün konserden çıkıp eşime ilk teklif ettiğim gündü. Ve 1 Ocak 2014’te de evlilik teklifinde bulundum.

5 ay sonra baba olacağım

Çok hızlı olmamış mı?
Çok hızlıyım evet. İnsan emin olduğu anda hızlı davranıyor. 6 Eylül 2014 yılında da dünya evine girdik. Kendisi de Pera Güzel Sanatlar mezunu. Eşim de müzisyen olduğu için beni çok iyi anlıyor ve destek oluyor. Kendisinin de öğretmenlik durumu var. Ama bahsettiğim koşullar nedeniyle zorlanıyoruz. Ve daha da müjdeli haber ben ilk defa baba oluyorum. Ve çok değişik duygular yaşıdığım günler. Baba olmanın heyecanını yaşıyorum. Yaklaşık 5 ay sonra da aramıza katılacak. İnatçı çıkarak cinsiyetini henüz belli etmedi.

Çocuğunuz olacak. İleride onun eğitimine karışır mısınız? Mesela müzik okuyacağım, müzisyen olacağım derse ne yaparsınız?
Evet, karışırım. Müzisyen olabilir ama müzisyenliği ona şu şekilde anlatabilirim devletimizin eğer imkanları konservatuarının karşılığını gerçekten verebilecek bir politikayla özdeşleşirse, sistem değişirse konservatuar okumasını desteklerim hatta elinden tutup ben kaydını yaptırırım. Ama bu politika ve sistem olursa hiçbir şekilde konservatuar okumasının onayını vermem. Hayatını garanti aldına alabileceği bir meslek ve iş bulmasını isterim. Çünkü ülkemizde bu kadar işsizlik oranı yüksekken onun iş bulamamasına, hayatını zehir etmesine izin veremem. Müzisyenlik gece çalışılan bir meslek ve hayat düzeninin olmasını isterim. İleride onun da evlendiği zaman benim yaşadığım zorlukları yaşamasını istemem. Gece hayatı gerçekten zor. Çünkü alkol tüketilen bir ortamda çalışıyorsunuz ve gece ne olacağı belli değil. Alkolün kontrolünü tutamayan insanların yapacağı şeyleri düşünemiyorum bile. İnsanlara genelde güler yüzlü davranmaya çalışıyoruz. Ve binbir türlü insan geliyor sahnenize.

Düşsem de ayağa kalkarım
Sahnede başınızdan geçen absürt olaylar var mı?
Bir zamanlar 1998-1999 yıllarında sahne aldığım dönemlerde genelde sanatçılar konserlere koşarak çıkarlardı. Neden böyle bir adet vardı bilemiyorum ama biz de onu yaşadık ve yaptık. Yeni bir kösele ayakkabı almıştım, altı aşırı derecede kaygan. Ben de anonsun ardından hareketli bir parçayla koşarak çıktım. Ayağım kayıp düşmüştüm ve insanlar gülmüşlerdi bana. Ama ayağı kalkıp şarkı söylemeye devam ettiğimde herkes alkışlamaya başlamıştı. O gün yapmış olduğum program diğerlerinden kat be kat daha güzeldi. Çünkü insanlarda bir samimiyet oluşmuştu.

Hiçbir şeyden taviz vermedim

Albüm çıktıktan sonraki hedefiniz nedir?
Bu konuda başarılı olmak istiyorum. Tanınmışlık, ünlü olmak anlamında değil. Albüm çırakabilme imkanım vardı ve bunu yaptım. İnsanlar barlara veya konserlere gelip beni dinleyemeseler bile evlerinde cd’leri koyup veya radyoda dinleyebilmesinin fırsatını yaratmaya çalışıyorum. Ama yıllardır çok ünlü olmak veya yukarılarda olmak için birşeyler yapmış olsaydım 1996 yılında başlayan müzik serüvenim ile herhalde 2000’li yılların başında Türkiye’de star olabilirdim. Ama birçok şeyden taviz vermem gerekirdi. Ben hiçbir şeyden taviz vermedim. Piyasamızın da şartları biraz ağırdır. Biraz yalakalık, yüzsüzlük ister. Bende de bu özelliklerin hiçbiri olmadığı için hayatım boyunca onurum ve gururumla yaşadım. Birşeyler söylendiğinde unutulması gerekiyor. Ben unutamıyorum.

Son olarak neler eklemek istersiniz?
Sizin aracılığınızla bütün 3. bölge ağırlıklı özellikle belediye başkanlarımızdan ve belediyede çalışanlardan, kaymakamımızdan, polislerimizden şunu rica ediyorum; müzik gerçekten ruhun gıdasıdır. Ve belediyeler, insanların tüm sanat kollarıyla buluşmasını salayabilsinler. Çünkü bu tarz alışkanlıklar ve sosyallikler insanları birleştirir, ayrıştırmaz. Zıt kutuplar oluşturmak yerine insanlarımızı birleştirmenin daha iyi olacağını düşünüyorum.
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.