Ahmet Altan, Erdoğan'la bir anısını paylaştı ve ekledi: İktidardan 'yuhalamalarla' gidecekler!

"Yoksul küçük bir çocuğu kurtaran Erdoğan’dan, polis mermisiyle vurulan bir çocuğun annesini mitinglerde yuhalatan Erdoğan’a…"

Ahmet Altan, Erdoğan'la bir anısını paylaştı ve ekledi: İktidardan 'yuhalamalarla' gidecekler!

Ahmet Altan, Ensar Vakfı'na bağlı yurtlarda onlarca çocuğa tecavüz edilmesi ve Aile Bakanı Sema Ramazanoğlu'nun tepki çeken; "Bir defadan bir şey olmaz" açıklaması üzerine süren tartışmalarla ilgili olarak yazdığı yazıda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'la ilgili bir anısını paylaştı. "Tayyip Erdoğan başbakanken, Anadolu’da sahipsiz küçük bir çocuğun başına kötü işler geldi" diyerek Taraf'ta çocukla ilgili yazdığı yazıları, hiç kimsenin aldırmadığını anlatan Altan; "Son çare olarak oturup bir yazı yazdım, dedim ki 'bizim başbakan delikanlı adamdır, şu çocuğa bir el uzatsın, kurtarsın onu, bundan daha önemli ne var?' Ertesi sabah, o zamanlar Erdoğan’ın danışmanı olan Yalçın Akdoğan aradı beni, özetle dedi ki 'beyefendi o çocukla ilgili emir verdi, bundan sonra çocuk güvenceye alınacak, beyefendinin himayesinde olacak. Bunu da size söylememi emrettiler.' Bir başbakan, bir çocuğu kurtarmıştı" dedi.

Erdoğan'la ilgili paylaştığı anısının ardından "Bugünkü başbakan da aynısını yapsaydı, vakıflara değil çocuklara sahip çıksaydı, çocukları kurtarmak için harekete geçseydi gene aynı “çoşkulu” yazıyı yazardım…" diyen Ahmet Altan sözlerini şöyle sürdürdü; 

"O günlerden bugünlere geldik. Yoksul küçük bir çocuğu kurtaran Erdoğan’dan, polis mermisiyle vurulan bir çocuğun annesini mitinglerde yuhalatan Erdoğan’a… Bir çocuğun başı dertte diye harekete geçen AKP yöneticilerinden, çocuk tacizleri çığ gibi artarken “bir kere olmuş” diyen AKP yöneticilerine. çocuklar artık onlar için önemli değil, o yüzden ahlaki değerlerinden koptular, o yüzden “vakıflarını” çocuklardan daha fazla önemsiyorlar. Ve o yüzden iktidardan gidecekler. Alkışlarla, minnetle, hayranlıkla değil, “yuhalamalarla”, öfkeyle, aşağılanarak gidecekler üstelik."
 
Ahmet Altan'ın 'Neden böyle oldular?' başlığıyla Haberdar'da yayımlanan yazısının ilgili bölümü şöyle:

İnternette, Tayyip Erdoğan başbakanken benim onun hakkında yazdığım “çoşkulu” bir övgü yazısına sık sık rastlarım, “eskiden böyle yazıyordu” diye o yazıyı dolaştırırlar.
 
O yazının bir hikayesi var.
 
Bugüne dek anlatmadım çünkü anlatmanın bir gereği yoktu ama bence şimdi zamanı geldi.
 
Tayyip Erdoğan başbakanken, Anadolu’da sahipsiz küçük bir çocuğun başına kötü işler geldi.
 
Ben o sırada Taraf’ta yazıyordum.
 
O çocukla ilgili birkaç yazı yazdım, “şu çocuğa sahip çıkın, kurtarın” diye.
 
Kimse aldırmadı.
 
Çocuğa sahip çıkmadılar.
 
Çocukcağız yoksuldu, kimsesizdi, dertli annesinden başka kimsesi yoktu.
 
Üzülüyordum, öfkeleniyordum ama çocuğu kurtarmaya gücüm yetmiyordu.
 
Son çare olarak oturup bir yazı yazdım, dedim ki “bizim başbakan delikanlı adamdır, şu çocuğa bir el uzatsın, kurtarsın onu, bundan daha önemli ne var?”
 
Ertesi sabah, o zamanlar Erdoğan’ın danışmanı olan Yalçın Akdoğan aradı beni, özetle dedi ki “beyefendi o çocukla ilgili emir verdi, bundan sonra çocuk güvenceye alınacak, beyefendinin himayesinde olacak. Bunu da size söylememi emrettiler.”
 
Ne kadar sevindiğimi size anlatamam.
 
Bir çocuk kurtulmuştu.
 
Bir başbakan, bir çocuğu kurtarmıştı.
 
“Bana ne” dememişti, “çocuğa kötülük edenler bizdense aldırmayalım” dememişti, görmezden gelmemişti.
 
Çaresiz bir çocuğa el uzattığı için gerçekten minnetle doldum.
 
Akdoğan’ın telefonu özel olduğu, o telefondan söz etmek için de kendisinden izin almadığım için o konuşmadan söz etmeden, gerçekten de çoşkuyla övgü dolu bir “teşekkür” yazısı yazdım.
 
Bugünkü başbakan da aynısını yapsaydı, vakıflara değil çocuklara sahip çıksaydı, çocukları kurtarmak için harekete geçseydi gene aynı “çoşkulu” yazıyı yazardım… Hiçbir siyaset benim için çocuklardan daha kıymetli değil.
 
O günlerden bugünlere geldik.
 
Yoksul küçük bir çocuğu kurtaran Erdoğan’dan, polis mermisiyle vurulan bir çocuğun annesini mitinglerde yuhalatan Erdoğan’a…
 
Bir çocuğun başı dertte diye harekete geçen AKP yöneticilerinden, çocuk tacizleri çığ gibi artarken “bir kere olmuş” diyen AKP yöneticilerine.
 
Geçmişteki bu örnekleri de bilince, “bugün neden böyle davranıyorlar” sorusu çok daha önem kazanıyor.
 
Bunlar böyle vicdansız, merhametsiz, adaletsiz insanlar değildi, çocukların önemini bilirlerdi, “muhafazakar” taban çocukların dramına sırtını dönmezdi.
 
Ne oldu bunlara?
 
Niye vicdanlarını, merhametlerini, ahlaki değerlerini kaybettiler?
 
Neden AKP’lilerle AKP’li olmayanlar arasındaki ahlaki uçurum büyüyor?
 
Çünkü panik içindeler.
 
O eski güvenleri yok artık.
 
Ülkeyi yönetemiyorlar.
 
Her şey onları korkutuyor.
 
O yüzden bütün değerlerinden vazgeçtiler.
 
Şiddetin her sorunu kısa zamanda çözeceğini sanan Erdoğan, günler geçip de çatışmalar biteceğine çoğaldıkça sabırsızlanıyor, “uzaktan bombalamaktan” söz ediyor, bir an evvel sonuç almak için saldırılar artırılıyor, ölü sayısı çoğalıyor.
 
Ülkenin güneydoğusu topyekun bir içsavaşa yaklaşıyor.
 
Ülkenin “Kürt meselesinde” yaşadığı korkunç trajedi yetmiyor bu iktidara, başka belalar da arıyorlar.
 
Maraş’ta Alevi kasabalarının tam ortasına, binlerce Suriyeli Sünni’yi yerleştirmek üzere harekete geçiyorlar.
 
Bir Alevi-Sünni çatışmasını tetikleme ihtimali çok yüksek bu adımı atmalarının anlamı ne? Daha fazla bela aramaktan başka?
 
Çözemedikleri her sorunu, daha büyük bir sorunun altına saklamaya uğraşıyorlar.
 
AKP iktidarının politikası artık bu.
 
O yüzden sorunlar arttıkça artıyor, büyüdükçe büyüyor.
 
Akıldan koptukları, mantıklı hareket edemedikleri için yaptıklarını “eşit” koşullarda tartışarak savunamıyorlar, o nedenle konuşan, eleştiren herkesi “terör yandaşı” kabul ederek hapsetmek istiyorlar.
 
“Vatandaşlıktan atmak” için yasalar hazırlıyorlar.
 
“Suçluysalar tutuklu yargılanacaklar” gibi hukukla, yargıyla alakası olmayan tuhaf fetvalar veriyorlar.
 
Ülkenin yüzde ellisini, yaklaşık kırk milyon insanı “şiddetle” susturmaya kalkmanın sonucu ne olacak sizce?
 
Ne olabilir?
 
Bir ülke nefretle ne kadar yönetilebilir?
 
Nefret arttıkça yönetme kabiliyetleri azalıyor.
 
Düşünün ki bu ülkenin cumhurbaşkanı bir stadyumun açılışına gittiğinde, stadyuma taraftar sokulmuyor.
 
Kendi insanıyla yüzyüze gelmekten korkan bir cumhurbaşkanı olur mu?
 
AKP iktidarı bu gerçekleri görüyor ve korkuyor.
 
İktidarı kaybetmek, onlar için korkunç bir kabus.
 
Yargılanacaklarını biliyorlar.
 
O yüzden şiddete abandıkça abanıyorlar…
 
O yüzden çocuklar artık onlar için önemli değil, o yüzden ahlaki değerlerinden koptular, o yüzden “vakıflarını” çocuklardan daha fazla önemsiyorlar.
 
Ve o yüzden iktidardan gidecekler.
 
Alkışlarla, minnetle, hayranlıkla değil, “yuhalamalarla”, öfkeyle, aşağılanarak gidecekler üstelik.

Yazının tamamını okumak için tıklayınız...

Bu haber tarihinde eklenmiştir.

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.