Cemil Çiçek: Cemaat çoktan çığrından çıktı, bu kayıt dışı dindir

'Türkiye cüzdanını kendine saklasın, yaşadığımız olayın özünde bu var'

Cemil Çiçek: Cemaat çoktan çığrından çıktı, bu kayıt dışı dindir

Eski Meclis Başkanı Cemil Çiçek, Fethullah Gülen cemaatine yönelik, "Sizden, benden para toplarken işte ne derler, ‘iyi insan yetiştireceğiz', ‘Müslüman gençlik yetiştireceğiz'. Siz buna olumlu bakarsınız, ama bunun dışına çıktığı andan itibaren siyaset alanına girmiş olur. Bundan da kayıt dışına dönüşürler. İşte bu dediğiniz hareket, çoktan çığırından çıkmıştır. Eğer devleti yönetmek istiyorlarsa, o zaman devletin kuralları çerçevesinde siyaset yapmaları gerekir" diye konuştu. "Şimdi mahkemeye giden dosyalara bakarsanız, usulsüz dinlemeler falan bunlar, bir hukuk düzeninde bir demokratik sistemde asla kabul edilebilecek şeyler değildir" diyen Çiçek, "Bunlar, kayıt dışı dindir" ifadesini kullandı.

Fethullah Gülen ve cemaatinin neye hizmet ettiği sorusuna Çiçek; "Kim nereye kaçıp gidiyorsa, onlara hizmet ediyordur. O yüzden dedim ki, büyük devletler süt vermeyen ineğe saman vermezler" diyerek yanıt verdi.

Cemil Çiçek, 1999 yılından bu yana Gülen ile görüşmediğini belirterek; "Benim vicdanım da, cüzdanım da kendime. Ben kimsenin hangi partiye, hangi cemaate, hangi takıma mensup olacağına karışmam. Kendi tercihidir ama, üç şeyi kendinde kalsın; aklı, vicdanı ve cüzdanı. Bu üçünü muhafaza etsin. Bunu muhafaza edemiyorsa, sonradan kırıldık, üzüldük, bizi kandırdılar hainlik yaptılar diye gürültü koparmasın. Türkiye, bu hatalara düşmek istemiyorsa, bakın söylüyorum, bunu da büyük harflerle yazın. Aklını, vicdanını ve cüzdanını kendinde saklasın. Yaşadığımız olayın özünde bu var" dedi.

Cemil Çiçek'in Zaman Gazetesi'nden Beyza Güdücü Akay'a verdiği söyleşinin ilgili bölümü şöyle:

'Türkiye cüzdanını kendine saklasın, yaşadığımız olayın özünde bu var'

Bugüne geldiğimizde, hem sizin Adalet Bakanlığınıza tekabül eden, çok erken teşhis koyduğunuz paralel yapı meselesiyle yüzleşiyor Türkiye. Bu yapıyla, Özal döneminde karşılaşılsaydı, mücadele nasıl olurdu?

Şimdi Özal'ın da adına, 'hizmet- cemaat -FETÖ-PDY' ne diyorsak diyelim, mesafeli de olsa bir ilişkisi olmuştur. Bir kısım yerlerde, okullar açılmasına vesaire desteği olmuştur, bunu gözden çıkaramayız. Tabi herkes başladığı gibi olmuyor. Bir kısım azmalar, yoldan çıkmalar çocukluk çağında olmuyor da gençlik çağında oluyor. Eğer biz bu işleri belli bir kurala bağlamazsak, bugün bu paralel yapıyla uğraşırız, öbür gün başka bir yamuk yapıyla uğraşırız. Türkiye'de 3 şeyin kayıt altına alınması lazım. Ekonomi kayıt altında olacak. Kayıt altına alınmayan şirketler yolsuzluk yapıyor. Bütün çabalara rağmen ülkenin üçte biri, kayıt dışı. Ekonomi kayıt dışı ise siyasette kayıt dışı hale geliyor. Bir başsavcının, ‘Biz falancının siyasete girmesini engellemek, önünü kesmek için elimizden geleni yaptık ama olmadı' demesi… Bir başsavcının görevi birilerinin önünü kesmek değildir. Bunlar kayıtdışı siyaset. Şimdi azalmış gibi gözüküyor olsa bile halen bu tortu tümüyle ortadan kalkmış değil. İkincisi, yine kayıtdışı iktidarlardan nemalanmaya alışmış çevrelerin ortaya koyduğu bir tablo var. Hükümetler yıktılar, hükümetler devirdiler, bakan tayin ettiler. Başbakan atamaya kalktılar. Türkiye'yi büyük bir kaos içerisine soktular. Üçüncüsü Türkiye'de sosyolojik gruplar, cemaatler var. Bunların görevi gereği, siyaset yapmamaları gerekiyor. Belli bir niyetleri var. Sizden benden para toplarken işte ne derler, ‘iyi insan yetiştireceğiz', ‘Müslüman gençlik yetiştireceğiz'. Siz buna olumlu bakarsınız, ama bunun dışına çıktığı andan itibaren siyaset alanına girmiş olur. Bundan da kayıt dışına dönüşürler. ‘Bana şunu ver', ‘Ben de sana bunun karşılığı oyumu vereceğim'… İşte bu dediğiniz hareket, çoktan çığırından çıkmıştır. Eğer devleti yönetmek istiyorlarsa, o zaman devletin kuralları çerçevesinde siyaset yapmaları gerekir. Parti kurmaları gerekir ve siyaseten sorumluluğu taşırlar. Ama bu sorumlulukları almayıp arkadan iş çeviriyorlarsa ki çevriliyor ve çevirdiler. Şimdi mahkemeye giden dosyalara bakarsanız, usulsüz dinlemeler falan bunlar, bir hukuk düzeninde bir demokratik sistemde asla kabul edilebilecek şeyler değildir. Türkiye, bu tecrübeyi çok pahalı yaşadı, yaşamaya da devam ediyor. Bunlar, kayıtdışı dindir. Bunu biraz büyük yazın bundan sonra, başka hatalara düşmeyelim. 'Hiçbir büyük devlet, süt vermeyen ineğe saman da dökmez, yem de vermez.' Kendi insanımız, aklını başına alsın hesabını soramayacağı, denetleyemeyeceği yerlere para vermesin. 25 milyar dolarlık rakamlardan bahsediyoruz, doğru yanlış bilemem.

Ne yapılması lazım?

Her şey açık, aleni şeffaflık… Türkiye'nin her türlü faaliyetini şeffaf yapabileceği bir ortama gelmesi lazım. Batı toplumları, bu manada şeffaflık tedbirlerini açıkça ortaya koymuş. Ekonomide de siyasette de. Ben kimsenin hangi partiye, hangi cemaate, hangi takıma mensup olacağına karışmam. Kendi tercihidir ama, üç şeyi kendinde kalsın; aklı, vicdanı ve cüzdanı. Bu üçünü muhafaza etsin. Bunu muhafaza edemiyorsa, sonradan kırıldık, üzüldük, bizi kandırdılar hainlik yaptılar diye gürültü koparmasın. Türkiye, bu hatalara düşmek istemiyorsa, bakın söylüyorum, bunu da büyük harflerle yazın. Aklını, vicdanını ve cüzdanını kendinde saklasın. Yaşadığımız olayın özünde bu var.

Peki, Türkiye'yi yönetmeye kalkmaları?

Kalkacaksa devletin koyduğu kurallar içerisinde kalkmalı. Dinleyecekse birini mahkemeye alır öyle dinler, ama ben seni istihbarata getirdim diye beni dinlemeye ne hakkın var. Ne yapacaksın benim eşimle olan konuşmamı? Dinlenmiş birisi olarak söylüyorum, bu kepazelikleri yaşadık biz. Evvela bu ahlaki değil, İslami değil, bu hukuki değil, bu insani değil. Ne yapacaksın bir cemaat olarak benim kiminle ne konuştuğumu, sonra gelip bana şantaj yapacaksın. Buna ne cevaz veriyor? Bir hukuk düzeninde şantaj olur mu?

Neye hizmet ediyorlar sizce peki?

Kim nereye kaçıp gidiyorsa, onlara hizmet ediyordur. O yüzden dedim ki, büyük devletler süt vermeyen ineğe saman vermezler.

Size dair yorumlar yapıldı, siyasi bir ağabey gibi, barıştırma girişiminde bulundunuz mu, Fethullah Gülen'le görüştünüz mü?

Hayır. Görüşmedim. Ben 99'dan bu tarafa gitmedim, görüşmedim. 99'dan sonra da kayıtlar bellidir, Amerika'ya resmi sıfatla gittim. Böyle bir görüşmem olmadı. Biz siyaset adamıyız, herkesle görüşürüz; ama benim aklım da, vicdanım da, cüzdanım da kendimde.

Röportajın tamamını okumak için tıklayınız...

Bu haber tarihinde eklenmiştir.

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.