Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın dünürü Bayraktar kimdir?

"Erbakan’ın İTÜ Makine Mühendisliği’nden öğrencisi olan Bayraktar, iş hayatına otomotivde yan sanayi üretimi yapmış; iki kardeşi üç oğlu var."

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın dünürü Bayraktar kimdir?

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın kızı Sümeyye Erdoğan ile Selçuk Bayraktar, 6 bin konuğun katılımı ile Halkalı'daki Yahya Kemal Beyatlı Gösteri Merkezi'nde düzenlenen nikâh töreni ile dün evlendi. Nikâh törenine katılan Hürriyet yazarı Yalçın Bayer, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın dünürü Özdemir Bayraktar ile ilgili, 'Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın dünürü Bayraktar kimdir?' başlığın bir yazı yazdı. 

Bayer yazısında, "Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın yeni dünürü makine mühendisi Özdemir Bayraktar'la 7-8 yıldır tanışırız. Bir gün TBMM’nin Florya’daki misafirhanesine davet edildi. Tanıdık siyasetçiler ve birkaç doktor arkadaşımız vardı. Erbakan’ın İTÜ Makine Mühendisliği’nden öğrencisi olan Bayraktar, iş hayatına otomotivde yan sanayi üretimi yapmış; iki kardeşi üç oğlu var. Biz üç arkadaş (İşadamı Mehmet Diktaş, Dr. Serdar Taşçı) düğüne ‘erkek tarafı’ olarak katıldık" ifadelerine yer verdi.

Yalçın Bayer'in yazısı şöyle:

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın yeni dünürü makine mühendisi Özdemir Bayraktar'la 7-8 yıldır tanışırız.

Bir gün TBMM’nin Florya’daki misafirhanesine davet edildi. Tanıdık siyasetçiler ve birkaç doktor arkadaşımız vardı. O görüşmede bir dostumuz “Özdemir Bey’i tanımanızı istedik” dedi. İnsansız uçak üretiyormuş. Türkiye’de bir ilk olacakmış... Üç oğlu varmış; ortanca oğlu Amerika’da insansız uçak üzerine master yapmış...

Akıllı candan, sıcakkanlı samimi ve dürüst bir mühendis olduğunu söylediler. Nitekim daha sonra dost olduk; o bizi, biz de onu sevdik.

Bir gazeteci için bulunmaz bir haber olabilirdi... Ancak bir vekil “Özdemir Bey’in Çan Grubu ile yürüttüğü bu projesinin basında duyurulmasının zamanı geldi” dedi. Ancak doktor dostumuz “Olmaz, İsrail kendi açısından tehlikeli sayacağı için ailenin can güvenliği söz konusu olur... Yani casusluk tehlikesi var” diye karşı çıktı.

Neyse, Bayraktar’ı bir şekilde ikna ettik. Abartmadan Türkiye’ye ve kendilerine bir zararı olmayacak şekilde ‘kapalı’ şekilde kaleme aldık.

Nitekim bu yazı ile gazeteciler peşine takıldı. Bizim ‘Kokpit’çi Uğur Cebeci ile tesislerine gittik; “Amerika’da bile böyle bir proje daha henüz yeni gelişiyor” dediğini unutmayız.

Bundan sonra kendilerini yakından izlemeye başladık.

Bir gün Özdemir Bey “Dışarıyla bağı olan bir firma ile birlikte TSK’nin açtığı ihaleye gireceklerini” söyledi. İhale öncesinde deneme uçuşları için Sinop’ta askeri heyetin önünde yarışacaklarını anlattı. İhale komisyonundaki bir üyenin koşullara uymayan tavrından hoşnut olmamışlardı Özdemir Bey ile oğlu...

Çok üzüldüler... Çünkü yeni bir deneme çok zahmetli ve masraflıydı.

Kuşkulandıkları bazı şeyler vardı ama yazmamı istemediler.

Bu projelerin, o zaman Irak’taki savaş nedeniyle Türkiye için çok yararlı olacağını düşünüyorlardı.

Karacı ve havacı subaylar kendilerini çok seviyorlardı. Nitekim fabrikalarının içi askerlerle çekilmiş fotoğraflarla doluydu.

Tesis Başakşehir’de bir organize sanayi bölgesinin içindeydi.

Bir sürü insansız uçak Güneydoğu’ya gitmek üzere hazırlanmıştı.

Daha büyükleri için de yeni tezgahlar oluşturuluyordu.

Üst kattaki bürolarını görünce şaşırdım. Selçuk Bayraktar’a, “Kim bu gençler, ne yapıyor” dedim?; “Program yazıyorlar” karşılığını verdi. Çoğu Boğaziçi Üniversitesi çıkışlı bu gençler İHA’yı uçuracak yazılımı hazırlıyordu.

Selçuk Özdemir gözleri parıldamış olarak “Bunlar milli programlarımız, hiçbir yabancı etkisi yok, her şey yerli” dedi.

Tesisin odalarının duvarları Güneydoğu’da baba-oğulun askeri birliklerde bu uçaklar ve yaptıkları çalışmaların fotoğrafları yer alıyordu... Bunlar üst kademede komutanlardı; çoğu da henüz ‘Silivri’ye gitmemişti.

Zorlu bir süreç geçirdiklerini; baba-oğulun gerektiğinde Şırnak’ta askeri birlikte 8 ay kaldıklarını biliyoruz.

Erdoğan o zaman Başbakan’dı...

“Torpil var mı?” dedim Bayraktar’a...

“Hayır” diyerek çıkıştı.

“Tayyip Bey’le Refah Partisi’nde ben siyaset yaptım... Büyükşehir belediye başkanı olduğunda ben RP’nin teşkilat başkanıydım. Bakırköy’den dört ilçe doğmuştu. Bağcılar, Esenler, Bahçelievler ve Güngören... Hürriyet de Bağcılar sınırı içindeydi. Yeni bir belediye örgütünün kurulması aşamasında o zamanki yöneticiler bize her türlü yardımı yaptılar.”

Yazının tamamını okumak için tıklayınız...

Bu haber tarihinde eklenmiştir.

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.