Cumhuriyet’in ışığı söndü

Türkiye’nin ilk sanat tarihi ve felsefe hocası olarak bilinen Nazan İpşiroğlu önceki gün yaşamını yitirdi

Cumhuriyet’in ışığı söndü

Türkiye’nin ilk sanat tarihi ve felsefe hocası olarak bilinen Nazan İpşiroğlu önceki gün yaşamını yitirdi


29 ekim 1923’te, Cumhuriyet ile birlikte dünyaya gelen akademisyen, yazar ve müzisyen Nazan İpşiroğlu, önceki gün İstanbul’da hayata veda etti. Cumhuriyet'in haberine göre; kızı Zehra İpşiroğlu’nun tabiriyle, “Eşi Mazhar İpşiroğlu ile birlikte, kültür ve sanat yaşamımıza büyük katkıları olan” İpşiroğlu, Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği’nin de (ÇYDD) aktif üyesi idi. Türkiye de vaktiyle adı bile bilinmeyen klasik müzik çalgısı ‘Çembalo’yu icra eden ve tanıtımı adına ‘İstanbul Barok Müzik Topluluğu’nu kuran Nazan İpşiroğlu, sanat ve müzik alanlarında birçok esere imzasını attı.

Sanat tarihi çalışmaları ile tanındı
İstanbul Üniversitesi’nde felsefe ve sanat tarihi okuyan İpşiroğlu, İstanbul Belediye Konservatuvarı’nda piyano, Freiburg Yüksek Müzik Okulu’nda çembalo ve oda müziği eğitimi görmüştü. 1945’te hayatını birleştirdiği hocası, sonradan hayat arkadaşı olan Mazhar Şevket İpşiroğlu ile sürdürdüğü sanat tarihi çalışmaları ile tanınan İpşiroğlu, son yıllarda çağımızın önemli sorunlarından biri olan “sanatların sınırlar aşırılığı” ve “sanatlar-
arası etkileşim”, özellikle de “resim-müzik etkileşimi” üzerinde çalışıyordu. 27 Mayıs 1960 darbesinde eşi ile birlikte ‘147’ler arasına alınıp üniversiteden uzaklaştırılınca, Almanya’ya göçen İpşiroğlu, ÇYDD Yayınları kapsamında, ortak imzalar eşliğinde yayına hazırladığı eğitim kitaplarıyla da adından söz ettirdi. Akademisyenin yazdığı bu kitaplar arasında, “Yaratıcı Toplum Yolunda Çağdaş Eğitim", “Çağdaş Eğitimde Sanat” ve kızı Zehra İpşiroğlu ile birlikte hazırladıkları, “Gelin Çocuklar Birlikte Düşünelim”, “Yaratıcı Okuma I-II” ve “Bir Kitap Hazırlıyoruz” da bulunmaktaydı.

'Türkiye'de iç savaş uyarısı' yapmıştı
İpşiroğlu, 28 Ekim 2007’de verdiği bir röportajda, ‘Türkiye’nin gidişatı’ hakkında şu yanıtı vermişti: “...Tepeden inme devrimlerde liseler, üniversiteler ve bölümler olur. Bana birisi profesör dese, hakaret eder. Çünkü çok ayağa düştü. 1950’de nüfus patlaması oldu ama planlaması yapılmadı. Kız - erkek ayrımı yapıldı ve kızlar satılık mal oldu. Burada dinin de etkisi var. Çünkü dinimiz çok otoriteye bağlı bir din. Atatürk, “Her ailenin çocuğuna din eğitimi verecek kadar din bilgisi vardır. O nedenle okullarda öğretilmesine gerek yok” derdi. Bu olumsuz bir sonuç getirdi. Ya çok kör gözüne dindar oldular ya da hiç din eğitimi almadılar. Cumhuriyetçiler ve İslami kesim arasında iç savaş çıkabilir.”
Bu haber tarihinde eklenmiştir.

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.