Erdoğan'dan çok sert açıklama: Sen bizim mi, PYD'nin mi dostusun?

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan 2. Mülki Amirler Toplantısı'ndan konuştu.

Erdoğan'dan çok sert açıklama: Sen bizim mi, PYD'nin mi dostusun?

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan 2. Mülki Amirler Toplantısı'ndan konuştu.

İşte Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın konuşmasından satırbaşları şöyle;

MEVZUAT HAZRETLERİNİN MÜRİDİ OLMAYAN KAYMAKAMLAR

Cumhurbaşkanı külliyesi devletin sadece protokol yüzü değildir, olmayacaktır. Bu mekan elbette devlet işlerinin en üst düzeyde görüldüğü yerdir ama aynı zamanda devletle milletle birlikteliğinin de sembolüdür. Sizler kaymakamlar olarak vatandaşlarımızla doğrudan ve en etkin ilişki içerisinde bulunan, devletin adeta ete kemiğe bürünmüş, somutlaşmış timsali durumundasınız. Devletin imkanları ile vatandaşların hassasiyetlerini en üst düzeyde birleştirebilen başarılı bir kaymakamdır. Elbette hukuktan, meşruiyetten ödün vermeyeceksiniz. Ama önünüze çıkan zorluklar ve sorunlar karşısında eliniz kolunuz bağlı oturmayacaksınız. Ya bir yol bulacaksınız ya da yol yapacaksınız. Kendini mevzuat hazretlerine mürit olan kaymakamların belki başı ağrımaz ama bir iş de yapamaz. Marifet iltifata tabidir diye güzel bir sözümüz vardır. Başarılı olan kaymakamlarımızı takdir etmek buna karşılık aynı çabayı göstermeyenleri de tespit etmek durumundayız.

ŞU ANA KADAR 10 MİLYAR DOLAR ÖDEME YAPTIK

Türkiye Suriyeli göçmenler konusunda tarihi bir imtihanı yüzünün akıyla veriyor. Devletimiz ve milletimiz insani görevlerini, komşuluk vazifelerini ve uluslararası yükümlülüklerini hakkıyla yerine getirdi, getiriyor. Şu anda aynı zamanda milletime ve uluslararası camiaya sesleniyorum. Bizi biz yapan medeniyet değerlerimizi yaşattığımızı son 5 yılda tüm dünyaya gösterdik. Türkiye küresel vicdanın sesi olmuştur. Türkiye tüm algı operasyonlarına rağmen Suriyeli kardeşlerine din, dil, mezhep ve etnik köken ayrımı yapmadan sahip çıkarak tüm dünyaya insanlık dersi vermiştir. Suriye meselesi aynı zamanda ülke, siyasetçi için adeta turnusol kağıdı olmuştur. Biz bu süreçte birçok iki yüzlülüğe hatta çok yüzlülüğe şahit olduk. Şu ana kadar yaptığımız ödeme 10 milyar dolara yaklaşmıştır. Sadece milli bütçeden yaptıklarımızı söylüyorum. Terör örgütlerinin desteklendiği, kirli hesapların hayata geçirildiği bir dönemi yaşadık.

AMERİKA SEN BİZİM Mİ PYD'NİN Mİ DOSTUSUN?

Rusya, katil ve zalim Esed'in yanında yer almak suretiyle kendi kimliğini ortaya koymuştur. Yağdırdığı bombardımanlar çok açık ve net ortada. Çok ciddi bir savaş suçu işlemekle karşı karşıyadır. BM ne diyor? Eğer tespit edilirse, belirlenirse bu bir savaş suçudur. Buyrun hastaneler bombalanıyor. O küvezlerin içerisindeki fotoğrafları görmüyor musunuz? Gönderin elemanlarınızı orada incelemelerini yapsınlar. PYD, YPG hala terör örgütü diyemeyen, demeyen YPG'ye desteğimiz sürecektir diyen Amerika'yı anlamakta zorlanıyorum. PYD'nin kurucusunun kim olduğu bellidir, YPG'nin kurucusunun kim olduğu bellidir. Biz NATO'da Amerika'yla beraber değil miyiz? Senin dostun biz miyiz, yoksa PYD mi, bunu öğrenmek istiyoruz. O zaman çık ortaya dostum PYD'ye silah yardım ediyorum de, bunu da bilelim. Ondan sonra bunları sizinle konuşmamızın bir anlamı kalmasın. Dost dostluğunun gereğini yapmalıdır. Bizi dost olarak görmeyenler lütfen açıkça net bunu ifade etsinler.

EL NUSRA İLE EL KAİDE NEYSE PYD İLE PKK DA O

Terör örgütleri arasında ayrım yapıldığını, iyi terörist kötü terörist diye sınıflandırma yapıldığını görüyoruz. Türkiye ilkeli ve tutarlı duruşundan taviz vermeyecek. Suriye'de demokrasiyi ve meşruiyeti savunuyoruz. Suriyeli kardeşlerimizin Esed ve destekçilerin devlet terörüyle bir tercihe zorlanamayacağını ifade ediyoruz. Suriye halkını kırk katır, kır satır tercihine zorlayanlar insanlıktan nasibini almamış olanlardır. El Nusra ile El Kaide arasında ilişki neyse PKK ile PYD arasındaki ilişki odur. DAEŞ sözkonusu hemfikir olanlar PYD, YPG'nin yanında yer alarak samimiyetsizliklerini gösteriyor. Ben terörden alınmış güvenli bölge, uçuşa yasak bölge dediğim zaman buna yaklaşmayanlar şimdi uçuşa yasak bölgeye evet diyorlar. Terörden arındırılmış bölge noktasında evet diyenler var ama uçuşa yasak bölgeye hala evet diyemiyorlar. Hani biz koalisyon güçleriydik? Hani beraber hareket edecektik? Kalkıp Türkiye'ye 'PYD'ye top atışlarını durdurun' diyorlar. Kusura bakmayın bizim böyle düşüncemiz yok. Türkiye'ye bir kişi mermi atarsa bu kat ve kat fazlasıyla karşılığını bulacaktır. Bunu bilmeleri lazım.

PKK İLE PYD ARASINDAKİ BAĞI YOK SAYABİLİR MİSİNİZ?

Doğu ve Güneydoğu'da güvenlik güçlerine karşı kullanılan silahların ve militanların Suriye kaynaklı, PYD kaynaklı olduğunu biliyoruz. PYD ile PKK arasındaki bağı yok saymak körlük değilse nedir? Biz terör örgütüne terör örgütü demeye ve o şekilde muamele etmeye devam edeceğiz. Suriye'deki fotoğraf açık ve nettir. DAEŞ'e karşı operasyon bahanesiyle Suriye'ye gelen veya orada palazlanan güçlerin hiçbirinde terörizmle mücadele diye bir gayreti yoktur. Bölgede çıkarlarını harekete geçirmenin bir aracı halidir. Sadece Suriye'nin komşusu olan Türkiye, Lübnan, Ürdün gibi ülkeler bu sorunun can alıcı acısını yüreğinde hissetmektedirler. Türkiye'nin sığınmacı akınların yanında daha fazla sıkıntıları da bulunuyor. İşte Rusya'nın durumu. Bu ülke DAEŞ'le mücadele altına gelmiş şu ana kadar rejime karşı mücadele eden güçleri vurmak dışında hiçbir şey yapmamıştır.

TÜRKİYE GERİ ÇEKİLECEK BİR ÜLKE ASLA DEĞİLDİR

PYD Kürt, Arap, Türkmen nüfusu baskı almanın, tehcir etmenin peşindedir. Rejimi desteklemek için harekete geçen örgütlerin Suriye'deki gerçekleştirdikleri insanlık dışı uygulamaları da gayet iyi biliyoruz. Esed rejimin mücadelesi DAEŞ'le değil sadece muhalif gruplarladır. DAEŞ'in Suriye'den sonra en çok eylem yaptığı ülke Türkiye'dir. PYD'nin sınırlarımızın hemen ötesindeki faaliyetleri Türkiye için hayati sonuçlar doğurma potansiyeli taşıyor. Bizim bunları uzaktan izleme gibi bir lükse sahip değiliz. Sınırlarımız içinde mücadeleye bakışımız neyse o sınırların Suriye tarafındaki gelişmelere hasassiyetimiz de aynıdır. Bunlar birbiriyle yakından ilişkilidir. Türkiye, Suriye meselesinde meşru müdafaadır. Türkiye can evine yöneltilen silahlar karşısında gerçi çekilecek veya teslim olacak bir ülke asla değildir.

GÜNEY SINIRIMIZDA YENİ BİR KANDİL'E İZİN VERMEYİZ

Güney sınırımızda yeni bir Kandil'in oluşmasına asla izin vermeyeceğiz. PYD'nin Halep'in kuzeyinde attığı provakatif adımlara asla müsaade etmeyeceğiz. Oldu bittilerle fiili durumlar ortaya çıkarılmasına sessiz kalamayız, kalmayacağız. Suriye'de tüm terör yapılara karşı gerekli adımlar atmaya tereddüt göstermeyeceğiz. Bölgede gerilimin artmasının önüne geçilmek isteniyorsa tüm terör örgütlerini cesaretlendirecek adımlardan imtina edilmelidir. Bugün hastaneleri bombalayan, sivil halkı katlederek en büyük desteği veren Rusya'dır. Savaş suçu işleyen Rusya'ya karşı sesini çıkarmayan herkes bu suça ortaktır. Uluslararası toplumların Rusya'ya sesini çıkarması şarttır. Türkiye'nin sınırlarını, vatandaşlarını ve rejimini korumak için yapacakları konusunda kimsenin söz söyleme hakkı olamaz. Ülkemizin ve milletimizin yarın altında kalkamayacağı yükün altına girmemesi için çalışıyoruz. Bizim için beka meselesi olan onlar için sadece bir taktiktir, hatta operasyonel bir tertiptir.

DÜNYA BİZİM TEZİMİZİ SAVUNUR NOKTAYA GELMİŞTİR

Bu yapılanların gerisinde Türkiye'nin sabrının sınırlarını denemek gibi düşünenler varsa o sabrın sınırlarının sonuna gelindiğini bilmelidirler. Türkiye uzun yıllardır Suriye'nin kuzeyinde güvenli bir bölge oluşturulmasını ve burada sığınmacılara hayatlarını sürdürebilecekleri yerleşim yerlerinin kurulmasını savunuyor. Bugün yavaş yavaş bu teze hak veren ülkeleri görüyoruz. Azez başta olmak üzere PYD saldırısı altında olan yerlerde bu şekilde kurulmuş bir çok insani yardım merkezi kuruluyor. Yüzbinlerce insan yapılan yardımlarla hayatlarını sürdürmeye çalışıyor. Halep'le ülkemizin bağlantısı aynı hat üzerinden sağlanıyor. Rejimin ve onu destekleyen ülkelerin güney sınırlarımız boyunca bir hat oluşturma çabaları milyonlarca insanın hayatını tehlikeye atan sonuçlar doğuracaktır. PYD Araplar ve Türkmenlerle birlikte Suriye Kürtlerine de zulmediyorlar. Suriyeli Kürtlere neden kimlik vermiyorsun diye o katil Esed'e sorduğumda bana 'bunları bilmezsin' demişti. Şimdi nereden nereye geldik. Suriye'den 2 milyona yakın kardeşimizi topraklarına alan kimdi? Yediren içiren, giydiren kimdi?

BATI'YA GİTMEK İSTEYENLERE DİYECEK SÖZÜMÜZ OLMAZ

PYD baskı kuran, gücünü kandan alan bir örgüttür. Biz diğer kardeşlerimiz gibi bu olayların akabinde ülkemizde sığınacak herkese ebette kucak açarız. Ama kendilerinde Batı ülkelerinde yer almak için yola devam edenlere diyecek bir sözümüz olmaz. AFAD ve Kızılay gerçekten takdiri şayan bir şekilde yardımlar ortaya koyuyor. Kaymakamlarımızın AFAD ve Kızılay'a gerekli desteği verdiklerini biliyorum. Batı ülkelerinin ne kadar insafsız davranırlarsa davransınlar bu akını kontrol altında tutma şansları yoktur. Kilis'te sağınmacı sayısı şehrin nüfusunu geçmiş durumda. Bu sürdürülebilir bir durum değildir. Bunun için bir an önce bir konsensüs sağlanmalıdır. Rusya barış görüşmelerini sabote etmiştir. Artık denizin bittiği yere gelinmiştir. Ya çözüm olacak ya da kartopu gibi tüm dünyayı etkisi altına alan daha büyük sorunların kapısı aralanacaktır.

NEREDEN BAKARSAN BAK 3-4 YIL SÜRER BU İŞ

Biz macera peşinde değiliz. Türkiye bölgesindeki tüm sorunlar karşısında dikkatli ve ilkeli politika izlerken, gelecek hedeflerinden taviz vermeden yoluna devam edecek. Önümüzde yeni anayasa ve bununla bağlantılı olarak Başkanlık sistemi tartışması var. Türkiye'nin kendi anayasasını yazacak birikime ve dirayetine sahip olduğuna inanıyorum. Darbeyle yapılan o anayasadaki veya yasaların tümünün değiştirilmesi, ancak onlar değişecek ki çalışmalara başlayan. Nereden bakarsan bak 2 bin 2 bin beş yüz madde. Nereden bakarsan bak 3-4 yıl. Bu işi tıkamaktan başka bir şey değil. Böyle bir mantık, yaklaşım tarzı olur mu? Ben başbakanlık zamanında da aynı şekilde gördüm. 50 madde gözden geçirildi çıktı paraf ettiler. Çıkıp dedi ki, 47 maddeyi geçirelim. Arkadaşlarımı görevlendirdim, gidin görüşün dedim. Sonra bunlar diğer iki parti de onay verecek dediler. Paraf atmalarına rağmen olmadı. 4 partinin de imza koyması gerekiyordu, gene olmadı.

GELİN KARAR ALIN MİLLETE GİDELİM BAKALIM NE DİYOR

Bunların iş yapmak, iş üretmek diye bir derdi yok. Bu sadece ülkeyi kilitlemektir. Bunlardan bir şey çıkmaz. Ben inanıyorum ki, masada kalanlar kararlı bir şekilde bu işi sürdürmelidir. Umutla bekleyen milletimize yazık oldu. Türkiye mutlaka ama mutlaka yeni anasayasına kavuşacaktır. Şayet partilerin uzlaşmasıyla sağlanamıyorsa akıllı ve vicdanlı kişilerle sürdüreceğiz. Masada kalanlar kararlı bir şekilde bu işi sürdürmelidir. Parlamentoya sesleniyorum; gelin karar alın, millete gidin, bakın bakalım millet size ne diyor. Kim bu yolda tıkça olursa hesabını verir. Kim katkı sunarsa mükaafatını alır. Yeni anayasa konusu parti meselesi olmaktan çıkmış milletin meselesi haline dönüşmüştür.

Medyahaber

Bu haber tarihinde eklenmiştir.

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.