Erdoğan'dan şehit açıklaması

30 şehit verdiğimiz Dağlıca ve Iğdır saldırısı saldırılarından sonra Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan YÖK üyelerini kabulünde önemli açıklamalar yaptı:

Erdoğan'dan şehit açıklaması

"Erdoğan kaybetsin de ne olursa olsun" diye bir akıl tutulması yaşıyorlar. Bunu açıkça görüyorum. Türkiye PKK, DHKP-C, DEAŞ ve Paralel tehtidiyle mücadele ederken küçük hesaplar peşinde koşanları şiddetle kınıyorum. 1 Kasım'da milletimiz inanıyorum ki bütün bu olanların hesabını birilerine soracaktır. 

Türkiye siyasi belirsizlik ortamından geçiyorsa bunun sorumlusu iktidar partisi yada bir kişi midir? Şiddeti tercih eden siyasi partinin yaşananlarda hiç sorumluluğu yoktur. Tayyip Erdoğan düşmanlığında terör örgütü paralel örgüt ya da uluslararası lobilerle aynı çizgide hizalananlar sorumluluğunu görmezden gelebilir miyiz?

Çözüm sürecinde açılan eller malesef karşılığını bulmadı. Çatışmaları başlatan, çözümü bitiren terör örgütü ve onun uzantısı olan siyasi partidir. Terör örgütünün silahları bırakmasının dışında görüşülecek müzakere edilecek bir şey yoktur.

Şu ana kadar örgüte yurt içinde ve yurtdışında çok ciddi zararlar verildi. Son gelişmeler de onun paniğidir. Örgütün verdiği kayıplar binlerle ifade ediliyor. Güvenlik güçlerimizin ve adalet teşkilatımızın çalışmalarıyla bu yapıda çökertilecektir. Şehitlerimizin acıları yüreklerimizi dağladığı kadar, bize çok büyük bir güç de veriyor.

Canlı yayında 400 milletvekiliyle ilgili soru soruyor. Ben 7 Haziran öncesi Kırşehir'deki bir toplu açılışta söylediğim 400 milletvekilini alacak bir partiyle Yeni Türkiye Yeni Anayasa olabilir inşa edilebilir diyorum. Hemen twetler atılıyor

İlkesiz bir şekilde işine geldiğinde terör örgütüne destek veren, işine geldiğinde hükümeti polisi askeri suçlayan, kendi ülkesini yabancılara şikayet eden bir siyasi anlayışı kabul edemeyiz.

Devlet çarkı biraz ağır işler. Ama bu çark bir dönmeye başladığında da önünde hiçbir gücün, çetenin, örgütün, algı operasyonunun durabilmesi mümkün değildir. Bunun da altını çiziyorum.

Vatandaşlarımızdan sağduyularını, metanetlerini muhafaza etmelerini özellikle rica ediyorum. Bizim mücadelemiz sadece ve sadece terörizme ve teröriste karşıdır. Ekmeğinin peşinde olan, teröristle hiçbir ilişkisi olmayan herhangi bir vatandaşımızın zarar görmesi bizi en az şehitlerimiz kadar üzüntüye boğar

Çatışmaları başlatan, süreci bitiren, sabote eden terör örgütü ve onun uzantısı olan siyasilerdir. Örgüt bunu kendi açıklamalarıyla, üstlendiği eylemlerle açıkta ifade etmiştir. Örgüt yöneticilerinin, bölge halkının hayatının zorlaştırılması için her türlü eylemin yapılmasını talimatını verdiğini bölgede bilmeyen yok. Israrla çatışmaların, devletin hükümetin hatta akıl almaz şekilde şahsımın başlattığı iddiası dezenformasyondan, kara propagandadan başka bir şey değildir. Bu iftiraları dile getiren, yayan herkes toprağa düşen her şehidin vebaline ortaktır.

Bu ülkede şehitler tepesi hiç boş kalmadı. Öyle görünüyor ki boş da kalmayacak. Milletimize başsağlığı diliyorum. Milletimizi Anadolu'dan sökmeye çalışanlar hep hezimete uğradı, yine öyle olacak.

 Yöntemde ve söylemde anlaşamıyor olabiliriz ama hedefte ortak olmalıyız. Terör örgütünün saldırılarını açıkça ve mertçe kınamayanların bu milletle sorunu vardır.

Türkiye siyasi belirsizlik ortamından geçiyorsa bunun sorumlusu iktidar partisi yada bir kişi midir? Şiddeti tercih eden siyasi partinin yaşananlarda hiç sorumluluğu yoktur. Tayyip Erdoğan düşmanlığında terör örgütü paralel örgüt ya da uluslararası lobilerle aynı çizgide hizalananlar sorumluluğunu görmezden gelebilir miyiz? -

"Erdoğan kaybetsin de ne olursa olsun" diye bir akıl tutulması yaşıyorlar. Bunu açıkça görüyorum. Türkiye PKK, DHKP-C, DEAŞ ve Paralel tehtidiyle mücadele edersen küçük hesaplar peşinde koşanları şiddetle kınıyorum. 1 Kasım'da milletimiz inanıyorum ki bütün bu olanların hesabını birilerine soracaktır.

ÇATIŞMALARI ŞAHSIMIN BAŞLATTIĞI İDDİASI KARA PROPAGANDADAN BAŞKA BİR ŞEY DEĞİL"
"Terör örgütünün silah bırakması konusunda en büyük görev bölgede bulunan halkımıza düşüyor" diyen Erdoğan, örgüt yöneticilerinin bölge halkının hayatının zorlaştırılması için her türlü eylemin yapılması yönünde talimat verdiğini söyleyerek "Bölge insanı terör örgütüne karşı tavır koyarsa, bu mesele süratle çözüm yoluna girer. Çatışmaları başlatan, süreci bitiren, sabote eden terör örgütü ve onun uzantısı olan siyasilerdir. Örgüt bunu kendi açıklamalarıyla, üstlendiği eylemlerle açıkta ifade etmiştir. Ceylanpınar’da evlerinde uyuyan polislerimizi alçakça kurşunlayarak şehit eden örgütün kendisidir. Kaza var diye çağırdıkları polisleri hunharca şehit eden örgütün ta kendisidir. Hastanenin acil servisinde nöbet tutan polisi kurşunlayarak şehit eden örgütün ta kendisidir. Karakollara, lojmanlara, saldıran; ambulanslara saldıran, bomba atan, roket atan örgütün ta kendisidir. Cami dinlemeyen, okul dinlemeyen, nitekim az önce rektörümüzün de ifade ettiği gibi üniversitelerimize varıncaya kadar bu adımları atan terör örgütünün ta kendisidir. Patlattığı bombalarla, masum çocukları, kadınları, otomobil sürücülerini katleden örgütün ta kendisidir. Yolları mayınlayan, kazan, kapatan halkın günlük hayatını cehenneme çeviren örgütün ta kendisidir. Eylemler sebebiyle bölgede ticareti, turizmi, hayvancılığı, tarımı durma noktasına getiren insanların ekmeğine kan doğrayan örgütün ta kendisidir. Örgüt yöneticilerinin, bölge halkının hayatının zorlaştırılması için her türlü eylemin yapılmasını talimatını verdiğini bölgede bilmeyen yok. Israrla çatışmaların, devletin hükümetin hatta akıl almaz şekilde şahsımın başlattığı iddiası dezenformasyondan, kara propagandadan başka bir şey değildir. Bu iftiraları dile getiren, yayan herkes toprağa düşen her şehidin vebaline ortaktır" şeklinde konuştu.

"SUÇLU ARANACAKSA BAKILACAK OLAN YER ANKARA DEĞİL, KANDİL'DİR"
Artan terör olaylarının sorumlularının hükümette değil, örgüt yönetiminde aranması gerektiğini kaydeden Erdoğan, "Şahsım başta olmak üzere hükümet de devlet de yıllardır baskının değil, yaşatmanın mücadelesini verdik. Özgürlüğün öldürmenin değil, yaşatmanın mücadelesini verdik. Bunun için yaptıklarımız ortada. Bu ülkenin ayağa kalkması için neler yaptıklarımız ortada. Şayet bugün ortaya çıkan tablo için bir suçlu aranacaksa, bakılacak olan yer Ankara değil, Kandil’dir. Sorumlular hükümette değil, örgütün yönetiminde ve tercihlerini demokrasiden yana kullanamayan onların güdümündeki partide aranmalıdır" dedi.

"DAĞDAKİ TERÖRİSTE ARAÇ YÜKLÜ ERZAK GÖTÜREN BAKIYORSUNUZ O PARTİNİN MİLLETVEKİLİ"
HDP Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ'ın açıklamalarını eleştiren Erdoğan, "İşte yaptıkları açıklama "Biz gücümüzü YPG’den, PKK’dan alıyoruz'. Bu kadar açık. Bunu söyleyen kim, o partinin eş başkanı; bunu söylemeye cüret edecek kadar ortada. Vahşet ortada, tablo ortada. Başka aranacak bir şey yok. Ülkesinin ve milletinin yanında huzurunda, dağdaki teröriste araç yüklü erzak götüren bakıyorsunuz o partinin milletvekili bayan. Tablo ortada. Güçlü bir duruş sergilemeyen her parti, her medya kuruluşu, her STK da bu sorumluluğa ortaktır. Bizim bölgede yaşayan kardeşlerimizle en küçük bir sorunumuz yok" açıklamasında bulundu.

"ERDOĞAN FANİDİR"
Halbuki Tayyip Erdoğan fanidir. Ama bu ülke, bu devlet bizden sonraki nesillere de lazımdır. Yarın bizler toprak olup gittiğimizde, çocuklarımıza torunlarımıza güçlü bir ülke bırakmak hepimizin en başta gelen görevi değil midir? Unutulmamalıdır ki söylenen her söz, tutum, tarihe atılan bir imzadır. Geçmişteki yanlışlarıyla, hatalarıyla, gafletleriyle, ihanetleriyle ülkemizin bugününe etki yapmış olan herkes bu kıstaslarla değerlendirilmektedir.

ERDOĞAN'DAN ÇARPICI 2. VİYANA KUŞATMASI ÖRNEĞİ
İkinci Viyana kuşatması sırasında, kendince Osmanlıya ders vermek isteyen Murat Giray’ın ihanetinin sonuçlarını çok iyi biliyoruz. Bulgar ordusunun, iç siyasi çekişmeden “Enver gireceğine, Bulgar girsin” diyenlerin ihanetini çok iyi biliyoruz.

"ERDOĞAN KAYBETSİN DE TÜRKİYE'DE NE OLURSA OLSUN..."
“Erdoğan kaybetsin de Türkiye ne olursa olsun” gibi bir akıl tutulmasına kapılanların olduğunu görüyoruz. Şahsen ben yaptığım her şeyin hesabını bu dünyada milletime, ebedi dünyada rabbime vermeye hazırım. İşte şimdi önümüzde 1 Kasım var. Milletimiz inanıyorum ki bütün bu olanların hesabını birilerine soracaktır. Diğer zamanlarda, hele terör gibi hayati meselede ihtiyacımız olan birliktir, beraberliktir. Türkiye’nin iktidar partisi kadar muhalefet partilerine de ihtiyacı vardır.

"BU DEMOKRASİ VE ÖZGÜRLÜK MESELESİ DEĞİLDİR"
Dünyanın hiçbir yerinde ne siyasetçilerin, ne medyanın, ne de aydınların kendi devletinin aleyhinde yalanla iftirayla gerçek dışı algılar oluşturarak çalışma hakkı yoktur. Bu demokrasi ve özgürlük meselesi değildir. Tam tersine bu kendi ülkesine yabancılaşma, ihanet sorunudur. Al bayrağa sarılı tabutlarını omuzlarımızda taşıyarak toprağa verdiğimiz her şehidimizin acısı yüreğimizi yaksa da milletimiz müsterih olsun diyorum.

Devlet çarkı biraz ağır işler. Ama bu çark bir dönmeye başladığında da önünde hiçbir gücün, çetenin, örgütün, algı operasyonunun durabilmesi mümkün değildir. Bunun da altını çiziyorum.

"ÖRGÜTE ÇOK CİDDİ ZARARLAR VERİLDİ"
Şu ana kadar örgüte yurt içinde ve yurtdışında çok ciddi zararlar verildi. Son gelişmeler de onun paniğidir. Örgütün verdiği kayıplar binlerle ifade ediliyor. Güvenlik güçlerimizin ve adalet teşkilatımızın çalışmalarıyla bu yapıda çökertilecektir. Şehitlerimizin acıları yüreklerimizi dağladığı kadar, bize çok büyük bir güç de veriyor.

"BİZİ EN AZ ŞEHİTLERİMİZ KADAR ÜZÜNTÜYE BOĞAR"
Vatandaşlarımızdan sağduyularını, metanetlerini muhafaza etmelerini özellikle rica ediyorum. Bizim mücadelemiz sadece ve sadece terörizme ve teröriste karşıdır. Ekmeğinin peşinde olan, teröristle hiçbir ilişkisi olmayan herhangi bir vatandaşımızın zarar görmesi bizi en az şehitlerimiz kadar üzüntüye boğar. Güvenlik güçlerine yardımcı olarak, tahriklere gelmeyerek üzerimize düşenleri yerine getirmiş oluruz diye düşünüyorum.

400 MİLLETVEKİLİ AÇIKLAMASI
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, YÖK'te yaptığı konuşmada şunları söyledi;
Canlı yayında 400 milletvekiliyle ilgili soru soruyor. Ben 7 Haziran öncesi Kırşehir'deki bir toplu açılışta söylediğim 400 milletvekilini alacak bir partiyle Yeni Türkiye Yeni Anayasa olabilir inşa edilebilir diyorum. Hemen twetler atılıyor.

BU KADAR SAPTIRMA OLUR MU?
Basınsa amiral gemi olduğunu iddia eden bir medya 'Yani 400 vekili alsaydınız Dağlıca olmayacak mıydı?' Bu kadar hedef saprıtma olur mu? Sonra 10 dakika geçiyor. Sonra kaldırıyor. Ama önce virüsü atıyor. Zehir salıyor. Sözlerimi algı operasyonu yapıp söylenmemiş sözleri çarpıtarak yayınlıyor...
Bu haber tarihinde eklenmiştir.

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.