banner250

Erdoğan; 'Herkes aynı biçimde yaşamak zorunda değil'

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan 33. Muhtarlar Toplantısı'nda konuşma yaptı. Terör saldırılarının asıl amacı bizi birbirimize düşürmek. Ülkemizde kimsenin hayat biçimi tehdit altında değildir. Ben Cumhurbaşkanı olarak herkesin hukukunu korumak benim görevim.

Erdoğan; 'Herkes aynı biçimde yaşamak zorunda değil'

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, dün Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'ndeki 33'üncü Muhtarlar Toplantısı'nda terör saldırılarını değerlendirerek  önemli mesajlar verdi: "Bu saldırıların asıl amacı bizi birbirimize düşürmektir. Toplumumuz içinde var olan o fay hatlarını derinleştirme ve kırma amacı güdenler her fırsatı değerlendirmektedir. Bu oyuna gelmeyeceğiz. Kimsenin hayat tarzı sistematik tehdit altında değildir." Cumhurbaşkanı şunları söyledi:

Ateşle imtihan: "Yeni yıla yeni umutlarla girmenin heyecanı içindeyken maalesef terör bir kez daha en kalleş, en alçak, en sinsi yöntemleriyle ülkemizi hedef aldı. Türkiye ve Türk milletinin terör örgütleri üzerinden adeta ateşle imtihana tabi tutuldu. Tarihimiz boyunca defalarca maruz kaldığımız bu imtihanın, günümüzdeki versiyonu farklı terör örgütlerinin aynı amaç için kullanıldığı, asimetrik bir saldırı şeklinde karşımıza çıkmıştır.
 Bu oyunca gelmeyeceğiz: Bu saldırıların asıl amacı duygularımızı aklımızın önüne geçirmektir, bizi birbirimize düşürmektir, toplumumuz içinde var olan o fay hatlarını derinleştirme ve kırma amacı güdenler her fırsatı değerlendirmektedir. Bu oyuna gelmeyeceğiz. Gerekirse, 'kan kusup kızılcık şerbeti içtik' deme pahasına dik duracağız, soğukkanlılığımızı muhafaza edeceğiz. Bir olacağız, kardeş olacağız, hep birlikte Türkiye olacağız.
 Yeni istiklal mücadelesi: Bugün Türkiye yeni bir istiklal mücadelesi içindedir. Bu mücadeleyi kazanırsak, 2023 hedeflerimize de ulaşacağız, 2053 ve 2071 vizyonlarımızı da şekillendireceğiz. Kaybedersek, 100 yıl önce başarılamayan, bir Sevr tezgâhı yeniden önümüze getirilecek. Tüm vatandaşlarımızın, sorumluluk sahibi herkesin bu bilinçle meseleye yaklaşması, üslubunu, tavrını, sözünü ona göre belirlemesi gerekiyor.

Terörle aynı safta olmak: 'Türkiye teröre teslim oldu demek', teröristle, terör örgütleriyle aynı safta yer almaktır. Çünkü terör örgütlerinin tüm amacı birilerine işte bu sözü söyletmektir. Bu sözü ifade eden kişi siyaset yapmıyor. Sadece, kendi ülkesinin karşısındaki şer ittifakının değirmenine su taşımış oluyor. Türkiye'nin kendi güvenliği için bölgesinde yürüttüğü mücadeleyi 'başka devletlerin içişlerine karışmak' olarak gören bir kafa, olup bitenlerden hiçbir şey anlamıyor demektir.
 Siyasi hayatım bu mücadeleyle geçti: Türkiye'de etnik kimlik ve inanç üzerinden siyaset yapılmasına benim kadar karşı çıkan başka birisi daha var mıdır bilemiyorum. Tüm siyasi hayatım bu mücadeleyle geçmiştir. Mezhepçilik üzerinden kendilerine alan açmaya çalışanların dertlerinin de aslında bu vatandaşlarımız olmadığı her cinayetle ortaya çıkıyor. Her konuda olduğu gibi bu meselede de yanlış yapan varsa hesabını güvenlik ve adalet kurumlarına verir, veriyor da. Bölücü örgüte, dinimizi istismar eden FETÖ gibi DEAŞ gibi örgütlere fiili, yazılı, sözlü destek verenlere ne yapılıyorsa, hayat tarzı üzerinden milletimizin bir kesimini istiskal etmeye çalışanlara da aynı muamele yapılacaktır.
 Gaziantep ve Ortaköy arasında ne fark var: DEAŞ'ın Gaziantep'te bir kına töreninde yaptığı ve yarıdan fazlası çocuk 56 vatandaşımızı katlettiği canlı bomba saldırısı ile her yönüyle profesyonel bir eylem olduğu görülen Ortaköy saldırısı arasında Allah aşkına ne fark var? Şu anda Ortaköy'le ilgili bu kadar feveran edenler, acaba o 56 kişiyle ilgili ne yazdı, ne söyledi? O da büyük bir vahşet, büyük bir katliam değil miydi? İşte bizim farklılığımız burası. Gaziantep'teki olay da canımızı yakar, Ortaköy'deki olay da Kayseri'deki olay da canımızı yakar, çünkü biz sorumluluğumuzun farkındayız.

Amaç kutuplaşmak: Gaziantep saldırısına gösterilmeyen bu türden tepkiler Ortaköy saldırısına yapılınca oraya soru işaretini koymamız gerekiyor. Hemen bunu yaşam biçimlerine kaydırmanın hiçbir anlamı yok. Saldırgan ertesi gün mesela bir pazar yerinde aynı eylemi yapsa, aynı sayıda insanı katletse yine benzer tavırlar sergilenecek miydi? Buradaki amaç Ortaköy'de ölenlerin hakkını korumak onların yasını tutmak değil olaya atfedilen değerler üzerinden bir çatlak oluşturup toplumu kutuplaştırmak.
 Kimsenin hayatı tehdit altında değil: Türkiye'de kimsenin hayat biçimi sistematik tehdit altında değildir. Buna asla müsaade etmeyiz. Buna 14 yıllık iktidarımız döneminde fırsat vermedik. Aksini iddia eden varsa somut örnekleriyle ortaya koymalıdır. 79 milyon vatandaşımızın cumhurbaşkanı olarak herkesin hakkını, özgürlük alanını korumak benim görevimdir.

 Herkes için hassasiyet: Tüm bu hassasiyetleri hep birlikte ve herkes için göstermeliyiz. Her birimiz kendi mahallemizi savunurken diğer tarafta olanlara oh olsun mantığıyla yaklaşırsak toplumsal huzur ve barışı tesis edemeyiz. Milletimizin varlığına ve birliğine yönelik saldırıların hesabını sormak da bizim en başta gelen görevimizdir.
 Çok saldırıya uğradım: Türkiye'nin hayat biçimi yüzünden en çok saldırıya maruz kalmış siyasetçisi herhalde bu kardeşinizdir. Hakkımda demediklerini bırakmadılar. Eşime, çocuklarıma saldırdılar. Benim gibi Karadeniz kökenli Kasımpaşa'da yetişme, her türlü mücadelede aktif rol almış birisi bile bu durum karşısında yasal haklarımı kullanmanın dışında bir yola başvurmadım. Bazı şeyleri elle düzeltmek mümkün değilse dilimizle, bu da mümkün değilse kalbimizle buğz ederek mücadelemizi yürüteceğiz. Burada meşru olmayan yöntemleri kullanmak, hele hele şiddete başvurmak kesinlikle yoktur.

İstiklal mücadelemizi kazanırsa 2023 hedeflerimize de ulaşacağız

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, sosyal medya hesabından paylaşımlarda bulunarak şu ifadelere yer verdi: "Bugün Türkiye yeni bir istiklal mücadelesi içindedir. Bu mücadeleyi kazanırsak, 2023 hedeflerimize de ulaşacağız, 2053 ve 2071 vizyonlarımızı da şekillendireceğiz. Kaybedersek, 100 yıl önce başarılamayan bir Sevr tezgâhı, yeniden önümüze getirilecek. Ülkemize yönelik saldırıların asıl amacı muvazenemizi bozmaktır, duygularımızı aklımızın önüne geçirmektir, bizi birbirimize düşürmektir. Tüm vatandaşlarımızın, sorumluluk sahibi herkesin bu bilinçle meseleye yaklaşması; üslubunu, tavrını, sözünü ona göre belirlemesi gerekiyor. Bu topraklar üzerinde ayakta kalabilmemizin sırrı, tüm farklılıklarımıza rağmen ortak bir vatan ve millet bilinci inşa edebilmemizdir. Allah'ın izni ve milletimizin desteğiyle, ülkemize yönelik saldırılarla başa çıkabilecek güce ve kararlılığa sahibiz."

Herkes aynı biçimde yaşamak zorunda değil

Erdoğan: "Hayatı, Türkiye'yi bir kesimin diğerleri üzerinde tahakküm kurduğu bir ülke haline getirmek isteyenlere karşı mücadeleyle geçmiş şahsımdan farklı bir davranış bekleyenler daha çok bekler. Herkesin aynı hayat biçimine sahip olma mecburiyeti yoktur. Ezan okunmasına tahammül edemeyenlerin müezzinin üzerine yürümesi ne kadar yanlışsa, namaz kılmayana karşı zor kullanılması da aynı derecede yanlıştır."

Hayat tarzına baskı yok

Yaptığım her işin, attığım her adımın, kamuoyunun gözü önünde cereyan ettiği bu uzun sorumluluk dönemimde hayat tarzı baskısı altında kalan acaba tek kişi var mıdır? Bu ülkede 'Ben şu şekilde yaşamak istiyordum da yaşayamadım, şöyle giyinmek istiyordum da giyinemedim' diyen var mı? Birileri sosyal medyadan, köşelerinden utanmadan, sıkılmadan bunları yazabiliyor. Kendileri en başta olmak üzere kimin yediğine, içtiğine, giydiğine, aldığına, sattığına karışılmıştır, soruyorum.

Hukuka uymak şart

Bu ülke ve devlet hem ekmeğini yiyip hem kendisine ihanet edenleri sırtında taşımak mecburiyetinde bırakılamaz. Milletimizle yürüttüğümüz istiklal ve istikbal mücadelemizi bu tescilli Ali Kemallere rağmen zafere ulaştıracağız. Türkiye bir hukuk devletidir. Ülkemizde hesap sormayı yaptırıma dönüştürebilecek tek merci hukuktur, devletin ilgili kurumlarıdır. Kimsenin sokağa çıkıp da bu işi kendi başına yapma hakkı yoktur. Tüm kesimleri hukuka riayet etmeye davet ediyorum.

EL Bab'da yeni düzen

Terörle mücadelede tarihin en büyük başarılarını elde ettik, ediyoruz. Bölücü terör örgütünden DEAŞ'a, FETÖ'den diğerlerine kadar tüm terör örgütleri devletimizin ve milletimizin kuşatması altındadır. Suriye'de El Bab operasyonunu inşallah kısa sürede bitirecek şekilde yeni bir tertiplenmeye gidildi. İnşallah bu çok yakın bir zamanda hallolacak. Ardından Münbiç başta olmak üzere, terör örgütlerinin yuvalandığı diğer bölgeleri de temizlemekte kararlıyız.

Kaynak; SABAH

Bu haber tarihinde eklenmiştir.

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.