Gezi Parkı Olayları 3. yılında! Gezi Parkı'nda neler olmuştu?

Taksim'de bulunan Gezi Parkı'na yapılacak olan Topçu Kışlası'na tepki vermek için başlatılan protesto, ilerleyen günlerde yerini önemli bir halk hareketine dönüşmüş ve onlarca kişinin hayatını kaybetmesine, binlerce vatandaşımızın da yaralanmasına sebep olmuştu. Kararın iptal edildiği 6 Haziran tarihinin ardından kamp 15 Haziran'da dağıtılmış ve çeşitli illerde paneller düzenlenmiştir.

Gezi Parkı Olayları 3. yılında! Gezi Parkı'nda neler olmuştu?

Haziran ayının gelmesiyle birlikte Gezi Parkı olayları da gündemdeki yerini bir kez daha almaya başladı. 3. yılına girilen olaylarla ilgili olarak bir çok okurumuz Gezi Parkı'nda neler oldu ve neler yaşandı sorularını merak etmektedir. Sizler için Gezi Parkı Olaylarındaki önemli noktaları ve bazı ana başlıkları derledik.

Taksim Gezi Parkı protestoları, 61. Türkiye Cumhuriyeti Hükûmeti'nin, İstanbul'un Beyoğlu ilçesinde bulunan ve sadece umumi hizmette kullanılmak koşulu ile tapuda İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne tahsis edilmiş olan Taksim Gezi Parkı'na İstanbul 6'ncı İdare Mahkemesi ve 2 Nolu Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu kararı olduğu halde Topçu Kışlası'nı Taksim Yayalaştırma Projesi çerçevesinde imar izni olmadan yeniden inşa etmesini engelleme eylemi olarak başlamıştır.

Wikipedia'da yer alan bilgilere göre, 27 Mayıs 2013 tarihinde iş makinelerinin parka girmesinin ardından bu haberin sosyal medya aracılığıyla kısa sürede yayılması sonucunda bazı aktivistlerin parka gidip çalışmaları durdurmaya çalışmasına polis orantısız müdahalede bulunmuştur. Bu müdahaleler ve Erdoğan'ın inşaatın yapımında ısrarcı açıklamaları ile protestolar hükûmet karşıtı gösterilere dönüşmüş ve başta Ankara, İzmir gibi büyükşehirler olmak üzere Türkiye'nin diğer illerine de yayılmıştır. 1 Haziran tarihinde polis kuvvetleri Taksim meydanından çekilmiştir ve protestocular Gezi parkında bir kamp kurmuşlardır. Kampta gönüllülerin çalıştığı kütüphane, revir, mutfak gibi tesisler kurulmuştur. 15 Haziran akşamındaki polis müdahalesi sonrasında ise Gezi kampı dağıtılmıştır. Bu olaydan sonra Türkiye'nin çeşitli illerindeki parklarda forumlar düzenlemeye başlanmıştır.

Projenin dayanağı olan planlar İstanbul 1. İdare Mahkemesi tarafından 6 Haziran 2013 tarihinde iptal edilmiştir. Başbakan Erdoğan'ın göstericilere "çapulcu" demesi sonrasında, bu kelimenin kullanılmasından dolayı 2003 yılında 10 milyar TL (Şimdiki 10.000₺) tazminat ödendiğine dair emsal kararı ortaya çıkınca protestocular kendilerini çapulcu kelimesi ile ifade etmeye başlamışlardır. Bazı medya kuruluşlarının gösteri ile ilgili haberleri yayınlamamasına tepki gösterilmiştir. Örneğin CNN Türk haber kanalının gösterilerin yoğun olduğu sırada penguenlerle ilgili belgesel yayınlaması karikatürler ve çeşitli şekillerde tepkilere neden olmuştur ve penguen de gösterilerde kullanılan sembollerden biri haline gelmiştir. İçişleri Bakanlığı'nın 23 Haziran'da yaptığı açıklamaya göre Bayburt ve Bingöl hariç 79 ilde düzenlenen eylemlere toplam 2.5 milyon kişi katılmış, bundan daha fazla kişi de sosyal ağlar aracılığıyla görüşlerini aktarmışlardır. Olaylar sonucunda 8 sivil ve 2 güvenlik görevlisi; Mehmet Ayvalıtaş, Abdullah Cömert, Ethem Sarısülük, Ali İsmail Korkmaz, polis komiseri Mustafa Sarı, polis memuru Ahmet Küçüktağ, Ahmet Atakan, Berkin Elvan, Burak Can Karamanoğlu, Mehmet İstif, Elif Çermik hayatını kaybetmiş, 8163 kişi yaralanmıştır.

gezi parkı

Taksim Meydanı ve Taksim Gezi Parkı'nın da içinde bulunduğu alan, çeşitli Osmanlı tebaasına ait mezarlık olarak kullanılmaktaydı. Bu mezarlıkların üzerine ve yanına 1806 yılında Halil Paşa Topçu Kışlası inşa edildi. Kışla; askerî işlevlerinin yanı sıra cambaz gösterileri, at yarışları, Rum hacıların konaklaması gibi amaçlarla da kullanılmaktaydı. II. Meşrutiyet döneminin başında İstanbul'a getirilen meclisi ve padişahı korumakla görevli avcı taburları kışlaya konuşlandırıldı.[63][64][65] İlerleyen yıllarda yitiren kışla, 1913'te Sanayi ve Ticaret Şirket-i Milliye-i Osmaniye'ye satıldı. Binanın orta kısmındaki eğitim alanı futbol sahası haline getirildi ve uzun yıllar futbol maçları ve çeşitli gösteriler için kullanıldı. Cumhuriyetin ilanından sonra da kışlanın avlusundaki futbol sahası futbol karşılaşmaları için kullanılmayı sürdürdü ve kışla Taksim Stadı adını aldı. Sonradan İnönü Stadyumu'nun yapılmasıyla kışla bu işlevini kaybetti. Mezarlıklar 1926 yılında sökülmeye başlandı ve parsellenerek özel mülkiyet olarak satıldı. 1930'lu yılların sonunda Fransız mimar Henri Prost'un hazırladığı imar planı doğrultusunda kışla, 1939 yılında yıkıldı. Orijinal olarak tiyatro, sinema ve sergi salonlarının yer aldığı Prost projesinden 1940'lı yıllarda vazgeçildi. 4 Eylül 1942'de, Cumhurbaşkanı İsmet İnönü'nün katıldığı resmî açılışla başlayan gezi parkı inşası, 1943 yılında tamamlandı ve İstanbul Belediye Başkanı Lütfü Kırdar tarafından açıldı. Etrafına daha sonra yeni otellerin yapılması ve çevre düzenlemeleriyle, parkın kapladığı alan zamanla azaldı.

16 Eylül 2011 tarihinde İstanbul Büyükşehir Belediyesi oy birliği ile Taksim Yayalaştırma Projesi'ni kabul etti. Bu plan 4 Ocak 2012 tarihinde Anıtlar Kurulu tarafından da onaylandı. Bu proje kapsamına yeniden inşa edilecek Topçu Kışlası'nın 3 katlı olacağı ve yaklaşık 28.900 metrekarelik bir inşaat alanına sahip olacağı açıklandı. Mevcut parkın yerine bir bina inşa edilecek olması ve parkın yok olması hususlarında birçok sivil toplum örgütü ve gruplar olumsuz eleştiriler getirildi. Projenin resmen açıklanmasından itibaren birçok etkinlik, protesto ve yürüyüş etkinlikler düzenlendi. 6 Şubat 2012 tarihinde Mimarlar Odası ve Şehir Plancıları Odası Gezi Parkı'nın tescillenmesi için 2 Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kuruluna başvuruda bulundu. Haziran 2012'de Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Topçu Kışlası'nın aslına uygun olarak yeniden inşa edileceğini açıkladı. Bu konuda ilk protestolardan birisi 6 Haziran 2012 tarihinde gerçekleşti. Gezi Parkı'nda toplanan Taksim Dayanışması grubu üyeleri bir basın açıklaması yaparak dağıldılar.

4 Ekim 2012 tarihinde Gezi Parkı'nın yıkılması için ilk çalışmalar başladı. Kışla inşaatı projesi kapsamında parkın meydana ve Cumhuriyet Caddesi'ne bakan kısımlarında yer alan dükkan sahiplerine sözleşmelerinin yenilenmeyeceği, bundan böyle kiralarını işgaliye olarak vereceklerine dair tebligat yapıldı. Proje kapsamında parktaki ağaçların proje müellefi mimar Halil Onur'un şirketi tarafından işaretlenmesi de bu dönemde başladı. 2012 yılının Kasım ayında, başta Taksim Dayanışması üyeleri olmak üzere birçok kişi ve kuruluş Gezi Parkı'nın yıkılmasına karşı Taksim'de nöbet tutacaklarını açıkladı. 2 Mart 2013 tarihinde Taksim Dayanışması grubu üyeleri parkın yıkımına karşı Taksim metro istasyonu çıkışında imza kampanyası düzenlemeye başladı. 14 Nisan 2013 tarihinde bu alanın kışlaya dönüştürülmesini protesto amaçlı Taksim Gezi Parkı Koruma ve Güzelleştirme Derneği tarafından 1. Taksim Gezi Parkı Festivali düzenlendi. Protestoların ilk nedeni Taksim Gezi Parkı'nın yıkılmasına çalışılması olsa da, olayların gelişmesinde AKP’nin izlediği politikalara tepkiler de etkili oldu.

2011 yılından itibaren, çeşitli yerli ve yabancı kurum, kuruluş, basın-yayın organı ve siyasetçiler tarafından Recep Tayyip Erdoğan liderliğindeki iktidar partisi Adalet ve Kalkınma Partisinin; ifade, basın ve internet kullanımı, alkol tüketimi, kürtaj, televizyon ve toplanma özgürlükleri üzerindeki baskılarının arttığı konusunda endişeler dile getirildi. Hükûmetin Suriye'deki iç savaşa karşı tutumu ve giderek artan otoriter faaliyetleri de toplumsal gerginliğin artmasında etkili olduğu da iddia edildi. Bunun yanında 28 Mayıs 2013 tarihinde başbakanın söylediği ve dini gerekçelerle alkol düzenlemesi yapıldığı eleştirilerine verdiği "İki tane ayyaşın yaptığı yasa muteber de dinin emrettiğinin neden reddedilmesi gerekiyor" cevabı gibi - toplumda Atatürk ile İsmet İnönü'ye atfedildiği intibaa uyandıran-; olayların öncesindeki ve olaylar sırasında kullanılan sert,iğneleyici üslup eleştirilere olayların iyice büyümesine ve protestolara katılan kesimin genişlemesine neden olmuştur.



Türk Tabipleri Birliği'nin (TTB) yaptığı açıklamaya göre 12 Haziran itibari ile olaylar esnasında tazyikli su, kısa mesafeli biber gazı atışları ve plastik kurşunlardan dolayı 7.478 kişi yaralanmıştır. Ayrıca 91 kafa travmasına uğrayan 10 gözünü kaybeden ve 1 de dalağı alınan vak'a mevcuttur. Yoğun biber gazı atılan bölgede kalp krizi nedeni ile ölen bir kişinin ölüm sebebi hakkında inceleme devam etmektedir. TTB, Taksim Gezi Parkı’ndaki ve Ankara’da Mülkiyeliler Birliği’nde kurulan revirlere tedavi yapıldığı sırada polis tarafından gaz bombası ile müdahale edildiğini de bildirmiştir.[93] 3 Haziran günü, Mehmet Ayvalıtaş göstericilerin otoyol kapatma eylemi yaptığı sırada bir aracın ezmesi sonucu, aldığı ağır darbeler sonucu hayatını kaybeden Abdullah Cömert'in Jandarma fezlekesinde yakın mesafeden gaz bombası ile vurulduğu iddia edilmiştir. Ankara'da silahla kafasından vurularak öldürülen Ethem Sarısülük'ün katil zanlısı olan polis tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılmıştır. 6 Haziran 2013'te göstericilere müdahale sırasında köprüden düşerek ağır yaralanan komiser Mustafa Sarı hayatını kaybetmiştir. Olayların olduğu günlerde 7 polis intihar etmiş, bu polislerin olayların etkisiyle intihar ettiği iddiası Emniyet Müdürlüğünce yalanlanmıştır.

Eskişehir Anadolu Üniversitesi İngilizce Öğretmenliği bölümünde öğrenci olan 19 yaşındaki Ali İsmail Korkmaz, 2 Haziran 2013’de uğradığı saldırı sonucu beyin kanaması geçirmiş ve 10 Temmuz 2013 günü öğle saatlerinde hayatını kaybetmiştir.

15 Haziran 2013'te polis tarafından atılan göz yaşartıcı gaz kapsülünün başına isabet etmesi sonucu komaya giren 14 yaşındaki Berkin Elvan 11 Mart 2014'te hayatını kaybetti.

15 günde 150.000 adet gaz bombası atıldığı, 3.000 ton su sıkıldığı, OC Gas, CS Gas ve CR Gas olmak üzere 3 çeşit gaz sıkıldığı, göz gibi hassas organlarda kalıcı hasarlar verebilen FN-303 adlı silahtan göstericileri boyamak için ‘bizmut’ içeren kapsüller atıldığı medyada yer aldı.

Polisin müdahaleleri sırasında protestolara katılmayan vatandaşlara saldırılması, biber gazı tüfeklerinin insanları yaralamak veya öldürmek üzere çok yoğun bir şekilde hedef gözetilerek kullanılması, bu silahları kapalı mekanlara ya da konutlara atması, çeşitli dükkanlara ve evlere mahkeme kararı olmadan zorla girmesi medya organlarında yer almıştır. Ayrıca birçok ilde polis ile birlikte hareket ederek göstericilere çivili sopalar ile saldıran siviller ortaya çıkmış, daha sonra bu kişilerden bir kısmının sivil polis olduğu dair haberler çıkmıştır. Ayrıca, bu kişilerin polis ile birlikte yakaladıkları kişilere işkence yaptıkları iddiaları medyada yer almıştır. Polisin müdahaleler sırasında kask numaralarını çeşitli yöntemler ile kapattığı gözlemlenmiş, bu durum polislerin müdahale öncesinde yasaları çiğneme niyetinde oldukları şeklinde değerlendirilmiştir.

Bu müdahaleler karşısında protestocular zaman zaman polise karşılık vermişler ve çatışmışlar, müdahaleleri engellemek için kaldırım taşları, çöp konteynerleri gibi malzemelerle yollara barikat kurarak eylemlerine devam etmişlerdir.[kaynak belirtilmeli] Eylemler sırasında olayları haber olarak vermeyen medya kanallarına ait bazı araçlar, göstericilerin arasında kalan bazı polis araçları, Gezi parkı şantiyesi için getirilmiş bazı araç ve malzemeler eylemciler tarafından tahrip edilmiştir.[kaynak belirtilmeli] Tahrip edilen 6217 nolu polis aracında AK-47 Kalaşnikof silah göstericiler tarafından bulunmuş ve polise teslim edilmiştir. Çiğli'deki protestolar sırasında AKP ilçe binası kundaklanmıştır. Olaylar borsa, turizm, ekonomi ve bölge esnafını etkilemiştir.

Boğaziçi Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler bölümünde öğretim görevlisi olan Koray Çalışkan, protestoların kendinden çok emin ve otoriter bir politikacı olan Erdoğan ve partisi için bir dönüm noktası olacağını söylemiştir. Ayrıca Erdoğan'ın başkanlık sistemine geçiş hesaplarını da etkileyeceğini ifade etmiştir.

Massachusetts Teknoloji Enstitüsü’nde ekonomi profesörü olan Daron Acemoğlu, New York Times gazetesine protestolar üzerine yazdığı makalesinde “Sandık doğru seçenekleri sunmadığında demokrasi eylemle ilerler.” yorumunda bulunmuştur.

Taksim, İstanbul'un turistler tarafından en çok ziyaret edilen yerlerinden biri, 30.000 yatak kapasiteye sahip konaklama ve eğlence merkezidir. 16 Haziran'da (TUROB) Başkanı Timur Bayındır, sadece İstanbul değil tüm Türkiye’de iptallerde patlama yaşandığını, yurt dışından yapılan bütün kongre ve seminerlerin iptal edildiğini, yurt içinden düzenlenen etkinliklerin de tamamına yakınının iptal edildiğini söyledi. Kapalıçarşı Esnaflar Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Hasan Fırat, “Esnaf çok kötü durumda. Normal ciromuzun ancak yüzde 20’sini yapabiliyoruz, kayıp yüzde 80. Kapalıçarşı neredeyse çöktü” dedi.

Birçok ülke vatandaşlarına Türkiye'ye gitmeleri halinde dikkatli olmaları uyarısında bulunmuştur.

İstanbul borsası 3 Haziran günü olayların da etkisiyle %10,47'lik sert bir düşüş yaşamıştır. 6 Haziran günü de başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın Tunus ziyareti dönüşünde yaptığı konuşma borsaya yeni bir satış dalgası getirmiştir. Konuşma öncesi %1,5 seviyesinde olan kayıp, Erdoğan'ın geri adım atmayacaklarını açıklamasıyla endekteki kayıp %5,5'e kadar yükselmiştir. Türk devlet tahvilleri uluslararası piyasalarda değer kaybetmiştir. Olayların devam etmesi ekonomik piyasalarda tedirginliğe sebep olmuş ve 3 Haziran günü TL'nin değer kaybetmesiyle dolar ve euro hızla yükselerek yılın en yüksek seviyesini görmüş ve Borsa İstanbul da hisseler hızla değer kaybetmiştir. Kur yükselişinin asıl sebebi 22 Mayıs 2013 tarihli FED açıklamalarıdır.

Tüm Türkiye'ye yayılan Gezi Parkı eylemleri nedeniyle perakende cirolarında, restoran ve sinema müşterisinde yüzde 30-90 arası düşüşler yaşandığı belirtilmiştir. Kayıp, turizm satışlarına da yansıdı. Pek çok markanın en yüksek satışı yaptığı Beyoğlu mağazasını günlerdir açamaması iş dünyasını etkiledi. Türkiye'nin en büyük sinema zinciri Cinemaximum'un bağlı olduğu Mars Entertainment'ın CEO'su Muzaffer Yıldırım, sinema seyircisinin Gezi eylemleri başladığından bu yana ortalama yüzde 70 azaldığını söyledi.

İstanbul borsası 3 Haziran günü olayların da etkisiyle %10,47'lik sert bir düşüş yaşamıştır. 6 Haziran günü de başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın Tunus ziyareti dönüşünde yaptığı konuşma borsaya yeni bir satış dalgası getirmiştir. Konuşma öncesi %1,5 seviyesinde olan kayıp, Erdoğan'ın geri adım atmayacaklarını açıklamasıyla endekteki kayıp %5,5'e kadar yükselmiştir. Türk devlet tahvilleri uluslararası piyasalarda değer kaybetmiştir. Olayların devam etmesi ekonomik piyasalarda tedirginliğe sebep olmuş ve 3 Haziran günü TL'nin değer kaybetmesiyle dolar ve euro hızla yükselerek yılın en yüksek seviyesini görmüş ve Borsa İstanbul da hisseler hızla değer kaybetmiştir. Kur yükselişinin asıl sebebi 22 Mayıs 2013 tarihli FED açıklamalarıdır.



Tüm Türkiye'ye yayılan Gezi Parkı eylemleri nedeniyle perakende cirolarında, restoran ve sinema müşterisinde yüzde 30-90 arası düşüşler yaşandığı belirtilmiştir. Kayıp, turizm satışlarına da yansıdı. Pek çok markanın en yüksek satışı yaptığı Beyoğlu mağazasını günlerdir açamaması iş dünyasını etkiledi. Türkiye'nin en büyük sinema zinciri Cinemaximum'un bağlı olduğu Mars Entertainment'ın CEO'su Muzaffer Yıldırım, sinema seyircisinin Gezi eylemleri başladığından bu yana ortalama yüzde 70 azaldığını söyledi.

Hasar verilmiş bir FOX tv yayın aracı, Taksim Meydanı, 3 Haziran
Hasar gören iş yerleri, araç ve kamu malları

Dönemin İçişleri Bakanı Muammer Güler'in açıkladığı resmi rakamlara göre, 4 Haziran itibariyle 77 ilde 603'e yakın eylem gerçekleşti. Yapılan eylemler sırasında 280 işyeri, 1 özel konut, 6 kamu binası, 18 belediye otobüsü, 207 özel araç, 103 polis aracı, bir polis merkezi ve 11 AK Parti hizmet binasının yanı sıra başta Ankara ve İstanbul'da olmak üzere çok sayıda otobüs durağı, trafik ışık ve levhaları, MOBESE kameraları, bankamatikler ve kaldırımlarda çeşitli zararlar meydana geldi. İlk tespitlere göre, bu zararların 70 milyon liranın üzerinde olduğu ifade edilmiştir; özel iş yerlerinde ve diğer yerlerde yapılan tespitler dahil edilmemiştir. ". Protestoların ilk günlerinde 3 televizyon kanalının canlı yayın araçlarına ağır hasar verilmiştir.[143] Ayrıca bazı ATM'ler ve belediye otobusleri de ateşe verilmiştir. AKP Çiğli ilçe binası ise kundaklanmıştır.

Duran Adam eylemleri
Taksim'de 17 Haziran günü Erdem Gündüz'ün, Gezi Parkı'na müdahalesini protesto etmek için başlattığı eylem. Taksim Meydanı’nın ortasında yüzünü AKM’ye dönerek “duran” Gündüz’ün bu protestosu kısa sürede sosyal medyada duyuldu ve destek buldu. Gecenin ilerleyen saatlerinde Erdem Gündüz ayrıldı. İlerleyen saatlerde polis bazı duran insanları yaya trafiğini engellediği gerekçesiyle gözaltına alındı. İlerleyen günlerde değişik yerlerde yeni duran insanlar da ortaya çıktı.

Sosyal medya
Protestocuların birbirlerini haberdar etmelerinde başta Facebook ve Twitter olmak üzere "sosyal medya"nın önemli bir rolü oldu. #OccupyGezi ve #DirenGeziParki adlı hashtag formatları oluşturuldu. 31 Mayıs günü akşam 16:00’dan itibaren 12 saat içinde konu ile ilgili 3 ana hashtag grubu için 2 milyon tweet atıldı. Bunların %88’i Türkçe olup, yayınlanan tweetlerin %90’ı Türk kökenli idi.

İlk gün gezi parkında nöbet bekleyen grubun kalabalıklaşmasında ve benzer protestoların çeşitli şehirlerde düzenlenmesinde sosyal medyanın etkisi görülmüştür.

Ancak “sosyal medya” içinde dolaşan birçok haberin kanıtlanabilirliği güç olduğundan, doğruluğu şüpheli ve tamamen yanlış birçok haber de doğruymuş gibi sunulmuştur. Bu durum olaylar hakkında dezenformasyon meydana getirmiştir.[163] İzmir'de "yalan tweet" atarak halkı galeyana getirdiği iddiasıyla 38 kişi Türk Ceza Kanunu'nun 214 ve 217. maddeleri uyarınca gözaltına alınmış, gözaltına alınanlardan 12'si ifadeleri alındıktan sonra serbest bırakılmıştır.[164] Olaylar ilk haftasında 5 milyon civarında yanlış bilgi içeren "tweet atıldığı" iddia edilmiştir.

15 Haziran'da birçok basın organında eylemler sırasında atılan 13.5 Milyon Twitter mesajının analizi yayınlamıştır.

Bu haber tarihinde eklenmiştir.

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.