İlhan Cihaner: Memleket kurtulsun yeter!

Gazetemizi ziyaret eden CHP İstanbul Milletvekili İlhan Cihaner, gündeme ilişkin önemli mesajlar verdi. 1 Kasım’da yapılacak seçimin ardından olası bir koalisyon ihtimalinin doğması halinde, Adalet Bakanı olup olmayacağına ilişkin sorumuzu yanıtlayan Cihaner; «Seçimlerden sonra memleket bu AKP belasından kurtulsun da kimin adalet bakanı olduğu çok önemli değil» dedi

İlhan Cihaner: Memleket kurtulsun yeter!

Cumhuriyet Halk Partisi İstanbul Milletvekili İlhan Cihaner, Beylikdüzü'nde yer alan gazetemiz merkezine ziyarette bulundu. Gündeme ilişkin sorularımızı yanıtlayan Cihaner, çok kısa bir sürenin kaldığı 1 Kasım Genel Seçimine dair değerlendirmelerde de bulundu. Bugüne bakıldığında 7 Haziran öncesinde olduğu gibi bir seçim havası olmadığını ve afiş, bayraklama tarzı çalışmaların az olmasının da buna bir örnek olduğunu anlatan Cihaner, Türkiye'nin bugünlere oldukça yorgun bir şekilde geldiğini ancak CHP'nin 7 Haziran öncesinde olduğu gibi kararlılıkla seçimlere hazırlandığını anlattı.

Koalisyona karşıyım
1 Kasım seçimlerinin ardından doğabilecek olası bir koalisyon ihtimalinde; AK Parti ve CHP arasında bir koalisyon olup olmayacağını ve kendisinin mevcut bir koalisyonda Adalet Bakanı olup olmayacağını da sorduğumuz, Cihaner oldukça net bir cevap verdi. Kendisinin AK Parti ile kurulacak bir koalisyona karşı olduğunu belirten Cihaner, “Seçimlerden sonra memleket bu AKP belasından kurtulsun da kimin adalet bakanı olduğu çok önemli değil. Koalisyonun dinamikleri çok farklı. Bunun kurulması benim kişisel olarak belirleyiciliğimde değil. Ancak ben daha önce de belirtmiştim AKP'nin büyük ya da küçük ortağı olduğu bir koalisyonun hükümet değişikliğinden beklenen faydayı sağlamaması anlamına gelir. Dolayısıyla ben AKP ile herhangi bir koalisyonu doğru olmadığını düşünüyorum” dedi.

Türkiye yönetilemeyen bir ülke
Türkiye'nin yönetimiyle ilgili de eleştirilerde bulunan CHP'li Cihaner, Türkiye'nin iyi bir şekilde yönetilmediğini ve daha da fazlasıyla yönetilemeyen bir ülke haline geldiğini belirtti. Ülkenin gidişat anlamında olumsuz bir durum içerisinde olduğunu ve endişe verici bir gidişatın peşinde olduğunu söyleyen Cihaner,  “Türkiye'de bir yönetilemeyen ülke havası var. Kürt sorununda örneğin yeniden şiddete dönüldü, Ortadoğu'da Türkiye'nin de içine girmesi kaçınılmaz büyük bir kaotik ortam, sığınmacılar sorunu, ekonomik dengenin kötü sinyaller vermesi gibi durumlar bir araya gelince sorunlu bir süreç yaşanıyor. Bunun sorumlusu kuşkusuz 13 yıldır iktidar olan AKP. Üstelik de Haziran seçimlerinde çıkan sonucu da bahane ediyorlar. Bu akli ve ahlaki değil. Çünkü kesintisiz iktidarları devam ediyor. Bakanlar AKP'liydi yine AKP'li, Davutoğlu başbakandı yine başbakan, o zaman da istedikleri düzeni kurup istedikleri atamayı yapıyorlardı yine yapıyorlar. Dolayısıyla bugün yaşananları koalisyona, Haziran seçimlerinde istedikleri sonuçları alamamalarına bağlayamazlar. Zaten 13 yıldır iktidarsınız. Bu sorunun kaynağını tespit etmek açısından çok önemli. Ve bu yaşananları sorun olarak görüyorsanız, bunun sorumlusu da hükümettir. Yeniden hükümete bir umut bağlamanın bu sorunları çözmek için ölümcül bir hata olacağını düşünüyorum. Nasıl bir tablo çıkacağını bilmediğimiz bir seçim üzerine de 'şu olur mu, bu olur mu' diye konuşmak doğru olmaz” ifadelerini kullandı.

Elbette CHP...
“Cumhuriyet Halk Partisi'nin iktidar olacağına inanıyor musunuz?” yönündeki sorumuzu da yanıtlayan Cihaner, Elbette... Türkiye'de seçmen davranışının radikal dönüşümler yaşadığını gördük biz. Eğer bilime inanıyorsak, istatistiki kamuoyu yoklaması da az çok bilimsel bir yöntemse şu andaki gidişat Cumhuriyet Halk Partisi'nin trendinin yükselişte olduğunu gösteriyor. Özellikle bildirgenin tartışılmaya başlanmasıyla, Haziran'daki bildirgenin güçlü yanlarının tahkim edilip gençliğe vurgu, Kürt sorununun çözümüne yapılan vurgu, dış politikaya ilişkin vurgu CHP'nin trendini daha yukarıya çıkarıyor” dedi.

Emanet oy tartışması yanlış
7 Haziran Genel Seçimi'nin ardından HDP'nin barajı geçmesiyle birlikte doğan 'emanet oy' tartışmalarına da değinen Cihaner, 'emanet oy' tartışması yapmanın doğru bir yaklaşım olmadığını savundu. Partilerin tamamına verilen oyların emanet oy niteliği taşıdığına dikkat çeken Cihaner, “Sonuçta her partiye verilen her verilen oy emanettir. Eğer yurttaş bir partinin profesyonel kadrosunda değilse; her seçimde şu ya da bu kaygıyla bir partiye oy verir. Öteki seçimde de bu oyunu değiştirebilir. Bizim burada asıl tartışmamız gereken yurttaşlar kendini niye emanet oy olarak adlandırdıkları; aslında inanmadıkları ya da programını birebir benimsemedikleri bir partiye oy vermek zorunda hissediyor. Sebebi seçim barajı... Ve bunun da sorumlusu AKP. Seçim barajını kaldırmıyor. Öyle olunca da seçmen iradesini deforme eden bir sürü böyle sonuçlar ortaya çıkıyor. Daha önceki seçimlerde CHP'ye oy veren seçmenin barajı geçmesi için HDP'ye oy verse bile bize bizim bölgede AKP'den yüzde 4 – 5 oranında oy geldi. Yani seçmen hareketliliği var. Ordan gideni başka bir yerden tamamlıyor” yönünde görüş bildirdi.

Ha cemaat ha AKP
Ergenekon Davası'nın yaşandığı süreçte kendisinin de gözaltına alınmasını ve o dönem hukuk üzerinde etkin olduğu iddia edilen Gülen Cemaati'ne yakın isimler tarafından sorgulanmasıyla da çok konuşulan İlhan Cihaner, kendisinin yaşadığı sıkıntıların söylendiği gibi direkt cemaatle bağlantılı olup, olmadığın yönündeki sorumuzu da yanıtsız bırakmadı. Cihaner, o gün cemaatin bugün ise AK Parti'nin hukuk üzerinde ciddi bir egemenliği ve baskısı olduğunu söyleyerek, bugün cemaatten hesap sorulacaksa, AK Parti'den de sorulması gerektiğini söyledi. Cihaner, “Cemaatten hesap sorulacaksa AKP'den de sorulmalı. Adalet bakanlığının kadroları çok belirleyiciydi orada. Şimdi sanki cemaatle bu hukuksuzluklarına karşı hesap soruyormuş gibi duran medya şimdi kapattıkları televizyonlar gibi yayın yapıyordu. Gazeteler aynı yayını yapıyordu. Bu hukuksuzlukların başrolünde cemaat olmasına rağmen hesap sorulması gereken biri yapı da AKP'dir. Dolayısıyla burada cemaate hesap sorulurken onu alkışlayan herkesin AKP'nin sorumluluğuna dair de bir çift laf etmesi lazım. Aksi taktirde önümüzdeki yeni hukuksuzluklara da çanak tutulmuş olur. Bizim derdimiz hukuksuzluğun cemaatten ya da hükümetten gelmesi değil; hukuksuzluğun bizahiti kendisi. Bunun sorumlusu kimse o hesabını versin. Yani AKP'den hukuksuzluk gelince cemaatten gelmiyor diye buna rıza mı göstereceğiz? Tabi ki değil...” ifadelerini kullandı.

Cemaat her şeyi biliyormuş!
Yayıncı kuruluş Dijitürk'ün savcılık kararı sonrası cemaate ait olan; Samanyolu, Samanyolu Haber, Bugün Tv, Kanaltürk ve çizgi film kanalı olan Yumurcak Tv'yi dahi yayından çıkarmasını da değerlendiren Cihaner, Fethullah Gülen'e ait yayın organlarının geçmiş yıllarda özgür basından yana hiçbir yayın yapmadığını şimdi yapıp yapmayacağının da şüpheli olduğunu söyleyerek, “ Çünkü Savcılığın konuyla ilgili yazısını görmedim. Ne olmuş da yayınları durdurmuş? Ticari nedenlerle mi yoksa siyasi baskı nedeniyle mi çıkarıldı bilmiyoruz. Ama burada özgür basın diyorsak Fetullah Gülen grubunun kamudaki, yargıdaki ve medyadaki yapılanmasına dair de bir çift laf etmemiz gerekir. Bunu etmezsek eksik kalır. Çünkü Fetullah Gülen grubu bugüne kadar hiç de özgür basın tanımını hak edecek bir yayın yapmıyordu. Şimdi yaşadıkları sonucu hak ederler mi, o ayrı bir şey. Ama şunları da sormak hakkımız; kamudaki, yargıdaki kadrolaşmaktan vazgeçtiniz mi? Ki biz de sizin yanınızda duralım. Çünkü bu süreçte öğrendik ki, cemaat grubu masumiyet karinesi ne demektir, basın özgürlüğü nedir, haber nasıl yapılır biliyorlarmış. Peki bunları önceden niye yapmıyordunuz? Buna yargıçları, savcıları, gazetecileri de dahildir. Önce bir özeleştiri yapmaları gerekir. Bunu yapmadan pozisyonunuzu doğrudan bu yapının yanında konumlandırırsanız gerçekliğin bir boyutunu gözardı etmişsiniz demektir. Yargıda 4 – 5 bin civarında hakim savcının Fettullah Gülen grubunun emrinde olduğu iddiası var. bu iddia orta yerde duruyorken bununla ilgili bir soruşturma yapılmasın diyebilir misiniz?” dedi.

Sevinç kırıntısı bile yok
“Ergenekon ve Balyoz davalarında bugün gelinen noktada, cemaate karşı yapılan operasyonları gördüğünüzde içinizden 'oh olsun' diye geçirdiğiniz oluyor mu? Ya da yüreğinizde küçük de olsa bir sevinç kırıntısı geçiyor mu?” yönündeki sorumuzu da yanıtsız bırakmayan Cihaner şöyle konuştu; “Ergenekon, Balyoz davaları sürecinde o kadar çok insanın hayatı mahvoldu ki! İnsanlar yaşamını yitirdi. Onuruna yediremeyip intihar edenler oldu. Bu kadar acının yaşandığı bir olayda, sonu böyle olsa bile insanın aklından sevinç kırıntısı bile geçmez. Ancak şu anlamda toplumsal faydaya evrilebilir. Bazı kavramlar tartışılabilir hale geldi. Burada medya da, aydınlar da, hukukçular da kendisine pay çıkarmalı. Şimdi ortaya çıkan olgular o zaman da gizli saklı şeyler değildi ki, apaçık ortada duruyordu. O sahte delillere, o yalan tanıklara, o hukuka akla mantığa aykırı işlere birileri 'Türkiye bağırsaklarını temizliyor' diyordu. Öte taraf bu böyle olmaz, yasa şöyle diyor, mantık böyle diyor dese bile adamlar bilirkişi incelemesi yaptıramıyordu. Bir tehdit telefonunun kendi telefonundan gönderilmediğini ispatlayamıyordu ve o adama 16 yıl hapis cezası verdi bunların yargısı.

AKP tezgahın parçasıydı
AK Parti'nin cemaat tarafından sürekli olarak kandırıldığını söylediğini de hatırlatan Cihaner, “AKP bugün 'kandırıldık' diyor ama böyle kandırılma filan yok. Doğrudan doğruya tezgahın bir parçasıydı. Bizim burada belki toplumun faydasına çevireceğimiz şey şu; sonradan birbirine düşmüş iki çetenin politik ya da kriminal gündeminin dışında üçüncü tertemiz bir hukuk devleti inşa etmek için faydalanması. Bunu yaparsak faydalı olur. Öyle bir şey inşaa etmeliyiz ki biz bir daha ne bu tarz hukuksuzluklar birinin aklından geçebilsin ne de böyle şeyler gerçekleşsin. “Herkese hukuk lazım” demeyelim; “hukuk zaten var” diyelim” diye konuştu.

Hukukçu birikimi var
türkiye’de her şeye rağmen yeniden bir hukuk düzeninin inşa edilebileceğini ve Ergenekon ile Balyoz süreçlerinin yaşandığı dönemde gayet olumlu hareket eden ve geçerli düzenin dışında kalan insanlar olduğunu hatırlatan Cihaner, adalet ve hukukun tekrar sağlanabileceğini belirterek, “Bu o kadar basit ki. Bu yaşananların tamamında doğru pozisyon almış yabana atılmayacak sayıda insan var. O perspektife sahip, önceliği adalet ve hukuk devleti olan bir yönetimi iş başına getirirseniz; hayata geçirecektir. Bu süreçlerin hepsinde doğruyu söyleyen ve söylediklerinin doğru olduğu sonradan ortaya çıkan insanlar var, siyasi akımlar var. Bizim partinin bu noktalarda yanlış bir tutum aldığını düşünmüyorum. Ben o zamanda Ergenekon için, MİT tırları için, 17 – 25 Aralık için ne diyorsam şimdi de onu diyorum. Türkiye'nin bu üçüncü yolu inşa edebilecek hukukçu birikimi var. Yeter ki onu hayata geçirebilecek siyasi perspektifi siz iktidar yapın” dedi.
Bu haber tarihinde eklenmiştir.

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.