Koalisyon türbülans demektir

Gıda Tarım ve Hayvancılık eski Bakanı Mehdi Eker, milletvekili adayı olduğu İstanbul 3. Bölgede gazetecilerle bir araya geldi. 1 Kasım seçiminin Türkiye için kaderini değiştirecek kadar önemli olduğunu ifade eden Eker, “Ya koalisyon olacak ya da tek parti iktidarı. Koalisyon bir türbülanstır. Türkiye bu türbülansa girdiğinde 10 senede çıkamıyor. Bizim milletimizden talebimiz bu türbülansa düşmemesi” diye konuştu

Koalisyon türbülans demektir

AK Parti İstanbul 3. Bölge Milletvekili Adayı olan Gıda Tarım ve Hayvancılık eski Bakanı Mehdi Eker, yerel medya mensuplarını yemekte ağırladı. Yeşilköy’deki Fener Park Cafe&Restaurant’da gerçekleştirilen yemekli toplantıda gazetecilerin sorularını yanıtlayan Eker, Türkiye'nin tek başına iktidara ihtiyacı olduğunu söyledi.

1 Kasım seçimlerinin Türkiye’nin en önemli seçimlerinden birisi olduğunu söyleyen Eker, “Bu bir kader seçimi. Çünkü Türkiye ya istikrar içerisinde tekrar, arkasında büyük bir çoğunluğun olduğu güçlü bir parti hükümetini, yani istikrarı seçecek veya Türkiye koalisyonu tercih edecek. Koalisyon bir türbülanstır. Türkiye bu türbülansa girdiğinde 10 senede çıkamıyor. Önceki koalisyon dönemlerini düşünün. Bizim milletimizden talebimiz, bu türbülansa düşmemesi” diye konuştu.

Cesur kararlar alınmıyor
“Hangi parti olduğundan daha önemli. Artık hangi parti olacaksa olsun ama tek başına iktidar olsun; bu çok daha önemli” diyen Eker, “En çok kimin Türkiye’nin sorunlarını çözebileceğine inanılıyorsa, o partiye güçlü destek verilmesi lazım. Aksi takdirde koalisyon dönemlerinde Türkiye’nin sorunlarını çözecek reformlar yapılması mümkün olmuyor. Birçok düzenleme yapılması gerekiyor ve o düzenlemeler hep maalesef o koalisyon dönemlerinde aksıyor. Cesur kararlar alınamıyor. Hâlbuki cesur kararlar alınması gerekiyor. Gerek ekonomide gerek siyasal olaylarda bu böyle” ifadesini kullandı.

Türkiye'nin ders çıkarması gerek
7 Haziran seçimlerinden sonra koalisyon kurulmamasının müsebbibinin AK Parti olmadığını söyleyen Eker, “Koalisyonla ilgili değerlendirme seçim sonuçları çıktıktan sonra yapılır. Sonuçta idare sahibi vatandaştır, oy da onundur. Biz koalisyonların ülkeyi ne kadar geriye götürdüğünü anlatmakla mükellefiz. Geçmişte Türkiye bunları yaşadı. Türkiye'nin koalisyonlarla yaşanmış bir başarı hikayesi yoktur. Geçmişten ders alarak, tecrübelerini kullanarak yeniden koalisyona izin vermeyeceğini umuyoruz. Eğer tekrar aynı şeyleri yaşayacaksak; o zaman ne acılardan, ne tasalardan, ne tecrübelerden hiçbir ders almamışız demektir..

Bölge kişiliğimle uyum sağlıyor
3 dönem Diyarbakır milletvekilliği yaptıktan sonra 7 Haziran seçimlerinde aday gösterilmeyen Eker, 1 Kasım seçimlerinde İstanbul'dan aday gösterilmesini şöyle değerlendirdi; “Bu bölgenin siyaset sosyolojisi, benim kişisel muktesebatımla uyuyor. İstanbul üçüncü bölge tarım alanlarının ve tarımsal nüfusun en çok olduğu yer. 5 milyon nüfusun yüzde 33.5'i Doğu ve Güneydoğu Anadolu illerinden göç etmiş. Dolayısıyla 7 Haziran'da bu bölgede bu nüfusa hitap edecek bir adayımız yoktu.” İstanbul 3’üncü bölgede göç oranının yoğun olduğunu ifade eden Eker, “İstanbul 3’üncü bölgede yaşayanların yüzde 87’sinin İstanbul dışından buraya gelmiş. Herkes buraya bir değerle geldi, herkes kendi zenginliğini getirdi. Bir imparatorluğun mirası ve zenginliği, hem kültür mirası, hem insan zenginliği, hem folklor, hem örf adet gelenek-görenek, hepsi birlikte İstanbul’a geldi. Burası bizim ortak şehrimiz” ifadesini kullandı. İstanbul’da yaşayanların memleketleriyle ilişkilerini de sürdürdüğünü de belirten Eker, İstanbul üzerinden bütün Türkiye ile bir bağ kurulabileceğini anlattı.

Türkiye’nin kanı akıyor
Güncel konulara da değinen ve dünyada Karadeniz havzasında, Ukrayna ve Rusya arasında, Rusya ve Avrupa Birliği arasında, Akdeniz Havzasında, Kuzey Afrika ile Ortadoğu’da sorunlar olduğunu da anlatan Eker; “Böyle bir üçgende Türkiye bütün her şeye rağmen 2008’den bu yana istikrarını korudu. Çünkü güçlü kararlar alınıyordu, risk alınıyordu ve isabetli kararlarla politikalar yönetiliyordu. Ama şimdi 7 Haziran’dan itibaren ortada bir endişe var. Türkiye acaba bir tek parti hükümeti kuracak mı yoksa bir koalisyon mu olacak? 1 Kasım bunun için bir kader seçimi. Bunlara ilaveten siyasi meseleler var. Türkiye’nin çözüm süreciyle ilgili meselesi var, terör problemi var. Türkiye’nin kanı akıyor, Türkiye’nin huzuru, gelecekteki rolü açısından da siyasi istikrar çok önemli. Ortadoğu’da bizim dışımızda bir ateş var. O yangın sönmüyor, o yangının alevleri rüzgârın tesiriyle bize doğru, bizim saçaklarımıza doğru geliyor. Eğer biz yine siyasi istikrarla, güçlü bir hükümetle bunlara karşı tedbir almazsak, zarar görürüz.”

Aidiyet duygusu güçlenmeli
Ortadoğu’daki gelişmelere karşı Türkiye’nin güçlü olması gerektiğini anlatan Eker, bunun da birlik ve beraberlikle mümkün olduğunu ifade etti. “Milli birlik ve beraberlik aidiyet duygusuyla güçlenir” diyen Eker, “Yani herkesin ‘İyi ki ben Türkiye Cumhuriyeti’nin vatandaşıyım, ben bununla iftihar ediyorum’ diyeceği bir sistem in-şa etmeliyiz. Bunun için reform, bu-nun için de tekrar güçlü bir hükümet lazım. O zaman biz aidiyet duygularını güçlendirecek reformlar yaparız, iç barış sağlanır, dışa karşı kendi-
mizi daha iyi savunuruz. Yani durum aslında bu kadar net” dedi. 

Belirsizlik ekonomiyi etkiledi
7 haziran öncesi ve sonrası ekonomik gelişmeleri değerlendiren Mehdi Eker, “7 Haziran’a kadar Türkiye’de 2002 Kasım’ından itibaren tek başına bir iktidar vardı. Bu hükümet dünyada 2008’den itibaren başlayan ve dünyayı sarsan özellikle Yunanistan gibi, Portekiz gibi dünyayı etkileyen ekonomik krizlerin Türkiye’yi etkilemesine izin vermedi. Altındaki temel parametre, güçlü istikrarlı bir hükümetin olması. Ama 7 Haziran’dan itibaren bütün işadamları da esnafın da yatırımcının da herkesin gözü televizyon kanalarındaki döviz, faiz, borsa göstergelerine takılmaya başladı. İnsanlar orayı takip ediyor, akılları fikirleri orada. Çünkü onunla bir karar verecek. Yeni yatırım yapacak, kredi alması lazım, ‘Ben bu krediyi alırsam geri ödeyebilir miyim? Faiz yükselirse ben bunu ödeyebilir miyim? Mal üretip bu malı nereye satarım? Türkiye nasıl bir ekonomik politikayla karşı karşıya? Döviz faiz dengesi nasıl olacak? İhracat ağırlıklı bir ekonomik politika mı izlenecek?’ Tüm bunlar insanların zihninde. Bunun temel nedeni istikrar. Acaba bir problem olur mu, 7 Haziran’dan beri Türkiye bunu hissediyor” diye konuştu.

Tarım hayat demektir
Türkiye’de 10 yıl ile en uzun tarım bakanlığı yapan kişi olan Eker, “1 Kasım seçimi sonrasında oluşacak hükümette tekrar tarım bakanı olmak ister misiniz, yoksa tarımdan bıktınız mı” sorusuna şu cevabı verdi; “Tarımdan vazgeçilir mi, tarım hayat demektir. Ben 1978 yılından beri Tarım Bakanlığı'nın içindeyim ve her kademesinde yer aldım. Tarım Bakanı olarak da birçok önemli işe imza attım. Ancak siyasi görevler talep edilerek olmaz, kariyer alanı değildir. Planlanarak, istenerek olan bir şey değildir. Sadece ihtiyaç varsa, sizin o görevi yapabileceğiniz düşünülürse o sorumluluk size verilir.”
Bu haber tarihinde eklenmiştir.

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.