Mehmet Baransu: 1. Ordudan çalınan Balyoz belgelerini gazetecilere Erdoğan sızdırdı!

"Amaç, Çetin Doğan’a, her adımından haberdar oldukları bilgisini vermekti."

Mehmet Baransu: 1. Ordudan çalınan Balyoz belgelerini gazetecilere Erdoğan sızdırdı!

Balyoz Darbe Planı'nın 'kumpas' soruşturması kapsamında iddianamesi hazılanmadan bir yılı aşkın süredir tutuklu bulunan Mehmet Baransu, Haberdar'da Balyoz haberiyle ilgili bir yazı dizi kaleme aldı. Dizinin ikinci bölümünde Baransu, 1. Orduda darbe hazırlığı yapıldığını gazetecilerden siyasilere herkesin bildiğini ifade ederek sürece ilişkin; "Çetin Doğan’ın “rutin dışı planı” yakın markajdaydı. Bazı gazete ve gazetecilere “konudan haberdarız” diye bilgi sızdırıldı. Bazı belgeler, seminerden birkaç gün sonra 1. Ordu’dan çalınıp, dönemin Başbakanı Abdullah Gül ve Recep Tayyip Erdoğan’a verildi. Çalınan belgelerden biri de seminerin ses kayıtları, bantlarıydı" diye yazdı.

Baransu, belgelerin basına sızdırılması ile ilgili olarak ise; "Amaç, Çetin Doğan’a, her adımından haberdar oldukları bilgisini vermekti" ifadesine yer verdi.

Dönemin Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Aytaç Yalman'ın 'darbe' sürecini 'Zor Yılların Sessiz Tanığı' kitabında 180 sayfa yer ayırdığını belirten Mehmet Baransu; "Mahkemede tanık olarak “hiçbir şey anlatmamıştı” ama kitabında yüzlerce ayrıntıya yer vermiş. Çetin Doğan ve bazı arkadaşlarının, emir komuta zinciri dışına çıkıp, bir takım icra-i faaliyetler içine girdiğini yazmış. Doğan ve beraberindeki bazı komutanları 'üstü kapalı uyarmış.' Kitabı okuduğunuzda “2003’te yaşananları aslında herkesin bildiğini, ancak susmayı tercih ettiklerini” de görüyorsunuz" dedi.

Mehmet Baransu'nun yazı dizinin ikinci bölümü şöyle:

Orgeneral Aytaç Yalman. “Rutin dışına çıkılan” seminerin yapıldığı dönemde Kara Kuvvetleri Komutanı. Dönemin 1. Ordu Komutanı Çetin Doğan’ın komutanı.

Yalman'ın bu koltuğa oturması tartışmalı olmuştu. 2002 Ağustos YAŞ'ında, K.K.K'na Orgeneral Edip Başer'in atanması beklenirken, Jandarma Genel Komutanı olan ve emeklilik hazırlıklarına başlayan Yalman, sürpriz şekilde bu koltuğa oturdu. Aynı dönemde, Çetin Doğan'ın da dönemin Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hüseyin Kıvrıkoğlu'yla görüşüp, K.K.K için söz aldığı konuşulmuştu.
 
Çetin Doğan KIıvrıkoğlu ile görüşüp K.K.K için söz aldığını Aytaç Yalman doğruladı 
 

Bu iddia o günlerde yalanlandı. Ancak yıllar sonra iddianın doğru olduğu ortaya çıktı. Çetin Doğan'ın K.K.K koltuğu için söz aldığını, Aytaç Yalman açıkladı. Bu makama gelemediği için, bazı hukuk dışı hareketler içerisine girdiğini söyledi. Yazdığı kitapta detayları açıkladı.
 
Doğan, Kara Kuvvetleri Komutanlığı’na oturamamıştı. 1. Ordu Komutanı olduğu dönemde Yalman'ı tasfiye edip bu koltuğa göz diktiği iddia edildi. Yalman, bu iddiaları da kitabında doğrulamış.
 
Komutanların birbirleriyle koltuk savaşı verdiği böylesi bir dönemde, AK Parti tek başına iktidara geldi. Orduda bir grup bu durumdan rahatsızlık duydu.
 
Kara Kuvvetleri Komutanı olmadığı için  silah arkadaşlarına kızgın olan Çetin Doğan düğmeye bastı
 
28 Şubat’ın kudretli generallerinden Çetin Doğan, rahatsızlık duyanların başında geliyordu. 1. Ordu Komutanı olarak ilk düğmeye basan isim oldu. Kara Kuvvetleri Komutanı olamamıştı, silah arkadaşlarına da kızgındı.  
 
Mart ayının ilk haftasında, sorumlu olduğu komutanlığın, rutin yıllık seminer programı vardı. Doğan, hazırlıklara çok önceden başladı. Yalnız bu hazırlık, daha önceki seminerlere göre çok farklılık arz ediyordu. "Rutin dışına" çıkılıyordu, Ankara gelişmelerden rahatsızdı.  
 
Çetin Doğan, irtica adı altında, “Sıkıyönetim, muhtıra, Milli Mutabakat Hükümeti” gibi sonucu bir müdahaleyle neticelenecek bir planı, seminerde görüşeceğini söyledi.
 
Çetin Doğan 'plan yapılmayacak' emrini dinlemedi
 

Ankara, Genelkurmay ve Kara Kuvvetleri Komutanlığı bunun ne anlama geldiğini biliyordu. “Bu plan yapılmayacak” diye emir verildi. Emir yazılı halde “ivedilikle” Çetin Doğan’a gönderildi.
 
“Yapılmayacak” emrine rağmen Doğan, emri altındaki 56 birliğe yapılmayacak denilen planı gönderdi. Hazırlıkları buna göre yapmalarını istedi. Doğan, hem Genelkurmay Başkanlığı’na hem de Kara Kuvvetleri Komutanı’na “başkaldırmıştı.” “Emrinizi dinlemiyorum” diyordu.
 
12 Eylül Darbe ve  Bayrak Harekat Planı arşivden indirilip güncellendi
 
Bununla da kalmayıp, amacını iyice açık eden başka bir emir daha verdi. 1. Ordu Komutanlığınca hazırlanan ve arşivlerde olan, “12 Eylül Darbe Planı”, “Bayrak Harekât Planı'nı” da arşivlerden indirtti. “Güncelleyin, 2003 yılına uyarlayın, tüm planlarınızı buna göre yapın” emri verdi.
 
Bayrak Harekât Planı demek, 12 Eylül gibi bir müdahalenin kapıda olduğunun habercisiydi.
 
Karşı çıkan komutanlar ya tasfiye edilecek ya da korkutulup zorla bazı şeylere mecbur bırakılacaktı. Bayrak Harekât Eylem Planı’nı güncelleyip, 2003 yılına uyarlama görevi Albay Süha Tanyeri’ne verildi. Daha sonra general olacak bu ismi Türkiye 2006-2007 yılında tekrar duyacaktı.
 
Balyozun 'jenerik' toplantısını Yasemin Çongar deşifre etti
 
Amerika’da, Hudson Enstitüsü’nde bir toplantı yapılmış ve o toplantıda Taksim’de bomba patlatılması, Anayasa Mahkemesi Başkanı Aysel Tuğcu’nun öldürülmesi gibi korkunç planlar konuşulmuştu. O toplantıya da “jenerik” denilmişti. İşte bu planların konuşulduğu toplantıda Tanyeri de vardı.
 
Bu toplantıyı Milliyet gazetesi kamuoyuna duyurdu. Yasemin Çongar’ın haberi kısa bir süre sonra doğrulanmak zorunda kaldı.
 
12 Eylül Darbe Planı sokak sokak 2003 yılına uyarlandı
 
İşte böyle bir isme 12 Eylül darbe planını güncelleme emri verilmişti. 12 Eylül planını, sokak sokak 2003 yılına uyarladı. Basın bildirileri, sıkıyönetim planları güncellendi. Notlar alındı. Bir müdahale anında nüfus karşılaştırması, polis, jandarma gücü, ne kadar kuvvete ihtiyaç duyulacağı gibi çok ayrıntılı analizler yapıldı.
 
Yönetime el koyma gibi yüzlerce plan hazırlandı
 
Sıkıyönetim planları, muhtıra, meclisi feshetme, sokak sokak tankların konuşlandırılması, tutuklanacak, gözaltına alınacak kişiler, yönetime el koyma gibi, "rutin dışı" yüzlerce plan, bu kapsamda hazırlandı.  
 
Ankara ve MİT gelişmelerden haberdardı
 
Ankara, gelişmelerden haberdardı. Haberdar olan kurumlardan biri de MİT’ti. Cumhuriyet Yayın Yönetmeni İlhan Selçuk, Ankara Temsilcisi Mustafa Balbay ve iki isim daha, MİT Müsteşarını o dönem ziyaret etmişti. Müsteşar, kendilerine 1. Ordu Komutanlığı’ndaki hazırlıktan bahsetmiş, Balbay da bunu Ergenekon operasyonlarında bilgisayarından silmeye çalıştığı günlüğüne not etmişti. 27 Mayıs benzeri bir harekât olduğunu da yazmıştı.
 
Darbe hazırlığını dönemin tüm aktörleri biliyordu
 
O dönemin tüm aktörleri, bugün üç maymunu oynasalar da, 1. Ordu’daki darbe hazırlığından hepsi haberdardı.  
 
Balyoz belgeleri 1. ordudan çalınıp Gül ve Erdoğan'a verildi
 
Ankara gelişmelere karşı anbean teyakkuza geçmişti. Çetin Doğan’ın “rutin dışı planı” yakın markajdaydı. Bazı gazete ve gazetecilere “konudan haberdarız” diye bilgi sızdırıldı. Bazı belgeler, seminerden birkaç gün sonra 1. Ordu’dan çalınıp, dönemin Başbakanı Abdullah Gül ve Recep Tayyip Erdoğan’a verildi. Çalınan belgelerden biri de seminerin ses kayıtları, bantlarıydı.
 
Belgeler gazetecilere sızdırıldı
 
O dönem bir gazeteciye, Aktüel dergisine iki belge sızdırıldı. Amaç, Çetin Doğan’a, her adımından haberdar oldukları bilgisini vermekti. Darbe planını önlemek için haber yaptırılan o gazeteci, yıllar sonra benimle ilişkilendirildi. Adı Tuncay Opçin’di. Opçin iftirası ve yalanıyla, bir dönemin perde arkasını kapatmak istiyordu iktidar.
 
O günlerle ilgili tek satır bilgi sahibi olmayan ve o yıllarda cemaatin evlerinde kalıp, “cemaatin özel” işlerini yapan “kullanışlı aptal” ise iftiranın baş aktörlerinden biri olmuştu. Bu dizide bu iftiranın sebebini de yazacağım. 
 
İşte böylesi bir dönemde, Aktüele haber sızdırılıp, Çetin Doğan’a mesaj verildiği günlerde, Doğan’ın üstündeki komutanlar da kendisini ve altındaki komutanları uyarmaya başladılar.
 
Haberin devamını okumak için tıklayınız...

Bu haber tarihinde eklenmiştir.

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.