Oya Baydar'dan Cumhurbaşkanı Erdoğan'a 'Sizin dostunuz yok mu?' yazısı

T24 yazarlarından Oya Baydar, 15 Temmuz ve gündeme dair yazdığı yazısında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan hakkındaki sözlerle sosyal medyanın gündemine oturdu. Baydar'a tepki gösterenler kadar destek verenler de vardı. İşte o yazı...

Oya Baydar'dan Cumhurbaşkanı Erdoğan'a 'Sizin dostunuz yok mu?' yazısı

Düşenin dostu olmaz, derler; aslında yükselenin de pek dostu olmaz. Son zamanlardaki halinize baktıkça hem sizin için hem de kaderine hükmettiğiniz bu ülke için kaygılanıyorum. 78 milyonu nereye sürüklüyorum, kendime ne ediyorum demeden, dört bir yanı yıka döke ilerleyen amok koşucusu gibisiniz.

15 Temmuz ve sonrasında yaşadıklarımız hepimizi, bütün ülkeyi çöküntüye sürükledi. Bir süredir tırmanan toplumsal gerginlik ve cinnet hali tavan yaptı. Bu ülkede yaşayan hiç kimse, hiçbirimiz şu günlerde ruh sağlığımızın yerinde olduğunu söyleyemeyiz. Şaşkınız, çaresiziz, güvensiziz, korkuyoruz, kuşkular içindeyiz. Hem cumhurbaşkanı, hem de kanlı darbecilerin canına kastettiği kişi olarak bu ruh halini bizlere göre daha şiddetli yaşamakta olduğunuz her halinizden, hatta yüzünüzün çizgilerinden bile belli oluyor. Kişilik özellikleriniz de hesaba katılırsa halinizi anlamak mümkün, en azından ben anlıyorum. Kimi dalkavuklarınız sizi peygamber gibi, mehdi gibi görse de hepimiz gibi bir fanîsiniz (Ah! Bunu ara sıra hatırlayabilseniz); korkmanız, kuşku duymanız çok doğal.

Dost uyarır, acı söyler

Bu ruh hali, yaşamakta olduğumuz kritik dönemde sizi Türkiye’nin geleceğini karartacak büyük yanlışlara sürüklüyor. Yakın çevreniz sizi uyarmıyor, engellemiyor, Türkiye’de iyi kötü bir anayasa olduğunu ve bu anayasayı sık sık ihlal ettiğinizi hatırlatmıyor. Aksine daha fazla yanlış yapmanız için adeta teşvik ediyor. Dalkavuklar, saray soytarıları, belkemiksiz ikbâl avcıları, kurtuluşu sultana biat etmekte gören, gölgelerinden ve mevkilerinden korkan kişiliksiz, ödlek zevat gerçek dostunuz değil. Eğer dost olsalardı sizi uyarırlardı; kararlarınızı, nobran üslubunuzu, iktidarınızı toplumu birbirine düşürerek pekiştirmeye dayanan tarz-ı siyasetinizi, kininize öfkenize yenilerek attığınız adımları, keyfi kararlarınızı tartışmaya, sizi yanlıştan döndürmeye cesaret ederlerdi. Ve de hepsinden önemlisi, kanlı darbe girişiminin yarattığı olağanüstü durumdan yararlanıp kendinizi akıl almaz yetkilerle donatmanızı, ordudan istihbarata, yargıdan yürütmeye her şeyi kendinize bağlayarak ülkenin geleceğini OHAL koşullarında dizayn etme çabanızı engellerlerdi.

Yazının tamamını okumak için tıklayınız >>>

Oya Baydar kimdir?
Oya Bardar (1940, İstanbul), Türk yazar, sosyolog. Uzun zaman sosyalist siyasetin içerisinde yer almıştır. T24 internet gazetesinde yazarlık yapmaktadır.

Notre Dame de Sion Fransız Kız Lisesi'nde okudu. Lise öğrencisi iken Fransız yazar Françoise Sagan’dan etkilenerek ilk romanını yayımladı. Lise son sınıfta iken yazdığı Allah Çocukları Unuttu adlı gençlik romanını hem Hürriyet gazetesinde tefrika oldu hem de kitap olarak yayımlandı. Bu roman yüzünden neredeyse okuldan atılıyordu. Lise yıllarında yazdığı ilk romanlarından sonra yazmaya ara verdi, uzun zaman siyasetle uğraştı, olgunluk çağında yeniden edebiyata döndü. 1964'te İstanbul Üniversitesi Sosyoloji Bölümü'nü bitirdi ve bu bölüme asistan olarak girdi. "Türkiye’de İşçi Sınıfı’nın Doğuşu ve Yapısı" konulu doktora tezinin Üniversite Profesörler Kurulu tarafından iki kez reddedilmesi üzerine, öğrenciler olayı protesto için üniversiteyi işgal ettiler. Bu olay ilk üniversite işgali eylemi oldu. Baydar, daha sonra Ankara Hacettepe Üniversitesi'nde asistanlık yaptı. 1971'deki 12 Mart Darbesi sırasında, Türkiye İşçi Partisi ve Türkiye Öğretmenler Sendikası (TÖS) üyesi olarak, sosyalist kimliği nedeniyle tutuklandı ve üniversiteden ayrıldı. 1972-1974 arasında Yeni Ortam, 1976-1979 arasında Politika gazetelerinde köşe yazarlığı yaptı. Eşi Aydın Engin ve Yusuf Ziya Bahadınlı ile birlikte İlke dergisini kurdu. Sosyalist yazar, araştırmacı ve eylem kadını olarak tanındı. Yine 12 Eylül Darbesi sırasında yurtdışına çıktı ve 12 yıl boyunca Almanya'da sürgünde kaldı. Burada, sosyalist sistemin çöküş sürecini yakından yaşadı. Bu süreci 1991’de yayımladığı Elveda Alyoşa adlı öykü kitabında anlattı.

1992’de Türkiye’ye döndü. Tarih Vakfı ve Kültür Bakanlığı'nın ortak yayınları olan İstanbul Ansiklopedisi'nde redaktör ve Türkiye Sendikacılık Ansiklopedisi'nde genel yayın yönetmeni olarak çalıştı. Türkiye’ye döndükten sonra ardı ardına yayınladığı öykü ve romanları ile çok sayıda ödül kazandı ve sevilen bir yazar oldu.

Bu haber tarihinde eklenmiştir.

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.