Özgecan'ın katilinin kız kardeşi: Neremize geldiği fark etmeden vurup, sonra karşımıza geçip...

"Geceleri siren sesiyle ya da üzerimize su dökerek uyandırırdı."

Özgecan'ın katilinin kız kardeşi: Neremize geldiği fark etmeden vurup, sonra karşımıza geçip...

Özgecan Aslan cinayetini işleyen ve kaldığı cezaevinde öldürülen Ahmet Suphi Altındöken'in kız kardeşi, "Bizi öldüresiye döverdi. Geceleri siren sesiyle ya da üzerimize su dökerek uyandırırdı. Neremize geldiği fark etmeden vurup karşımıza geçip 'oh rahatladım' derdi" dedi.

Altındöken'in annesi Naciye Tan, oğlunun günlerce gömülememesiyle ilgili olarak, "Cenazeyi gömdürmeyerek, bitmiş bir hayatla kavga ederek aslında ona değil bana işkence ettiler. Ezilmiş bir canlı düşünün. Defalarca üzerinden arabayla geçtiler" dedi.

Habertürk'ten Kübra Par'ın Ahmet Suphi Altındöken'in annesi Naciye Tan ile kız kardeşiyle yaptığı röportajın bir bölümü şöyle:

Cinayetten nasıl haberiniz oldu? 

Olaydan 2 gün sonra jandarmadan neler olduğunu öğrendik. Söylenenlerin bu kadar derin olmasına inanmak istemiyordum. Olaydan sonra işe devam etmek zorunda kaldım. Canınız acısa da müşteri geldiği an başka bir maskeye bürünüyorsunuz. Akşam el ayak çekilince canım o kadar çok yanıyordu ki... Bir hayat gitmiş. Yeni hayatta herkes bana yabancı. Attığım adım bile tam değil, boşluktayım. Kimseye bir şey anlatamıyordum. Sokakta bakışlarıyla “O kadın” diyorlardı. Hiç kimseye bir şey söylemeye hakkım yok. İşyerim eski Ankara yolundaydı.“Acaba kamyonun altına mı girsem” diyordum. Sonra “Bana çarpana yazık olur” diye yapamadım. Beynim o kadar kalabalıktı ki. Sabah uyanıp kendimi çimdikliyordum. Rüyada olmak benim için daha iyiydi. Hiç uyanmak istemiyordum.

Suphi’nin cinayet işlediğini duyunca kendinizi sorguladınız mı? Onu iyi yetiştiremediğinizi düşündünüz mü? 

Benim de hatalarım olmuştur. Çocuklarımın yanında kavga etmeseydim belki bu hale gelmezdi. Bir ömür verip yetiştiriyorsunuz, elinizde kocaman bir sıfır kalıyor.

Şiddet görüyor muydunuz?

O konuyu hiç açmak istemiyorum. Yaşandı bitti. 2009’da ayrıldım. Kızımın üniversite sınavından bir gün önceydi. Eşya almadan çıkmıştım o evden. Küpelerimi satıp yol parası yaptım. Kızımı okula yazdırmaya götürdüm. Çok şükür kızım okudu.

‘17 yaşında kaza geçirdi, böyle oldu’

Suphi’nin şiddet eğilimi ne zaman başladı? 

17 yaşında feci bir motor kazası geçirdi. Kafası ağır hasar aldı. Günlerce hayat ünitesinde kaldı. Kafatasındaki bir kemiğini çıkarıp platin taktılar. İki kez ağzından ameliyat geçirdi. İkinci ameliyat olduğunda doktoruyla anlaştım, “Suphi’ye psikolojik tedavi görmesi gerektiğini söyleyin” dedi. Kazadan sonra davranışları değişmişti. Agresifleşti. Normal bir hareketi yoktu. Akşamları kızıma ve bana su sıkıyordu. Gece üstümüze ışıldak tutuyordu. Şiddet uygulayıp “Oh be” diyordu. Bir gün sırf sigarası yok diye darbe aldım. Savcılığa bile gittim. Bize şiddet uyguladığını söyledim. “Yapabileceğimiz bir şey yok. Polis zoruyla beyaz önlük giydirip götürmeniz gerekiyor” dedi. Onu yapamadım. Keşke yapsaydım.

Bu hallerini sadece kazaya mı bağlıyorsunuz?

17 yaşına kadar bana şiddet uygulamayan bir insan kazadan sonra şiddet uygularsa ben bunu kazaya bağlarım.

Daha önce eşiniz sizi döverken Suphi’nin izlediğini söylemiştiniz. 

Ben şiddet görürken o titreyerek seyrederdi. Her şey gözü önünde oluyordu.

Cezaevinde vuruldu. Cenazesini 5 gün boyunca gömemediniz... 

Cenazeyi gömdürmeyerek, bitmiş bir hayatla kavga ederek aslında ona değil bana işkence ettiler. Ezilmiş bir canlı düşünün. Defalarca üzerinden arabayla geçtiler...

Kız kardeşi: Neremize geldiği fark etmeden vurup, karşımıza geçip “Oh rahatladım” derdi​

’Kardeşin nasıl biriydi? Annen şiddet eğilimini kazaya bağlıyor... 

Kaza tetiklemiş olabilir ama içinde eğilimi vardır. Suphi’nin bizim açımızdan doğru yoldaymış gibi gözükmesini istemiyorum. Benden iki yaş büyük olduğu için babamın şiddetine benden daha çok tanık olmuş. Zor zamanlar geçirmiş olabilir. Yeğenim için şükrediyorum. O da şiddet eğilimli bir babayla büyüyecekti ve belki de şiddete eğilimli olacaktı. Herkes Suphi’nin kaza yüzünden böyle olduğunu söyledi.Bunu ona da duyurdular. O da şımardı. Gittiği okulun ve Fatih’in (Cinayete yardım eden suç ortağı Fatih Gökçe) etkisi çok oldu. Belki de suçlayacak birilerini arıyorum. Kendimle savaşıyorum...

Sana da şiddet uyguluyor muydu? 

Bunu tasvir etmek çok zor geliyor. Bir erkeğin kadına vurması başkadır. Erkekle erkeğin kavgası başkadır. Onda öyle bir ayrım yoktu. Neremize geldiği fark etmeden vurup, karşımıza geçip “Oh rahatladım” derdi. Geceleri siren sesiyle ya da üzerimize su dökülerek uyanırdık. Sabaha kadar uyumazdı. Yenilgiye tahammülü yoktu. Oyun oynarken onu yenersem dayak yerdim. Dengesizdi ama aklı başındaydı. Sebepsiz çok dayak yedik. Üniversiteye hazırlanırken sesli ders çalışıyordum. Annem odama geldi. Telefonla konuştuğumu zannetmiş. Anneme “Git başımdan” deyip masayı ittim. Suphi bağırtıya geldi. Beni dövmeye başladı. Annem ağabeyime “Vurma ona” deyince de annemi dövmeye başladı. Kapıları kapattı. O gün canımızı kurtarıp o evden kaçtık. Çünkü ölüme gidiyorduk...

Röportajın tamamını okumak için tıklayınız....

Bu haber tarihinde eklenmiştir.

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.