Particilik oynamak

Sırf iktidarda kalmak uğruna Fetullahçı örgütün devlete sızmasına göz yummak, sonra inkar etmek. Kürt açılımı, Oslo görüşmelerini yapmak, ama iç siyasette önemini kaybedince yok saymak.

Particilik oynamak

Sırf iktidarda kalmak uğruna Fetullahçı örgütün devlete sızmasına göz yummak, sonra inkar etmek. Kürt açılımı, Oslo görüşmelerini yapmak, ama iç siyasette önemini kaybedince yok saymak. Milletvekillerini hükümlü olmadan hapse atmak, sonra millet iradesine saygıdan dem vurmak. Kamu görevlilerini, Feto ve PKK gibi örgütlere üye olduğu halde itirafçı oldu bahanesiyle tahliye edip, sadece kamudan ihraçla yetinirken, gazetecileri, bu örgütlere üye olmadığı halde onların çıkarlarına hizmet ediyor bahanesiyle, henüz hükümlü olmadan içeri atmak. Olağanüstü halin nimetlerinden yararlanıp, rektörlerin seçimle gelmesine tahammül dahi edememek, rektörleri atamak için kanun hükmünde kararnameler çıkartmak, sonra demokrasiden bahsetmek. Hükümetin, yaptığı anti demokratik icraatlardan birkaçını saydım size.

Efendiler evdekilerle oynadığınız evcilik oyunu ancak bize zarar verir. Ama dışardakilerle oynadığımız hesapsız oyunlar, ülkeye zarar verir. Ekonomik ve siyasi güç haline gelmeden, büyük devletlerle stratejik oyun içine girmek tehlikeli ve telafisi mümkün olmayan sonuçlar verebilir. Musul Meselesine baktığımızda bunu çok net görebiliriz. Musul, Misak-ı Milli hudutları içinde yer almış olsa da, Ulusal Bağımsızlık Savaşı’ndan başarıyla çıkmış, Türkiye Cumhuriyeti, askeri ve ekonomik yetersizlik nedeniyle bölge için bir savaşı göze alamamıştır. Çünkü, yapılan milli reformlar nedeniyle, dini ya da etnik isyanlarla karşı karşıya kalmıştır. Kurtuluş Savaşından yorgun çıkmış ordusuyla isyanları bastırmakta güçlük çeken, bu isyanlarda Milli Mücadele döneminde kaybettiği asker sayısından çok fazla asker kaybetmiş olan Türkiye’nin bir de Musul için savaşı göze alamamış olması yadırganamaz. Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti, İngiliz oyun ve taktiklerine karşı koymaya çalışmış, TBMM’de gizli bir celsede İngilizlerin Kürtler üstündeki etkisini azaltmak için Güneydoğu illerinin bir kısmına özerklik verilmesi dahi düşünülmüş, fakat 1926’da Ankara antlaşmasıyla Musul’u, İngiliz mandasındaki Irak’a bırakmak zorunda kalmıştır. Musul bir süre sonra da Irak’a bırakılmıştır. Yıllar sonra dahi bölgede hala huzurun egemen olmadığı, bölgenin statüsünün tartışıldığı bir gerçektir. Bölgede halen büyük bir Kürt, Arap, Türkmen nüfusu vardır. Feodal yapının sürmesi, aynı etnik gruplar arasındaki çatışmalar demokratik sistemin kurulamaması önünde en büyük engeldir. Bölge petrolünün kontrolü nedeniyle bölgeye gelen ABD sorunu içinden çıkılmaz hale getirmiştir. Musul’u almak için Türkiye’nin girişebileceği bir savaşta karşılaşacağı bir başarısızlık, Türkiye’yi Irak benzeri bir kaosun içine çekecektir. Bu ortamda Musul’u almaya kalkışmak maceradır. Ben artık eminim, kalkışacağımız bir Musul Macerasında başarısız olursak suçlu yine bugünkü hükümet olmayacak, muhalefet ya da askerimiz olacaktır. Hükümet başarısızlıklarına neden üretme konusunda yeteneklidir. Bugün yapılması gereken o bölgelerin demografik yapısının değiştirilmesine engel olmak, ticari ve siyasi ağırlığımızı artırmaktır. Bugün Musul Türkiye toprakları içinde olsaydı, aşiret çatışmalarının olmadığı modern bir il mi olurdu, yoksa 1984’den beri süren PKK terörünün daha şiddetlisini mi görürdük?

Bütün bu gerçekler bize yol göstericidir. Ayrıca, dış politikayla ilgili sorunları iç politika malzemesi yapmak, Musul Meselesini, milliyetçilerin oyunu almak için başkanlık sistemiyle ilgili yapılacak referanduma alet etmek, sırf Fetullah Gülen’in iadesi için ABD’nin Rakka operasyonunda yer alma hesapları yapmak doğru değildir. Bizim, PYD, Rakka operasyonunda yer almazsa biz ABD ile operasyonda yer alırız dememiz de yanlıştır. Devletin başındaki insanların günlük polemiklerle dış politikamızı ipotek altına alması akla ziyandır. Dış politika herkesin ulu orta konuşacağı alan değildir. Çünkü dış politikadaki yanlışlar ve sorunun tamiri bazen yeterli olmayabilir. PYD dışlanırsa, bizim Rakka operasyonunda yer almamız doğru değildir. ABD, 15 Temmuz Operasyonunu, Türkiye Cumhuriyeti ordusunu, Ortadoğu’da gerçekleştirmek istediği projelerde yanında görmediği için, bizzat Türkiye Cumhuriyeti hükümetine karşı yaptığı bir gerçektir. Eğer, Türkiye bütün bunlara rağmen Rakka Operasyonunda yer alırsa, Fetö’nün 15 Temmuz Operasyonu amacına ulaşmış olacaktır. ABD’deki Başkan değişikliğinin bizi kazanmaya yönelik olacağı bellidir. Keza ABD, herhangi bir ülkedeki yönetim şeklinin demokratik bir sistem veya krallık olduğuyla ilgilenmez, çıkarlarına uygun davranıyor mu, ona bakar. Hem DEAŞ, PYD ve ABD ortaklığından bahsedip, hem de bu oyuna dahil olmak doğru değildir. Amacınız, Turgut Özal gibi, Musul ve Kerkük’ü alacağım hayaliyle ABD taşeronluğuna soyunmak, bir koyup üç almak mı? Allahtan o günlerde Genel Kurmay Başkanı Necip Torumtay ve komuta kademesi istifa ederek o maceraperestin önünü kesmişti. Bugün önünüzü kesecek kimse görünmüyor. Ama bu son oyununuz olur ve kaybetmemek için her oyunu oynadığınız iktidarınızı da kaybedersiniz. Partinizin iktidarı zayıflamasın düşüncesiyle, daha dün Feto nedeniyle çatışmalarınız doruk noktasına ulaşmışken, tekrar ABD yönetimiyle yağlı ballı mı olacaksınız? Korkum odur ki; ABD yönetimine Fethullah Gülen’in iadesi karşılığında, AKP iktidarının da pekişmesi için, ama ülkemizin çıkarlarıyla çelişen ciddi tavizler vermenizdir.

Herkes hata yapabilir. Ama aynı hataları tekrarlamak aptallıktır.

Aslında yapılması gereken de başka bir oyun kurmak değil, belki de oyunu bozmaktır. Başkanlığı boş verin. Kandili bir kara harekatıyla başlarına yıkın. Gönüllerin sultanı olun.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti, oyuncuların çok fazla olduğu, oyunun içinde oyun olan bu Ortadoğu’da maceraya atılmak yerine, Türkiye toplumunu, bizzat Gazi tarafından belirlenmiş, daha demokratik ve müreffeh bir toplum yapma hedefine ulaşmak için savaş vermelidir.

Bu haber tarihinde eklenmiştir.

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.