Salgın böyle geldi!

Kahramanmaraş'ın Elbistan ilçesinde şebeke içme suyundan 50 bin kişinin zehirlenmesi üzerine CHP bölgeye araştırma heyeti gönderdi. Heyet incelemelerinin ardından tuttuğu raporu kamuoyuyla paylaştı. Rapora göre salgın göz göre göre geldi, Yetkililer hiçbir önleyici tedbir almadı.

Salgın böyle geldi!

Kahramanmaraş'nı Elbistan ilçesinde 26 Ağustos 2016 tarihinde şebeke içme suyuna zehir karıştığı belirtildi. Öyle ki sudan içen 50 bin kişide yüksek ateş, mide bulantısı ve baş dönmesi şikayetleri ortaya çıktı. Çıkan bu haberlerin ardından CHP bölgeye araştırma heyeti gönderdi. Heyet, hazırladığı raporu kamuoyu ile paylaştı. Rapora göre salgın göz göre göre geldi, yetkililer hiçbir önleyici tedbir almadı. Parti Meclisi Üyesi Ali Öztunç ve CHP Sağlık Komisyonu Üyesi Milletvekilleri Nurettin Demir, Ali Şeker, Murat Emir ve Hüseyin Çamak’tan oluşan heyet tarafından hazırlanan rapor salgının sebepleri üzerine değerlendirmeler içeriyor; yetkililerin ihmalkarlıklarını gözler önüne sererek bir daha böyle elim bir vakanın yaşanmaması için alınması gereken tedbirlere değiniyor.

Halk sağlığı ile oynadılar
"Elbistan ilçesinde yaşanan bu vakanın AKP Hükümetlerinin halk sağlığı ile oynamasına yönelik yaşanmış ilk olay olmadığının vurgulandığı raporda daha önce de Gaziantep ve Malatya’da benzer sağlık skandalları yaşadığı belirtilmektedir" denilen raporda, "Merkez nüfusu 100 bin olan Elbistan ilçesinde neredeyse ilçe nüfusunun yarısından çoğunun içme suyundan zehirlenme teşhisiyle hastanelik olduğunun hatırlatıldığı raporda on binlerce yurttaşımızın zehirlenmesine neden olan böylesine önemli bir olayın aydınlatılması konusunda net çözümler ortaya konmadığı gibi, yetkili mercilerin “sorun bizden kaynaklanmıyor” diyerek sorumluluktan kaçınmaya çalıştığı vurgulanmıştır. CHP heyeti ziyaretleri sırasında Kahramanmaraş Kamu Hastaneleri Birliği Genel Sekreteri, Türkiye Halk Sağlığı Kurumu Başkanı, Elbistan Kaymakamı, Kahramanmaraş Valisi, Kahramanmaraş Büyükşehir Belediye Başkanı ile yüz yüze görüşmüş, su kaynaklarının bulunduğu yerlerde incelemeler yapmıştırGörüşerek salgının ana sebebi olan ihmalkarlıklar dizisini gözler önüne sermiştir" ifadeleri kullanıldı.

Aşırı klorlama
Araştırma heyetinin yayınladığı raporda, "Kirliliğin esas sebebinin suyun ana dağıtım kaynağında olduğu tespit edilmiş, içme suyu için kuyulardan depolara su basıldığı, bu kuyuların üçünde ise kirlilik olduğu saptanmıştır. Normal bir içme suyunun değerlerine bakıldığında 0,5 ppm olması gereken klor oranının ilçedeki olağanüstü durum sebebiyle 0,9 - 1 ppm konsantrasyona çıkartıldığı görülmüş yani yüksek klorlama yapılarak kirlilik aşılmaya çalışılmıştır" dedi.

50 bin kişi etkilendi
Raporun devamında şu ifadeler kullanıldı: "Elbistan Devlet Hastanesi ve Elbistan Kadın Doğum Ve Çocuk Hastanesi’ne başvurunun 3 günde 26.000 sayısına ulaştığının belirtildiği raporda özel sağlık merkezleri, özel hastaneler ve yoğunluktan dolayı çevre il ve ilçelere başvuran hastalar ile birlikte ele alındığında 50.000’in üzerinde salgından etkilenen hastanın olduğu tespit edilmiştir. Sağlık Bakanlığı’ndan gelen ekibin aldığı 21 gaita numunesinde norovirüs saptandığının belirtildiği raporda şehrin değişik yerlerinden alınan su numunelerinde de yüksek miktarda E.Coli olduğunun tespit edildiği hatırlatıldı. Salgına sebep olan norovirüsün ishale yol açan yaygın bir hastalık etkeni olduğunun söylendiği raporda kolera, tifo gibi daha ciddi ve ölümcül olabilecek salgınların yaşanmamasının Elbistanlıların şansı olduğu belirtildi. Elbistan Kaymakamı Tuncay Akkoyun’un ilçe genelinde ilaç ve serum sıkıntısı bulunmadığı iddiasının aksine vatandaşlar salgının ilk günlerinde hastane kapasitelerinin yetersiz kaldığını, ilaç ve serum sıkıntısı yaşandığını belirtmiştir."

Açık hava hastanesi
Güvenlik ve sağlığın devletin temel görevi ve bu anlamda sağlıklı yaşamanın önemli bir insan hakkı olduğunun vurgulandığı raporda yaşanan bu olayın temel bir insan hakkı ihlali olduğu belirtilmiştir. Yaşananlar bu kadar göz önündeyken, yetkililerin kalıcı önlemler alınması konusunda samimi adımlar atmamasının ‘sağlık skandalı’ yanında yönetim açısından da önemli bir zaafiyete işaret ettiğinin belirtildiği raporda özellikle su kaynaklarının hemen yanında kirli su kaynaklarının ve atık su yataklarının bulunmasının önlem alınması gereken önemli bir sorun olduğuna işaret edildi.

3 ay önce de salgın yaşanmış
3 ay önce de su şebekesinden kaynaklı klor zehirlenmelerinin tespit edildiğinin hatırlatıldığı raporda hiçbir önlem alınmamış olmasına dikkat çekildi. Zehirlenmenin ana kaynağı olan su kuyularında yapılan incelemelerde, suyun, herhangi bir koruma olmadan aktığı, nehrin etrafında insanların ve hayvanların dolaşarak suya girildiği, Türkiye Kömür İşletmelerinin, Şeker Fabrikalarının ve başka fabrikalarının kanalizasyonlarının yanı sıra fabrika atıklarının da nehre karıştığını gözlemlenmiştir. Bu durumun Elbistan Belediyesi ve Sağlık Bakanlığı’nın bir ihmali olduğunun vurgulandığı raporda “yaşanan bu olumsuzluklar yıllardır içme suyunun kirliliğinin bilinmesine ve ilçede böylesi vakaların daha öncede yaşanmış olmasına rağmen halk sağlığı açısından ihmallerin ve alınmayan önlemlerin ne denli büyük olduğunu gözler önüne sermiştir. Böyle bir durumda bile on binlerce insan hastanelere başvuruyor iken kolera, tifo gibi toplum nezdinde daha çok insanı etkisine altına alan hastalıklara karşı nasıl bir tedbir alındığı ve olası bir benzer ve daha tehlikeli bir salgında nasıl bir yol izleneceği merak konusudur. Bu salgın kolera kaynaklı olmuş olsa şehrin yarısı bugün yaşamıyor olacaktı. Enfeksiyon etkeninin hafif seyreden bir hastalığa yol açması, Elbistan’da yaşayan yurttaşlarımız için en büyük şans olmuştur” denilerek çözüm önerileri başlığı altında kalıcı tedbirler alınması gerektiği belirtildi.

Nehir suyu zaten kirli
Raporda, Kahramanmaraş Büyükşehir Belediye Başkanı Fatih Mehmet Erkoç ise “Nehir suyu zaten kirli” diyerek salgının göz göre göre geldiğini itiraf ettiği ifadeler yer aldı. Bölgedeki içme suyu projesinin Dünya Bankası Müşavirlik firmasınca 3.5 milyon Euroya finanse edildiğinin belirtildiği raporda bu finansmanın harcamalarının şeffaf bir biçimde kamuoyu ile paylaşılması gerektiği vurgulandı. 5 ay önce keson kuyularının yakınında 10 tonluk bir klor tankının patlaması sonucunda keson kuyularına karışan klorun da halk sağlığını olumsuz etkilediğinin belirlendiği raporda konuyla ilgili savcılık soruşturması yanında ayrıntılı bir idari soruşturmanın da başlatılması gerektiği dile getirildi. 

HABER MERKEZİ

Bu haber tarihinde eklenmiştir.

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.