Sorun başkanlık mı!

Cumhurbaşkanı uzun bir süredir ülkenin başkanlık sistemine geçmesi için ısrarlı davranıyor. İlk başlarda AKP içinde çok önemli bir kesim buna taraf olmadı. Karşı çıktı diyemiyoruz, çünkü bu partide liderin söylediğine karşı çıkma geleneği, özgürlüğü yoktur. Ancak parti içinde ve tabanında önemli bir kesim bunu benimsemiyordu.

Sorun başkanlık mı!

Cumhurbaşkanı uzun bir süredir ülkenin başkanlık sistemine geçmesi için ısrarlı davranıyor. İlk başlarda AKP içinde çok önemli bir kesim buna taraf olmadı. Karşı çıktı diyemiyoruz, çünkü bu partide liderin söylediğine karşı çıkma geleneği, özgürlüğü yoktur. Ancak parti içinde ve tabanında önemli bir kesim bunu benimsemiyordu.

Cumhurbaşkanı bu konuda ısrarlıydı ve hemen her gün gündeme taşıdı, konuştu. Konuşa konuşa partiyi de konuşturmaya başladı. İlk engel aşıldı, hedefe biraz daha yaklaşıldı.

Ancak esas hedefe 15 Temmuz askeri kalkışmasıyla yaklaşıldı. Zira bu kalkışma sonrasında yapılan açıklamalar, getirilen OHAL yasası bu kalkışmanın başkanlık için ne kadar önemli bir rol oynadığını açıkça gösteriyor.

Cumhurbaşkanı önüne koyduğu başkanlık hedefi için taşları tek tek ördü ve bugün AKP’nin tamamı, ülkenin önemli bir kesimi artık başkanlığa sıcak bakıyor.

Peki, bu ülkenin başkanlığa geçmesi bu ülke için çok kötü bir sistem midir veya bu kadar önemsendiğine göre başkanlık bu ülke için bu kadar elzem midir?

Burada açıkça söylemek gerekir ki her ikisi de değil. Ne başkanlık bu kadar elzemdir, ne de o kadar kötüdür.

Zaten destekleyen ve karşı çıkanlar için mesele başkanlık değildir. Başkanlık sistemine karşı çıkanlar için mesele, başkanlığı bu kadar çok isteyen kişiye karşı duyulan güvensizliktir. Bu kişinin ülkedeki bütün kurumları kendisine bağlaması, bu kurumların başındaki kişilerin, hemen hemen tamamının bir kişinin ağzından çıkanları kanun kabul edip bu doğrultuda uygulama yapmalarıdır. Yani kurumların ve hukukun yok edilmesidir.

Yani daha başkanlık falan yok. Sözde demokratik bir ülkeyiz. Ama bu ülkede kurumlar ve kurumların bağımsızlığı, özgürlüğü ortadan kalkmış durumdadır. Hukuk işlemiyor, baştaki ne derse o doğrultuda uygulama yapılıyor.

Ortada başkanlık yokken, yani yetkiler bir kişide toplanmamışken o kişi her konuda tek yetkili hale gelmiş. Kanunlarımız henüz değişmemiş, kurumlar halen fiili olarak duruyor gözükmesine rağmen hal böyle iken resmi olarak tek kişinin yetkilendirilmesinden korkuluyor aslında.

Anayasamızda “basın özgürdür, sansür edilemez” diye yazıyor. Ama bu dönemde hiçbir basın özgür değildir. Sadece icraatları alkışlama, bu doğrultuda yazı yazma özgürlüğü vardır.

Peki, o zaman bu eleştiri yazıları nasıl yazılıyor diye sorduğunuzu duyuyorum. İşte bu eleştiri yazıları yazanlar da sırasıyla içeri alınıyor. Kimin sırası geldiğine de yukardan karar veriliyor. Zaten bunların tümü içeri alındığında, artık tek bir eleştiri yazısı yazılamaz hale gelindiğinde iş işten geçmiş olacak. Yazı yazmanın da bir önemi kalmamış olacak. Bu baskıya rağmen bu eleştiri yazıları yazılıyorsa hala umut tükenmemiş demektir.

Ülkenin kurumları bağımsız ve özgürce, hukuk çerçevesinde görevini yapabildiği ortamlarda başkanlık veya parlamenter sistem çok da farklı değildir. Önemli olan özgürlüğü koruyan bir Anayasanın olması, evrensel ölçülerde hukuk kurallarının olmasıdır. Bunlar var ve işliyorsa sistemin başındaki çok da önemli olmaz. Ama bunlar yoksa veya hakkıyla işlemiyorsa, tıpkı şimdiki gibi, o zaman ne anlamı var parlamenter sistemin,

Kurumlar teslim alınmış, üniversiteler dahil her kurumu yönetecek yetkiliyi bir kişi belirliyor ve atıyorsa parlamenter sistemin ne önemi kalıyor. Üniversiteye rektör seçimini bile Cumhurbaşkanı, seçime girmemiş, üniversiteden hiç oy almamış birini atıyorsa bu nasıl parlamenter sistem, bu nasıl demokrasi?

Bir muhalefet partisinin kendi iç seçimlerinde bile, mevcut başkanı muhaliflerden, hakimleri, kanun hakkında karar verenleri yöneterek kurtarabiliyorsan, o partide olağanüstü genel kurul yaptırmak engellenebiliyorsa, o muhalefet partisi lideri, gün gelir o güne kadar karşı çıktığı başkanlık sistemi ve o kişinin başkanlığı için “fiili durumu yasal hale getirmek gerekir” diyebiliyor ve hizaya gelebiliyorsa işte burada herkesin kafasını iki elinin arasına alıp düşünmesi gerekir .

Biz başkanlık veya parlamenter sistem diye düşünmek yerine kurumları ve kuralları olan, liyakat sistemi ile çalışan demokratik bir sitem istemeliyiz. Çünkü önemli olan mesele demokrasidir. Ve bu demokrasiyi kimin, nasıl uygulayacağıdır.

Kişiler mi yönetmeli, kurumlar ve kurallar mı?

Uygulamalar, yapılacakların göstergesidir.

Bu haber tarihinde eklenmiştir.

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.