Suçlu aranıyorsa adres Ankara değil Kandil'dir!

Dağlıca ve Iğdır’daki çatışmalarla ilgili konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, tek çözümün terör örgütünün silah bırakması olduğunu söyledi.

Suçlu aranıyorsa adres Ankara değil Kandil'dir!

Erdoğan, «Bugün ortaya çıkan tablo için bir suçlu aranacaksa bakılacak yer Ankara değil, Kandil’dir» dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, YÖK Başkanı Prof. Dr. Yekta Saraç, YÖK Yönetim Kurulu üyeleri ve üniversite rektörlerini Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nda kabul etti. NTV'nin haberine göre, Dağlıca ve Iğdır’daki terör saldırılarına değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şehit polis ve askerlere Allah’tan rahmet; yakınlarına TSK ve emniyete başsağlığı diledi.

Sorumlusu bir kişi midir?
Erdoğan, "Bugün Türkiye siyasi bir belirsizlik ortamından geçiyorsa bunun sorumlusu iktidar partisi veya bir kişi midir? Sırtını terör örgütüne dayatmakta beis görmeyen siyaset yerine şiddeti tercih eden siyasi partinin yaşananlarda hiç mi sorumluluğu yoktur? Koalisyon hükümeti kurulması için makul şartlarda uzlaşmaya çalışmak yerine hesaplaşmacı ve dayatmacı bir tavra giren muhalefet partilerinin içinde bulunduğumuz acı durumda hiç mi sorumluluğu yoktur?
Milletimiz dimdik ayaktayken, güvenlik güçlerimiz fedakarlıkla mücadelelerini yürütürken moral bozmaya, kafaları bulandırmaya, gönülleri karartmaya yönelik her söz, her tavır, sadece terörün amacına hizmet eder. Devleti ve hükümeti eksik yapılan, yanlış yapılan işleri eleştirmek, murakabe etmek elbette herkesin hakkıdır fakat ülkesine ve milletine karşı sorumluluklarını yerine getirmeyen muhalefetin, medyanın, aydınların da aynı şekilde murakabeye tabi tutulması gerekmiyor mu?
Kendi milletine, onun değerlerine tercihlerine ve gelecek hedeflerine düşmanlık eden partilerle medyayla aydınlarla kat edebileceğimiz bir yol, yönelebileceğimiz bir menzil yoktur. İlkesiz bir şekilde işine geldiğinde terör örgütüne destek veren, işine geldiğinde hükümeti, polisi, askeri suçlayan, işine geldiğinde kendi ülkesini yabancılara şikayet eden bir siyaset anlayışını kabul edemeyiz. Dünyanın hiçbir yerinde ne siyasetçilerin, ne medyanın ne de aydınların kendi ülkesinin, kendi devletinin aleyhinde yalanla iftirayla çarpıtmayla gerçek dışı algılar oluşturarak çalışma hakkı yoktur. Bu demokrasi ve özgürlük meselesi değildir. Tam tersine bu, kendi ülkesine ve milletine yabancılaşma, ihanet sorunudur" şeklinde konuştu.

Razı olunacak tek çözüm
"Terör örgütü yeniden silaha, şiddete, baskıya, kan dökme yoluna başvurarak bizim arzu ettiğimiz çözüm yolunu kapattı" diyen Erdoğan, "Geldiğimiz noktada artık elinde silahı, molotofu, yüzünde maskesi olan herkes hukukun ve güvenlik güçlerimizin mukabelesini, milletimizin buğzunu ziyadesiyle hak ediyor demektir. Elinde molotof varsa bu bir silahtır, dolayısıyla güvenlik güçlerimize silah kullanma yetkisini verir, bu yasanın gereğidir. Bu saatten sonra devletin ve milletin razı olabileceği tek çözüm, terör örgütünün tüm faaliyetlerine son verip, silahlarını bırakmasıdır. Terör örgütünün silahları ya devlete teslim edilecek ya da üzerine beton dökülüp bir daha kullanılmaz hale getirilecektir. Artık bunun dışında konuşulacak, görüşülecek, tartışılacak hiçbir şey yoktur. Silahların gömülmesi, terörün durması, ülkenin yeniden huzur iklimine kavuşması konusunda somut adım atacak olan terör örgütüdür" ifadelerini kullandı.

Örgüte ciddi zarar verildi
"Devletimiz askeriyle, polisiyle, istihbaratıyla bölücü terör örgütünün ve onun uzantılarının üzerine gidiyor" diyen Erdoğan, "Şu ana kadar örgüte yurt içinde ve yurtdışında çok ciddi zararlar verildi. Son gelişmeler zaten biraz da onun paniğidir. Şayet bugün ortaya çıkan tablo için bir suçlu aranacaksa bakılacak yer Ankara değil, Kandil’dir. Önce demoktratik açılım dedik, sonra milli birlik ve kardeşlik dedik, ardından da çözüm süreci dedik. Çözüm sürecinde açılan eller karşılığını bulmadı. Terör örgütü yeniden silaha sarılarak çözüm yolunu kapattı" ifadeleriyle sözlerini noktaladı.

Üç beş teröriste terk etmeyeceğiz

Erdoğan terör örgütüne ateş püskürdü: "Ülkemizi, milletimizi bu zor durumdan, gereken her yolu ve yöntemi kullanarak çıkaracağız. Yetkiyi aldığımız milletimize karşı hesap verme sorumluluğumuz bunu gerektiriyor. Bu mücadelede de en büyük güç kaynağımız bizatihi milletimizin kendisidir, milletimizin desteğidir, milletimizin hayır duasıdır. Milletimizin bağrından çıkan Türk Silahlı Kuvvetlerimizle, polisimizle, jandarmamızla, istihbaratımızla, köy korucularımızla çok daha sıkı bir koordinasyon, çok daha sıkı bir işbirliği içerisinde yürütülen mücadelenin başarıya ulaşacağından kimsenin şüphesi olmasın. Biz bu ülkeyi, bu devleti sokakta bulmadık. Milletin geleceğini üç beş teröriste, üç beş ihanet çetesi mensubuna, üç beş işbirlikçiye terk etmedik, etmeyeceğiz. Ülkemize ve milletimize sahip çıkmak, hayatımızın diğer alanlarındaki tüm farklılıklardan ayrı olarak her birimizin ortak sorumluluğudur. Bunun için birliğimize, beraberliğimize sahip çıkmalıyız yani yerli olmalıyız. Yerlilik, bu ülkenin, bu milletin menfaati için gerektiğinde kendi çıkarlarımızdan vazgeçebilmemizi gerektirmektedir. Unutmamalıyız ki TBMM hepimizin meclisidir, hükümet hepimizin hükümetidir. Türk Silahlı Kuvvetleri hepimizin ordusudur. Adalet teşkilatımızın hakimleri, savcıları hepimiz için vardır. Emniyet teşkilatımızın mensupları hepimizin polisidir. Devletin diğer tüm kurumları da aynı şekilde milletimizin tamamına aittir. Yöntemde, söylemde anlaşamıyor olabiliriz ama hedeflerimiz konusunda birlik olmalıyız."



Bu haber tarihinde eklenmiştir.

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.