Halimiz


Ali İbrahim Önsoy

Ali İbrahim Önsoy

23 Kasım 2016, 20:50

Öyle koşullardan geçiyoruz ki ne “hal”de olduğumuzun farkında değiliz.
Hangi haldeyiz?
Çok değil daha 21. Yüz yılın başı 17 Ağustos ve 12 Kasım (1999) depremini hem ekonomik hem de insani/manevi acı ve kayıplarını yaşamaktayız. Bina yıkıntıları yanında ülke ve küresel temel de ekonomik kriz yaşanmakta. Yaşanan bunalım katlanarak büyürken bu yükün ağırlığı çalışanların, küçük esnafın, emeklinin dahası sorumluluk bilinci olan duyarlı insanların omuzuna yüklendi. Zamanın hükümeti yeni vergiler salarak yurttaşı tamtakır kuru bakır olan bütçesine gelir olarak yazıldı. Paramızın değeri diğer ülke paraları karşısında daha da düşerek bol sıfırlı haneleri görmeye başladık. Toplumsal yaşamda ayakta durabilmek günü kurtarmakla meşgul olan yönetim mekanizması sorunlara çare bulamadığı gibi sorunları dile getirenleri bir önceki yönetimler gibi düşman belledi.
Yüz yılın başında ekonomik ve toplumsal sorunlar içinde bulunulan sistemin içsel sorunları olmakla birlikte eğitimsizlik ve ön görememe nedenleriyle bunalım daha da boyutlu olarak yaşandı, çözüldü mü? 
Şaşaalı yapılan binalar kentsel dönüşümler ve alt yapının yeniden yapılması birilerinin yeni iş kapısı olurken yeni döneme özgü zenginleri de yaratmaya başladı. 
Depremi ve ekonomik bunalımı bahane ederek kendini acındırarak mağdur edebiyatı yapan sözde inanç ve kanaat önderleri ekonomide, sanatta, sporda, edebiyat ve basında boy göstermeye manşetlerden inmemeye başladı. Zaten mevcut partilerin içinde yer bulamayanlar birilerinin icazetiyle yeni bir parti kurdular, küresel güçlerin iznini alarak sözde kanaat ve inanç önderlerin hayır dualarıyla işe başladılar. 
Bir dönem haftanın belli bir günü ibadet edilen yerleri kendilerine mesken tutan ve mağduruz, mağdureyiz diyenlerin sesi birden kesildi, tıpkı 12 Eylül de kendileri içeride görüşleri iktidarda olanlar gibi bunlarda iktidara sahip oldu. Toplumsal sorunlar olduğu gibi dururken mağdur ve mağdurelik yapanlar diploma sahibi olup yönetim erkininin başına geçmeye başladılar, soran sorgulayan ve liyakat sahipliği değil biat kültürü ağır bastı. Hiç umulmayan yerlere kadar gidip sorumluluk verildi. Oysa o beğenilmeyen yöneticinin hakkında çirkeflik dâhil her şeyi yapan yattığı yere tuvalet diyenlerin kanaat ve inanç önderleri ülkeyi nasıl bir hale getirdiklerinin farkında değil. 
Daha dün ülkenin gelişmesi ve kalkınması için eğitimin elzem olduğu belirtilirken birden o önemli sözde önder oldukları belirtilen kişi ve biat edenlerin nasılda ülkeyi savaş alanına çevirdikleri sağ gösterip sol vurarak seçilmişleri tutukladıkları, sendika, dernek ve partileri kapatıp aydınları, akademisyenleri gözaltına alıp yasaklamalar getirirken birden meclise yasa maddesi getirilir ve ülke gündemi birden değişir. 
Ağzıma almayı ve buraya aktarmayı kendimce doğru bulmadığım bu madde için görüş dahi bildirmeyi zül görmekteyim. 
Ülkemiz nelerle uğraşırken neler gündeme gelmekte hele bu son yasa maddesi içeriğinin durumu yöneticilerin ve onları destekleyen yalakaların ve sözde diploma sahiplerinin içler acısı durumu ne halde olduğumuzu göstermekte.
Dün neleri konuşuyorduk bugün neleri konuşmaktayız, yani hangi “hal”deyiz?
 
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.