Hayallerimizi çaldılar

İnşaat Mağdurları Platformu - Avukat Orhan Boran

İnşaat Mağdurları Platformu - Avukat Orhan Boran



RÖPORTAJ: Nihal Altıngövde 06 Eylül 2015, 20:28

Son yıllarda sayıları gittikçe artan konutzedeler haklarını aramak için İnşaat Mağdurları Platformu'nu kurdu. Platform vasıtasıyla seslerini duyurmaya çalışan mağdur vatandaşlar sıcak bir yuva için çıktıkları yolda hayallerinin çalındığını, yuvalarının yıkıldığını belirtti.

Türkiye ekonomisini ayakta tutan inşaat sektörü son yıllarda batık şirketler nedeniyle güvenilirliğini kaybetmeye başladı. Özellikle Esenyurt'ta hızla devam eden yapılaşma bazı aileleri sevindirirken bazılarının ise elinde avucunda ne varsa kaybetmesine neden oldu. Son olarak Makrom İnşaat'ın Esenyurt ve Tuzla'da parasını tahsil ettiği konutları müşterilerine teslim etmemesi yeni mağdurlar ortaya çıkardı. Maketten satış yapan firmanın boş bir tarlayı inşaat alanı olarak gösterdiği, inşaat ruhsatı başvurusunu bile yapmadığı ortaya çıktı.

Yuvalar dağıldı
İnşaat Mağdurları Platformu'nun hukuksal takibatını yapan Avukat Orhan Boran, binlerce vatandaşı mağdur eden inşaat sektörünü ve yasal boşlukları Gazete İstanbul'a anlattı. Ev almak isteyenlere önemli uyarılarda bulunan Boran, sorunun yasal düzeyde çözülmesi gerektiğini vurguladı. İnşaat sektöründe yaşanan sorun nedeniyle yuvaların yıkıldığını, insanların hayallerinin çalındığını ve boşanmalar yaşandığını dile getiren Boran, "Mağdurlar arasında hala senet, banka kredisi ödeyenler var. Emekli ikramiyesini maaşını batık şirketlere yatıranlar var. Sırf bu mağduriyetten dolayı çok sayıda kişi tedavi görüyor açıklamasını yaptı.

İnşaat Mağdurları Platformu nasıl kuruldu?
Mağdurlar bazen birleşebiliyorlar, bazen birleşemiyorlar. Bunun nedenide gurbetçilerin de bu grup içerisinde çok fazla sayıda olması. Yurtdışında yaşayanların burada yaptığı yatırımlarda söz konusu. Bu nedenle gelip gidemiyorlar. Anadolu'dan yatırım yapmak için para biriktirip bu evlerden alanlar var. Yemeyip, içmeyip ev sahibi olmak isteyen insanlar var. Toplama bir parayla daire almak için başvuranlar da var. Aynı şekilde hiçbir birikimi olmadan daire alanlar da var. Hiç parası olmadığı halde bir yerde çalışıyorsa yani bir geliri varsa her ay kira öder gibi ev sahibi olmak isteyenler var. Bunlara sözleşme ve sayısız senet yapılıyor. Sonrasında proje ilerlemiyor bu durumda vaz geçmek istiyor vatandaşımız müşteri olarak. Senetlerini ve içerdeki parasını geri almak istediğinde bakıyorki senetleri yok ortada. Senetler piyasaya ciro edilmiş. Başkalarına verilmiş, başkaları alacaklı olmuş o kişiden. Bu şekilde piyasada dolaştığı zaman vazgeçseniz dahi o senedi ödemek zorunda kalırsınız. Daha trajik bir hal alır durum.

Platformu kuran da mağdur
Platformun hukuk danışmanlığını yapıyorsunuz öyle değil mi?
Evet, bu platformu Varol Varlık kurdu. Kendisi öğretmendir. O'da Makrom Tuzla mağduruydu. Tuzla'da böyle bir inşaat, proje yok. Dolayısıyla orada birçok kişi aynı mağduriyeti yaşıyor, dairelerine kavuşamıyor. Varol Bey bir girişimde bulundu ve İnşaat Mağdurları Platformu'nu kurdu. Ben de kendisine destek oluyorum.

Bu platformun amacı toplumsal farkındalık yaratmak mıdır?
Sayısı oldukça fazla olan bu mağduriyetlere dikkat çekmek ve gerçekten bir farkındalık yaratmaktır. Aynı zamanda sosyal sorumluluk, mağdur dayanışması olarak da düşünebilirsiniz.

Tapuya şerh düşülmeli
Ev almayı düşünen insanlara önerileriniz ne olabilir, özellikle hukuksal anlamda?
Öncelikle inşaat yapma ruhsatının alınıp alınmadığının araştırılması lazım. Sözleşmelerin noter onaylı olması lazım. Hatta sadece noter onaylı olması da yetmez tapu kaydına şerh olarak böyle bir sözleşmenin yapıldığının işlenmesi gerekiyor. Şerh düşmek diyoruz biz buna. Bu sözleşme bu şekilde tapu kaydına girer. Fakat buna rağmen halen risk vardır. Firma batarsa yine o inşaat yapılamaz. Bunlar hukuksal önlemler ama nihai değil.

Ruhsat alınıp, alınmadığıyla ilgili araştırma yapılmalı sözleşmelerin noter onaylı olması lazım noter onaylı olması da yetmez tapunun kaydına şerh olarak sözleşmenin yapıldığının işlenmesi gerekiyor.  Fakat buna rağmen hala risk var. O firma batarsa o inşaat yine yapılmaz bunlar hukuksal önlemler. Ama nihai önlemler değil; Neticede kişinin biraz şansına kalmış açıkçası, biraz da firmanın güvenilirliğine. Çok güvenilir firmada yapamayabilir. Yüzde yüz garantisi yok şu an bu sistemde. Çünkü olmayan bir yeri satın alıyorsunuz, gelecekte yapılması muhtemel bir yeri.

İnşaat firması iflas ederse paralar gidiyor
Bu anlamda maketten satışlar söz konusu, bu konuda mağduriyetlerin önüne nasıl geçilir?
Çok sağlam bir sigorta sistemi  olmalı. Keşke ödemeleri sigorta şirketine yapsalar. Sigorta şirketi de bu inşaatın garantörü olsa. İnşaat firması iflas ettiği zaman insanlar parasını tahsil edemiyor. O yatırım tamamen kaybolmuş oluyor.

Dava açılıp kazanıldığı halde giden gitmiştir mi diyeceğiz?
Giden gitmiştire geliyor konu. Çünkü paranın tahsilatı yoksa  vatandaş açısından bir sonuç yok. O daire yok zaten. Ama ortada ödenmiş bir para var. Mahkemenin yapacağı paranın iadesi kararıdır. Ortada firma yok veya firma var ama mal varlığı yok. Şirketlerde şahsi sorumluluk yok. Şirketin mal varlığı kadar şirket sorumludur. Sizde şirketle sözleşme yapmışsınız, şirketten alacaklısınız, şirketin sahibinin şahsi sorumluluğu yok. Bunun gibi nedenlerden dolayı parayı tahsil edemiyorsunuz. Tüm bunlar konuşulmaya devam ediyor ama hiç bir şey değişmiyor, bu dramlar yaşanmaya devam ediyor. Vatandaşlarımız çok dikkat etmeli ve çok dikkat etse bile bir risk olduğunu bilmeli. Bütün parası o kadar olan bir insan bence bu riske girmemeli.

Kiralar çok artıyor
Orhan Bey kiralarda önlenemez bir yükselişe geçti, insanlar kiraya ödeyecekleri parayla ev almayı mantıklı görüyorlar.
Kesinlikle öyle. İnsanlarımız ben bu gelirimle hayatım boyu çalışsam ev sahibi olamayacağım diye düşünüyor. Kiralar artarken gelirler artmıyorsa insanlar ev sahibi olabilmek için kira ödeyeceğime ev alayım şeklinde düşünebiliyor. Fakat yanlış bir tercihle ellerindeki paralarından, birikimlerinden de oluyor ve yine kirada kalmaya devam ediyorlar.

İnsanların yapması gereken nedir?
Bu kadar mağdur insan bir şeyler yapmak istiyor ama ekonomik güçleri o kadar zayıf ki dava bile açamıyorlar. Zaten düşük gelir grubuna hitap eden projeler. Bu insanların amiyane tabirle arkaları yok yani. Bütün paraları o dairelere yatırdıkları kadardı zaten.

Aileler dağılıyor
Varını yoğunu eve yatırmış insanlar...
Aynen öyle. Hatta borç içinde olan insanlar var. Ev alabilmek için borçlananlar. Ev alarak kiradan kurtuluruz, çocuklarımıza bir şey kalır düşüncesiyle hareket eden insanlar. Tabi bu parada gidince aileler dağılma noktasına geliyor. Çünkü herkes planlarını o evi almak üzere kuruyor. Tüm hayatları alt üst oluyor. Düşük gelir grubu oldukları için alternatif kazanç kapıları da yok. Dava mı açsınlar, hayatlarına hiçbir şey yokmuş gibi devam edemiyorlar. Para olmadan bir şey yapamıyorlar. Organize olamıyorlar.

Ferdi olarak mağduriyetlerini yaşıyorlar öyle mi?
Evet, gidiyor, bağırıyor, çağırıyor içini boşaltıyor, belki orayı taşlıyor ama sorun devam ediyor. Sonuç alamıyor.

Esenyurt birinci sırada
İstanbul'un hangi bölgelerinde bu mağduriyetler daha fazla yaşanıyor?
Birinci sırada Esenyurt geliyor, sonra Tuzla diyebiliriz.Sözleşmeye uygun davranan, hakikaten çok iyi bir yatırım yaptık diyebileceğiniz projeler Esenyurt'ta ya %10'dur ya da o kadar bile değildir. Birçok kişi inşaat eksik kalsa da en azından batmadı evimizi aldık şeklinde düşünüyor.

Bu evlerin reklamlarla insanlara sunumu oluyor. Bu konuda neler söyleyeceksiniz?
Pazarlama çok önemli. Biz pazarlamadan çok çabuk etkilenen bir toplumuz. Bu reklamlar firmaya karşı bizlerde algı oluşturuyor. Kulağımızda kalıyor firmanın adı. O reklamları gördüğümüz zaman X firmasının güvenilir bir firma olduğuna dair aklımızda bir algı oluşmuş oluyor. Daha sonrasında o firma bir proje yaptığında ismi tanıdık geliyor. Böylece gerekli araştırmayı yapma gereği hissetmiyorsunuz.

İnşaat firmaları araştırılmalı
Mutlaka araştırma yapmamız gerektiğinin altını bu sözlerinizle bir kez daha çizmiş oluyorsunuz.
Evet, mutlaka araştırma yapmak durumuyla karşı karşıya kalıyoruz. Aslında öyle bir zorunluluğunuzda yok işin acı tarafı vatandaş olarak. Fakat bu kadar dolandırıcının olduğu yerde vatandaşta bunu yapmak zorunda maalesef.

En acil yapılması gerekenler nelerdir?
Gerekli önlemler 2014 yılında yapılan  kanun değişikliği ile nispeten alındı. Tüketiciyi Koruma Kanunu'nda düzenlemelere gidildi. Biraz daha ciddiye bindi inşaat işleri. Fakat bu döneme kadar yapılanlar ortada kaldı. Mağduriyetlerde o dönemde başladı. Yani kanun kendi çıktığı dönemden sonrasını etkiler. Öncekileri etkilemiyor. Güzel düzenlemeler ama 2014'ten öncesi ne olacak?

Siyasi çözüm gerekiyor
Çözümü ne olabilir?
Bu sorunun siyaseten çözülmesi gerekir. Siyasi iktidarların bu mağduriyete çözüm bulması lazım. Çünkü mevcut durumda yargıdan sonuç alsanız bile ilerleyemiyorsunuz. Her proje için bu şekilde değil tabi. Çok güzel karar alınıp sonuçlara ulaşanlar da var. Yasal düzenlemeler bundan sonrasını bağlıyor. Bunlar konuşuluyor ama çözüm bulunamıyor. Dolayısıyla siyasi iktidarların, devlet yöneticilerinin, kimlerse artık kendini sorumlu hissedenler oturup bu insanların zararlarını nasıl karşılanacağını konuşması gerekir. Belki bir kooperatif, belki TOKİ kanalıyla mağduriyetler giderilmelidir. Bu insanlara evlerinin verilmesi gibi bir formül oluşturulması lazım. Aksi taktirde konuşmaktan ileri gidemez çözümler. Siyasi iktidarlarda bu işe çok girmek istemiyorlar. Çünkü o kadar çok mağdur varki, hangi birinin zararını giderecekler. Büyük bir maliyet demek bu. Dolayısıyla bu da gerçekleşmiyor. Tüm bunlara çözüm gerekli. Siyasi iktidarlardan başka bir çözüm de aklımıza gelmiyor.

Geçmiş mağduriyetlerin giderilmesi ve gelecek mağduriyetler içinde önlem alınması söz konusu değil mi?
Evet, kesinlikle yapılması gereken bu. Önlemlerin bir an önce hayata geçirilmesi gerekiyor. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'mız var. Bakanlığın çözüm üretmesini beklemek en mantıklı olan. Belki bu konuda bir rapor hazırlatmak ister bakanlık. Bugüne kadar böyle bir sorumluluk alınmadı. Bu şekilde bir bilgi bize gelmedi. Tüm bu mağduriyetlerle ilgili bir rapor hazırlansa, bununla ilgili bir çalışma olsa bizim şu anda düşünemediğimiz belki başka çözümlerde üretilebilir.

2014 yapılan düzenlemelerden sonra en azından bu tarihten sonra bu tür sorunlar yaşanmayacak  veya azalma var diyebilir miyiz?
Şu anda çok yeni olduğu için bu tür mağduriyetlerin ortaya çıkması bir kaç yıl içerisinde oluyor. Örneğin 2015 Ocak ayında sözleşme yaptınız, teslim tarihi 2018. Bu tarihi beklemeniz lazım ki mağdur olup olmadığınızı görebilesiniz.

Sektörün önü tıkanmasın istiyorlar
O halde bu düzenlemelerin yeterli olup olmadığını da çok net göremiyoruz öyle mi? 
Yeterli olup olmadığı daha sonraki yıllarda ortaya çıkacak. Çok daha fazla iyileştirmeler yapılabilir. Fakat tüm detaylarıyla düzenleme yapılırsa ve kontroller gerçekleştirilirse inşaat sektöründe durgunluk yaşanacağından korkuluyor. Çünkü bizde inşaat firmalarının kapasitesi ve yeterliliği ne kadar? Çoğunda eksiklikler vardır. Bir şeyler ucu ucuna dönüyordur, yapılabiliyordur belki, haberimiz yoktur. Dolayısıyla bir sektörün önünü tıkamamak için sorumluluğu vatandaşın sırtına yüklemek gibi bir sonuç var. Oysaki sektörün önü tıkanmasın vatandaşta mağdur edilmesin. Bunun çözümünüde, o sektörün önü tıkanmasın diyenlerin yapması gerekiyor. İnşaat balonu patladı ama patlamamış gibi davranıyoruz.

Herkesin acı bir hikayesi var
Son olarak İnşaat Mağdurları Platformu'nun ne gibi faaliyetlerde bulunacağını sizden öğrenebilir miyiz?
Ben bu platformun ve mağdurların hukuksal takibatını yapıyorum. Bu platform sosyal medya vasıtasıylada daha çok mağdura ulaşacak. Gerçekten farkındalık yaratacak projeleri var. Mağdurların fotoğraf sergileri, inşaat mağdurları haftası, onların yaşadığı sorunları anlatan yazılar, kitaplar gibi faaliyetleri olacak. Herkesin bir hikayesi var bu konuda.

Tüm bunlarında kamuoyuna duyurulması belki mağdur adaylarına engel olabilir.
Herkesin daha dikkatli olmasını sağlamalı en başta. Bizler de hukuksal olarak mahkemeler de kullanılmak üzere kendimize rapor hazırlatıyoruz. Burada ki suisitimalleri gösteren bilir kişilerle konuşup özel bilir kişi raporu alıyoruz. Mahkemeler de kullanılmak üzere kendimize rapor hazırlatıyoruz. Bir olayda dolandırıcılık olduğu zaman bunu rapora bağlarsak savcılık dosyalarını sunabiliyoruz. Dolandırıcılığı bilirkişiye bağlıyoruz daha hızlı ilerlemesi adına çözümlerden çözüm aramaya çalışıyoruz.
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.