Hayatın kaybettiği insanları buluyoruz

Celal Uçarman & Emek Uçarman

Celal Uçarman & Emek Uçarman



RÖPORTAJ: Nihal Altıngövde 30 Haziran 2015, 12:01

1998 yılında Avcılar'da kurulan ve bir süre sebepsiz yere kapatılan Çığlık Sanat Atölyesi kurucusu Celal Uçurman politik bir kimliklerinin olduğunu ama asla politik bir dertlerinin olmadığını söyledi. Atölyede “Hayatın kaybettiği insanları bulduklarını” belirten Uçarman, “Bizim insan gibi bir derdimiz var. Sanat evrenseldir, ezilen insanlardan yana olsun” dedi.

Sanata gönül vermiş insanlar. Sanatçı bir babanın sanatla dopdolu yetiştirdiği kızı Emek Uçarman. Şimdi onlar her yaş her kesimden insanı bir araya getirip sanat atölyelerinde buluşturuyorlar. Sesleri bir çığlık olup tüm dünyaya ulaşsın diye uğraşırken kah sahnede toplumun en kara gününü kömür olup oynuyorlar, kah canlı heykel olup bir köşe başında karşımıza çıkıyorlar. Avcılar’da  rengarenk çitlerle çevirdikleri tahta masalı bahçenin kapıları Çığlık Sanat Atölyesi’ne açılıyor. Küçük bir sahnenin tam da ortada yer alması adımınızı attığınız anda sizi sanatla dopdolu bir öykünün içine sürüklüyor.
Çığlık Sanat Atölyesinin öyküsünü kurucusu Cemal Uçarman ve kızı Emek Uçarman’dan dinledik.

Çığlık Sanat Atölyesi ne zaman kuruldu?
Emek Uçarman: Çığlık sokak tiyatrosu olarak başladı. 1998 yılında babam Cemal Uçarman tarafından başladı. Avcılar Parseller’de bir yer açtık. İşçi tiyatrosu olarak başladık. Dekorları, kostümleri kendimizin hazırladığı oyunlar hazırladık. Çoğunu yine babam yazdı. Bu şekilde tiyatroya başladık. Daha sonra tiyatromuz kapandı. Kapanma sebeplerini ve o süreci babam daha iyi bilir. Kısa süreli ve sebepsiz bir kapatma diyelim. 
Cemal Uçarman: O yıllarda Güney Doğu’da olağanüstü hal uygulaması vardı. Oradan bir emniyet müdürü buraya atandı. O da buradaki sanırım sekiz yeri birden kapattı. Tüm içkili yerler falan kapatıldı. Kapatma gerekçeleri tamamen despotik. Bizim atölyemizde masklar vardı, tiyatro maskları. Bize geldiler, işte siz satanist misiniz, burada ne yapıyorsunuz gibi sorular sordular. Suçlayacakları hiçbir şey yoktu ama tepeden bir emir gelmiş bir gerekçe bulunması gerekiyor ve gerekçe yok ortada. O maskları gerekçe gösterdiler. Bizim o dönemde 150 tane öğrencimiz vardı. Tiyatro, bağlama, gitar eğitimlerimiz vardı. Hiç unutmuyorum ben o gün Büyükçekmece’de bir oyun izliyordum, telefon geldi gittim. Atölyeyi 40-50 tane polis sarmış, 3-4 tane polis arabası kapıda. Sanırsınız hücre evi basılmış. Çocukları götürmüşler zaten bizleri de arabalara alıp götürdüler. Terörle mücadeleye götürüldüğümüzde gördüğüm manzarayı unutamıyorum. Çocukları bir tarafa dizmişler, bir tarafa gitarları dizmişler. Küçücük çocuklar panik halindeydiler. 
Suç aletleri de gitar mı?

Cemal Uçarman: Aynen öyle. Hatta ben de burada patlamaya hazır notalar var o yüzden getirdiniz sanırım arkadaşlarımı dedim. Birçok kişi bu insanlar sanat yapıyor neden kapatıyorsunuz gibi tepkilerde bulundu. Belediye başkanına kadar müdahale ettiler.

Siyasi içerikli oyunlar oynuyor muydunuz o dönemde?
Cemal Uçarman: Biz sol kültürden gelen insanlarız. Sanatçı zaten muhaliftir. Ne yaparsanız yapın sonuçta muhalif bir şeyler yapıyorsunuz ama slogancı, provakatif şeyler değil. Biz daha çok sanat ağırlıklı şeyler yapıyoruz, mesela o dönem biz ‘Kahraman Bakkal Süpermarkete Karşı’ isimli Ferhan Şensoy’un oyununu oynuyorduk. Yılmaz Erdoğan’ın “Kadınlık Bizde Kalsın” Nazım Hikmet’in “Tartüffe 59” gibi oyunlar oynuyorduk
Emek Uçarman: En politik oyunumuzda Nazım Hikmet’in “Tartüffe 59” oyunuydu.

Cemal Uçarman: İstanbul’da Şehir Tiyatroları’nın da oynadığı bir oyundu zaten. Ama bizim kapatılma gerekçemiz bu değildi. Kitapçının suçu ne olabilir mesela? Ki onu da kapattılar. Adamın siyasi görüşünden yola çıkıldı. Kitapçı solcudur muhtemelen mantığıyla. Ben Kaymakam’a kadar gittim. Kapatma gerekçemi istiyorum dedim. Emniyet Müdürü'ne keza gittim. Birçok yerle görüştüm. Gerekçe yoktu. Sonra bana gidin açın dediler. Git kendin aç şeklinde bir uygulama olamazdı. Ben yapamam bir de suç işlemiş olurum siz kapattınız ve gelip memurlarınızdan biri açsın şeklinde konuştum. Üç ay kapalı kaldı orası. Bu süre içerisinde ben oradan oraya koşturdum. Bu arada tabi olayı terörize ettiler, dışarıdan insanlar, öğrenci velileri sanki burada bir şey olmuş zannettiler. Çünkü örgüt evi basar gibi basılmıştık. Biz de uzun süre ara verdik bu nedenle. Ben daha sonra Esenyurt Belediyesi’nde Genel Sanat Yönetmenliği yaptım, sonra belediyeye AKP yönetimi gelince Kültür Merkezi’ni kapattı ve 16 hocayı işten attı. Avcılar’da bir yıl kadar Genel Sanat Yönetmenliği yaptım. Avcılar’da da başka sorunlar çıktı. Yani biz sanatçılar için fark etmiyor AKP’li CHP’li belediye aynı sorunları yaşıyoruz. Sanatçı olduğum için o bürokratik şeylerin içinde daha fazla duramadım ve ayrıldım. 

Daha sonra neler yaptınız?
Cemal Uçarman: Son dönemde de geçen sene “Yasaktır” diye bir oyun çıkardık. Yerimiz yoktu ve arkadaşların atölyesinde çalıştık. Bu sene yine benim yazdığım “Kömür” diye bir oyunla başladık ve oyunumuzu Beylikdüzü Belediyesi’ne sattık. Oradan aldığımız parayla da gelip Çığlık Sanat Atölye’mizi açtık. Kurslarımız başladı. Ben özellikle şunu belirtmek istiyorum. Beylikdüzü Belediyesi’ne biz minnettarız. Sanata en iyi yaklaşan bir başkan ve belediye. Aslında onlar bize olması gerektiği gibi davrandılar. Bu yüzden onlara sonsuz teşekkür ediyorum. Çünkü bir sanatçı nasıl karşılanır biliyorlar.
Emek Uçarman: Değerimizi biliyorlar. Biz 1998’den beri dediğimiz gibi bu işi yürütmeye çalışıyoruz ve tamamen kendi imkanlarımızla yürütmeye çalışıyoruz. Ama en büyük desteği Beylikdüzü Belediyesi’nden gördük, o da her belediyenin yapması gerekeni yaptı aslında. Bu kadar basit bir şey, bir oyun satın alıp 3 bin lira 5 bin lira gibi rakama halkına ücretsiz bir etkinlik yaratacak ve bizi de kendini de halkını da mutlu edecek. Her belediyenin yapması gereken bir şey bu.

Atölyeniz Avcılar’da. Avcılar Belediyesi’nin yaklaşımı nasıl sizlere?
Emek Uçarman: Avcılar Belediyesi’nin bize hiç desteği yok. Yalnız ve özel olarak kendi imkanlarımızla yürütmeye çalışıyoruz. Buranın 28 Mart’ta açılışını yaptık. 
Cemal Uçarman: Şunu da belirteyim bu atölyede gördüğünüz her şey çöpe atılmış şeylerden yaratıldı. Burası büyük bir aile ve insanlar çocuklarıyla geliyorlar. Hiç unutmuyorum bir gün İmam Hatip Okulu’ndan bana geldiler çocuklar bir oyun hazırlıyormuş ve çalıştırır mısın diye sordular. Tabi dedim. Bizleri dışarıdan gören insanlar da şaşırıyor tabi. Buraya küpeli çocuklar geliyor ama onun yanında İmam Hatip için çarşaflı ablalar da geldi. Halkın tamamına ulaşmak istiyoruz. Politik bir kimliğimiz olabilir ama asla politik bir derdimiz yok. Bizim insan gibi bir derdimiz var. Sanat evrenseldir, entelektüel bir dili olsun, ezilen insanlardan yana olsun. Bu ülkede çarşaflı da çarşafsız da eziliyor. Yani sınıfsal baktığınız zaman arasında fark yok. İkisi de bu çarkın içerisinde. Biz biraz böyle bakıyoruz ve o yüzden çok protest oyunlar oynamıyoruz. Slogancı oyunlar yapmıyoruz, sevmiyoruz da zaten tarzımız değil. Estetik dili olsun çünkü sanat estetik bir şeydir.

Çığlık Sanat Atölyesi bu şekilde doğdu. Neler yapıyorsunuz burada?
Emek Uçarman: Önemli günlerde sokakta gösteriler yapıyoruz. Ramazan için geçen hafta meddah gösterimiz oldu. Burası aslında işçi tiyatrosu kökenli bir yer olmaya devam ediyor. Adının ‘Çığlık’ olma sebebi de insanların şantiyelerinden, ofislerinden, cafelerden kısacası çalıştıkları yerlerden o günün stresinden arınıp buraya gelip o çığlıklarını duyurabilecekleri, derdini paylaşabileceği, sahnede kendini ifade edebileceği bir alan yaratmak içindi. Ama tabi biz daha çok işin teorisine de önem veriyoruz. Tiyatronun nasıl yapılması gerektiğine de önem veriyoruz. Babam ve ben oyunculuk mezunuyuz, profesyonel oyunculuk yapıyoruz. Bütün bilgi ve birikimlerimizi paylaşarak hem bir şeyler öğretip bir şeyler katmak hem de sahneye kaliteli oyunlar koymak amacımız. Amatör ruhla profesyonel işler yapmak yani. Kömür isimli oyunumuzu geçen sezon oynadık. Bu sezona üç dört tane oyun hazırlığındayız. Bunlardan bir tanesi çocuk oyunu. Onun prova aşamasındayız. Burada iki öğrenciyi konservatuara hazırlıyorum. Küçük yaş gurubumuz var yaratıcı drama anlamında onlara ders veriyoruz. Hayal güçlerini geliştirebilecekleri, sıkmadan işin teorisini de verdiğimiz biraz doğaçlama hepsi bir arada, dersler veriyoruz. Sezon sonunda oyunları olacak. Aynı zamanda kendi büyük oyunlarımızın provalarını alıyoruz. Sekiz kişilik bir canlı heykel ekibimiz var.

Canlı heykel çalışmanızı biraz açalım mı?
Emek Uçarman: Sekiz kişilik canlı heykel ekibimiz dört farklı konseptle Büyükçekmece sahilde, Avcılar merkezde ve gün gün farklı saatlerde farklı bölgelerde sokakta gösteri yapıyor. Atölyeyi döndürmek için maddi anlamda, hem de kendi harçlığımızı çıkarmak için hem de insanları bir tiyatro salonuna sokmak değil de insanların ayağına bir tiyatro sahnesini, bir performansı getirmek amacımız. Onların yolda telaş içinde yürürken beş dakika da olsa dikkatlerini çekip bir tebessüm bırakmak yüzlerinde. Amacımız bu. İnsanların hayatına renk katmak bizi mutlu ediyor.

Cemal Uçarman: Aşağıda bizim atölyemiz var orada ahşap sanatları yapıyoruz. Birkaç arkadaşımız onunla uğraşıyor. Takı yapan arkadaşlarımız var. Biz burada hayatla ilgili ne varsa onu üretmeye çalışıyoruz. Bu bölgede özel bir yerimiz var, herkese eşit mesafede olmamızdan kaynaklı ve herkesin duyarlılığını kendi duyarlılığımız yaptığımız için büyük bir sempati var bize karşı. Biz de kimseyi geri çevirmiyoruz. Biz bir tüccar gibi yaklaşmıyoruz, bizler sanatçıyız. Buranın yürümesi içinde herkes canlı heykelde olabiliyor, hem tiyatro yapmış oluyor, hem halkın ayağına tiyatroyu götürmüş oluyor hem de buranın ayakta durmasını sağlıyor. Burada ücret konuşmayız. Herkes elbirliği ile çayı alır, kahveyi alır. Bir komin ilişkisi vardır burada çünkü sanat böyle bir şey. Tüccar gibi yaklaştığınız zaman sanat kaybolur.

Emek Uçarman:
Bizim tek derdimiz buranın kirası ve giderleri. Onun dışında ticari bir beklentimiz yok. Herkes benimsiyor burayı işin güzel yanı bu. Çünkü herkes evi gibi görüyor burayı, herkes birbirini aile olarak görüyor. Aynı zamanda tiyatro ve sanatın dışında bir dertleşme yeri burası. Gerek evrensel gerek kişisel dertlerimizi sahnede yüz yüze paylaşabildiğimiz bir yer olduğu için bağlıyız birbirimize. Ekibimiz kalabalık bir ekip, ekibin dışında çevremizde kalabalık. Bizi seven ve takip eden insanlarda bizi motive ediyor.

Canlı heykel performanslarınızı Büyükçekmece ve Avcılar dışında nerelerde sergiliyorsunuz?
Cemal Uçarman: İstanbul’un çeşitli noktalarına gidebiliyoruz. Zabıta anlamında sıkıntı yaşamayacağımız yerlere gidiyoruz.

Müdahalesi oluyor mu zabıtanın?
Cemal Uçarman: Kadıköy’de ve Bakırköy’de oldu. İzin vermediler, çünkü biz önümüze bir kumbara koyuyoruz. Bu kumbaranın amacı burada ki giderlerimizi karşılamak.

Avrupa’da çok yaygın değil mi sokak sanatçıları?
Cemal Uçarman: Oralarda yasak değil, hatta tam tersine Avrupa’da sokak sanatçılarına devlet veya belediye aylık veriyor. Ekstra onun aldığının dışında. Bu tür şeyleri teşvik ediyorlar çünkü sokak sanatçısı sokağın rengidir. Sokak aynı sokak ama siz o sokağın anlamını değiştiriyorsunuz. İnsanların ayağına tiyatroyu götürüyoruz, oyunsal bir şey olmasa da bu görsel bir şey. Bu görsel heykel bile insanların hayatında o an için bir anı, o an için bir mutluluk. Yüzleri güldürüyor. Durup heykel mi gerçek mi diye dokunan oluyor, fotoğraf çektirenler oluyor. Konuşmadan insanlarla o kadar çok şey paylaşıyorsunuz ki aslında. Yaptığımız işin bir değer olduğunun farkında insanlar benim için bu çok önemli. Sanat algısı Türkiye’de çok farklı. Devletler tiyatroyu sevmezler. Çünkü tiyatro her zaman muhaliftir. Sistemi eleştirir. Sistem derken iktidar olması gerekmiyor bunun. Tiyatro tüm yaşamın her yönünü kapsar ve eleştirir. Hayatı dönüştürmenin yeni bir şeyler üretmenin tek koşulu eleştirmektir. Bizim görevimiz de bu. Sokakta o üst salon algısını da kırmaya çalışıyoruz. Sokak o yüzden var. Çünkü sokakta halk var.
Emek Uçarman: İnsanlar koşuşturma içinde, bir yere yetişme peşinde. Biz mümkün olduğunca hareketsiz kalarak aslında hareket getiriyoruz sokağa, hareketsizliğimizle.

Beylikdüzü Belediyesi dışında destek veren belediyeler hangileri?
Cemal Uçarman: Büyükçekmece Belediyesi bizlere hiç sıkıntı yaşatmıyor. Sahilde canlı heykel çalışmamızı yapıyoruz. Hatta övgü alıyoruz belediyeden. Zabıtalar geliyor kımıldadığınızı görmeyeyim şeklinde espri de yapıyorlar hatta. Bizim de aramızda espri konusu oldu, zabıta gelirse heykel gibi kal diyoruz birbirimize. Bayramdan sonra Beşiktaş Belediye’sinin davetiyle o bölgeye gidiyoruz. Belediyeler bölgelerinde ki sanatçılara sahip çıkmak zorunda. Bir şehrin kültürü, sanatı gelişmişliğini gösterir.
Emek Uçarman: Burada Avcılar Belediyesi bize hiç sahip çıkmıyor. Bize ücretsiz bir sahne verecek olsalar hemen ardından bizden ücretsiz olarak kendileri için bir oyun talep ediyorlar. Yaptıkları en büyük iyilik bu oluyor yani. Biz bir kere kendimiz için oyun oynayabiliyorsak, bir kere de onlar için oynamak zorundayız ücretsiz olarak.

İdeallerimizi gerçekleştiriyoruz

Sanat adına yapmak istediğiniz idealleriniz neler, ütopyanız nedir?
Emek Uçarman: Bizim zaten burada çok ütopik şeylere ihtiyacımız yok. Biz aslında ideallerimizi gerçekleştiriyoruz. Çok ötesi yok bizim için. Çünkü biz buraya liseden çıkıp da zararlı alışkanlıklar edinecek insanların buraya gelişini gördük. Biz olmasaydık başka yere gidecek olan gençlerin burayı tercih etmesini biz gördük. Bu bizim için güzel olan. Ben burada imkanı olan veya olmayan insanlara konservatuarı kazandırdım bir gelecek vermiş oldum. Bu benim için bir hayaldi onu gerçekleştiriyorum. Biz burada çocukları eğitiyoruz. Tiyatroyu sadece tiyatro olduğu için değil kendini de ifade edebileceği bir yer olduğu için bir aile olarak bir yer bulabileceği için yine biz tatmin olduk. Amacımız daha çok öğrenci yetiştirmek, daha çok oyun çıkarmak, daha çok duyulmak, sevilmek, beğenilmek takdir edilmek ve alkış. Bizim yolumuz açık olsun ütopyamız zaten buydu, bunu gerçekleştirdik. Sadece yolumuza engel çıkmasın istiyoruz.
Cemal Uçarman: Biz hayattan insan çalmayı seviyoruz. Hayatın kaybettiği insanları çalmayı seviyoruz.
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.