Hızır Ardal: Sigara nötron bombasından daha tehlikeli

Hızır Ardal

Hızır Ardal



19 Mayıs 2015, 19:58


«Barış diyorum, kardeşlik diyorum, sevgi diyorum, birbirimizi sevelim diyorum» diyen yetmişlik delikanlı, elinde megafonla, sokak sokak, meydan meydan dolaşıp sigaranın zararlarını anlatıyor. Retorik cümleleri ile topluma sevgi, barış ve birlik mesajları veriyor. Renkli kişiliği ve samimiyeti gözden kaçmayan gönüllü Yeşilaycı Hızır Ardal ile, kötü
alışkanlıklar, toplumsal sorunlar ve seçimler üzerine konuştuk.

Sizi tanıyarak başlayalım, kimdir Hızır Ardal?
Ben, 1948 Rize doğumluyum. İstanbul'da Kâğıthane’de 45 sene ikamet ettim. 15 senedir de Sultanbeyli'de oturuyorum. 20 seneden beri, Yeşilay ile ilgili çalışmalar yapıyorum. İstanbul’un her yerini dolaşıp insanları sağlıkla ilgili konularda, özellikle de sigaranın zararları konusunda uyarmaya çalışıyorum. Hayatımın en güzel günlerini böyle geçiriyorum. Çünkü toplumda büyük sıkıntılar var. Tüm toplumu ilgilendiren bu sıkıntıların altına biz de elimizi sokmak durumundayız. Aslında herkes elini sokmak durumunda.

ÇOCUKLARIMIZ ŞU ANDA ZEHİRİN TUTSAĞI OLMUŞ VAZİYETTE. SİGARA, UYUŞTURUCU GİBİ. BİR DE BONZAİ DİYE UYUŞTURUCU BİR MADDE ÇIKMIŞ. BÜTÜN BUNLAR TOPLUMU SARMIŞ VAZİYETTE. BUNLARA KARŞI SIRADAN BİR İNSAN OLARAK, BİR YURTTAŞ OLARAK, VATANINI, MİLLETİNİ SEVEN BİR ARKADAŞINIZ OLARAK YILLARDAN BERİ BİR MÜCADELE VERİYORUM.

Gönüllü olarak mı yapıyorsunuz?
Tabi gönüllü yapıyorum. Kimseden hiçbir şey istemem. İsteklerimi ben, bir Yaradan’dan isterim. Dolayısıyla Yeşilaycılık çok önemli bana göre, sokakta çok kötü şeyler yaşanıyor. Çocuklarımız şu anda zehirin tutsağı olmuş vaziyette. Sigara, uyuşturucu gibi. Bir de bonzai diye uyuşturucu bir madde çıkmış. Bütün bunlar toplumu sarmış vaziyette. Bunlara karşı sıradan bir insan olarak, bir yurttaş olarak, vatanını, milletini seven bir arkadaşınız olarak yıllardan beri bir mücadele veriyorum. Başarılı da oluyorum. Mesela 1400 kişiye sigara bıraktırdım.

Hastalar inim inim inliyor

Ne oldu da böyle bir çalışmaya gönüllü oldunuz, özel bir sebebi var mı?
Olmaz olur mu, tabi var. Hastanelere giderseniz benim burada ne yapmak istediğimi, oradaki hastaları gördükten sonra ne yapmak istediğimi anlarsınız. Çünkü insanlar sigara kaynaklı hastalıklar yüzünden hastanelerde inim inim inliyor. Aynı zamanda ben yakınlarımı kaybettim. Onların sigaradan dolayı hayatlarını kaybetmesi beni çok yaraladı, dolayısıyla ben de hiç olmazsa günde bir kişinin olsun, sigarayı bırakmasına sebep olsam ne mutlu dedim. Bir kişi bir dünyadır.

İnsanlara nasıl anlatıyorsunuz?
Elimde megafon var, dökümanlarım var. Sigarayla ilgili, uyuşturucuyla ilgili, alkolle ilgili, hastalıklarla ilgili hepsinin dokümanları var elimde. Bu dokümanlarla birlikte sokakta kimin elinde sigara görürsem onu yoldan çeviriyorum, bire bir anlatıyorum. Bazen de megafonla anlatıyorum. Mesela hiç unutmam köprüden geçiyorum, bir kadın kardeşimiz, arabasında çocuk var, elinde sigara. Hem sigara hem çocuk. Onu köprünün ortasında çevirdim. ‘Gel bakalım hanım kardeşim’ dedim. ‘Buyur’ dedi. Sen şu anda annesin, ancak hem kendini hem de çocuğunu zehirliyorsun. Ben sana çok da dua edeceğim, ama ne olursun şu sigara olayını sana özet olarak anlatayım’ dedim. Ben anlattım o dinledi. Sonra çok teşekkür ederim dedi. Sigara paketini çıkarttı çantasından ve paketi kırdı. Ben de bu saatten sonra sigara içmeyeceksin diye kendisinden söz aldım. Bunu ben her gün yapıyorum.

Yalnızca sigara konusunda mı uyarıyorsunuz?
Sigara, uyuşturucu, alkol, kumar, terör, at yarışı, milli piyango, coco cola, pepsi, üç beyaz, bir de Zekeriya Beyaz, o da tehlikeli...

Zekeriya Beyaz konusunda da uyarıyor musunuz gerçekten?
Tabi tabi uyarıyorum. O da İslama, dinimize saldırıyor.

SEN KİMSİN, KİMİN ADINA ÇALIŞIYORSUN, SANA MI KALMIŞ DİYORLAR. DEVLET VAR, HÜKÜMET VAR, İŞTE BİLMEM KİM VAR FALAN. EVET, BUNLARIN OLMASI ÇOK ÖNEMLİ ELBETTE, OLMALI DA, AMA BİZİM DE BİR ŞEYLER YAPMAMIZ LAZIM, BİZİM DE ELİMİZİ TAŞIN ALTINA KOYMAMIZ LAZIM.

Siz saldırdığını düşünüyorsunuz, ama başkaları farklı düşünebilir.  O cümle yerine, söylediklerine katılmıyorum demek daha doğru olmaz mı?
Olur, ama şimdi şöyle, bizim inançlarımız var. Onun da madde madde kuralları var. Bu kuralları yaşayabilsek ülkemizde hiçbir sorun olmaz. Her şey daha güzel olur ve yaşantımız düzgünleşir. Ancak biz İslamiyeti yaşayamıyoruz. Adama soruyoruz Müslüman mısın? Elhamdülillah Müslümanım diyor. Oysa böyle demekle olmuyor. Bu kadar kolay değil.

Peki, bütün bunları yaparken tepki alıyor musunuz? Alıyorsanız, ne tür tepkiler bunlar?
Yüzde 98 olumlu tepkiler alıyorum. Yüzde 2'yi de ben çok fazla dikkate almıyorum. Yüzde 98'i bana destek veriyor. Yüzde 2'si de ‘şaşı’ bakıyor. Bazen de çok saçma sorular soruyorlar, ‘çapraz’ sorular soruyorlar. Sen kimsin, kimin adına çalışıyorsun, sana mı kalmış diyorlar. Devlet var, hükümet var, işte bilmem kim var falan. Evet, bunların olması çok önemli elbette, olmalı da,  ama bizim de bir şeyler yapmamız lazım, bizim de elimizi taşın altına koymamız lazım. Her şeyi devletten bekleyemezsiniz, her şeyi hükümetten bekleyemezsiniz, her şeyi yargıdan bekleyemezsiniz.

AK Parti’nin rozeti taşıyorsunuz ve birçok yerde ulu orta konuşuyorsunuz, bu sorun oluyor mu?
Çok fazla sorun olmuyor. Mesela nerede sorun oluyor, Beşiktaş'ta sorun oluyor, Bakırköy'de sorun oluyor, Şişli'de saçma sorular soruyorlar. Ama ben yılmadan usanmadan inançlarımın gereğini yapıyorum. Rozetime gelince, o hizmetleri başka bir siyasal parti de yapsa, ben ona da destek veririm. Onun da rozetini taşırım. Bu ülke çok fazla hizmet görmedi. 80 sene bu ülkede çok büyük sıkıntılar yaşandı. Hep birlikte yaşadık. Terör belasından yeni yeni kurtulmaya başladık. Terör bu ülkenin geleceğine ipotek koymuştu. Dolayısıyla teröre karşı hepimizin dimdik ayakta durması lazım.



BİZ İSTİŞARE EDEBİLİRSEK, BİZ BİRBİRİMİZİ SEVERSEK, ALEVİ, SÜNNİ, KÜRT, TÜRK, ÇERKEZ, ARNAVUT, BOŞNAK, ARAP… HEPİMİZ KARDEŞ OLDUĞUMUZU BİLİRSEK, HİÇBİR SORUN KALMAZ. AMA BİZİ BİRBİRİMİZDEN KOPARDILAR.

Sokaklarda dolaşan, vatandaşla iç içe olan bir insan olarak,  saydığınız o zararlı alışkanlıkları bir kenara bırakırsak, sizce, toplumda ne tür sorunlar var?
Bence öncelikle iletişim kopukluğu, en büyük sorun. Size kısa bir örnek vereyim: Mesela otobüse biniyorsunuz, insanların hiçbiri birbirleriyle konuşmuyor. Oysa bu vatanın toprakları hepimiz için. İstişare eksikleri var. İstişare olmayınca sorunlar da yumak gibi büyüyor. Biz istişare edebilirsek, biz birbirimizi seversek, Alevi, Sünni, Kürt, Türk, Çerkez, Arnavut, Boşnak, Arap… hepimiz kardeş olduğumuzu bilirsek, hiçbir sorun kalmaz. Ama bizi birbirimizden kopardılar. Bizi birbirimize şaşı baktırdılar. Nedir Kürtmüş, onunla konuşmayacaksın, Çerkez onunla konuşmayacaksın, Alevi onunla konuşmayacaksın, peki biz kiminle konuşacağız? Çanakkale'de savaşta hep birlikteydik. Çanakkale'de destanlar yazdık. O destanları yazan nesillerin evlatları bugün birbirlerine düşman oldular. Bunu ortadan kaldırmamız lazım, öyle bakıyorum.

Nasıl kaldıracağız? Hepimizin gördüğü birçok konuda kutuplaşma, bir siyasi gerilim söz konusu maalesef.
Evet, bir ayrışma, bir kutuplaşma söz konusu. Ama bu ayrışmanın ve kutuplaşmanın nedenleri önce diyalogdan kaynaklanıyor. Diyaloğu kurabilirsek; toplumun bütün kesimleri birbiriyle dayanışma içerisinde, birbirini hazmederek, ötekileştirmeden yaşayabilir. İnsanlarla düzgün bir iletişim kurabilirsek, bu kutuplaşmayı ortadan kaldırabiliriz. Mesela iktidar partisi bir hizmet yapıyor. Milletimize ayrım yapmadan hizmet veriyor. Muhalefet hem bir şey yapmıyor, hem buna hep karşı çıkıyor. Niye karşı çıkıyorsun? Doğruysa, de ki Allah razı olsun, iyi bir iş yapıyorsunuz.

Sistem berbat ve çalışmıyor

Muhalefete bağladınız, iktidarın hiç mi hatası yok?
İktidarın hatası yok demiyorum ki. İktidarın da hatası olabilir. HDP, CHP veya MHP fark etmez, doğru bir şey getiriyorlarsa iktidarın bunu ciddiye alması lazım. İlle de benim dediğim olmaz. O zaman barışı yakalayamazsınız. O zaman birlik, beraberlik olmaz. Onların da istekleri var. Ama sen iktidarın getirdiği, yaptığı her şeye, 12 senede yapılan bütün icraatlara karşı çıkıyorsun. Bunu çözebilmenin yolu sistemden geçiyor. Sistem berbat ve bu sistem artık çalışmıyor ülkemizde. Sistemin bertaraf edilmesi lazım. Neden? Bir yasa getireceksiniz, parlamentoda 15 saat 30-50 kişi konuşuyor. Bu böyle olur mu? Üstelik komisyona gidiyor, komisyondan meclise geliyor, komisyonda kavga, kıyamet, gürültü…

Yasa dediğiniz şeyden dolayı insanların başına her şey gelebilir. Hapis yatabilir, geleceği kararabilir. Dolayısıyla bir yasanın, ilgili insanların, ilgili birimlerin tartışmasına olanak vermeden, dayatma ile bir gecede çıkarılmasında bir sorun görmüyor musunuz?
Elbette sorun, böyle görmez olur muyum. Birilerinin dayatmasıyla, bilmem nesiyle bu işler olmaz. Bu tür siyasi partiler Anayasa’ya göre çalışmalar yapıyorlar, doğru mu? Peki, bu anayasayı kim yaptı? 12 Eylül’ün generalleri yaptı. 12 Eylülcü generallerin yasasını ortadan kaldırmak gerekmiyor mu? Ben bir vatandaş olarak o anayasaya inanmıyorum, güvenmiyorum. Çünkü 12 Eylül darbesini yapanlar yaptı onu. 12 Eylülcü anayasanın çok büyük açıkları, yanlışları, haksızlıkları var. 11 Eylül günü ülkemizde 30 kişi katledilirken, 12 Eylül'de terör bitti. Bunun arkasında kim var? Birileri düğmeye bastı, bitirdi.

O zaman siz meclis dahil birçok alanda yaşanan sıkıntıların sebebi 12 Eylül Anayasası’dır diyorsunuz, doğru mu?
Evet.

Peki, AK Parti Hükümeti, 12 yılda neden kaldırmadı bu yasaları? 
Kısmen kaldırdı. İnşallah seçimlerden sonra da, kalanların hepsini kaldıracak.

Peki, duyarlı bir insan olarak sizi en çok, toplumdaki hangi gelişme rahatsız ediyor?
Ahlaki yönden yozlaşma, benim çok canımı sıkıyor, çok rahatsız ediyor.

Ahlak, göreceli bir kavram ama...
Burada bir ölçü var. Bu ölçüyü kim koymuş, bizim inançlarımızı kim koymuş? Müslüman mıyız, Elhamdülillah. O zaman onun kuralları var, ölçüsü var. Siz onun haricinde bir yaşam biçimi seçmişseniz o zaman o inançlara karşı yaşam biçiminiz yanlış demektir.

Müslüman olmayanlar, gayrimüslimler, farklı düşünenler var.
Olabilir. Saygı duyarım. Babamız Adem. Elbette Hristiyanı da olacak Yahudisi de, farklı düşüneni de. Onlar da kendi yaşam biçimlerine göre yaşasınlar, ama ben de kendi yaşam biçimime göre bu ülkede yaşamak istiyorum. Başörtüsüyle uğraşmasınlar, benim İslami duygularımla, inançlarımla uğraşmasınlar. Çıkmış adamın bir tanesi ‘Taksim benim kabemdir’ diyor.

Ama o yalanlandı.
Yalanlanmadı, tepkiler gelince yalanladılar.

BİZ İSLAM’I BİLMİYORUZ, BİZİ İSLAM’DAN KOPARTTILAR. KİM KOPARTTI, BU VESAYET DÜZENİ KOPARTTI. ONUN ARKASINDAKİLER KOPARTTI. NE YAPTILAR, PUTLAR, TANRILAR YARATTILAR. BENİM KELLEM DE GİTSE BEN DOĞRU BİLDİĞİMİ KONUŞURUM.

Selahattin Demirtaş açıkladı: ‘kayıtlar var, böyle bir şey söylemedim’ dedi... Neyse, toplumdaki ahlaki çöküntüye gelelim, o konuda eklemek istedikleriniz var mı?
Ben inançlarımı yaşıyorum, ancak dışarı çıktığımda inanılmaz şeyler görüyorum. Soruyorum bir Müslümanan evladına, bir kız çocuğumuzun, bir hanım kardeşimizin giyim kuşamını Allah kurallarıyla belirlemedi mi, belirledi. Sokağa baktığımızda bunu görebiliyor muyuz? Kime benziyor bizim şu anda ki toplumun yapısı? Ben Eyüp'e gidiyorum, camiye, cuma namazlarına gidiyorum. Orada ecdadımızın mezar taşları var ve ben onları okuyamıyorum. Müslümanım, ama ben onu okuyamıyorum. Camide, hocanın arkasından namaz kılıyoruz. Namaz başlarını biliyoruz, ama hocanın ne dediğini bilmiyoruz. Neden bu böyle oldu? Çünkü 100 sene evvel Osmanlı kültürünün üzerine beton döktüler.

Vesayet bizi İslam’dan koparttı

Emevilerle başlayan ve Osmanlılarla devam eden dini yorumların, İslam’a zarar verdiğini iddia edenler var.
Ben öyle bir şeye katılmıyorum. Ben sana açık konuşuyorum, mert konuşuyorum. Biz İslam’ı bilmiyoruz, bizi İslam’dan koparttılar. Kim koparttı, bu vesayet düzeni koparttı. Onun arkasındakiler koparttı. Ne yaptılar, putlar, Tanrılar yarattılar. Benim kellemde gitse ben doğru bildiğimi konuşurum. Ya olduğun gibi görüneceksin ya göründüğün gibi olacaksın. Bu arada Müslümanız, ama Kur’an-ı Kerim'i okuyamıyoruz.

Yüzde biri bilerek ve anlayarak okuyormuş.
Gerisi bilmeyerek okuyor. Peki, kim sebebi? Sebep olanları biliyorum.

Kim, vesayetçiler mi?
Elbette vesayetçiler. Onun için diyorum ki bizi koparttılar inançlarımızdan. İşte sokak ortada. Türkiyemiz ortada, ama bir kadro geldi, Allah razı olsun, Türkiye'de bazı şeyleri değiştirmeye başladılar. Ondan dolayı rahatsız oluyorlar. O rahatsız olanlar, Gezi’nin arkasında olanlar.

Gezi’ye bağladınız. O konuya genel olarak iktidarın baktığı cepheden bakanlar ve bunun aksini iddia edenler var. Siz nasıl değerlendiriyorsunuz Gezi’yi? 
Şimdi adamlar diyor ki beş tane şartımız var; 3. Boğaz Köprüsü’nü yapmayacaksın, havaalanını yapmayacaksın, Marmaray'ı yapmayacaksın, bilmem neyi yapmayacaksın. Peki, havalanını yapmayın diyenler kim? Arkalarında kim var, Almanya. Alman'ın burada ne işi var? Bizi Çanakkale'de geçemeyenler bugün bizi içeriden bloke edip, bizi içeriden birbirimize vurdurmaya çalışıyorlar. Gezi’nin arkasında başka güçler var. İngiliz var, Fransız var, Alman var, İsrail var. Pensilvanya'daki zat var bu işin içinde. Bu işin içinden İstanbul Emniyet Müdür Muavinleri bile çıktı, bugün yargılanıyorlar. Güzel kardeşim orada Türkiye 150 milyon dolar zarar etmiştir. Gençleri birbirlerine vurdurmuşlardır. Polis arabaları yakıldı, dükkânlar yağmalandı.

Gezi olaylarında 8 insan hayatını kaybetti. Gözlerinden olanlar, sakatlananlar oldu. Birçok acı yaşandı. İnsanlar, ‘anayasal hakkımızı kullandık’ diyorlar.
Anayasal değildi, anayasada öyle bir şey yok. Gösteri hakkı var, ama kimseyi yaralamayacaksın. Adam kafasını gözünü kapatmış, elinde molotof, öyle olur mu? 280 tane ağaç kesildi Yalova'da, neden ağaç katliamına karşı çıkanlar orada bir kelime söylemediler?

Söylediler... 
Hayır, hayır. Hiçbir şey söylemediler.

HDP barajı aşamaz

Seçimlere gelelim, nasıl değerlendiriyorsunuz? 
Seçimler, birileri barajı aşar aşmaz olayına girmeden, ben ilkelere bakarım. Ben barıştan yanayım. Partiler barıştan yana mı değil mi, ona bakarım. Bakın Selahattin Bey Cumhurbaşkanı adayı olduğu zaman koymuş olduğu çizgi içerisinde yoluna devam edebilseydi barajı aşardı. Yani Selahattin Bey'in görüşleri devam etmiyor, partisi barajı aşamayacak.

Neden aşamayacak, biraz daha açar mısınız?
Çünkü insanların değerlerine dokunuyor. Bu toplumun üç önemli değeri vardır. Bir; inancına dokunmayacaksın. İki, toprağına dokunmayacaksın. Bir de namusuna dokunmayacaksınız.

Hangi değere dokunuyor?
Mesela HDP, inançlara dokunuyor.

İnanç demişken, Cumhurbaşkanı’nın Kur’an-ı Kerim’i eline alıp mitingler yapmasını bir istismar olarak değerlendirenler var.
Sana bir şey söyleyeyim o zaman, Süleyman Demirel'in başbakanlık dönemini çok iyi hatırlıyorum. ‘Bir elinde Kur’an, bir elinde iman, geliyor bir nurlu Süleyman.’ Ona bir şey demediler de Tayyip'e niye diyorlar? Onyargı var burada. Kur’an-ı Kerim'i tabi elime alıp kaldırırım. Sende İncil'i al İncil'i kaldır. Bundan bir şey çıkmaz, bundan bir şey olmaz.

Başkanlık sistemi için ne düşünüyorsunuz?
Olumlu bakıyorum, doğru buluyorum. Kesinlikle ben sana söyleyeyim başkanlık sistemi ülkenin olmazsa olmazıdır. Yeniden, yeni bir anayasayı da millet yapsın. Öyle Kenan Evren falan değil. 12 Eylül generallerinin koymuş olduğu yasalar bir an önce değişmelidir.

Siyasilere bir mesaj iletecek olsanız, ne söylersiniz?
Ben diyorum ki; birlik olalım, iri olalım, diri olalım, kardeş olalım, doğruları birlikte savunalım. Doğru tektir, iki doğru olmaz. Muhalefetsen adam gibi muhalefetini yap. Projeni koy. Koyamıyorsan dedikoduyla, fitneyle siyaset olmaz. Sen de bu topluma nasıl hizmet edebileceğinin projesini koy. Benden de oy alırsın. Proje yok ki, her yapılana karşı çıkıyorlar. Böyle muhalefet olur mu? Demokrasi tahterevalli gibidir. İktidar ve muhalefet dengededir. İktidar iktidar olur, muhalefette iktidar olmak için savaşır.

Peki, topluma nasıl bir mesaj vermek istersiniz? 
Barış diyorum, kardeşlik diyorum, sevgi diyorum, birbirimizi sevelim diyorum. Alevi diyorum, Sünni diyorum, Çerkez, Abaza, Kürt, Boşnak hepsi kardeştir. Kardeş gibi bu ülkede birlikte yaşayalım. Buradan sesleniyorum, birbirimizi kırmadan, dökmeden, yaralamadan, insanca, ortak bir dine sahip olarak, bu ülkeye ve milletimize hizmet edelim.

Mutlu musunuz?
Toplum mutluysa bende mutluyum. Toplum mutlu değilse bende mutlu değilim.

Eklemek istediğiniz bir şey var mı?
Bütün yurttaşlarıma, bütün kardeşlerime ve insanlığına sesleniyorum; sigara insanlığa sıkılan nötron bombasından çok daha tehlikelidir. Hepimizin babası Adem, o halde kardeşiz diyenlere sesleniyorum. Bu sigara olayını gündemden kaldıralım. Binlerce çocuğumuz şu anda hastanelerde inim inim inliyor. Sadece sigaradan dolayı ülkemizde yılda 125 bin kardeşimizi kaybediyoruz. Buna verilen para senelik 40 milyar dolar. Onlar para kazanıyor, biz zehirleniyoruz.

Teşekkür ederiz.
Ben de teşekkür ederim, İnşallah başarılı olursun.
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.