İkinci el eşya fakir işi değildir

Yunus Sonkur

Yunus Sonkur



RÖPORTAJ: Emek Karakaş 31 Mart 2015, 15:38

 Küçükçekmece’de üç şubesi bulunan Sonkur Spot İkinci El Eşya Mağazası'nın sahibi Yunus Sonkur, ikinci el ürünleri maddi durumu iyi olmayanlar değil herkesin tercih ettiğini söyledi. Sonkur, «Maddi durumu çok iyi olan müşterilerimiz de var. Özellikle bizden eşya alıyorlar hatta sipariş bile veriyorlar» dedi

SEFAKÖY’DE İKİNCİ EL EŞYA SATIŞI YAPAN YUNUS SONKUR, ÖĞRENCİLER VE BEKARLARIN YANI SIRA EŞYAYA FAZLA PARA VERMEK İSTEMEYENLERİN DE İKİNCİ ELİ TERCİH ETTİĞİNİ SÖYLEDİ

SONKUR, “Halıdan yemek takımına, beyaz eşyadan tost makinesine, televizyondan bardağa kadar bir ev için aklınıza ne gelirse burada var” diye konuştu

Seçim süreciyle birlikte siyasetin yoğunluğunun arttığı şu günlerde farklı bir isimle röportaj yapmak benim için gerçekten çok keyifli oldu. Sefaköy'de birçok kez önünden geçtiğim Sonkur Spot'un kapısından 'röportaj yapabilir miyiz' diye sorarak girdiğimde mağazanın sahibi Yunus Sonkur'un 'tabi ki' cevabıyla bu keyifli röportaj ortaya çıktı. İkinci el ürünleri, kimlerin sattığını, kimlerin aldığını konuştuğumuz Yunus Sonkur'un köyünden İstanbul'a geliş hikayesini anlatırken 'devlet teşvik verdi, inek aldık ahır yaptık. Evlerimizin altı üstü toprak iken; ahırlarımızın altı beton üstü kiremit çatı oldu' cümlesi beni kahkahaya boğdu. 
'İkinci el eşyayı sadece maddi durumu iyi olmayanlar alır' düşüncesinin yanlış olduğunu söyleyen Sonkur, “Büyükşehirde yaşayan insanlar hayatın zorluklarını yaşadığı için en az nasıl masraf edebilirim diye düşünüyor. Bu nedenle de kalite ve ucuzluğu bir arada almak istiyor. Gerekirse ikinci elden, gerekirse de mağazadan alıyor” diye konuştu. 
Boşanmaların artmasıyla kendilerine gelen eşyaların da daha az kullanılmış olduğunu söyleyen Sonkur, “Onlar mağazadan çok pahalıya alıyor ama biz burada neredeyse üçte biri fiyata satıyoruz. Örneğin Vestel'in son model bir çamaşır makinesi var, daha 6 ay kullanılmış. Hala mağazalarda bin 200 liraya satılıyor, bizde ise fiyatı 550 lira. Kendi garantisi hala devam ediyor. Yani gidip de bin 500 lira vermenin hiçbir anlamı yok” ifadesini kullandı. 

İkinci el eşya mağazası açmak nerden aklınıza geldi?
Niğde'nin İçmeli Kasabası'nda doğdum. Orada çiftçilik yapıyordum. Ama çiftçilikten verim alamağınızdan, buğdayın patatesin para etmemesi nedeniyle 90'lı yıllarda gurbetçi olarak İstanbul'a göç ettim. Ama ailem hala Niğde'de yaşıyordu. Burada üç beş ay çalışıp tekrar memlekete dönüyordum. Ta ki 2010 yılına kadar. Bu yıla kadar İstanbul'da çalışıyor  ama köyde çiftçilik yapmayı da sürdürüyorduk. Ama bu yıldan sonra komple zarar etmeye başlayınca ailemi de alıp İstanbul'a yerleştim. Kardeşlerimle birlikte 90'larda ilk geldiğimiz dönemde üç tekerlekli el arabasıyla hurdacılık yaptık, sonrasında Topkapı'da bir dükkan açtık. Topkapı'daki dükkanlar yıkılınca Sefaköy'e yerleştik ve ikinci el eşya dükkanı açtık. Şu anda Sefaköy, Gültepe ve Yeşilova Mahallesi'nde üç şubemiz var. Birini babam ile kardeşim, diğerini iki kardeşim, Sefaköy'deki dükkanı da ben çalıştırıyorum. 

Eşyaları nerelerden alıyorsunuz?
Eşyaların yüzde 70 – 80'i öğrenciler, bekar insanlar, başka bir ile tayini çıkanlardan alıyoruz. Çünkü başka bir ile taşınanlar için nakliye ücreti daha pahalı oluyor. Eşyaları evlerden gidip kendimiz alıyoruz. Yani kucağında bir eşya ile bizim kapımıza gelenlerden eşya almıyoruz. Çünkü bu ürünün gerçekten kendi eşyası mı yoksa başkasının mı bilemeyiz. Ya da belki de hırsızlık malıdır, onun vebalini üstümüze alamayız. Bu sebeple evlere kendimiz gidip, nakliyesini de kendimiz yapıyoruz. Buna rağmen işimizi garantiye almak için bir de kimlik fotokopisini alıp, arkasına da 'ben bu ürünleri Sonkur Spot'a sattım' yazdırıp imzasını alıyoruz. Benim çekmecem yüzlerce kimlik fotokopisiyle dolu.

1 yıl garanti veriyoruz

Aldığınız eşyalarla ilgili bir işlem yapıyor musunuz? 
Aldığımız eşyaların bakım yapılması gerekenlere bakım yaptırıyoruz; gerekmeyenleri güzelce temizliyoruz ve satışa sunuyoruz. Müşterilerimizin genelini ise öğrenciler, memleketlerinden İstanbul'a göç edenler, bekarlar oluşturuyor. Sattığımız ürüne 1 yıl garanti veriyoruz. 1 yıl süresince beyaz eşya ya da elektronik eşyada herhangi bir sorun yaşanırsa tamirini biz yaptırıyoruz. Gerekirse servis gönderiyoruz, servisin yapamayacağı problem olursa da ürünü değiştiriyoruz. Biz işimizin arkasında duruyoruz. Buradan başka illere hatta Azerbaycan'a kadar eşya gönderdik. Allah'a şükür bugüne kadar hiç kimseyi mağdur etmedik. 

İnsanların ikinci el eşyaya bakış açısı nasıl? Fakir işi olarak mı bakıyorlar yoksa tasarruf olarak mı?
Fakirlikle ilgisi yok. Bize çok güzel, yeniye yakın eşyalar geliyor. Mesela 6 ayın içinde boşanan çiftler var. O zaman eşyalarını bize getiriyorlar. 2 – 3 yıldır boşanmalar nedeniyle çok fazla rağbet görüyoruz. Tabi ki insanların boşanması, ayrılması bizim de hoşumuza gitmiyor. Atalarımız der ya; kurmak zor, dağıtmak kolay... Onların belki yıllarca birikimle aldıkları eşyaları biz birkaç saat içinde buraya getiriyoruz. O evlilik kısa sürdüğü için eşyalar da doğal olarak yeni oluyor. Onlar mağazadan çok pahalıya alıyor ama biz burada neredeyse üçte bir fiyata satıyoruz. Örneğin karşımızda Vestel'in son model bir çamaşır makinesi var, daha 6 ay kullanılmış. Hala mağazalarda bin 200 liraya satılıyor, bizde ise fiyatı 550 lira. Kendi garantisi hala devam ediyor. Yani gidip de bin 500 lira vermenin hiçbir anlamı yok. Üstelik durumu çok iyi olan müşterilerimiz de var. Özellikle bizden eşya alıyorlar, hatta sipariş bile veriyorlar. Çünkü fazla para vermenin manasız olduğunu düşünüyorlar. Bir de ben şuna inanırım; beyaz eşyada ve elektronik eşya biraz da şans işidir. Biri gider 5 bin liraya buzdolabı alır bir sene bile kullanamaz; bir diğeri ikinci elden 500 liraya alır yıllarca kullanır. 

Bardaktan buzdolabına her şey

Tasarruf olarak mı görüyor insanlar?
Büyükşehirde yaşayan insanlar hayatın zorluklarını yaşadığı için en az nasıl masraf edebilirim diye düşünüyor. Köyden gelen insanlar emin olun ki İstanbul'da yaşayanlardan daha çok lükse özentili, ikinci ellere gelmiyor. Çünkü İstanbul'da yaşayan herkes aldıkları maaşı biliyor, bir de ay sonunu nasıl getireceklerini. Bu nedenle de kalite ve ucuzluğu bir arada almak istiyor. Gerekirse ikinci elden, gerekirse de mağazadan alıyor. Ben eşimi ve çocuklarımı İstanbul'a getireli 6 ay oldu. Daha önce köydelerdi. Ben eşime buradan bir eşya aldıramadım. Çünkü onun algısı daha farklı. 

Burada bir mağaza gibi beyaz eşyadan beyaz eşyaya kadar herşeyi satıyorsunuz...
Evet, bir evin ihtiyacı olan herşeyi bizim dükkanımızda üstelik daha ucuza bulmaları mümkün. Bekar birinin, öğrencinin ya da maddi durumu iyi olmayan bir insanın yatmadan oturmaya, kahvaltıdan bilgisayara kadar tüm ihtiyaçlarını karşılayabilecek eşyalar satıyoruz. Halı, yemek takımı, beyaz eşya, tost makinesi, su ısıtıcı, bardağa kadar aklınıza ne gelirse burada var. 

Fiyat aralığı nasıl?
Her bütçeye göre ürünümüz var. Mesela öğrenci geliyor, 'ben bir yıl okuyacağım. Bir yıl işimi görecek kadar bir çamaşır makinesi ver' diyor. Ona 200 liraya makine veriyoruz. Ama 700 liraya da makinemiz var. Mesela çekyatların fiyatları 80 ile 150 lira arasında değişiyor. 

Eylül Ekim aylarında çok iş olur

Ücreti peşin mi alıyorsunuz? Taksit imkanı var mı?
Genellikle peşin alıyoruz. Eğer isteyen olursa da kredi kartına da kısa vadeli olarak taksit yapabiliyoruz. 

Küçükçekmece'de üniversite sayısının artması işlerinizi arttırıyor mu?
Kesinlikle...  Arel ve Aydın Üniversitesi'nin öğrencilerinin yüzde 70 – 80'i bizden eşya alıyor, arkadaşlarını da bize getiriyor. Öyle bir şey ki, İstanbul'a geliyorlar ve hiçbir yeri tanımıyorlar. Kötü niyetli olsan çalışmayan makineyi satarsın, kırık eşya verirsin. Bu yapılabilecek en büyük kötülüktür. Biz o güveni verdiğimiz için tercih de ediliyoruz. Özellikle okulların açıldığı dönemde işlerimiz yoğunlaşıyor. Üç aydır kiramızı, vergimizi cebimizden veriyoruz. Bundan sonraki üç dört ayda kendi masraflarımızı karşılarız. Ama Ağustos sonundan başlayarak okulların açıldığı, tayincilerin geldiği Eylül – Ekim aylarında işlerimiz artar ve birikim yapma şansımız olur. Örneğin burada üniversite kazanan öğrenci önce emlakçıya gidip evini tutuyor, sonra bize gelip eşyasını alıyor. Biz eşyasını götürüp evini kuruyoruz ve o rahat bir biçimde eğitim hayatına başlıyor. 

KÖYDE YAŞAMA ŞANSIMIZ KALMADI

Köyde geçinme şansımız kalmadığı için İstanbul'a geldik dediniz. Yaşam şartlarınız o düzende devam etseydi, kazanabilseydiniz gelir miydiniz?
Kesinlikle gelmezdim. Köyümü çok seviyorum, havasını seviyorum, suyunu seviyorum. Uzun olmayacaksa ben geliş hikayemi de anlatayım. Bizim evlerimiz kerpiçtendir, üstündeki dam da topraktandır. Çatı bile yoktur evlerde. 1999 yılında devlet teşvik amaçlı bizim köye inek verdi, ben de 4 tane inek aldım. Bir de ahır için teşvik kredisi verdi. Ahır yaptık. Evimizin altı üstü toprakken, ahırlarımız altı beton, üstü çatılı oldu. Şimdi birçok evin çatısı var, o da bu ahırlardan miras kaldı. (gülüyor) 2 yıl ödemesiz, 5 yıl içinde ödemek şartıyla 4 tane ineği aldığımda Niğde'nin İçmeli Kasabası'nda sütün litresi 380 kuruş, yemin kilosu da 180 kuruştu. Ta ki 2007 yılına kadar. 2007'de ben inekleri sattığımda süt 480 kuruş, yem 680 kuruştu. Şu anda İstanbul'da sütün litresi 2 buçuk lira ama köyde 880 kuruş. Yem ise 1 buçuk lira, hadi kar edin! Edemeyiz, edemiyoruz da... Bizim köyde 200 dönüme yakın tarlamız, bahçemiz, bağımız var. Sadece benim evimin önünde 10 bin metrekare avlum, içinde şeftaliden armuta kadar 1500 fidanım var. İnsan bırakıp da gelir mi? Ama  Türkiye'de tarım bitti, hayvancılık bitti. İstanbul'a gelmekten başka çaremiz kalmadı. Benim gibi herkes geldi. Kasabada 1999'da bin 860 tane seçmen vardı. Nüfus çoğaldı, normalde 2 bin 500 olması lazım. Bugün ise 450 – 500. Öte yandan nüfus azaldığı için kasabadan köy oldu. Varın neden gelindiğinin hesabını siz yapın. 

Hem Anadolu'nun şehirlerine hem de sürekli göç alan İstanbul'a da yazık oluyor...
Olmaz mı? Şu an İstanbul'un nüfusunun 18 milyon olduğu söyleniyor. Ne 18'i 28 milyon deseniz bile yetmez. Sadece benim köyümden bin kişi İstanbul'a gelmiş. Sadece bir köyden 1000, düşünün Türkiye'de kaç bin tane köy var. Bu da İstanbul'un yükü. Ama sadece İstanbul'a yatırım yapmakla bu ülke kalkınmaz ki! Niğde'ye de yap, Erzurum'a da yap, Maraş'a da yap. Yap ki insanlar gelmek zorunda kalmasın. Ben cahil, ilkokul mezunu biri olarak bunu düşünebiliyorsam devlet büyüklerimiz bilmiyor mu? Örneğin bizim orada şeker pancarı ekilir. Devlet diyor ki, sana 100 ton kota veriyorum. 100 değil 80 ton ürettiysen, 20 tonu ceza olarak yazıyor. 150 ton ürettiysen de 50 tonunu yarı fiyatına alıyor. Böyle bir mantık olur mu, ben ne bileyim ne kadar çıkacağını? Yağmur yağmaz ürün az olur, iklim şartları iyi olur fazla çıkar. Bu mantıkta olanları Allah'a havale etmekten başka bir şey gelmiyor aklıma. Tarım denilince akla Konya ovası ve çevresi gelir. Hububat, elma, patates, şeker pancarı gibi onlarca ürün elde edilir. İç Anadolu'da 13 tane il var; hepsine gelen hizmet bir Diyarbakır'a yapılan hizmet kadar değil. Desinler ki Diyarbakır da şunu yetiştirdi, ülkenin ekonomisine katkı sağladı. Yok böyle bir şey. Ben oraya hiç yatırım yapılmasın demiyorum ama adaletli davranılsın. 

AK Parti’nin oylarında düşüş olur

Önümüzde bir seçim var. Esnaf olarak da insanlarla daha çok iç içesiniz. Sizce seçim sonucu nasıl olur?
Ben açık söyleyeyim, buraya gelip konuşanlar eğer doğruysa AK Parti bayağı oy kaybeder. Ama şunu da biliyorum, bundan önceki seçimlerde aynı şeyleri söyleyenler yine gitti AK Parti'ye oy verdi, başkası yok ki kime oy verelim dedi. O nedenle AK Parti'nin oylarında çok büyük bir düşüş olacağını tahmin etmiyorum. Yüzde 40'ın altına düşmez ama 47'yi de bulamaz. 

Küçükçekmece'de belediye başkanı değişti. Temel Karadeniz'in çalışmalarını nasıl buluyorsunuz?
Kendisini şahsen tanımıyorum. Ama iyi bir insan olarak biliyorum. Hizmet olarak gözle görülür bir şey yok. Ama özellikle yollar çok berbat, Çekmece'ye yakışmıyor. Bağlar Caddesi'ne çık güzel ama sokak araları çok kötü. Her sokakta kentsel dönüşümden kaynaklı inşaat çalışması var. Belki o inşaatlar nedeniyle yapılmıyor olabilir; sonuçta inşaatlar sebebiyle yine bozulacak. İnşaatlar rayına oturduktan sonra yapacağına inanıyorum. 

KELİME OYUNU
Aile: Mutluluk
Çocuk: Sevgim
İstanbul: Yaşanmayacak yer
Türkiye: Hiç iyiye gitmiyor
Dostluk: Hiç dostum olmadı
Geçmiş: Karanlık
Gelecek: Umudum var
Siyaset: Yalan
Muhalefet: Söylediğinin 
ardında duranlar değer görseydi Devlet Bahçeli başbakan olurdu
İktidar: AK Parti'nin yaptığı çok iyi şeyler var, çok kötü şeyler de var
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.