İsmet Çolakoğlu: Kurbağalıdere hayata dönebilir…

İsmet Çolakoğlu

İsmet Çolakoğlu



06 Mayıs 2015, 08:32


Binlerce yıl önce, şiddetli bir depremin yol açtığı derin çatlakta biriken suların ödülü Kurbağalıdere, Şile yakınlarından doğup Kalamış Koyu’ndan Marmara’ya karışıyordu. Sahiplerinin içip yunduğu, bağına, bahçesine hayat verdiği bu bereketli su, şimdilerde yaydığı pisliği, saçtığı zehri ve insanın genzini yakan kokusuyla nam salıyor. Diğer yandan İstanbul Büyük Şehir Belediyesi, kirlenmenin önüne geçecek, kanalizasyon ve atık suların dereye karışmasını önleyecek bir proje yürütüyor. Proje, Kurbağalıdere için umut vaat ediyor.

Kadıköy Su ürünleri Yönetim Kurulu Başkanı, bahis konusu Kurbağalıdere olunca, öne çıkan yetkin bir isim. Gazete İstanbul’a, söyleşi teklifimize sıcak bakınca, soluğu yanında aldık.

Söyleşi: Engin Kaban (Gazete İstanbul)


Sizi tanıyarak başlayalım...
Adım İsmet Çolakoğlu. 1955 Sivas doğumluyum. Üniversite okumak için İstanbul’a gelip burada kalanlardanım. Tatbiki Güzel Sanatlar okudum ve bir dönem sanatla uğraştıktan sonra balığa ve balıkçılığa merak saldım. Uzun zaman bu işlerde çalıştım ve zamanla bu iş tutkum oldu, balığa ve denize gönül verdim. Şimdi de burada, kooperatifte bir şeyler yapmaya çalışıyorum.

BÜYÜKLER BURADA YÜZDÜKLERİNİ, TERTEMİZ BİR SUYUNUN OLDUĞUNU VE DEREDE BALIKLARIN, BİRÇOK CANLI TÜRÜNÜN YAŞADIĞINI ANLATIRDI. O ZAMANLAR DERENİN KIYILARI, İNSANLARIN PİKNİK YAPTIĞI MESİRE ALANIYMIŞ.

Kooperatifin yönetim kurulu başkanısınız...
Evet.

O halde ilk yetkili ağız olarak, sizden kooperatif hakkında bilgi alabilir miyiz?
Kadıköy Su Ürünleri Kooperatifi, 1985 yılında kuruldu ve Anadolu Yakası’nda kurulan ilk kooperatiflerden. Şu an 76 tane ortağı var. Yerimiz, kooperatifimiz burada. Burayı, yani Kurbağalıdere’yi 10 yıllığına Milli Emlak’tan kiraladık. Balıkçı barınağı yönetmeliğine göre hareket eden kooperatifimiz, Tarım Bakanlığı’na bağlı. Amacımız burada bulunan teknelere ve balıkçılara hizmet vermek.

Barınakta ne tür tekneler barınıyor, yoğunluk ne ölçüde?
Şu an, derenin kirliliğinden dolayı sayı biraz düşük. Ancak yaklaşık 150 tane tekne olduğunu söyleyebilirim. Tabi bu teknelerin tamamı balıkçı tekneleri değil. Az da olsa bu civarlarda oturan insanların tekneleri de var.

Kooperatife dönersek, amacını ve neler yaptığını biraz daha açar mısınız?
Öncelikle kooperatiflerin sivil topluk örgütleri olduğunu hatırlatmalıyım. İnsanların bir araya gelip sosyal ve ekonomik olarak işbirliği yapması, birlikte çaba göstermesi ve birlikte çalışmasıdır. Bizim amacımız da zaten,  tüzükte de belli olduğu gibi denizden balık tutup hem ucuz, hem de taze ve sağlıklı balığı insanlara ulaştırmak. Kooperatifler biliyorsunuz kâr amacı gütmez. Ancak ortaklarının ürettiklerinin en iyi şekilde değerlendirilmesi için çaba harcar. Temel ihtiyaçlarını karşılamaya çalışır ve üyelerinin yaşam standartlarını yükseltmeye çalışır.



KİRLENME, ANADOLU’DAN GELEN YOĞUN GÖÇLER VE ÇARPIK KENTLEŞME İLE BAŞLAMIŞ. ALT YAPININ OLMAMASI VEYA YETERSİZ OLMASI SONUCU KANALİZASYON, EVSEL ATIKLAR VE ÖZELLİKLE DE SANAYİ ATIKLARININ DEREYE AKMASI SONUCU, KURBAĞALIDERE KİRLENMEYE BAŞLAMIŞ

Su her şeyi temizler(!)

Kirlenmeye gelirsek, ne oldu da Kurbağalıdere zehir saçan bir su haline geldi?
Şimdiki haline gelmeden önce şunları söylemeliyim: Bize büyüklerimiz burada yüzdüklerini, tertemiz bir suyunun olduğunu ve derede balıkların, hatta birçok balık ve canlı türünün yaşadığını anlatırdı. O zamanlar derenin kıyıları, insanların piknik yaptığı mesire alanıymış. Ancak 1970’lerden sonra kirlenme her geçen gün artarak devam etmiş. Bugünse gördüğünüz gibi zehir saçıyor. Su üstünde gördüğünüz kabarcıklar, aşağıda biriken balçık ve pisliğin, sanayi atıklarının ürettiği metan gazı. Kirlenmenin nedenlerine gelirsek, asıl olarak kirlenme, Anadolu’dan gelen o yoğun göçlerle ve çarpık şehirleşme ile başlamış. Alt yapının olmaması ya da yetersiz olması sonucu kanalizasyon, evsel atıklar ve özellikle de sanayi atıklarının dereye akması sonucu, Kurbağalıdere kirlenmeye başlamış. Tabi sadece evsel ve sanayi atıkları değil, her türlü atık, her türlü çöp dereye atılmış. İnsanlarımız bu konuda maalesef çok duyarsız. ‘Su her şeyi temizler’ mantığı ile eline geçen her şeyi suya, denize atmış. Burayı yağmur yağıp sel geldiğinde, yani su yükseldiğinde bir görseniz, şaşırırsınız. Buzdolabı, koltuklar, masalar, yorgan, envai çeşit eşyanın suyla geldiğini görürsünüz. Yani kirlenmede insanların duyarsızlığının etkisi de çok büyük.

Anlaşılan dere, kirlenme sinyallerini çok önceden vermeye başlamış. Peki, bu duruma yetkililer hiç müdahale etmemiş mi?
Vallahi eskiden beri, zaman zaman dere çöple, atıkla, onların sonucu oluşan balçıkla dolduğu zaman gelip dereyi temizleme çalışmaları yapılıyor. Büyük Şehir Belediyesi’ne ait Kıyı Temizleme Birimi elemanlarının yoğun çalışmaları var. Suyun temizlenmesi için çeşitli projeler yürütülmüş. Hatta dere, geçmiş yıllarda yapılan bir uygulama ile kanal içine alındı. Ancak onun da bir çözüm olmadığı görüldü. Fakat şimdi, ilk kez ciddi bir çalışma, derenin ıslah edilmesi için, İstanbul Büyük Şehir Belediyesi’nin başlattığı bir proje söz konusu. Bu projenin, bu çalışmanın Kurbağalıdere için çözüm olacağını düşünüyoruz.

Hemen projeye gelelim. Nedir bu proje, açar mısınız?
Kurbağalıdere, çok eskiden yaşanan bir depremde ortaya çıkan bir yarığa suların dolması ile oluşmuş. Bunu, depremle uğraşan Japon bilim insanlarından duyduk. İşte bu dere, Şile yakınlarından doğup buradan denize dökülüyor. Yaklaşık 35 kilometre uzunluğunda. Sağdan soldan katılan irili ufaklı derelerle, sularla Anadolu Yakası’nın en büyük deresini oluşturuyor.

Proje sonunda dere kurtulmuş olacak

Müsaadenizle araya girmek istiyorum. Kurbağalıdere, buradan Şile’ye kadar uzanıyor mu?
Hayır, yazık ki uzanmıyor. Denizden bir kilometre falan içeriye giriyor. Kanal şeklinde uzanıyor. Gerisi kurumuş, derenin yatakları imara açılmış, üzerine konutlar kurulmuş. Kurbağalıdere İstanbul için, birçok açıdan çok önemli ve şehrin ortasında, şehre güzellik, başkalık katan bir dere. İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin başlattığı proje, bu kirlenmeyi önlemek, bu atık suların dereye karışmaması için başlattığı bir çalışma. Doğrusu büyük bir proje. Bu projeyi yürüten firma ile yaptığımız görüşmede ve firmanın yaptığı çalışmalara baktığımızda, projenin ciddi bir proje olduğunu gördük. Çünkü daha önce mevcut kanalizasyon sisteminden daha büyük, daha gelişmiş kanalizasyon sistemi kuruluyor. Dere yatağı daha da genişletiliyor. Tüm bunlar anladığımız kadarıyla projenin önemli olduğunu gösteriyor. Biz de bu işlerden az çok anlarız. Proje bittiği zaman, dere uzun yıllar sonra kurtarılmış olacak.

Bu proje umut olacak, sorunu çözecek diyebilir miyiz?
Tabi, umudumuz var. Yaptığımız görüşmelerden ve yapılanlardan yola çıktığımızda bunu söyleyebiliriz. Projeye baktığımızda, sorunun çözüleceğine inanıyoruz ve bize umut veriyor. Gerçi projenin yapılış aşamasında, uygulama döneminde bir takım sorunlar yaşamıyor değiliz. Yeni bağlantılar yapılana kadar kanalizasyon ve atıklar dereye karışmaya devam ediyor. Bu kasıtlı olan bir şey değil. Projeyi gerçekleştirmek için zorunlu bir şey. Ama proje bittiği zaman deremiz tamamen kurtulmuş olacak.

Şöyle diyebilir miyiz, dere için yürütülen proje umut veriyor, ancak yapılış aşamasında elde olmayan nedenlerden ötürü, kirlenme kısmen devam ediyor.
Doğrusu kısmen değil. Kirlenme büyük oranda devam ediyor. İster istemez kanalizasyon dereye akıtılıyor ve hem bizim bulunduğumuz barınak tarafında, hem de deniz tarafında kirlenme devam ediyor. Yalnız bu projeyi uygulayanlar da bu olayın farkında, gelişmeleri biliyorlar, ama ellerinden sanırım bir şey gelmiyor.

Peki, söz konusu projenin alt yapı ve zemin etütleri gibi bir takım araştırmalarının yeterince yapılmadığı; park, yol ve yerleşme benzeri faktörlerin hesaba katılmadığı yönünde eleştiriler var. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?
Şimdi biz buranın, derenin kiracısıyız. Asıl olarak biz burada, bu balıkçı barınağında teknelerle ilgileniyoruz. Dolayısı ile söyledikleriniz teknik konular, bizim dışımızda konular. Ama bu tür araştırmalar yapılmadan böyle bir projenin hayata geçirilmesine pek ihtimal vermiyorum. Dahası dediğim gibi bunlar teknik konular, bu konuda bir fikir yürütmem yanlış olur. Ama sonuçta bu bir projedir, basit bir şey değildir. Tahmin ediyorum ki gerekli araştırmalar yapılıp proje aşamasına geçilmiştir.

Dere temizlenmezse denizi kaybederiz

Kurbağalıdere’nin temizlenmesi neden çok önemli?
Kadıköy, İstanbul’un en gözde ilçelerinden. Kadıköy’ün orta yerinde pislikten, kokudan geçilmeyen, zehir saçan, insan sağlığını tehdit eden böyle bir dere, gerçekten içler acısı. Bunlar bir yana, buradan denize giden pislik, denize giden atıklar, denizi ve denizdeki tüm canlıları tehdit ediyor, zarar veriyor. Maalesef balıklar ve diğer canlılarda gözle görülür azalma oluyor. Kurbağalıdere, aynı zamanda Kalamış Koyu’na akmaktadır. Bu koy balıkların üreme alanları. Balıkların yumurtalarını bıraktığı yer. Balıklar Akdeniz’den Karadeniz’e göçerken buradan geçer. Dolayısı ile Kurbağalıdere’nin temizlenmesi, hem balık, hem deniz, hem doğa, hem de çevre açısından çok önemli. Dere temizlenmezse, denizi de kaybederiz. Onun için bir an önce, zaman kaybetmeden Kurbağalıdere’nin ıslah edilmesi, temizlenmesi gerekiyor.

Balıkçılıkla ve denizle haşir neşir olduğunuz anlaşılıyor. Genel bir panorama çizerseniz, Türkiye’nin balıkçılığını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Bu konuda sürekli toplantılar yapıyoruz. İstanbul’da 38 kooperatifin birleştiği, İstanbul Kooperatifler Birliği var. Marmara Birlik diye bir başka grup ve daha birçok birlik var. Bunların hepsi balıkçılıkla ilgili, denizlerle ilgili çalışmalar yürütüyor. Çözümler arıyor. Bu çalışmalardan, bu toplantı ve tartışmalardan şöyle sonuçlar çıkıyor: Çevre kirliliği en büyük sorun. Yanlış ve kaçak avlanma, özelikle av baskısı sorunların başında geliyor. Öte yandan sürdürülebilir balıkçılığın olması için çaba gösterilmelidir. Bu arada çevre kirliliği dediğimizde aklımıza sadece denizin kirliliği gelmemeli. Misal balıkların göç yollarına yakın yerleşmeler kuruldu.  Işık ve aydınlatma fazlası ile çoğaldı. Bunlarda balığa zarar veren gelişmeler. Bir de şunu da hatırlatmak isterim, Türkiye’de ilk kez, Ankara’da Su Ürünleri Genel Müdürlüğü kuruldu. Yani Tarım Bakanlığı’nın içinde ayrı bir birim oldu. Ve bu birimin çok yararlı olacağına inanıyoruz.

Eklemek veya vurgulamak istediğiniz bir başka husus varsa onunla bitirelim.
Aslında son olarak şunu söyleyebilirim. En büyük sorunumuz, tekrar vurgulamak isterim ki kirlilik. Bu sorunun bir an önce bitmesi. Bir an önce buranın kokudan, pislikten temizlenip insanların gezdiği, oturup dinlendiği bir yer olması. Tekne sahiplerinin ve balıkçıların rahat edecekleri temiz, sağlıklı bir barınak haline gelmesi. Bu arada çalışmaların bir an önce bitirilmesinin önemli olduğunu hatırlatmak ve bu projenin Kurbağalıdere için umut olduğunun altını çizmek isterim.

Çok teşekkür ederiz. 
Ben de teşekkür ederim. Evet, konu çok kapsamlı. Aklımıza geldikçe değinmeye çalıştık. Umarım faydalı olmuşuzdur.

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.