İstanbul'un en güzel bahçesi

Bülent Aydın

Bülent Aydın



RÖPORTAJ: Ufuk Çoban 03 Haziran 2016, 08:36

Tarihi bir değere sahip olan Sultanahmet'te bulunan Yeşil Ev’in Genel Müdürü Bülent Aydın, “Bu mekan tarihi dokuya dokunmadan, tarihi 
güzellikler korunarak lüks tüketime sunulmuş bir mekân. İstanbul'da böyle güzel bir bahçe yok” diyor.

Söyleşi dizimizin bu sefer ki konuğu Sultanahmet'te özellikle turistlerin ilgisini çeken Yeşil Ev'in Genel Müdürü Bülent Aydın. 19. yüzyılda Soğukçeşme Sokağı'nda Reji Nazırı Şükrü Bey tarafından yaptırılan ahşap konak; 1980'lerin başında harap bir haldeyken TURİNG Başkanı Çelik Gülersoy’un çabalarıyla restore edilmiş. Çeşitli tartışmaların ardından Keskin Holding'e devredilerek restore edilen ünlü havuzlu ahşap konak şimdilerde geçmişle moderni birleştirerek kahve çeşitleri ve tatlılarla misafirlerine sıradışı lezzetler sunuyor. 

Mekân; tarihi çeşmeleri ile bahçenin karakteristik atmosferi adeta büyülüyor desek yalan olmaz. Her ne kadar devredilmesi tartışmalı olsa da şu bir gerçek ki geçtiğimiz yıllarda kaybettiğimiz İstanbul sevdalısı Çelik Gülersoy'un emeği ve mekânı alan yeni sahiplerinin İstanbul sevgisi mekanı daha güzel hale getiriyor. 

Mekânda tarihi dokunun korunması ile ilgili sorumuzu cevaplayan Bülent Aydın, “Keskin Holding'i yöneticilerini ve tüm çalışanlarını kesinlikle tebrik etmek lazım. Bu kadar büyük bir yatırımı, paraları buraya yatırmak bile bir cesaret meselesi. O yüzden diyorum ki ülkenin turizmine  ve gastronomisine büyük bir yatırım yapıldı. Karşılığı da olacak olan bir yatırım bu. Burayı gördükten sonra şunu söyledim tarihi dokuya dokunmadan, tarihi güzellikler korunarak lüks tüketime sunulmuş bir mekân burası” diyor. Tarihi mekanda müzik eşliğinde bir yandan çaylarımızı yudumlarken bir yandan da söyleşimizi gerçekleştiriyoruz.   

Öncelikle sizi tanıyalım...

1965 Ordu Mesudiye doğumluyum. Babamın vefatının ardından İstanbul'a geldik ve bir tanıdığımız vesilesi ile Taksim Gezi Hoteli'nde çalışmaya başladım. 1981 yılında bulaşıkçılıkla mesleğime başladım. Mesleğin bütün kademelerinde çalıştıktan sonra kendi işimizi kurmak nasip oldu. Daha sonra belli bir noktada işlerimizi noktalamak durumunda kaldık. Uzun yıllardır İstabul'un ve Türkiye'nin turizmine katkıda bulunmaya çalışan bir kişiyim. İstanbul'daki büyük olan hotellerin hemen hemen hepsinin açılışında bulundum. Önemli lokasyonların işletmesinde yöneticilik yaptım. Kısa bir dönemde kendi işlerimi yaptım. Şu an bu projenin genel müdürlüğünü yapıyorum. Buranın işletmeci ortağı Emre Ergani beydir ben işletmenin genel müdürlüğünü yapıyorum. 

1981 yılında mesleğe bulaşıkçılıkla başladım diyorsunuz ama üniversitede işletme okumuşsunuz. Hem bu süreci hem de o yıllarda nasıl bir İstanbul'la karşılaştığınızı anlatır mısınız?

Yiyecek içecek sektörü çok dinamizm isteyen, hareket isteyen sağlıklı olmayı, güleryüzlü olmayı gerektiren bir sektör. İlk başta hiçbir şey bilmediğimi bir sektördü. Beni işe ilk başlattıklarında beni mutfağa  koydular. Daha sonra sırasıyla sektörün bütün kademelerinde çalıştım. Onun dışında yöneticilik yaptım uzun süre. İstanbul'da açılan bir çok hotele danışmanlık yaptım. Üniversite mezunuyum ama o zaman şeflerimiz böyle olması gerektiğini söylemişti. Ben de onların dediğini yaptım. Şimdi iyi ki yapmışım diyorum. 

Türkiye yüz yıl gerideydi

Sizin İstanbul'a geldiğiniz yıllarda nasıl bir İstanbul vardı?

Babam öğretmendi, bir çok ilde öğretmenlik yaptı. O zamanlar yokluklar içerisinde olan bir ülke vardı. Bugünün belki yüzyıl gerisinde olan bir Türkiye vardı. Duygu halimiz çok bakir, çok körpe ve Anadolu vardı. İstanbul ise çok daha körpeydi. Bugünkü gibi havasıyla, trafiğiyle ekonomisiyle yutmuyordu insanları. İnsani değerler çok daha fazlaydı. Süratle bir değişim var dünyada oldu gibi. 

Kültür çatışması yaşadınız mı?

Doğal olarak bir kültürle İstanbul'a geliyorsunuz ama farklı bir şey yaşamanız zor zaten. İçinde bulunduğunuz, aleinizin çevrenizin kültürü ile bir hayat kurmaya çalışıyorsunuz. Burada önemli olan şey bence yaşadığınız yerin kültürüne adapte olabilmek. Ona katkı sağlamak. İstanbul zaten dünyanın en büyük mozaiği o açıdan. İstanbul'un o eski kültürünü aldığımı düşünüyorum o dönem sevabıyla, günahıyla... Uzun yıllar yiyecek içecek sektörü ile uğraşınca dünyayla da entegre oluyorsunuz. Yutdışındaki ya da diğer ülkelerde olan kültürleri de anlama şansınız oluyor. Bu doğal olarak dağarcığınızı da geliştiriyor. Kendi kültürünüzü bir taraftan yaşarken bir taraftanda yeni yeni kültürlerle tanışıp onlarla da birlikte yaşamayı öğreniyorsunuz. Yani kültür çatışması yaşamadım. 

Turizm herkesin görevi

Ülkenin turizm potansiyelini nasıl görüyorsunuz?

Yaşanan negatifliklerden dolayı ülkenin turizminin geriye gittiği herkes tarafından bilinen bir gerçek. Ülkeye turist getirmek sadece Turizm Bakanlığı'nın ya da turizm acentalarının görevi değil, bireysel olarak hepimizin görevi olduğunu düşünüyorum. Bizim kendimizi tanıtmamız lazım. Eskilerin dediği gibi ilk önce kendi evinin önünü süpürmek gerekir. Hepimizin bu ülkeyi tanıtmak, ülkemize gelir getirmek ve yurtdışından gelecek insanlara keyifli vakit geçirmek hepimizin asli görevi olmalı. Sadece turizmcilerin işi olmamalı bu. Ülke olarak hepimizin elini taşın altına koymamız lazım. Turizm sektörünün ülkemizde yerine oturduğunu düşünüyorum Konuya vakıf, çünkü dinamizmi olan ekonomisi olan bir sektör. Tamamen tüketime yönelik ve istihdamı çok güçlü bir sektör. Dolayısıyla herkes için para demek, keyif demek. 

Bu mekanın turizme katıkısı nasıl oldu? Burada tarihi doku korunmuş mu sizce?

Keskin Holding'i tebrik etmek lazım çünkü ülkenin bulunduğu kriz döneminde bu boyutta bir yatırımı hayata geçirmek önemli bir davranış. Rahmetli Çelik Gülersoy tarafından yıllarca emek verilerek ortaya çıkarılan bu tarihi yerdeki, tarihi binaların büyük bir yatırımla tekrardan hayat bulması, lüks bir otel konseptine dönüştürülmesi, yiyecek içecek aktivitelerinin de aynı oranda, aynı kalitede hayata geçirilmesinden dolayı Keskin Holding'i yöneticilerini ve tüm çalışanlarını kesinlikle tebrik etmek lazım. Bu kadar büyük paraları buraya yatırmak tabi ki ticari ama bunu göze almak bile bir cesaret meselesi o yüzden, diyorum ülkenin turizmine ve gastronomisine büyük bir yatırım bu bence. Karşılığı da olacak olan bir yatırım. Burayı gördükten sonra şunu söyledim tarihi dokuya dokunmadan, tarihi güzellikler korunarak lüks tüketime sunulmuş bir mekân burası. Burada amacımız ve maksadımız Türkiye'ye seyahat eden üst segmentteki A plus tabir edilen misafir kitlesinin, bu tarihi merkezi lokasyonda, yüzyıllarca dünya medeniyetine başkentlik yapmış bu tarihi noktada keyifli vakit geçirmelerine vesile olmak ve orada onların keyifle ayrılmalarını sağlayıp ülkeye döviz kazandırmak.

Tepki gösterenler haksız da değil

Tarihi doku korunuyor diyorsunuz. Bu ihale sürecine tepki verenlere cevabınız bu mu?

Türkiye'de güzel şeyler yapıldığında hep tepki ile karşılanır. Haksız da değiller bir kısmı daha önce yapılan örneklerine baktığınızda maalesef negatiflikler yok değil. Tarihi dokuyu yok ederek birçok işlemin gerçekleştirildiğini görüyoruz maalesef. Ama buradaki yapı öyle değil tamamen tarihi doku korunarak yenileme, iyileştirme kalitesinin arttırılması çabası veriliyor. İşin hotel ve bina kısmı bu. Diğer taraftan Türk ve dünya gastronomisine yeni mekânlar, yeni lezzetler, yeni tatlar sunuluyor. Bunun içinde çok profesyonel dünyanın değişik memleketlerinde kendini kanıtlamış insanlardan kurulmuş bir yönetim ekibi var. Bu işin başarıya ulaşmasını istiyor. Hem konaklama, hem de yiyecek içecek ve eğlence aktiviteleriyle. Bunların ikiside aynı düzen içerisinde hayat buluyor doğrusu. Bu bina 19.yy'da yapılmış bir bina. Önemli dönemlere, önemli kişilere ve anılara evsahipliği yapmış bir bina. Bahsettiğim  gibi TURİNG tarafından hayata geçirilmiş. Uzun yıllar kullanılmış, hem Türk turizminin hizmetine hem de Türk kültürünün mirası olarak korunarak bugüne getirilmiş. Dolayısıyla aynı doku devam ediyor. Tek yapılan şey özel sektörün yatırım gücüyle o lokasyonların daha kullanılabilir, daha keyifli hale getirilmesi şu anda yapılan çalışmaların tamamı buna yönelik.

Farklı bir mekân yani nasıl tanımlıyorsunuz bu farklılığı?

Burayla ilgili dinlediğim anıların hepsi çok güzel. İstanbul'da böyle güzel bir bahçe yok. Bina zaten kendi şahsına münhasır ve şık. Eski Osmanlı ve Türk eserlerini birebir yansıtan bir bina. Şu bahçedeki  havuz muhteşem. Ağaçlar yüz yaşında neredeyse kimbilir kimlere tanıklık etti, kimlere gölge sağladı. Bu bahçeyi yaşayanlar biliyor. Ben daha çok işin özündeyim. Yoksa burası farklı amaçlar için kullanılabilir. Ama  biz bugün geldiğimiz noktada burayı insanlara huzur veren, şehrin karmaşa ve gürültüsünden uzak dinginliği yaşayabilecekleri su sesi ile  yemeklerini yiyebilecekleri, romantik bir akşam yemeği yiyebilecekleri ve bunları üst kalitede alabilecekleri bir lokasyon yaratmak. Şu an için onu başardığımızı düşünüyorum. 

Uluslararası destek

Son olarak neler söylemek istersiniz?

Keskin Holding bu yatırımı yaparken hakikaten ardında çok büyük bir tanıtım faaliyeti gerçekleştirmiş. Keskin Holding'in şu anda yaptığı Türkiye'nin turizmini pazarlamak. Türkiye'nin geleceğini pazarlamak. Buranın tanıtımı için büyük projeler hazır. Bu pazarlama faaliyeti çok iyi bir şekilde sürüyor. En kaliteli, en süratli ve şık hizmeti burada alacaklar. Zaten lokasyon olarak böyle bir bahçe yok İstanbul'da. Bu ambiyansta kaliteli hizmet ve lezzetli Türk yemekleri ile karşılaşacak. Dolayısıyla daha iyiyi elde etmek isteyen misafirlerimiz için en bilinen destinasyonlarından bir tanesi olacak çok kısa sürede. İşletmeci danışmanımız Emre Ergani doğru bir isim olarak seçilmiş bir isim. Dünyaca ünlü Nobu Miami’nin şefi Ronnie Jariyawiriya bizimle birlikte. bütün açacağımız yiyecek içecek birimlerinin ortak şefi. Yine Türkiye'de gastronominin Türkiye'de üniversitelerde kurulmasını sağlayan David Andrew Shipman yiyecek içecek bölümlerine danışmanlık yapıyor. Türk mutfağının en lezzetli yemekleri için yola çıktık. Bunun dışında bir kafemiz olacak. Sultanahmet Meydanı'na bakıp Ayasofya'ya bakıp keyifli bir kahve içmek isteyenlerin lokasyonu olacak diye düşünüyorum. Burada tamamen Türk yemeklerinin, dünya yemekleriyle birleştirildiği hem Türk yemeklerini sevenlere hem de dünya mutfağından farklı lezzetlerin sunulduğu bir menüsü olacak. 

 
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.