İstikrar için tek parti şart

Ekrem Özen

Ekrem Özen



RÖPORTAJ: Emek Karakaş 25 Mart 2015, 15:29

KSİAD Başkanı Ekrem Özen, Türkiye'nin koalisyon hükümetleri döneminde zarara uğradığını iddia ederek; “İstikrarın devam etmesi için partisi önemli değil ama mutlaka tek parti iktidarı olması gerekiyor” açıklamasını yaptı.

Türkiye'nin çeşitli yerlerinde 20 yıl öğretmenlik yaptıktan sonra ticarete atılan; bugün 80 şubesi olan Onur Marketleri'nin yönetim kurulu başkanlığını yürüten Ekrem Özen, bugünkü röportaj sayfamızın konuğu oldu. Aynı zamanda Küçükçekmece Sanayici ve İşadamları Derneği Başkanlığı'nı (KSİAD) yürüten Özen ile ekonomiden siyasete, 7 Haziran'daki seçimlerden başkanlık sistemi tartışmalarına kadar birçok konuyu konuştuk.

7 Haziran seçimlerinin Türkiye'nin geleceği açısından çok önemli olduğunu söyleyen Özen, “Son döneme baktığımız zaman doların yükselmesi bizi ürkütüyor. O da pek önemli değil. Bizi ürküten Türkiye'deki istikrarsızlığın kıvılcımlarının oluşması. Eğer böyle bir şey olursa Allah göstermesin Türkiye'nin ekonomisi de batar, kendisi de batar” ifadesini kullandı. İstikrarın devam etmesi için tek parti hükümeti olmak zorunda olduğunun altını çizen Özen, “Benim bakış açım tek parti. Bu AK Parti de olabilir, MHP de olabilir, CHP de olabilir. Hangisi olursa fark etmez ama tek parti yönetiminde Türkiye kazanır” şeklinde konuştu.

Küçükçekmece İş Adamları Derneği'nin iki büyük projesi var. Expo Sanayi Fuarı ve Küçükçekmece Alışveriş Festivali. Bu çalışmalar hakkında bilgi verir misiniz?
Küçükçekmece'de bir ilki gerçekleştireceğiz. Küçükçekmece Expo Sanayi Fuarı 27 – 28 – 29 Ekim'de Küçükçekmece Nikah Sarayı'nda gerçekleştirilecek. 25 – 26 ve 27 Kasım'da da Cennet Kültür Merkezi'nde Alışveriş Festivali yapacağız. Sizin aracılığınız ile Belediye Başkanımıza ve Kaymakamımıza çok teşekkür etmek istiyorum. Bu teklifle kendilerine gittiğimizde çok olumlu karşıladılar ve destek verdiler. Ortak bir protokol imzaladık. Aşağı yukarı 250 – 300 firma katılacak. Onların desteği ile ilçemizdeki sanayicilerimizi, iş adamlarımızı bir noktada buluşturacağız, tanıştıracağız. Sadece şahsi tanıştırmakla kalmayıp işlerini birbirine tanıştıracağız. Kimin ne ürettiğini, kimin hangi sektörde olduğunu anlatacağız ve birbirleriyle faydalandıracağız. Alışveriş fuarına da 170 ila 200 firma katılacak. Tüm halka açık bu etkinlikte firmalar ürettiklerini orada sergileyecekler, indirimler olacak, promosyonlar olacak. 

Firmaların tepkisi nasıl?
Çok olumlu... Bünyemizdeki sanayici arkadaşlarımız ciddi destek veriyor. Mesela Esenyurt bölgesinde yanılmıyorsam 300'e yakın bir katılımcı var ve yer kalmamış. Biz de Nisan ayında stant satışlarına başlayacağız. Umut ediyorum ki katılım çok yüksek olacak. Derneklerin amaçların bir tanesi bulunduğumuz bölgenin yaşanılabilir, daha iyi hizmet sunulabilir bir noktaya gelmesi. Burada hem belediye hem kaymakamlıkla beraber çalışıp halka daha iyi sunmak adına sanayicimizi halkla bir araya getirip, tanıştırmak istiyoruz. Bu biçimiyle düşündüğümüzde böyle bir misyon da üstlenmiş olabiliriz. 

STK'ların önemi anlatılmalı

İş adamı ve sanayici dernekleri çok fazla ama hala kendi üyesinin bile sorunlarına çözüm bulamıyor görüntüsü var. Bu noktada derneklerin daha aktif olması için neler yapılabilir?
Maalesef böyle bir sorun var. bunun temel nedeni ise halkımızda sivil toplum kuruluşu bilinci yok. Çoğu ülkelerde sivil toplum kuruluşu üyeliği üçüncü bir meslek olarak öngörülmekte. Ama maalesef bizim ülkemizde bu bilinç yok. Bizim bütün sıkıntımız burada. Adam 'ben derneğe üye olacağım ama dernek bana ne verecek' diye soruyor. Halbuki derneğe üye olmak bir sosyal sorumluluktur, bir gönüllülük işidir, toplumda var olmak işidir. Bu bakış açısını değiştirmemiz lazım. Bu da eğitime bağlıdır. Sivil toplum kuruluşunun öneminin anlatılması lazım. Burada da devletimizin ve üniversitelerin devreye girmesi lazım. Bizim derneğimiz Küçükçekmece'de devletin her kademesinde çokça kabul görüyor. Bu da bizi onurlandırıyor. Ama halkın sivil toplum kuruluşuna bakışının değişmesi gerekiyor. 

2014 seçimlerinde Küçükçekmece'de parti değişmedi ama Belediye Başkanı değişti. İlçenin son 10 yılını ve son bir yılını değerlendirmenizi istersek neler söyleyeceksiniz?
Son 10 seneye bakacak olursak Küçükçekmece gerçekten bir değişime uğradı. Eğitim bakımından, kültür bakımından, yapısal olarak değişime uğradı ve kabuğunu yırttı diyebiliriz. Neden derseniz, Aziz Bey (Belediye eski Başkanı Aziz Yeniay) gerçekten belediyeciliği çok iyi bilen, on yıllarca Büyükşehir Belediyesi'nde imar komisyonu başkanlığı yapan, projeciliği çok iyi olan birisiydi. Çekmece'ye özellikle eğitim konusunda çok önem verdi. Şu an 3 tane üniversitemiz var, şu an dördüncüsünün gelmesi ile çalışmalar var. Kültür merkezlerinin, bilgi evlerinin yapılması ilçe için olumlu hizmetlerdi. Son 1 seneye baktığımızda ise bu hizmetlerin devam ettiğini görüyoruz. Temel Başkan da (Küçükçekmece Belediye Başkanı Temel Karadeniz) çok değerli bir isim ve Çekmece için gerçekten bir şanstır. Çünkü Çekmece'yi bilen, uzun yıllar ilçe başkanlığı yapan, Aziz Başkan ile beraber çalışan birisi. Aynı kadronun devam etmesi açısından çok değişen bir şey olmadı; hizmetler başarılı bir biçimde sürüyor. 


Yan yana firmalar zarar veriyor

Yıllardır perakende sektörünün içindesiniz. Bu sektörün sorunları, sıkıntıları neler?
Ben perakende sektörünü en zor sektörlerden biri olarak görüyorum. Türkiye'de sektörde ayakta kalmak çok zor. Neden derseniz, herhangi bir yasası yok. Herhangi bir etik kuralı yok. Düzeysiz bir şekilde yapılıyor. Çok seviyesiz, acımasız ve bilinçsiz bir rekabet ortamı olduğu için zor. Bu rekabet ortamı da çok sayıda insanı da mağdur ediyor. Üreticiyi mağdur ediyor, çalışanı mağdur ediyor, firma sahibini mağdur ediyor... Durum böyle olunca gerçekten Türkiye'deki perakende sektörü şu anda hak ettiği düzeyde değil. Çok çok gerilerdeyiz. Bizim Onur Market olarak 80 şubemiz var. biz, ciddi bir hizmet sektörüdür diyoruz, kurumsal bir biçimde bunu yapıyoruz. Ama kurumsal yapmayanlar bizi çoğu konularda çok zorluyor. 

Devletin bakış açısının sektöre etkisi oluyor mu?
Tabi ki... Bizi zorlayan konulardan biri de devletin bakış açısı. Dediğim gibi bir yasası, kuralı yok. Her isteyen istediği yere, istediği noktaya mağaza açabiliyor. Bu konuda ben şahsen ciddi bir mücadele veriyorum. Küçükçekmece Kent Konseyi Yürütme Kurulu Ekonomik İlişkiler Komisyonu'nun başkanlığını yürütüyorum. Bu konuda Belediyemize bir teklif hazırladık; bu teklif belki Belediye üzerinden Bakanlığa kadar gidecek. Nedir bu teklif, aynı işi yapan birbirine yakın işyerlerine ruhsat verilme olayı. Bu ciddi şekilde bizi rahatsız ediyor. Adamın marketi var, bir başkası müracaat ettiğinde hemen yanına market açabiliyor, buna ruhsat veriliyor. Bunu engellemek için ciddi şekilde çalışıyoruz. 

Bir de yabancı sermayenin gelip Türkiye'de büyük mağazaları satın alması da sektörün sıkıntılarından biri olarak biliyoruz. Sizin bu konuya bakış açınız nasıl?
Benim yabancı sermaye ile ilgili farklı bir düşüncem var. Yabancı sermayeye karşı değilim. Yabancı sermayenin Türkiye'ye gelmesi olumludur, artı kazançtır. Ama bizim sektörümüzde yabancılar geldiği zaman mevcut işyerlerimizi alıyor; yatırımı ise kendi memleketlerine yapıyorlar. Ben bunu bir nevi sömürü aracı olarak görüyorum. Biz yereller ne yapıyoruz, kazanımımızı kendi ülkemize yatırıma dönüştürüyoruz, istihdama dönüştürüyoruz, devlete katma değere dönüştürüyoruz. Ama adamlar bizim mevcut, çalışır vaziyetteki işyerlerimizi devralıyorlar. Buraya gelip bir yatırım yapmıyorlar, fabrika kurmuyorlar, istihdam yaratmıyorlar. Mevcutu aldıkları zaman sıkıntı oluyor. Kendi kazandıklarını yine kendi ülkelerine götürüyorlar. Türkiye'nin bu noktada bir kazancı olmuyor. 

Koalisyon kriz getirir

İnşaat sektöründe de çalışmalar yapıyorsunuz. Sadece İstanbul değil ülkenin her yanında yeni binalar, rezidanslar, gökdelenler yapılıyor. Türkiye'de inşaata doymadı mı?
Umarım inşaat sektörü bu çıkışını sürdürür. Aşağı yukarı sektörlerin yüzde 5 – 6'sını kapsıyor. Ama bu da gerçekten zor bir sektör. Burada da bir sıkıntı yaşanıyor. Dönem dönem yaşanan satış sıkıntısı yine kendini gösteriyor. İnşaat sektörü istihdama katkı sunar ama perakende sektörü kadar değildir. 
Bir ekonomik krizin Türkiye için tehlike sinyalleri vermeye başladığı ve özellikle 2015'in ikinci yarısından sonra etkisini göreceğimizi dair söylemler var. Siz ekonomiyi nasıl görüyorsunuz, kriz söylemlerine katılıyor musunuz?
Ekonomik olarak 2013 ile 2014'ü kıyasladığım; net veriler üzerinde bir değerlendirme yaptığım zaman aşağı yukarı 3 kat bir küçülme olduğunu görüyorum. Bu da tabi ki çok büyük bir dezavantajdı. Bu çok daha eksiye düşebilir, büyüme durabilirdi. Ama Türkiye için büyük bir şans oldu, özellikle son çeyrekte akaryakıt fiyatlarının düşmesi bir nebze olarak kurtardı. Son döneme baktığımız zaman doların yükselmesi bizi ürkütüyor. O da pek önemli değil. Bizi ürküten Türkiye'deki istikrarsızlığın kıvılcımlarının oluşması. Eğer böyle bir şey olursa Allah göstermesin Türkiye'nin ekonomisi de batar, kendisi de batar. 

Nasıl bir istikrarsızlıktan bahsediyorsunuz?
Siyasi bir istikrarsızlık...

Haberlerde ekonomi konuşulmuyor

Yani 7 Haziran'daki seçimde AK Parti yine tek başına iktidar mı olmalı?
Ben AK Parti açısından demiyorum. Benim bakış açım tek parti. Bu AK Parti de olabilir, MHP de olabilir, CHP de olabilir. Hangisi olursa fark etmez ama tek parti yönetiminde Türkiye kazanır. Bugüne kadar Türkiye ne kaybettiyse koalisyonların yüzünden kaybetmiştir. Ekonomi içn istikrar şarttır, iktikrar için de tek başına parti şart. Bunun için ben seçimlerden sonra eğer bir tek parti istikrarlı bir şekilde çıkıp yoluna devam ederse ve ekonomiye yönelirse kriz olacağını düşünmüyorum. Şu anda ben neredeyse haberleri izlemek istemiyorum. Çünkü ekonomiyle ilgili bir tek söz geçmiyor, yatırımla ilgili en ufak bir söylem yok. Bunun için şu anda ekonomi adına bütün umutlarımızı seçim sonrasına bıraktık. Seçimde eğer istikrarlı bir hükümet kurulursa ekonomi kesinlikle katlayacaktır. Büyüme kesinlikle olacaktır. 

7 Haziran seçimleri için 'çok önemli, çok farklı bir seçim olacak' değerlendirmesi yapılıyor. AK Parti'de Erdoğan'ın Cumhurbaşkanı olması, HDP'nin parti olarak seçime girme kararı, CHP'nin ön seçim yapıyor olması gibi etkenlerin seçim sonuçlarını da etkileyeceği ifade ediliyor. Siz nasıl değerlendiriyorsunuz. Gerçekten farklı bir seçim mi olacak? Sonunda size göre nasıl bir tablo çıkar?
Cenab-ı Allah memleketimiz için, halkımız için, milletimiz için hangisi hayırlısıysa onu nasip etsin. Dediğiniz gibi biraz farklı bir seçim stiline doğru gidiyoruz. Ve sonucu şu anda kestirmek çok zor. Ümidim, temennim tek partinin çıkması. 

Çözüm süreci ekonomiyi güçlendirdi

Devam eden bir çözüm süreci var. Siz de o bölgenin insanısınız. Çözüm sürecinin Doğu'da ve Güneydoğu'da nasıl bir etkisi oldu?
Çözüm süreci için Cumhurbaşkanı Erdoğan'a teşekkür ediyorum. Bir vatandaş olarak kendisine minnettarım. Çünkü eğer ileriyi görüp o adımı atmasaydı, Diyarbakır konuşmasında 'bugüne kadar inkarcılık politikası üretilmiş ama biz inkarcı değiliz, varız, kardeşiz' demeseydi; Gezi olayları ile beraber Türkiye bir Suriye olacaktı. Erdoğan bunu önledi. Barış süreci ülke için hayırlı bir süreçtir. Yine söylüyorum, muhalefetiyle beraber herkesin demokratik bir sistem içerisinde bu sürecin bitirilmesi için çaba göstermesi gerekiyor. Bu her vatandaşın en büyük arzusudur. Çünkü çok bedel ödedik. Buna katkı sunmak bir vatandaşlık görevidir. 

Süreç bölgede ekonomik kalkınmayı da sağladı mı?
Sadece o bölge değil tüm ülkede kalkınma sağlandı. Eğer bir büyüme yaşandıysa bu sürecin etkisidir. Çünkü Türkiye'nin bütçesinin büyük bir kısmı mermiye, dağa atılan kurşunlara akıyordu. Bugün bunlar önlendi. Sadece o bölgenin değil Türkiye'nin ekonomisine büyük katkı sağladı. 

Tüm partilere eşit mesafedeyiz
Dernek olarak her siyasi partiye eşit mesafede olduklarını söyleyen Ekrem Özen, “7 Haziran'daki seçimlerle ilgili dernek olarak bir tavır alacak mısınız? Örneğin yönetim kurulunuzdan bir isim milletvekili adayı olsa onu ve dolayısıyla da partisini destekler misiniz” sorusuna şöyle yanıt verdi, “KSİAD olarak her yerde söylüyoruz; kesinlikle her siyasi partiye eşit mesafede yakınlıkta ve eşit mesafede yakınlıktayız. Bizim kapımız herkese açık. Kapımızı çalan herkes tüzükteki şartlarımıza uyuyorsa üyemiz de olabilir, gelip burada görev yapabilir, sorunlarını da anlatabilir. Makul ölçülerdeki sorunları iletilmesi gereken yerlere iletilir. Bizim yönetim kurulumuzda her partiden üyelerimiz var. Hangi arkadaşımız neredeyse biz onun yanındayız. Ama ona destek için onun yanındayız. Onun yanında olmamız demek biz o partiliyiz anlamına gelmiyor.”

Başkanlık sistemi gerekli
KSİAD Başkanı Ekrem Özen, “Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın başkanlık sistemiyle ilgili açıklamaları var. Size göre Türkiye'de başkanlık sistemi gerekli mi?” sorusuna şu cevabı verdi, “Türkiye'nin eğer büyümesini, gelişmesini, medeni bir ülke olmasını istiyorsak başkanlık sistemine geçmemiz gerekiyor. Ama sağlıklı ve hakim olabilecek bir yapıyla gerçekleştirilmesi lazım. Temelleri sağlam, taşları yerine oturmuş bir şekilde; muhalefetin de katkı sunmasıyla olabilecek bir başkanlık sisteminden bahsediyorum. Demokrasinin kuralları içerisindeki bir başkanlık sistemi Türkiye'yi gerçekten büyütecektir, bunun aksi Türkiye'yi kaosa götürür.”

Önce öğretmen sonra esnaf
1958 yılında Ağrı'nın Patnos ilçesinde dünyaya geldim. 20 yıllık bir öğretmenlik hayatım var. Öğretmenlik süresince ailem ticaretle uğraştığı için ticaretle de içli dışlıydım. 20 yıldan sonra ticaret ağır bastı. Öğretmenliği bıraktım ve ticarete devam ettim. O gün bugündür de ticaretin içerisindeyim. Önce Ağrı, sonra İstanbul'da hem perakende hem de inşaat sektöründe çalışmalarımızı sürdürüyoruz. İstanbul ve Trakya'da 80 şubesi olan Onur Marketler Grubu'nun Yönetim Kurulu Başkanlığı'nı sürdürüyorum. 

KELİME OYUNU
Aile: Benim varlığım
Çocuk: Herşeyim
Siyaset: Mesafe
İstanbul: Trafik
Türkiye: Vatan
Dostluk: Güzel
Geçmiş: Hep hüzünlendirmiştir
Gelecek: Heyecanlandırmıştır
İş: Benim varlığım
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.