banner250

"İzm"lerden uzak: Gerard Richter


Kutsal Amaç Kuruhan

Kutsal Amaç Kuruhan

10 Ocak 2017, 18:42

     "Bir fotoğraftan resim yaptığımda bilinçli düşünme gerekmiyor" demiş sanat tarihi içerisinde dolu dolu yarım asır geçiren sanatçı. İkinci Dünya Savaşı sonrası 20.yy modern sanatına ve günümüz çağdaş sanatına hakim biri Richter. Nazi Almanyasını, Berlin Duvarı'nın yıkılışını, Pop-Art'ın doğuşunu, Duchamp'ın çizdiği çağdaş sanat yolunu görmüş ve .yy sanatına da hala katkı sağlamayı ihmal etmeyen bir sanatçı.
     Kimi zaman yasaklar yüzünden çok sayı da sanatçıyı okuyamamış, tanıyamamış, anlayamamış bir çocuk. Yaşadığı yer Sovyet kontrolünde olduğundan Nazilerin yasakladıkları her blgiye rahatça ulaşabiliyordu. Onu çizmeye iten nedenlerin ilki: Goethe,  Nietzsche gibi yazarların resimli kitapları. Çokça sanat kitabı kurcalayn küçük Richter, Velazquez'in, Lovis Corinth'in,  Dürer'in resimlerinin kendisi için ilk örnekler olduğunu söylüyor.
     Gençliğinde dönemin koşulları sebebiyle formalist sanata uzak kalıyor. Bu şartlarla beraber Guttosa'yı ve Picaso'yu incelemeye fırsat bulan Richter, gençlik dönemindeki sanat anlayışını şöyle dile getiriyor: "Kendimi dışlanmış hissediyordum. Kıskançlık duyuyordum ve canım sıkkındı. Suluboya resimde tüm bu öfkeyi yansıtmıştım. 16 yaşımdaydım, yazdığım şiirlerde öyleydi. Romantik ama aynı zamanda buruk ve nihilist." Bu sözlerini kendini Nietzsche ve Hesse'ye benzeterek bitiriyordu.
     Düsseldorf Akademisi'ne geçene kadar ki süreçte bir çok farklı işle uğraştı fakat hiçbirinde tutunamadı. Her fırsatta sanat okumaları yapmaya devam etti. Müzelere resim yapmaya da başlamıştı. Yeni sanatçılarla ve galeri sahipleriyle tanışıyor  ve sürekli gezintilere çıkıyordu. Yaptığı işler çok coşkulu bir şekilde takdir ediliyordu. Halk kurslarında öğretmenlik yapmaya başlamıştı ve Richter'a küçükte olsa bir atölye tahsis edilmişti. Artık kariyerinin iyi noktalarına emin adımlarla ilerliyordu. Kimi zaman ise yeni tanıdığı sanatçılar -Jackson Pollock, Lucio Fontana- bakış açısını değiştiriyordu aynı Pop-Art ve çağdaş sanatla tanıştığında da olacağı gibi.
     Farklı tekniklere her zaman aç olan sanatçı olgunluk dönemi eserlerinde fotogerçekçiliğe çokça yer verecekti. Tuval üzerine yağlıboya Richter'ın genel olarak tavrı olsa da Marcel Duchamp'ın açtığı çağdaş sanat yolunun da etksiyle camı kendisine malzeme edinecekti.
     Richter, her zaman için sanat akımlarına bağlı kalmayı yeğlemese de akademi de Karl Otto Götz'ün eğitimine katılacak ve burada Sigmar Polke ve Palermo ile tanışacaktı. Akademiye yeni gelen eğitimci Joseph Beuys'un öğretileri sebebiyle de Fluxus akımının tam içine doğacaktı.
     Almanya sanatına bağlı olan Richter'ın ilgisini, çok uzaklardan doğan bir sanat akımı çekecekti: Pop-Art. Bu akımla kesişen bir çok noktası vardı: Güncel olaylar, kitle kültürü, medya, popüler olan objeler ve subjeler, tüketim toplumu. Hiçbir döneminde medyatik olmayan sanatçı, bu konuyu rahatlıkla işleyebilecekti.
     Fotogerçekçi olarak anılacak sanatçının asıl amacı, fotoğrafı olduğu gibi tuvale aktarmak. Somut sanatın sonunu getirdiği düşünülen fotoğraf makinesinin aynen tuvale aktarılması düşündürücü ve köşeye yatırıcı. Sanat haytının büyük bir kısmını buna ayıran sanatçı şüphesiz çeşitli eleştirilere de maruz kaldı: Acaba bu basitlik miydi ya da kolaya kaçmak mıydı? Kendini tekrar mı ediyor? Yoksa kendine has belirlediği bir stil miydi?
     Fotoğrafın kendisi için en büyük esin kaynağı olduğunu ve koşulsuz en kusursuz resim olduğunu dile getiriyordu. Fotoğrafı, özerk ve değişmez olarak tanımlıyordu.
     Yeni milenyumda dahi hala çalışmaya, iş üretmeye hevesli olan Richter'ı son olarak şu alıntıyla özetleyebiliriz: "Dünyanın yaşayan en önemli ve ne saygın sanatçıları arsında gösterilen Richter'ın -80.yaşına özel açılan sergi- sergisi portrelerden, cesur renk paletini yansıtan soyut dışavurumcu resimlere, renk skalası şeklinde geometrik soyut tablolara, aile mensuplarının bulunduğu eserlere, mum serisine varana kadar sanatçının 50 yılı aşan muhteşem kariyerinin bir defilesi halinde sanatseverleri kendisine hayran bıraktı."
     Sanatçının bazı eserleri: Carmine, Sailors, 1024 Farben, Lake Lucerne, Girl in Deckchair, Abstrakes Bild
 
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.